müşteri temsilciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müşteri temsilciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2024 Pazartesi

Müşteri Neden Gider?

Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.


Giriş Notu: Bu makaleyi kurumlara hizmet üreten firmalar için yazdım. Ajanslar, danışmanlık ve eğitim şirketleri, yazılım ve bilişim firmaları, mali müşavirler, hukuk büroları, lojistik ve nakliye firmaları, temizlik, güvenlik, catering, bakım-onarım, insan kaynakları firmaları ve benzeri firmalara bin bir emekle kazandıkları müşterileri kaybetmemek için neler yapmaları gerektiğini anlatmaya çalışacağım. Elbette bu makalede yazılanlar B2B alanında üretici olan veya ticaret yapan firmalar için de faydalı ipuçları içermektedir.

 

Eldeki kuş, daldaki kuştan daha değerlidir.

Yeni müşteri kazanmak çok emek ister, pazarlama yapmak çok para ister. Ama hali hazırdaki müşterilere kaliteli hizmet vermek ve onların takdirini almaya devam etmek bir firma için en önemli hedef olmalıdır. Çünkü patron dahil şirkette çalışan herkesin kazançlarını ve şirketin tüm olanaklarını karşılayan aktif müşterilerdir, yani size her ay düzenli ödeme yapan eldeki müşterilerdir. 

 

Firmaların çoğu müşteri kazandığında sevinir. Toplantıda duyurulur, tebrik edilir, belki bir kutlama yapılır. Müşteri kaybettiğinde ise çoğu zaman kimse fark etmez. Çünkü müşteri kaybı gürültülü olmaz. Sözleşme yenilenmez, iş azalır, telefon seyrekleşir ve bir gün birileri “şu firma bir süredir bizden hizmet almıyor galiba” der.

 

Çoğu zaman müşteri pasifleşir, yani hizmet alımını durdurur. Pek çok firmanın carilerinde binlerce müşteri vardır ama son 3 ayda bunların sadece beşte birine hizmet vermiş ve fatura kesmiştir. Hatta yarısına son bir yılda hiç hizmet vermemiş ve fatura kesmemiştir. Sizden uzun süredir hizmet veya ürün almayan müşteri pasif müşteridir. Onları da kaybedilen müşteriler olarak görmeniz gerekir. Ama onlar hiç çalışmadığınız müşterilerden daha kolay kazanılabilir.

 

Eğer satış departmanınız her ay bu konuda istatistik çıkarıp incelemiyorsa müşterinin pasifleşmesi çok zor fark edilir.

 

Kovanın deliğini tıkamadan içine su taşımak, satış departmanlarının en yorucu ve en verimsiz halidir. Yeni müşteri kazanmak zordur ve pahalıdır; mevcut müşteriyi elde tutmak ise çok daha ucuzdur. Buna rağmen pek çok hizmet firması bütün enerjisini yeni iş peşinde harcarken, elindekilerin sessizce erimesine seyirci kalır.

 

Hizmet işinde bu mesele, ürün satan firmalardakinden çok daha kritiktir. Sebebini üç maddede açayım:

·         Sattığınız şey elle tutulmaz. Müşteri bir makine almıyor; bir vaat, bir emek ve bir güven alıyor. Böyle bir ilişki, memnuniyetsizlik başladığında çok daha hızlı çözülür.

·         Geliriniz tekrarlıdır. Ürün satan firmada müşterinin gitmesi bir siparişi kaybettirir; hizmet firmasında bir gelir akışını kaybettirir. Aylık şu kadar ödeyen bir müşteri gittiğinde, o rakamın on iki katı, hatta ilişkinin kalan ömrü kadarı gitmiş olur.

·         Sizin işiniz görünmezdir. İyi iş çıkardıkça sorun azalır, sorun azaldıkça müşteri neden para ödediğini unutur. Buna hizmet sektörünün en acı paradoksu diyorum: işinizi ne kadar iyi yaparsanız, o kadar gereksiz görünürsünüz.

 

Bu makalede önce müşteri kaybının neden görünmez olduğunu, sonra gerçek sebeplerini on iki başlıkta, ardından erken uyarı sinyallerini, ölçüm sistemini ve elde tutma programını anlatacağım.

Uzun bir yazı olacak. Ama sabırla okursanız işinize yarayacak bölümlere mutlaka rastlayacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar.

 

MÜŞTERİ KAYBI NEDEN GÖRÜNMEZ?

Bir müşteriyi kaybetmek ani bir olay değildir; aylar süren bir çürümenin son adımıdır. Kararın alındığı gün ile size bildirildiği gün arasında genellikle uzun bir mesafe vardır.

 

Bunun görünmemesinin üç sebebi var:

·         Birincisi, müşteri şikâyet etmez. Memnuniyetsiz müşterilerin çok küçük bir kısmı firmaya resmî olarak şikâyette bulunur. Kalanı sessizce gider ve memnuniyetsizliğini çevresine anlatır. Bir araştırmaya göre memnuniyetsiz müşterilerin yirmi altısından yalnızca biri firmaya şikâyette bulunuyor. Yani karşınızda duran her bir şikâyetin arkasında, hiçbir şey söylemeden gitmeye hazırlanan bir kalabalık var.

·         İkincisi, hizmet ilişkisinin bitişi belirsizdir. Ürün satışında müşterinin siparişi kesildiğinde bunu görürsünüz. Hizmette ise iş yavaş yavaş azalır: kapsam daralır, projeler ertelenir, sözleşme “bu sene şimdilik uzatmayalım” denir. Her adım tek başına masumdur.

·         Üçüncüsü, ilişki yürüten kişi kötü haberi yukarı taşımaz. Müşteri temsilciniz, müşterinin soğuduğunu genellikle sizden önce fark eder. Ama bunu size söylemesi, kendi başarısızlığını itiraf etmek gibi gelir. Bu yüzden son ana kadar “iyi gidiyor” der. Kötü haberin gecikmeli gelmesi, çoğu zaman kurtarma şansını da yok eder.

 

Kaybın Bedelini Hesaplayın

Müşteri kaybı görünmez olduğu için bedeli de hesaplanmaz. Oysa hesabı çok basittir ve bir kez yaptığınızda bakışınız değişir.

 

Dünya markası Bosch firmasının kurucusu Robert Bosch’un “Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” sözü öylesine söylenmiş bir söz değildir.

 

Bir müşterinin size yıllık 600.000 TL getirdiğini ve ortalama 4 yıl kaldığını varsayalım. O müşterinin yaşam boyu değeri 2,4 milyon TL’dir. Yerine yenisini koymanın maliyeti ise sadece satış masrafı değildir: teklif hazırlama emeği, tanışma toplantıları, ilk aylardaki öğrenme dönemi, ekibin yeni işe adaptasyonu…

 

Şimdi şu soruyu sorun: Geçen yıl kaç müşteri kaybettiniz ve toplam yaşam boyu değerleri neydi?

 

Bu rakamı hesaplayan bir yönetici, ertesi gün elde tutma konusuna bambaşka bir gözle bakar. Çünkü çoğu hizmet firmasında bu rakam, o yıl yeni müşteri kazanmak için harcanan bütün çabanın karşılığından büyüktür.

 

FİRMALAR NEDEN MÜŞTERİ KAYBEDER?

Carilerinizde bulunan müşterilerden bazıları neden pasifleşti, neden artık sizden ürün/hizmet almıyor veya artık neden sizi terk ettiler, neden “sizinle artık asla çalışmayacaklarını” ifade ettiler? Bu soruların cevaplarını merak ediyor musunuz? Merak etmelisiniz. Çünkü bu soruların cevapları firmanızı mükemmelleştirmek için size çok kaliteli ipuçları verecektir.

 

Pek çok türden firmanın pasifleşen veya terk eden müşterileriyle araştırmacılar tarafından yapılan görüşmelerde (doğrudan mülakatlar, telefon anketleri ve derinlemesine görüşmeler) çalıştıkları tedarikçileri "neden bıraktıkları" analiz edilmiştir.

 

Akademik düzeyde makalelerin ve araştırmaların yayınlandığı ünlü iş ve işletme dergisi Harvard Business Review’da (Haziran, 2019) yer alan bir yazıda (How B2B Companies Can Win Back Customers They've Lost, Cespedes & Poblete) B2B şirketlerinin kaybettiği müşterileri analiz etme ve geri kazanma dinamiklerini incelemişlerdir. B2B'de ana kayıp nedeni genellikle tek bir "kötü hizmet" veya "yüksek fiyat" değildir. Firmaların %70'inden fazlasında kayıp gerekçesi; iç organ değişimi (müşteri tarafındaki kilit satın alma yöneticisinin değişmesi), süreç uyumsuzlukları ve satış sonrası ilgisizlik/iletişimsizliktir.

 

2015 yılında yapılan bir başka araştırmada telekomünikasyon ve B2B sektörlerinde kayıp müşterilerle yapılan geri kazanma görüşmelerinin verileri analiz edilmiştir. Müşterilerin ayrılma sebebinin "fiyat" mı yoksa "hizmet kalitesi" mi olduğuna bağlı olarak geri kazanılabilme olasılıklarının değiştiği görülmüştür. Hizmet kalitesi nedeniyle ayrılan müşterilerin, sorun çözüldüğünde geri dönme ve daha yüksek yaşam boyu değer (CLV) sunma olasılığının fiyat nedeniyle ayrılanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.

 

Accenture'ın 2019 yılında yayınladığı "Service is the New Sales" başlıklı araştırmanın en çarpıcı bulgusu şudur: B2B alıcılarının %80'i, hizmetini kendi beklentileriyle uyumlandıramayan tedarikçisini terk etmiştir. Bu cümleyi bir kez daha okuyun. Burada "kötü ürün" yok, "pahalı fiyat" yok. Burada olan şey, tedarikçinin verdiği hizmetle müşterinin beklediği hizmetin birbirinden kopmasıdır. Araştırma ayrıca, alıcıların dijital araçlarla insan temasının bir arada yürümesini beklediğini, birini diğerine tercih etmediğini de ortaya koyuyor. Yani müşteri ne sizi robotlaşmış görmek istiyor, ne de her şeyi telefonla halletmek. Bunun bize söylediği şudur: müşteri sizden ayrılırken çoğu zaman "kötüydünüz" demiyor. "Bana uymuyordunuz" diyor. Ve uyumsuzluk, ilk günden itibaren konuşulmadığı için yıllar içinde sessizce birikiyor.

·         Bu araştırma on ülkede ve on altı sektörde, 748 B2B alıcısı ile 1.499 B2B satıcısıyla yapılmıştır. Yani hem alan hem de satan tarafa aynı anda sorulmuştur ki bu, bu tip araştırmalarda ender rastlanan bir titizliktir.

 

Küresel B2B pazar araştırma kuruluşu B2B International tarafından 2010’lu yıllarda yaptırılan araştırmalar B2B sanayi, imalat ve profesyonel hizmet sektörlerindeki yüzlerce kayıp müşteri görüşmesinden elde edilen verileri kapsamaktadır. Bu araştırmalardan derlenen bilgilere göre B2B müşterilerinin doğrudan rakibe geçiş nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır:

•         %35–40 Hizmet Teslimatı ve Güvenilirlik: Müşteri ilişkileri yöneticisinin ilgisizliği, taahhüt edilen teslim sürelerinin aksaması veya proaktif yaklaşım eksikliği.

•         %25–30 Fiyat / Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO): Rakiplerin daha cazip koşullar sunması veya fiyata karşılık alınan değerin net hissedilememesi.

•         %15–20 Ürün / Çözüm Yetersizliği: Müşterinin büyüyen/değişen ihtiyaçlarına firmanın teknolojik veya operasyonel olarak yanıt verememesi.

•         %10–15 İç Organizasyonel Değişimler: Satın alan firmanın birleşmesi, satın alınması veya üst yönetim stratejisinin değişmesi.

 

Bir başka araştırmada B2B alanında sözleşmesiz (spot veya sipariş bazlı) çalışan firmaların sipariş sıklıklarındaki düşüşü ve terk sebeplerini veri madenciliğiyle incelemişlerdir. Bu araştırmanın bulgularına göre; B2B müşteriler doğrudan "ilişkiyi kestim" demez; sipariş aralıklarını uzatarak ve sipariş hacmini rakiplere kaydırarak pasifleşir (Sessiz Kayıp). Yapılan görüşmelerde, erken uyarı sinyalleri fark edilip müdahale edilmediği için kopuşun gerçekleştiği görülmüştür.

 

Earl Naumann ve arkadaşlarının 2010 yılında Journal of Marketing Management dergisinde yayımlanan araştırması ise daha rahatsız edici bir gerçeği ortaya koyuyor. Tesis yönetimi sektöründe iki aşamalı olarak yürütülen çalışmada, tedarikçisini terk eden firmalar incelenmiş ve şu bulguya ulaşılmıştır: Ayrılan firmaların yaklaşık %90'ı, ayrılmadan önce mevcut tedarikçisinden memnundu. Yani memnundular ve yine de bir yıl içinde başka bir tedarikçiye geçtiler. Bu bulgu, pek çok patronun en sevdiği cümleyi çürütüyor: "Bizim müşterilerimiz memnun, anketlerde hep yüksek puan alıyoruz." Memnuniyet, sadakat demek değildir. Memnuniyet sizi sadece şikâyet listesinden çıkarır; tercih listesinden çıkarmaz.

 

Araştırmanın ikinci bulgusu daha da düşündürücü: Müşteriler, kendi beyan ettiklerinden çok daha fazla oranda fiyat gerekçesiyle tedarikçi değiştiriyorlar. Memnun oldukları halde ayrılanların yarıdan fazlası ayrılık sebebi olarak fiyatı göstermiş, çok daha küçük bir bölümü ise “daha iyi bir ilişki bulduk” demiştir.

·         Müşteride sizden ayrılma enerjisi biriktiğinde, fiyat o enerjinin boşaldığı kapı olur. Yani fiyat, ayrılığın sebebi değil, ayrılığın kılıfıdır. Bir müşteriyle aranızda gerçek bir bağ, görünür bir değer ve süregelen bir ilgi varsa, rakibin ucuz teklifi masada kalır. Bunlar yoksa, o teklif ayrılığı tetikleyen son dokunuş olur.

·         Memnun bir müşteri, sadık bir müşteri değildir. Sadakat memnuniyetle değil, ilgi ve görünür değerle kurulur.

 

Bu tip araştırmalar tüketicilere yönelik abonelik bazlı ürünler/hizmetler satan B2C firmaları tarafından da yaptırılmıştır.  

•         1995 yılında Prof. Susan M. Keaveney'nin Journal of Marketing’de yayımlanan araştırmasında, hizmet sektöründe başka markaya/firmaya geçen 500’den fazla bireysel müşteriyle birebir görüşülmüştür. Görüşmelerin bulgularına göre; müşterilerin %44'ünün temel hizmet başarısızlığı (ürün/hizmet hatası), %34'ünün olumsuz çalışan davranışı (kabalık, ilgisizlik), %30'unun fiyatlandırma (fiyat artışları, gizli ücretler) ve %21'inin erişim/rahatsızlık nedeniyle ayrıldığı saptanmıştır. Müşterilerin çoğunlukla tek bir nedenle değil, birden fazla olumsuz deneyimin birikmesiyle ayrıldığı ortaya konmuştur.

•         1999 yılında Prof. Bernd Stauss ve Prof. Christian Friege, şirketlerin terk eden müşterileriyle yaptıkları mülakatları ve geri kazanma (win-back) süreçlerini incelemiştir. Pasif müşterilerin önemli bir kısmının "sessizce bırakanlar" olduğu görülmüştür. Bu müşteriler firmaya hiçbir şikayette bulunmadan satın almayı keser. Görüşmelerde en sık belirtilen sebep, firmanın müşteriyle olan iletişimini kesmesi ve "ilgisizlik" hissettirmesidir.

 

B2B kayıp müşteri analizinin B2C’den temel farkları aşağıdaki gibi açıklanabilir.

Parametre

B2C Kayıp Analizi

B2B Kayıp Analizi

Karar Verici Yapı

Bireysel tüketici

Birden fazla yönetici

Ayrılma Sebebi

Anlık memnuniyetsizlik, duygu veya fiyat

Çok katmanlı (teknik, finansal, yönetsel uyumsuzluk)

Veri Kaynağı

Otomatik anketler, veri analitiği

Birebir derinlemesine mülakatlar

Finansal Etki

Müşteri başına düşük hacim

Tek bir müşterinin kaybı toplam ciroda ciddi sapma yaratabilir

 

 

MÜŞTERİ NEDEN GİDER?

Literatürdeki bu akademik veriler ve araştırmalar, sahada birebir yaşadığımız pratiklerle birebir örtüşmektedir. Şimdi bu genel istatistiklerin arkasında yatan ve danışmanlık süreçlerimde B2B hizmet firmalarında en sık karşılaştığım 12 somut sebebi ve çözümlerini inceleyelim.

 

1.       İhmal

Müşteri kayıplarının en yaygın sebebi kötü iş değil, ilgisizliktir.

 

Tablo hep aynıdır. İş kazanılırken herkes ayaktadır; toplantılar yapılır, sunumlar hazırlanır, telefonlar hemen açılır. Sözleşme imzalandıktan sonra ilgi yavaşça azalır. Aylık toplantı iki ayda bire düşer, sonra “gerek kalmadı, mail atarız” olur. Müşteri bir soru sorduğunda cevap ertesi güne kalır. Kimse aramaz, kimse ne yaptığını anlatmaz.

 

Müşteri o noktada şunu hisseder: “Biz artık öncelik değiliz.”

 

Bu duygu, kötü bir teslimattan çok daha tehlikelidir. Çünkü kötü teslimat düzeltilir, ihmal edilmişlik duygusu ise birikir.

 

Sebebi genellikle kötü niyet değil, kapasitedir. Ekibiniz yeni işlere koşarken, mevcut müşteriler “zaten oturdu” diye arka plana atılır. Yani acil olan, önemli olanı yer. Yeni iş acildir; mevcut müşteriyle ilgilenmek önemlidir ama acil değildir.

 

Çözüm: Her müşteri için bir temas takvimi kurun ve bunu takip edilebilir hale getirin: haftalık durum maili, aylık ilerleme toplantısı, üç ayda bir üst düzey değerlendirme, yılda bir strateji oturumu. Bu takvimi müşteri talep ettiği için değil, siz kural haline getirdiğiniz için uygulayın. Müşterinin aramak zorunda kalması, ilişkinin ilk çatlağıdır.

 

2.       Sonucu Görememek

Hizmet firmalarının en sık düştüğü tuzak budur.

 

İşinizi iyi yaparsınız. Sorunlar çıkmaz, süreç akar, kriz yaşanmaz. Ve tam da bu yüzden müşteri şunu düşünmeye başlar: “Zaten her şey yolunda gidiyor, bunlara ne diye bu parayı veriyoruz?”

 

Bir güvenlik firması düşünün: hiç olay yaşanmıyorsa müşteri güvenliğin gereksiz olduğunu düşünmeye başlar. Bir mali müşavir düşünün: hiç ceza gelmiyorsa müşteri işin kolay olduğunu sanır. Bir bakım firması düşünün: makine hiç durmuyorsa müşteri bakımın gereksiz olduğuna kanaat getirir.

 

Önlediğiniz felaket, kimsenin göremediği felakettir.

 

Buna bir de şu gerçeği ekleyin: müşteri sizinle çalışmaya başladığı günkü halini unutur. Kıyaslamayı bugünle dünün arasında değil, bugünle “olması gerektiğini düşündüğü” hal arasında yapar.

 

Çözüm: Değerinizi kendiniz görünür kılın; müşteri fark etsin diye beklemeyin.

•         Ne yaptığınızı düzenli olarak raporlayın. Ay içinde kaç talep karşılandı, kaç sorun çözüldü, kaç saat harcandı, hangi riskler önlendi.

•         Önlediğiniz zararı parayla ifade edin. “Bu ay üç uyumsuzluğu tespit edip düzelttik; ceza kesilseydi tutarı şu kadar olurdu.” “Planlı bakım sayesinde iki duruş önlendi; her duruşun maliyeti şu kadar.”

•         Yılda bir “değer raporu” hazırlayın. Yıl boyunca yaptıklarınızı ve müşteriye kazandırdıklarınızı tek bir sayfada özetleyin ve bunu sözleşme yenileme tarihinden önce sunun.

 

Bu üç alışkanlık, hizmet firmalarında sözleşme yenileme oranını en çok yükselten uygulamalardır.

 

3.       A Takımı kazandı, B Takımı hizmet veriyor.

Bu, hizmet sektörünün en klasik ve en affedilmez hatasıdır.

 

İşi kazanmak için müşterinin karşısına en tecrübeli, en parlak kadro çıkar. Patron gelir, kıdemli uzman gelir, referanslar anlatılır, güven verilir. Sözleşme imzalanır. Sonra iş, mesleğe yeni başlamış bir ekibe devredilir ve o kıdemli kadro bir daha görünmez.

 

Müşteri bunu hemen anlar. Ve şunu düşünür: “Bana satılan bu değildi.”

 

Çözüm: Satış ekibiyle icra ekibi arasındaki devri bir tören haline getirin, bir kaçış haline değil. İşi kazanan kıdemli kişi, ilk üç ay boyunca toplantılarda görünmeye devam etsin. Kim ne yapacak, hangi kıdemde kaç kişi çalışacak, kıdemli kadro ne sıklıkla dahil olacak — bunları sözleşme aşamasında yazılı olarak konuşun. Sonradan çıkan hayal kırıklığı, baştan söylenen sınırlamadan çok daha pahalıdır.

 

4.       İlk 90 günün kaçırılması

Uluslararası araştırmalar, B2B hizmet ilişkilerinde kayıpların çok büyük bir bölümünün ilk 90 gün içinde belirlendiğini gösteriyor. Yani müşteri, henüz hiçbir sonuç görmeden, gitme kararını içten içe vermiş oluyor.

 

Sebebi şudur: müşteri sözleşmeyi imzaladıktan sonra bir pişmanlık ve tedirginlik dönemine girer. “Doğru firmayı mı seçtim?” diye sorar. Bu dönemde onu rahatlatacak somut işaretler görmezse, güven bir daha tam olarak kurulmaz.

 

Çözüm: İlk 90 günü şansa bırakmayın, yazılı bir başlangıç programı kurun:

•         İlk hafta: Başlangıç toplantısı. Kim kimle muhatap olacak, hangi kanaldan iletişim kurulacak, ne zaman ne teslim edilecek, başarı neyle ölçülecek. Bunları bir sayfaya yazıp müşteriye verin.

•         İlk ay: Küçük ama görünür bir kazanım üretin. Uzun vadeli işlerde bile, ilk aylarda müşterinin patronuna gösterebileceği somut bir çıktı olmalıdır.

•         İlk üç ay: Normalden sık temas edin. Bu dönemde “fazla” iletişim diye bir şey yoktur.

•         90. gün: Bir değerlendirme toplantısı yapın ve açıkça sorun: “Beklentileriniz karşılanıyor mu? Neyi farklı yapmamızı istersiniz?” Bu son soru çok önemlidir. Sormazsanız cevabını on ikinci ayda, sözleşme yenilenmeyerek öğrenirsiniz.

 

5.       Beklenti Yönetimi Hatası (satarken abartmak)

Müşteri kayıplarının önemli bir kısmının tohumu, satış aşamasında atılır. İşi kapatmak için verilen abartılı vaatler, tutulamayacak teslim tarihleri, “biz her şeyi yaparız” tavrı, gerçekçi olmayan sonuç taahhütleri… Bunlar sözleşmeyi imzalatır ama ilişkiyi baştan zehirler. Çünkü müşteri artık sizi kendi gerçekliğinizle değil, ona satılan hayalle kıyaslayacaktır.

 

Çözüm: Satıcınızın ne vaat ettiğini icra ekibi bilsin ve mümkünse teklif aşamasında onaylasın. Teklife neyin dahil olmadığını da yazın. Ve satış ekibinizin primini yalnızca imzalanan sözleşmeye değil, o müşterinin bir yıl sonra hâlâ sizinle olup olmadığına da bağlayın. Getirdiği müşterinin kalıcılığından sorumlu tutulmayan satıcı, tutamayacağı sözü vermekten çekinmez.

 

6.       Kötü Haberi Geç Vermek

Hizmet işinde aksaklık kaçınılmazdır. Proje gecikir, bir hata yapılır, bir teslim atlanır, bir sonuç beklenenin altında kalır. Müşteriler aksaklığa katlanır. Katlanmadıkları şey, aksaklığı sizden değil başkasından öğrenmektir.

 

Ne yazık ki insan doğası bunun tersini yapmaya iter. Ekip, kötü haberi vermeyi erteler; “belki toparlarız, o zaman söylemeye gerek kalmaz” der. Toparlanmadığında ise haber çok geç ulaşır ve mesele bir gecikme sorunu olmaktan çıkıp bir dürüstlük sorununa dönüşür.

 

Çözüm: Ekibinize şu kuralı koyun: Kötü haber, ortaya çıktığı gün müşteriye ulaşır. Ve haberi verirken üç şeyi birlikte söyleyin: ne oldu, sebebi ne, ne yapıyoruz. Bunu yapan bir firma, aksaklıktan güven kazanarak çıkar.

 

Bir de şunu unutmayın: iyi çözülen bir sorun, hiç sorun yaşanmamış olmasından daha fazla sadakat yaratır. Şikâyet eden müşteri, size hatanızı düzeltme şansı veren müşteridir; utanmak, kızmak, inkar etmek veya bahane üretmek yerine teşekkür edin ve şikayet sebebini bir daha yaşanmayacak şekilde düzeltin. Bu tutum firmanızı geliştirir.

 

7.       Rutinleşme ve Fikirsizleşme

Bu ilişkinin ikinci veya üçüncü yılında ortaya çıkan sessiz bir hastalıktır. İlk yıl heyecanlıdır; öneriler getirilir, fikirler tartışılır, iyileştirmeler yapılır. Sonra iş rayına oturur ve firma hizmetlerini eksiksiz üretmeye başlar. Her ay aynı rapor, aynı toplantı, aynı hizmet. Kimse yeni bir şey önermez.

 

Müşteri bir süre sonra şunu düşünür: “Bunlar bize artık bir şey katmıyor, sadece işi yürütüyorlar.” Ve yürütmek, ikame edilebilir bir iştir. Bu, özellikle yerinizin alınabileceği anlamına gelir. Çünkü rakibiniz masaya bir fikirle gelir; sizin son fikriniz üç yıl öncesindendir.

 

Çözüm: Her müşteri için yılda en az iki kez, hizmet kapsamınızın dışında bir öneri götürün. Sektöründeki bir gelişme, göremediği bir risk, iyileştirilebilecek bir süreç, denenebilecek yeni bir yöntem. Öneri kabul edilmese bile ilişkiyi tazeler ve sizi “işi yapan” konumundan “düşünen ortak” konumuna taşır.

•         Şunu bilin: stratejik ortak değiştirilmez, tedarikçi değiştirilir. Aradaki farkı belirleyen, masaya fikirle gelip gelmediğinizdir.

 

8.       İlişkinin Tek Kişiye Bağlı Olması

Bu, hizmet firmalarının hem en sık yaşadığı hem de en kolay önlenebilecek kayıp sebebidir. İki ayrı hali vardır ve ikisi de tehlikelidir:

•         Müşteri tarafındaki tek kişi: Sizi içeriden savunan, işinizi bilen, sizi çağıran kişi vardır. O kişi istifa eder, terfi eder veya görevi değişir. Yerine gelen kişi sizi tanımaz, size dair bir sadakat hissetmez ve genellikle kendi tanıdığı tedarikçileri getirmek ister. Yeni yönetici, yeni tedarikçiye en açık kişidir. Bunu “Yeni Müşteri Nasıl Kazanılır?” başlıklı makalemde bir fırsat olarak yazmıştım; burada aynı gerçek sizin aleyhinize işliyor.

•         Sizin tarafınızdaki tek kişi: Müşteriyle bütün ilişkiyi tek bir müşteri temsilcisi yürütür. O kişi işten ayrıldığında müşteri firmayla değil, o kişiyle bağ kurmuş olduğunu fark eder. Hatta bazen müşteri, ayrılan kişinin peşinden gider.

 

Çözüm: Her önemli müşteride en az üç temas noktası kurun. Operasyonel muhatap, yönetici muhatap ve üst düzey muhatap. Sizin tarafınızdan da en az iki kişi müşteriyi tanısın. Ayrıca müşteri firmasında bir yönetici değişikliği duyduğunuz an harekete geçin: yeni gelen kişiyle ilk iki hafta içinde tanışın, ona işin geçmişini ve ürettiğiniz değeri anlatın. Bu bir nezaket ziyareti değil, bir savunma hamlesidir.

 

9.       Küçük Aksaklıkların Birikmesi

Müşteriler nadiren tek bir olay yüzünden gider. Genellikle giden müşteri, biriken küçük sürtüşmelerin toplamından gider. Cevaplanmayan bir mail, bir gün geciken bir rapor, toplantıya beş dakika geç girmek, isimlerin yanlış yazılması, aynı şeyi ikinci kez anlatmak zorunda kalmak, faturada tekrar eden bir hata… Her biri şikâyet edilmeyecek kadar küçüktür. Ama biriktiğinde müşteride şu cümle oluşur: “Bunlarla çalışmak yoruyor.”

 

Çözüm: Bu tür sürtüşmeleri ölçülebilir hale getirin: talebe ilk cevap süresi, çözüm süresi, teslim tarihine uyum oranı, tekrar eden hata sayısı. Ve iç ekibinize şunu öğretin: müşteriyi yormamak, müşteriyi memnun etmenin ilk şartıdır.

 

Özellikle “yetkisiz yetkili” tuzağına dikkat edin. Müşterinin karşısındaki kişi sorunu çözme yetkisine sahip olmalıdır. Her seferinde başka birime yönlendirilen, aynı şeyi üç kez anlatmak zorunda kalan müşteri, sizden değil ama sizinle uğraşmaktan yorulur.

 

10.   Ticari Sürtüşme ve Faturalama Sorunları

Hizmet firmalarında en çok ilişkiyi bozan konulardan biri, kapsam ve fatura tartışmasıdır. Kapsamda olmayan işler zamanla “buna da bir bakıverin” diye eklenir. Firma bir süre yapar, sonra bunu faturalamaya kalkar. Müşteri şaşırır: “Bunu zaten yapıyordunuz, şimdi neden para istiyorsunuz?”

•         Ya da tersi olur: firma bu ek işleri hiç faturalamaz, kârı erir, hizmet kalitesi düşer ve ilişki iki taraf için de zehirlenir.

 

Çözüm: Kapsamı sözleşmede net yazın ve kapsam dışı talepleri o anda işaretleyin. “Bu güzel bir talep, kapsamımızın dışında ama şu şekilde ekleyebiliriz” cümlesini kurmayı ekibinize öğretin. Sessizce yapıp sonra faturalamak, yapıp hiç faturalamamaktan da beter bir seçenektir. Zamları da yılda bir, gerekçesiyle ve önceden haber vererek yapın; sürpriz zam, tek başına müşteri kaybettirir.

 

11.   Müşterinin Kendi İşinin Değişmesi

Bazı kayıpların sizinle hiçbir ilgisi yoktur. Müşteri küçülmüştür, bütçesi kesilmiştir, şirket satılmıştır, ana ortak değişmiştir, hizmeti kendi bünyesinde yapmaya karar vermiştir veya tedarikçi listesini konsolide etmektedir. Bunlara üzülmeyin ama teslim de olmayın. Çünkü bu kararların bir kısmı, doğru zamanda doğru teklifle etkilenebilir.

 

Çözüm: Müşterinizin kendi işini takip edin. Sektörünü, büyümesini, yatırımlarını, yönetim değişikliklerini bilin. Bütçe daralması geliyorsa, siz kapsamı küçültülmüş bir alternatif önerin; hizmeti tamamen kesmesini beklemeyin. Küçülmüş bir müşteri, kaybedilmiş bir müşteriden iyidir — hem gelir üretmeye devam eder hem işler düzeldiğinde ilk size döner.

 

12.   Fiyat

Fiyatı bilerek en sona bıraktım. Çünkü hizmet firmalarında “bizden fiyat yüzünden ayrıldılar” cümlesi, çoğu zaman gerçeğin üstünü örten bir kılıftır. Müşteri de bunu tercih eder; ayrılık sebebini fiyata bağlamak, “bize yeterince ilgi göstermiyorsunuz” demekten çok daha kolaydır. Böylece iki taraf da rahatsız bir konuşmadan kurtulur.

 

Nitekim uluslararası araştırmalar da bunu doğruluyor: hizmet firmalarının kaybedilme sebepleri sıralamasında fiyat, zayıf stratejik yönlendirme ve kötü iletişimin belirgin biçimde gerisinde kalıyor.

 

Bunun pratik sonucu şudur: fiyat indirerek tutulmaya çalışılan müşteri, genellikle yanlış sorunu tedavi ettiğiniz müşteridir. İndirim yaparsınız, müşteri altı ay daha kalır, sonra yine gider (ama bu kez daha düşük bir fiyattan gider).

 

Çözüm: Fiyat itirazı geldiğinde önce şu soruyu sorun: “Fiyatı konuşmadan önce, aldığınız hizmetten memnun musunuz?” Cevap tereddütlüyse mesele fiyat değildir. Gerçek fiyat baskısı varsa da indirimden önce kapsamı konuşun: hizmet seviyesini düşürerek fiyatı aşağı çekmek, aynı işi ucuza yapmaktan iyidir. Aksi halde hem kârınızı hem kalitenizi kaybedersiniz.

 

ERKEN UYARI SİNYALLERİ

Müşteri gitmeden önce mutlaka işaret verir. Ama bu işaretler sözle değil, davranışla verilir. Sözlü memnuniyet ölçümlerine fazla güvenmeyin; bir müşteri size on üzerinden dokuz verip üç ay sonra gidebilir.

 

Şu davranışsal sinyalleri izleyin:

•         Cevap süresi uzuyor. Eskiden aynı gün dönen mailler iki gün sürüyorsa, ilgi azalmıştır.

•         Sizi savunan kişi sessizleşiyor. İçerideki şampiyonunuz toplantılara girmiyor, aramalarınıza geç dönüyorsa dikkat edin.

•         Toplantılara yeni ve kıdemli isimler giriyor. Özellikle satın alma veya finans tarafından biri masaya oturduysa, ilişki değerlendirmeye alınmış olabilir.

•         Kapsam daralıyor. Yeni talep gelmiyor, mevcut işler azaltılıyor, ek projeler ertelenmeye başlıyor.

•         Ödemeler gecikmeye başlıyor. Bu çoğu zaman nakit sorunu değil, öncelik sorunudur. Değer gördüğü tedarikçinin faturasını geciktirmez.

•         Toplantılar iptal ediliyor veya erteleniyor. Üst üste iki iptal, bir mesajdır.

•         Rakiplerinizin adı geçmeye başlıyor. “Şöyle bir sunum dinledik” cümlesi masumca söylenmiş olabilir; masumca dinlemeyin.

•         Sözleşme detayları sorulmaya başlanıyor. Fesih maddesi, ihbar süresi, veri devri gibi konular gündeme geliyorsa karar çoktan konuşulmuştur.

 

Bu sinyallerden ikisi aynı anda görülüyorsa, o müşteri artık bir “risk dosyası”dır ve üst düzey müdahale gerektirir. Müdahale, sözleşme yenileme tarihinden en az 60 gün önce başlamalıdır. Yenileme haftasında yapılan hamle, çoğu zaman geç kalmış hamledir.

 

Günümüzde ileri düzey B2B firmaları bu erken uyarı sinyallerini manuel takip etmek yerine; iletişim sıklığı, fatura ödeme hızı ve talep yoğunluğunu birleştirerek her müşteri için bir “Müşteri Sağlık Skoru” oluşturmakta ve skoru düşen müşteriyi otomatik olarak risk masasına yatırmaktadır.

 

ÖLÇÜN: KAYBI GÖRÜNÜR HALE GETİRİN

Bu makalenin başında kaybın neden görünmez olduğunu anlatmıştım. Görünür kılmanın tek yolu ölçmektir. Hizmet üreten bir firmanın düzenli olarak takip etmesi gereken rakamlar şunlardır:

•         Müşteri kayıp oranı: Dönem başındaki müşterilerin yüzde kaçı dönem sonunda yok? Hem müşteri adedi hem gelir bazında hesaplayın; birkaç küçük müşteri kaybetmekle bir büyük müşteri kaybetmek aynı şey değildir.

•         Gelir tutma oranı: Mevcut müşterilerinizden gelen gelir, geçen yıla göre arttı mı azaldı mı? Bu rakam % 100’ün üzerindeyse, hiç yeni müşteri kazanmadan bile büyüyorsunuz demektir.

•         Ortalama müşteri yaşam süresi: Müşterileriniz ortalama kaç yıl kalıyor? Bu rakam kısalıyorsa, sorun kazanmakta değil tutmaktadır.

•         Müşteri başına gelir ve kârlılık. Hangi müşteri size gerçekten kâr bırakıyor?

•         Talebe ilk cevap süresi ve çözüm süresi.

•         Sözleşme yenileme oranı.

•         Kayıp sebebi kayıtları. Bu, listenin en önemli maddesidir ve neredeyse hiç yapılmaz.

 

Kayıp Müşteri Analizi: B2B sektörlerde satış ekipleri veya bağımsız pazar araştırma şirketleri aracılığıyla pasif hesapların karar vericileriyle yapılan derinlemesine görüşmelerle yapılır. B2B literatüründe kabul gören metodoloji 3 adımdan oluşur:

•         Çıkış Görüşmeleri: Kaybedilen müşterinin kilit karar vericileriyle (tercihen tarafsız bir üçüncü taraf araştırma firması aracılığıyla) derinlemesine mülakat yapılması. B2B müşterileri mevcut satış temsilcisine doğrudan gerçeği söylemekten kaçınabilir.

•         Kök Neden Analizi: "Fiyat yüksek geldi" gibi yüzeysel sebeplerin derine inilerek (gerçekten fiyat mı, yoksa sunulan değer mi anlaşılamadı?) kategorize edilmesi.

•         Erken Uyarı Göstergeleri: B2B pasifleşme sinyallerinin (destek taleplerinin artması veya sıfırlanması, fatura ödeme sürelerinin uzaması, sipariş frekansının düşmesi) takibe alınması.

 

Ayrılan Müşteriyle Mutlaka Konuşun

Bir müşteri ayrıldığında yapılacak en değerli şey, gitmesine üzülmek değil, neden gittiğini öğrenmektir. Ama bu görüşmeyi ilişkiyi yürüten kişi yapmasın. Kendi performansı sorgulanacak kişiye dürüst cevap verilmez. Bu görüşmeyi bir üst yönetici, mümkünse patron yapsın. Ve satış konuşması olmasın; amaç geri kazanmak değil, öğrenmek olsun. İşin güzel tarafı şu: kalıcı bir soru sorulan müşteri, bazen kendiliğinden geri döner.

 

Sorulacak sorular:

•         Kararınızı ne zaman verdiniz? (Cevap sizi şaşırtacaktır — genellikle sandığınızdan çok önce.)

•         Bizim yapmadığımız neydi?

•         Bir noktada size sorsaydık, kalır mıydınız?

•         Yeni tedarikçinizde sizi ikna eden ne oldu?

 

Bu dört sorunun cevabını bir yıl boyunca biriktirin. Ortaya çıkan liste, size bütün danışmanlık raporlarından daha fazlasını söyleyecektir.

 

Kaybettiğiniz Müşteriyi Unutmayın

Ayrılan müşteri, listeden silinmesi gereken bir kayıt değildir; en kolay geri kazanılacak müşteri adayıdır. Sizi tanıyor, çalışma biçiminizi biliyor, ekibinizle tanışmış. Üstelik yeni tedarikçisinde hayal kırıklığı yaşama ihtimali hiç de düşük değildir.

 

Bu yüzden ayrılan her müşteriyi bir takvime bağlayın: üçüncü ayda kısa bir hatır sorma, altıncı ayda sektörel bir bilgi paylaşımı, yıl dönümünde bir tanışma teklifi. Kapıyı çarparak çıkmayın; iyi vedalaşılan müşteri geri gelir.

 

 

ELDE TUTMA PROGRAMI: KİM SORUMLU?

Bütün bunları okuduktan sonra sorulacak asıl soru şudur: Firmanızda müşteriyi elde tutmaktan kim sorumlu? Çoğu hizmet firmasında bu sorunun net bir cevabı yoktur. Satış yeni müşteriden sorumludur, operasyon işi yapmaktan sorumludur, mevcut müşterinin ilişkisinden kimse sorumlu değildir. İşte kayıplar tam da bu boşlukta yaşanır.

 

Yapmanız gerekenler:

1.       Her müşteriye bir sahip atayın. Adı müşteri temsilcisi, hesap yöneticisi veya proje sorumlusu olabilir. Önemli olan, o müşterinin memnuniyetinden ve büyümesinden tek bir kişinin sorumlu olmasıdır.

2.       Portföyü ikiye ayırın. Yeni müşteri bulmakla mevcut müşteriyi yönetmek farklı işlerdir ve aynı kişiye verildiğinde biri diğerini yer. Ayıramıyorsanız hiç değilse takvimde ve hedefte ayırın.

3.       Müşterileri risk seviyesine göre sınıflandırın. Her çeyrekte müşterilerinizi yeşil, sarı ve kırmızı olarak işaretleyin. Kırmızıya düşenler için yazılı bir kurtarma planı yapın ve bunu üst yönetim takip etsin.

4.       Prim ve performans sistemini tutmaya bağlayın. Yalnızca yeni müşteriyi ödüllendiren bir sistem, kaçınılmaz olarak delik kovaya su taşır. Sözleşme yenileme, müşteri büyütme ve müşteri memnuniyeti de primin bir parçası olmalıdır.

5.       Müşteriye temas eden herkesi eğitin. Bir müşterinin firmanızla yaşadığı deneyim satış toplantısıyla sınırlı değildir; santralden muhasebeye, sahadaki teknisyenden raporu yazan uzmana kadar herkes bu deneyimin bir parçasıdır. Müşteriye temas eden herkes, satışın bir parçasıdır.

6.       Yenilemeyi bir tarih değil, bir süreç sayın. Sözleşme bitmeden 60 gün önce değerlendirme toplantısı yapın. O toplantıya yıllık değer raporuyla gidin.

 

Anlattıklarımı birkaç cümleye indirmem gerekseydi şunları söylerdim:

•         Müşteri kaybı sessizdir. Şikâyet eden müşteri azınlıktır; çoğunluk hiçbir şey söylemeden gider.

•         En büyük sebep kötü iş değil, ihmaldir. Müşteri sizi kötü olduğunuz için değil, yokluğunuzu hissettiği için bırakır.

•         İşinizi iyi yaptıkça görünmez olursunuz. Değerinizi kendiniz görünür kılmazsanız, kimse sizin adınıza kılmaz.

•         Karar, size söylenmeden aylar önce verilir. Davranışsal sinyalleri izleyin; anket cevaplarına değil, cevap sürelerine bakın.

•         Fiyat, listenin sonundadır. İndirimle tutulan müşteri, altı ay sonra daha ucuza gider.

 

Son olarak şunu söylemek isterim. Hizmet satmak, ürün satmaktan zordur; çünkü sattığınız şey elle tutulmaz, gösterilmez, rafta durmaz. Sattığınız şey güvendir. Ve güven, tek bir olayla değil, yüzlerce küçük temasla kurulur ve yine yüzlerce küçük ihmalle çözülür.

 

Yeni müşteri kazanmak heyecan vericidir; mevcut müşteriyi elde tutmak ise sabır ister. Ama bir hizmet firmasının değeri, kaç müşteri kazandığıyla değil, kaç yıldır aynı müşterilerle çalıştığıyla ölçülür. On yıllık müşterisi olan firma, sektöründe hiçbir referansa ihtiyaç duymaz.

 

Son söz: Müşteri, kötü olduğunuz için değil; onu unuttuğunuzu hissettiği için gider.

 

Bol ve kalıcı müşteriler, tatlı kârlar dilerim.

 

 

Not 1: Aşağıda linkleri bulunan makalelerimi de okumanızı öneririm.

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2023/07/yeni-musteri-nasl-kazanlr.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2021/10/ihracat-satcs-olmak.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2021/05/hizmet-veren-olmak.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2020/02/satsclar-neden-hedefini-tutturamaz.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2019/12/satn-almaclar-satclar-nasl-yener.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2019/10/musteri-temsilcisi-olmak.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2019/01/b2b-satcs-olmak.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2016/12/satsn-temel-performans-gostergeleri.html

•         https://muratsaylan.blogspot.com/2015/06/satsta-kariyer.html

 

Not 2: Bu makalenin hazırlanmasında yapay zekadan destek alınmıştır.

 

 


17 Ekim 2019 Perşembe

Müşteri Temsilcisi Olmak

Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.


 

Müşteri kazanmak zordur, kazanılmış müşteriyi elde tutmak daha da zordur. Kazanılmış müşteriye doğru ve yeterli hizmeti sunamazsanız, müşterinize talep ettiği ürünleri zamanında göndermezseniz, ürünler hakkında müşterinize yeterli bilgi vermezseniz, müşterinin teknik sorunlarına eğilmezseniz, müşterilerin telefonlarına ve mesajlarına geç dönerseniz, müşterinizle aranızdaki sözleşmenin yükümlülüklerine uymazsanız, er ya da geç müşterinizi kaybedersiniz.

 

Dahası müşterinize tazminat ödemek zorunda kalabilirsiniz, kaybettiğiniz müşteriler sizin itibarınızı sarsacak görüşlerde bulunabilir, diğer müşterileriniz şikayetçi müşterinizden etkilenebilir, artık size referans olmayacakları için yeni müşteriler edinmenizi engelleyebilirler.

 

Müşterileri Elde Tutacak Kahramanlar

Müşterileriniz ister bireysel tüketiciler olsun ister kurumsal firmalar olsun, "eldeki kuş daldaki kuştan daha değerlidir" atasözü doğrultusunda hareket etmek şarttır. Sizinle zaten çalışmakta olan müşterilerinizi elde tutmaya devam etmek, onlara satış yapmaya devam etmek, mümkünse onlara satışlarını artırmaya çalışmak, yeni müşteri kazanmak kadar değerlidir, hatta daha değerlidir. Mevcut müşterilere özen göstermek, sunduğunuz faydayı artırmak ve ticaret hacmini her yıl büyütmek her firmanın önceliği olmalıdır. Bu bağlamda, müşteri memnuniyetini ve sadakatini sağlamak için en etkili araçlardan biri, mevcut müşterilere odaklanan bir "müşteri temsilcileri" ekibi oluşturmaktır.

 

Müşteri temsilcileri, bir şirketin müşterilerle doğrudan etkileşim kuran ön cephe çalışanlarıdır. Onlar, şikayetleri ele alır, siparişleri işler, ürün/hizmet bilgileri sağlar ve sorunları çözer. Bu rol, sadece reaktif destek vermekle sınırlı değildir; aynı zamanda müşteri ilişkilerini güçlendirerek sadakati artırır ve şirketin itibarını korur.

 

Bir müşteri temsilcisi aslında hem müşterinin hem de şirketin temsilcisidir; iki tarafın da ihtiyaçlarını dengeler ve karşılık verir.

 

Müşteri temsilciliği, bir şirketin ürün veya hizmetlerini kullanan müşterilerle iletişim kuran, sorunlarını dinleyen ve çözüm üreten bir birimdir. Müşteri temsilcileri, firmalar ile mevcut müşteriler arasında bir köprü görevi görür. Bu rol, yalnızca sorun çözme değil; aynı zamanda müşteri memnuniyeti oluşturma, sadakati geliştirme ve ticari ilişkileri büyütme görevlerini de içinde barındırır.

 

Müşteri temsilciliği, satışın bir parçasıdır. Satıcılar tarafından kazanılmış (veya reklamlarla etkilenip kendiliğinden gelmiş) müşterilere yeni satışlar yapmak, mevcut müşterilerin siparişlerini almak, kontratlı müşterilerin sorunlarına çözümler bulmak, teknik destek taleplerini almak ve karşılamak, kontratları uzatmaya çalışmak gibi görevleri vardır. Pek çok sektörde müşteri temsilciliği müşterileri elde tutmanın ve satışları artırmanın anahtarıdır.

 

Günümüzde birçok sektörde müşteri temsilciliği, farklı isimler altında benzer amaçlara hizmet eder. Bu roller, mevcut müşterilere değer katmak ve iş birliğini geliştirmek üzere tasarlanmıştır. İşte bazı örnekler:

·         Bayi Sorumluları (firmaların sözleşmeli alt satıcılarına bakanlar)

·         Plasiyerler (kamyonetle hem ürün dağıtımı hem ürün satış yapan saha satıcıları)

·         Ticari Pazarlama Temsilcileri (distribütörlerine yeni alt satıcılar bulmaya ve mevcut alt satıcılardan sipariş almaya çalışan saha satıcıları)

·         Merchandiser’lar (çalışılan marketleri dolaşarak ürünlerin raflarda ve stokta yeteli miktarda olması için çalışan görevliler)

·         Order Taker’lar (mevcut müşterilerin siparişlerini alanlar)

·         Proje Temsilcisi (alınmış projelerin hayata geçmesi için müşteriyle işbirliği halinde çalışan sorumlular)

·         Müşteri Temsilcileri (reklam, halkla ilişkiler ve sosyal medya ajanslarındaki müşteri temsilcileri)

·         Portföy Yöneticileri (borsa kurumlarındaki müşteri temsilcileri)

·         Hesap Yöneticileri (bankalardaki özel mudilere bakanlar)

·         Program Temsilcileri (yazılım firmalarındaki uygulama sorumluları)

·         Sigorta Danışmanları (sigorta acentelerindeki müşteri temsilcileri)

·         …. vb

 

İsimler ve görev tanımları farklı olsa da hepsi aynı amaca hizmet eder: mevcut müşterilere değer katmak ve iş birliğini geliştirmek. Bazılarını "hizmet veren" veya “satıcı” olarak sınıflamak mümkün olsa da, müşteri temsilciliği yönleri ağır basmaktadır.

 

Müşteri Temsilciliği Türleri

Perakendecilerden oluşan bir bayi teşkilatı oluşturmuş firmalar, bayilerin siparişlerine, taleplerine, sorunlarına, önerilerine ve şikâyetlerine eğilen müşteri temsilcileri istihdam ederler. Bunların görevi yeni bayiler bulmaktan daha çok mevcut bayilerle aralarındaki ticareti geliştirmektir. Bunlardan sahaya çıkıp bayileri ziyaret eden, onların sorunlarına eğilen, onlardan sipariş alan ve onların performansını takip edenlere “bayi sorumluları” veya “bayi yöneticileri” denir.

 

Üreticilerin veya toptancıların perakendeci müşterilerine siparişlerini taşıyan, bunu yaparken de güzergahtaki başka perakendecilere de sıcak satış yapmaya çalışan plasiyerler de bir nevi müşteri temsilcileridir. Belirli bir rota planında bölgesini gezerek firmasının ürünlerini “sıcak satış” modeliyle pazarlar. Mevcut müşterileri ziyaret ettiklerinde stok kontrolü, etkin ürün sergilemesi, ürün bilgisi aktarımı, ürüne özel satış teknikleri eğitimi, ayıplı ürünleri geri alma, fatura kesme, bakiye teyidi, tahsilat gibi faaliyetlerde de bulunur.

 

CocaCola gibi, P&G gibi dev firmalar büyük bölge distribütörleri üzerinden ürünlerini en ücradaki perakende noktalarına sokmaya çalışırlar. Elbette bu hedeflerine ulaşmak için distribütörün çabalarına kendilerini bırakmazlar. Ticari Pazarlama Temsilcisi dedikleri kadrolarla distribütörlerinin bölgesini karış karış gezerler ve ürünlerinin buralardaki perakende noktalarında satılıp satılmadığını denetlerler.  Eğer satılmıyorsa veya yeterli şekilde satılmıyorsa perakende noktasını distribütörün bayisi yapmaya çalışırlar veya yeterli siparişi almaya çalışırlar. Ticari pazarlama temsilcileri ana müşterisi olan distribütör (veya bölge toptancısı) ile satışları nasıl artırabileceklerinin planını yapar. Bölgenin ihtiyaç duyduğu pazarlama karmasını optimize eder. Ticari pazarlama temsilcileri de müşteri temsilcisi niteliğinde çalışanlardır.

 

Marketlere ürün veren pek çok FMCG (hızlı tüketim malları) firması ürünlerinin marketlerde yeterli ve doğru bir şekilde kendi raflarında sergilenip sergilenmediğini kontrol etmek ve yönetmek için ekipler kullanırlar. Ya kendi oluşturdukları ya da kiraladıkları bu ekipler firmanın markasını (markalarını) market nezdinde temsil eder. Çalışılan marketlerde ürünlerinin doğru ve yeterli şekilde sergilenmelerini sağlarlar. Bu firmalar için market rafları son derece değerlidir, çünkü bu raflara alanlarına göre kira ödemektedirler. Kendilerine ait rafların başka markalar tarafından kullanılmasını veya boş kalmasını hiç istemezler. Bu ekipler ürünlere ayrılan rafları düzenlerler, marketin stoklarını denetlerler ve gerekiyorsa market adına sipariş alınmasını sağlarlar. Bir tür doğrudan pazarlama faaliyeti olan bu işe mörçındaysing denir. Bu işi yapanlara da mörçındayzır denir. (Her ikisini de bilerek okunduğu gibi yazdım. Artık Türkçeye kazandırılması gerekir diye düşünüyorum) Mörçındayzırlar aslında bir tür müşteri temsilcileridir.

 

Projeli işlerde, örneğin bir toplu konut projesinin mutfak ve banyo işlerini alan bir şirkette, müteahhitle görüşmeleri yapan, işin şartnameye uygun şekilde tamamlanmasını takip eden proje temsilcileri de bir tür müşteri temsilcisidir. Proje Temsilcisi, bir projenin planlama, geliştirme ve uygulama aşamalarında müşteriyle yakın işbirliği yaparak süreci yöneten ve koordinasyon sağlayan kişidir. Bu rol, özellikle projeli işlerde (örneğin, inşaat, yazılım veya pazarlama projelerinde) müşteri ihtiyaçlarını anlayarak projeyi şekillendirir, şartnameye uygunluğunu takip eder ve uygulama sırasında ortaya çıkan sorunları çözmek için müşteriyle sürekli iletişim halinde kalır.

 

Tanıtım sektöründeki firmalar (reklam ajansları, halkla ilişkiler ajansları, doğrudan pazarlama ajansları vb) müşterilerine bakan kişiler atar, bunlara müşteri temsilcisi denir. Bu temsilciler firmaların iletişim ihtiyaçlarını öğrenir ve ajanslarındaki ekiplerine brif geçerek alternatifli çözüm üretmelerini sağlar. Sonra da bu çözüm önerilerini müşterilerine sunarak onay almaya çalışırlar. Onay sonrasında da kampanyayı hayata geçirmek üzere gerekli taraflarla görüşmeler yaparlar. 

 

Katlı mağazacılık (department store) yapan zincirler, kendilerinden alışveriş yapmış müşterilerin değişim, iade, şikâyet ve sorunlarını dinleyen kişiler istihdam ederler. Müşteri ilişkilerinden sorumlu bu kişiler de bir tür müşteri temsilcisidirler.

 

GSM firmaları, TV-Video platformları; milyon dolarlık reklam kampanalarıyla ve bin bir satış çabasıyla elde ettikleri müşterilerinin taleplerini, şikayetlerini dinlemek ve aboneliklerini yenilemek için müşteri temsilcilerinden oluşan iyi eğitimli ekipler oluştururlar. Bu ekipler müşterilerin günlük sorunlarını çözmek, hizmetleri yönetmek ve sadakati artırmak için kritik rol oynar. Bu temsilciler, genellikle telefon, e-posta, canlı sohbet veya uygulama içi destek kanalları üzerinden çalışır. Görevleri, sektörün teknik ve abonelik odaklı yapısı nedeniyle biraz daha spesifik hale gelir: Hizmet kurulumundan fatura sorunlarına, teknik arızalardan abonelik yenilemeye kadar uzanır.

 

Gördüğünüz gibi pek çok firma kazandığı müşterilere hizmet eden, müşteri memnuniyetini ve sadakatini sağlamaya çalışan, mevcut müşterilerden elde edilen geliri artırmaya çalışan kişiler istihdam eder. Her sektörde farklı isim alsalar da bunlara müşteri temsilcisi gözüyle bakılması doğru olur.

 

Müşteri temsilcileri, sektörel farklılıklar olsa da temelde müşterilere ürün ve hizmetler konusunda doğru bilgilendirme ve rehberlik sağlayarak satış süreçlerini destekleyen kilit çalışanlardır. Teknik aksaklıklardan fatura hatalarına kadar yaşanan tüm sorunları çözüme kavuşturup şikayetleri etkin bir şekilde yöneterek müşteri memnuniyeti ve sadakati oluşturan temsilciler, aynı zamanda topladıkları geri bildirimlerle şirketin hizmet kalitesini artırmasına stratejik katkıda bulunurlar. Müşterilerin ortak sorunları, ihtiyaçları, beklentileri ve şikayetleri hakkında topladıkları geri bildirimler, ürün geliştirme ekiplerine, pazarlama stratejilerine ve hizmet süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik değerli içgörüler sağlar.

 

Eğer müşteri kralsa, eğer müşteri veli nimetimizse, o zaman müşteri temsilcilerini de oldukça önemsememiz gerekir. Onlar sayesinde gelen bilgiler ışığında firma, marka ve ürünler yeniden yapılandırılmalıdır.

 

Müşterinin Temsilcisi

Müşteri temsilcisinin olmasını müşteriler de talep eder. Çünkü kendileriyle özel olarak ilgilenecek, taleplerini ve sorunlarını iletebilecekleri bir muhatabın olması onların da işini kolaylaştıracaktır.

 

Özellikle B2B ilişkisinde olan firmalar ürün veya hizmet aldıkları, dolayısıyla para ödedikleri tedarikçilerini genellikle “stratejik partnerleri” olarak görmek isterler. Bu yüzden kendilerine atanan müşteri temsilcisinin (aynı buz patenindeki yarışmacılardan beklendiği gibi) temel hareketleri yapması kadar, artistik hareketleri de yapmalarını beklerler.

·         Temel hareketler; kendisine 7/24 ulaşabilmek, bekletilmeden hızlı geri bildirim alabilmek, sorulara cevap vermek, sorunlara çözüm getirmek, aksaklıkları önceden bildirmek, gecikmeleri gidermek, hataları düzeltmek, iki firma arasındaki toplantıları organize etmek, fiyat, fatura, tahsilat/ödeme konularında revizyonları ve pazarlıkları görüşebilmek…

·         Artistik hareketler; sattıkları ürünlerin/hizmetlerin firmadaki kullanımıyla ilgili gözlem veya denetimler yaparak iyileştirici önerilerde bulunmak, maliyet düşürücü ve veya rekabette öne geçirici ürün/hizmetler önermek, ihtiyaca uygun ürün/hizmet üretmek için kendi firmasında ArGe yaptırmak, sektördeki yeniliklere ve pazar trendlerine dair öneriler getirmek, hammadde fiyatlarındaki olası artış ve düşüşlere karşı firmanın siparişlerini optimize etmek, firmanın şişen stoklarına dair eritme önerileri (iade/değişim) getirmek, stokları takip ederek kritik stok seviyelerine düşüldüğünde sipariş vermeyi hatırlatmak, yıllık üretim planınıza uygun şekilde kendi firmasında üretim ve sevkiyat planlaması yaparak size Just in Time mantığında sevkiyat yapılmasına katkıda bulunmak, sevkiyat gecikmelerini engellemek için üretimde veya sevkiyatta öncelik tanınmasını sağlamak, büyüme hedeflerinize ve yaşadığınız zorluklara uygun şekilde ürün/hizmet almanızı sağlamak, astın aldıkları ürünlerin satılabilmesi için çözümler üretmek ve destekler vermek….

 

Görüldüğü gibi müşterilerin müşteri temsilcilerinden beklentileri geniş kapsamlı olabilir. Dolayısıyla müşteri temsilcileri yaptıkları işin önemine haiz olup, bu işin hakkını verecek bilgi ve beceride olmaları gerekir.

 

Yetersiz müşteri temsilcileri yaptıkları hatalarla firmanın karlılığını düşürebileceği ve itibarını zedeleyebileceği gibi müşterilerin kaybına da yol açabilir. Müşteri temsilcisinin olmaması da tedarikçi firmanın müşterisine yeterli hizmet üretememesine ve en nihayetinde de müşteri kaybına yol açar.

 

Müşteri Temsilcisinin Görevleri

Müşteri temsilcilerinin temel görevleri, müşterilerin taleplerini karşılamak ve şirketin hedeflerine katkı sağlamaktır. Ana sorumlulukları şöyle özetlenebilir:

·         Bilgilendirme ve Cevaplama: Müşterilere ürün/hizmet bilgisi verir, güncel fiyat listesini iletir, kullanım kılavuzları ve teknik çizimler paylaşır. Müşterinin sorularına cevaplar üretir. Mevcut müşterilerle düzenli iletişim kurar.

·         Sipariş Yönetimi: Sorumlu olduğu müşterilerin siparişlerini alır, günceller veya iptal eder. Satış sonrası süreçleri yönetir. Fatura, teslimat, iade, değişim sorunlarını çözer.

·         Satış Yapma: Mevcut müşterilere ek ürün/hizmet önerir, sadakati artıracak kampanyaları tanıtır, teklifler sunar, sözleşmelerin yenilenmesini sağlar. Mevcut müşterilerin alımlarını artırmak için kampanyalar kurgular ve yönetime sunar.

·         Bakiye Yönetimi: Müşterinin kredi (açık hesap) limitini belirlemek. Müşterinin ödemelerinin anlaşmaya uygun vade ve miktarlarda olduğunu takip etmek. Tahsilat aksamalarında müşteriyle görüşmek ve en uygun ödemenin en kısa zamanda yapılmasını sağlamak.

·         Şikayet ve Sorun Çözümü: Müşteri şikayetlerini dinler, analiz eder ve hızlı çözümler üretir; örneğin iade, değişim veya teknik destek sağlar.

·         Müşteri Verilerini Yönetme: Müşteri kayıtlarını tutar, CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) sistemlerine veri girişi yapar ve raporlar hazırlar.

·         Analiz ve Raporlama: Müşteri davranışlarını analiz eder, memnuniyet raporları ve sunumlar hazırlar; bu veriler şirket stratejilerine katkı sağlar.

·         Takip ve İletişim: Müşteri yorumlarını toplar, incelemelere yanıt verir ve şirketin hizmet kalitesini iyileştirmek için KPI'ları (kritik performans göstergeleri) takip eder. Müşterileri takip eder, anketler düzenler ve geri bildirim toplar.

 

Müşteri Temsilcilerinin Temel Becerileri

Müşteri temsilcisi olmak için güçlü iletişim, empati, problem çözme ve sabır gibi becerilere sahip olmak gerekir. Bu beceriler, müşterilerin ihtiyaçlarını anlamak, sorunlarına çözüm bulmak ve onlarla olumlu bir ilişki kurmak için kritik öneme sahiptir. Müşteri temsilcilerinde olması gereken temel beceriler aşağıdaki gibidir:

·         İletişim Becerileri: Müşteri temsilcisi iletişim virtüözü olmalıdır. Hem sözlü, hem görüntülü, hem de yazılı olarak net ve anlaşılır iletişim kurabilmelidir. Müşteri temsilcileri çoğu zaman telefon, e-posta, canlı destek, sosyal medya ya da yüz yüze görüşmeler üzerinden hizmet verir. Anlatımı, diksiyonu, yazışması, dinlemesi, sorgulaması çok iyi olmalıdır. Bu işte, iyi dinleyici olmak, doğru diksiyon kullanmak ve profesyonel hitap zorunludur. Zor müşterilerle iletişim kurma ve ikna etme becerilerine sahip olunmalıdır.

·         Aktif Dinleme: Müşterinin söylediklerini dikkatle dinlemek ve anlamak, doğru çözümü sunmanın ilk adımıdır.

·         Empati ve Sabır: Müşterinin durumunu anlamak ve onlara karşı sabırlı, anlayışlı ve diplomatik bir yaklaşım sergilemek gerekir. Müşterilerle etkileşimde nazik, taktiksel ve çatışmayı önleyici bir yaklaşım sergilemek gerekir. Zor durumları yönetirken empati, iletişim ve problem çözme becerilerini kullanarak kötü niyet yaratmadan ilerlemesini sağlar.

·         Zaman Yönetimi: Müşterilere dair acil ve önemli işleri doğru önceliklendirmeyle ve doğru sürede çözmek gerekir.

·         Problem Çözme Yeteneği: Müşterilerin sorunlarını hızlı ve etkili bir şekilde analiz edip, çözüm üretebilmek temel bir beceridir. İş, işletme ve ekonomi kültürü yüksek olmalıdır. Stratejik düşünme becerisi ve planlama yeteneği iyi olmalıdır.

·         Kriz Yönetimi: Müşterilerle yaşanan gerginliklerde ve gergin müşterilere karşı soğuk kanlı, yatıştırıcı, sorumluluk alıcı ve çözümcü yaklaşım sergilemek gerekir.

·         Sektöre Hakimiyet: Hem firmasının içinde bulunduğu sektöre hem de müşterisinin içinde bulunduğu sektöre hakim olması gerekir.

 

Bu beceriler, müşteri temsilcisinin hem müşteriyi hem de şirketi en iyi şekilde temsil etmesini sağlar.

 

İyi bir müşteri temsilcisi, müşterinin sorununu etkili ve samimi bir şekilde çözerek olumlu bir deneyim sunar. Müşteriyi dinler ve kişiselleştirilmiş destek verir, bu da duygusal bağ oluşturur. Bu, müşteri memnuniyetini artırır. Memnun müşteriler, şirkete daha sadık kalır, tekrar satın alma olasılıkları artar ve başkalarına tavsiye etme eğilimindedirler. Sorun yaşayan müşterilere hızlı ve etkili destek sağlamak, onların rakip firmalara geçişini engeller.

 

İyi bir müşteri temsilcisinin kaliteli hizmeti, müşterilerin şirketi başkalarına tavsiye etmesini teşvik eder. Bu, en etkili pazarlama yöntemlerinden biridir. Yeni müşteri edinmek, mevcut bir müşteriyi elde tutmaktan genellikle çok daha pahalıdır. Müşteri temsilcileri, müşteri elde tutma oranını artırarak uzun vadede maliyet tasarrufu sağlar.

 

Müşteri İlişkileri Yönetimi (MİY / CRM)

Müşteri temsilcileri bir şirketin müşteri ilişkileri yönetimi stratejisinin kalbinde yer alır. Müşteri memnuniyetini artırarak, firma itibarını güçlendirerek, değerli geri bildirimler sağlayarak ve uzun vadeli müşteri sadakati oluşturarak şirketin sürdürülebilir büyümesi ve başarısı için vazgeçilmez bir rol oynarlar.

 

Müşteri temsilcileri Müşteri İlişkileri Yönetimi ve CRM (Customer Relationship Management) programlarında uzmanlaşmış profesyonellerdir. Müşterilerle ilgili bilgileri CRM programına girmek en başta müşteri temsilcisinin sorumluluğundadır. Müşteriye ait tüm bilgi ve hareketler CRM’de kayıtlı olmalı ve bu kayıtlardan müşteriye dair anlamlı raporlar alınabilmelidir. 

 

Müşteri İlişkileri Yönetimi, bir şirketin mevcut ve potansiyel müşterilerle olan etkileşimlerini yönetmek, izlemek ve optimize etmek için kullandığı strateji, süreç ve teknolojilerin bütünüdür. Temel olarak, müşteri verilerini toplayan, analiz eden ve bu verileri satış, pazarlama, müşteri hizmetleri gibi departmanlar arasında entegre eden bir yaklaşımdır. CRM, genellikle yazılım sistemleri (örneğin Oracle, SAP, Microsoft Dynamics, Salesforce, Zendesk gibi platformlar) aracılığıyla uygulanır ve müşteri memnuniyetini artırarak sadakati, satışları ve karlılığı yükseltmeyi hedefler.

 

CRM sistemleri, işletmelerin müşterileri daha iyi anlamasını sağlayarak kişiselleştirilmiş deneyimler sunar, sorunları hızlı çözer ve uzun vadeli ilişkiler kurar. Bu sayede, müşteri kaybını azaltır ve gelirleri artırır. Örneğin, e-ticaret veya hizmet sektörlerinde yaygın olarak kullanılır.

 

CRM yazılımları, müşteri temsilcilerinin günlük işlerini optimize etmek için tasarlanmış araçlardır. Bu programlar, müşteri verilerini merkezileştirerek, etkileşimleri takip ederek ve otomasyon sağlayarak temsilcilerin daha verimli çalışmasını sağlar. Özellikle çağrı merkezleri veya destek ekiplerinde çalışan temsilciler için CRM, müşteri memnuniyetini artırırken operasyonel yükü azaltır.

 

CRM programları, müşteri temsilcilerinin "müşterinin sesi" olmasını kolaylaştırır.

 

Müşteri Memnuniyeti

Müşteri temsilcileri, memnuniyetin anahtarıdır çünkü doğrudan etkileşimle olumlu deneyimler yaratır. Müşteri memnuniyeti, müşterilerin beklentilerini karşılayan bir deneyim yaratmakla doğrudan ilgilidir ve şirketin satışlarını, sadakatini ve itibarını artırır. Temsilciler, bunu sağlamak için şu adımları izlemelidir:

·         Empati ve Etkili İletişim Kurma: Müşteriyi dinleyin, sorunlarını anlayın ve olumlu dil kullanın. Örneğin, "Anlıyorum, bu sizi rahatsız etmiş" gibi ifadelerle empati gösterin.

·         Hızlı ve Kaliteli Çözüm Sunma: Sorunları gecikmeden çözün; yüksek kaliteli ürün/hizmet ve destek sağlayın. Müşteri deneyimini kişiselleştirin.

·         Geri Bildirim Toplama ve Uygulama: Anketler düzenleyin (e-posta, sosyal medya yoluyla), memnuniyet seviyelerini ölçün ve iyileştirmeler yapın.

·         Proaktif Yaklaşım: Potansiyel sorunları önceden tespit edin, müşterilere bilgi verin ve sadakat programları önerin.

·         Ekip İşbirliği ve Eğitim: Diğer departmanlarla koordinasyon kurun, düzenli eğitim alın (örneğin iletişim becerileri, ürün bilgisi).

·         Teknoloji Kullanımı: ERP, CRM, ToDoList, Outlook gibi araçları entegre edin; uyum sağlayabilme ve iş etiği gibi becerileri geliştirin.

 

Mutlu müşteriler şirketin gelecekteki gelirlerin garanti ederler. Müşterileri mutlu edeceklerin başında da müşteri temsilcileri gelir.

 

Unutmayın: Memnun bir müşteri, en iyi pazarlama aracıdır.

 

Not: Anadolu esnafının dükkanına "müşteri velinimetimizdir" yazısı asması, basit bir pazarlama stratejisi değil; yüzlerce yıllık bir geleneğin, inancın ve ticaret ahlakının (etik değerlerin) özetidir. Esnaf, rızkı verenin Allah olduğuna inanır; ancak müşteriyi bu rızkın dükkana girmesini sağlayan "aracı" veya "elçi" olarak görür. Bu yüzden müşteriye duyulan saygı, aslında rızka ve Yaradan'a duyulan saygının bir yansımasıdır. Bu anlayışın temeli, 13. yüzyılda Anadolu’da kurulan ve Osmanlı’nın kuruluşunda da büyük rol oynayan Ahilik Teşkilatı'na dayanır. Ahi Evran tarafından sistemleştirilen bu esnaf örgütlenmesi, ticareti sadece para kazanmak değil, bir "ahlak okulu" olarak görürdü. Ahi geleneğinde müşteri, dükkana giren bir yabancı değil, Tanrı misafiri ve evin bereket kaynağıdır. Bu yazı, esnafın bu kadim geleneğe bağlılığını simgeler. Batı iş dünyası müşterinin kıymetini çalışanlarına anlatmak için, ancak son yüz yılda “müşteri daima haklıdır” ve “müşteri kraldır” gibi mottolar benimsemiştir.

 

Krizleri Çözmek

Müşterilerle ilişkiler her zaman güllük gülistanlık olmaz. Bazen gerilimler yaşanır, krizler çıkar. Müşterilerle yaşanan gerilim veya krizler (örneğin, ürün gecikmesi, hizmet hatası veya sözleşme uyuşmazlığı), şirketin itibarını ve uzun vadeli ilişkileri etkileyebilir. İyi bir müşteri temsilcisi bu krizleri yönetmesini bilir. Müşteri temsilcisi, bu durumlarda profesyonel, empatik ve stratejik davranarak sorunu fırsata dönüştürebilir. Araştırmalara göre, etkili kriz yönetimi müşteri sadakatini artırabilir ve kayıpları minimize eder.

 

Müşteriyle yaşadığınız kriz anlarında neler yapabilirsiniz?

·         Öncelikle kendi duygularınızı kontrol etmeniz gerekir. Yüksek ses tonu veya savunmacı bir tavır, durumu kötüleştirebilir. Bunun yerine, sakin bir ses tonuyla konuşmalı ve vücut dilinizi olumlu kullanmalısınız. Zor durumlarda ses tonunuzu yumuşatın ve yavaş konuşun. Kötü haber verirken, yüksek tonda heyecanlanmak yerine sakin bir şekilde ilerleyin; bu, mantıklı ve güvenilir bir izlenim yaratır.

·         Müşterinin şikayetini kesmeden dinleyin, not alın ve söylediklerini özetleyerek onaylayın (örneğin, "söylediklerinizi şöyle anladım: ..."). Bu, müşteriyi değerli hissettirir ve gerilimi azaltır.

·         Kurumsal müşterilerde, resmi dil kullanın: "Anlıyorum ki bu gecikme operasyonlarınızı etkiledi" gibi ifadelerle başlayın. Bu, güvenilirlik sağlar ve çatışmayı yumuşatır. "Bu durumun yarattığı rahatsızlığı anlıyorum ve bunu düzeltmek için elimden geleni yapacağım." Kurumsal müşteriler için, iş etkilerini (örneğin, mali kayıplar) kabul etmek önemlidir.

·         Krizi tanımlayın: Ne oldu, neden oldu ve etkisi nedir? Müşteriden ek detaylar isteyin. Asla inkar edici, savunmacı veya suçlayıcı olmayın.

·         Durumu şeffaf anlatın: Ne yapılacağını, ne kadar süreceğini ve sonraki adımları belirtin. Örneğin, "24 saat içinde müdahale edeceğiz."

·         Olumsuz ifadelerden kaçının; örneğin, "Ürün stokta yok" yerine "Ürün en kısa sürede stokta olacak, stoklarımıza girer girmez sizi bilgilendireceğim" deyin. İyi haberle başlayın ve tetikleyici kelimeler (örneğin, "şirket politikası") yerine nedenleri açıklayın.

·         Hatalarınızı inkar etmeyin; "Bu hatadan tamamen sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz ve hemen düzelteceğiz" diye belirtin. Bu, olgunluk gösterir ve müşterinin saygısını kazanır. Aynı zamanda, güveni yeniden inşa eder ve yasal riskleri azaltır.

·         İşbirliği teklif edin: Tüm tarafların perspektiflerini dikkate alarak ortak çözümler üretin. Örneğin, bir şikayette sakin kalarak, "birlikte en iyi çözümü bulalım" diye işbirliği teklif edin. Uzlaşma stratejileri (örneğin, indirim, alternatif ürün) önerin. Kurumsal müşterilerde, üst yönetimi dahil etmek faydalı olabilir.

·         Potansiyel sorunları önceden bildirin ve alternatifler önerin. Örneğin, fiyat artışı durumunda, "Önceden sipariş vererek tasarruf edebilirsiniz" diyerek yardımcı olun. Pat diye zamlı fatura göndermeyin.

·         Etkileşim sonrasını takip edin; örneğin, "sorun çözüldü mü, başka bir şey yapabilir miyim?" diye sorun. Geri bildirim toplayarak iyileştirmeler yapın. "Bir daha yaşanmaması için neler yapabiliriz" diye sorarak, gelecekteki krizleri önleyin. Kurumsal ilişkilerde, bu uzun vadeli ortaklıkları güçlendirir.

 

Eğer temsilci olarak krizi çözemiyorsanız, üst yöneticiyi veya uzman bir ekibi dahil edin. Bu, müşteriye ciddiyet gösterir. Kriz büyükse (örneğin, yaygın bir hizmet kesintisi), şirket genelinde bir kriz yönetim planı uygulayın.

 

Krizleri göğüslemekten ilişkileri sağlamlaştırmaya, satışları artırmaktan problemleri çözmeye pek çok görev bekler müşteri temsilcilerini.

 

Müşteri temsilciliği, sadece bir iş değil; şirketin sürdürülebilir başarısının anahtarıdır. Mevcut müşterileri memnun ederek sadakati artırır, geri bildirimlerle yenilikleri tetikler ve uzun vadeli büyüme sağlar. Her firma, müşteri temsilciliğinin rolünü önemseyerek ve güçlendirerek rekabet avantajı elde edebilir.

 

Müşterinize de müşteri temsilcilerinize iyi bakın.

 

Son Söz: İyi müşteri temsilcilerinden iyi satıcılar doğar. Müşteri temsilciliği B2B veya B2C satıcılarının doğum yeridir.

 

 

Not: Aşağıdaki linklere tıklayarak diğer makalelerimi de okumanızı tavsiye ederim.

 

https://muratsaylan.blogspot.com/2019/04/b2c-satcs-olmak.html

 

https://muratsaylan.blogspot.com/2019/01/b2b-satcs-olmak.html