1 Eylül 2010 Çarşamba

Strateji Kampı


Şirketlerimizin yatırım, iş geliştirme, yeni ürün, yeni marka, yeni satış kanalları, yeni departman, yeni bina, yeni iş kolları, yeni organizasyon şeması, büyüme ve benzeri girişimlerde çoğunlukla patron aklıyla ilerlediğini görüyoruz. Patron aklıyla ilerleyen şirketlerin “anlık kararlarla” manevralar yaptıklarını, yıllık plan ve bütçelere sahip olmadıklarını görüyoruz. Veriye dayanarak değil masaya dayanarak karar alan bu
patronların şirketleri için uzun, orta ve kısa vadeli hedefler belirlemediklerini görüyoruz. Vizyon, misyon hak getire. Segmentasyon ve konumlandırma ise zaten mafiş.

Anlayacağınız bazı şirketlerimizin başarısı patronlarının aklıyla sınırlı. Bazılarınızın “bundan daha doğal ne olabilir” dediğini duyar gibiyim. 

Hayır, bugünkü rekabet dünyasında şirketinizi ayakta tutacaksanız sadece kendi aklınıza güvenemezsiniz. “Sadece kendi aklını kullanan akıllıdır, başkalarının aklını da kullanan zekidir” derler. Patronlar çalışanlarının sadece etinden sütünden yararlanmayı düşünmeyi bırakmalı, onların aklından da yararlanmaya başlamalıdır. Hatta daha da ileri giderek, kendi akıllarını hiç kullanmamalarını dahi tavsiye ederim. Nasıl mı? İşte bu ayki yazımın konusu da bu.

Çalışanlarına, yöneticilerine danışmayan, onların fikirlerinden nasıl yararlanabileceğini bilmeyen patronların çok çalıştıklarını, çok strese girdiklerini, şirketlerini rakipleri kadar büyütemediklerini, kaliteli insan kaynaklarına sahip olamadıklarını ve kişisel servetlerini geliştiremediklerini görüyorum. 

Bunun tam tersine çalışanlarına danışan, yöneticilerinin aklını kullanan patronların ise daha mutlu bir iş yaşamı sürdüklerini ve şirketlerini sürdürülebilir karlılıkla büyütebildiklerini görüyorum.

Eğer siz de çalışanlarını aklını kullanamayan, başkalarına danışamayan bir patronsanız ve bu huyunuzu terk etmek istiyorsanız, bu yazımdaki tavsiyeleri iyi dinlemenizi ve uygulamanızı öneririm.

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki; çalışanlarınızdan şirketinize sadece emek (bedenen hizmet etmek ve işleri doğru yapmak) değil, değer (inovatif öneriler ve doğru işler) de katmalarını beklemelisiniz. Ve emin olun ki, aslında onlar da önerilerinin, projelerinin ve planlarının dinlenmesini istiyorlar. Eğer siz çalışanlarınızı söz sahibi yapmıyorsanız, fikirlerine değer vermiyorsanız, şirketinizi büyütecek kararlara onları ortak etmiyorsanız, bir süre sonra aklını çalıştırmayan, kendisini otomatiğe bağlamış insan kaynaklarına sahip olursunuz. Dolayısıyla bu tip çalışanlar işlerinin üzerine çok düşünmezler, planlı çalışmazlar, sadece kendilerine verilen görevi yaparak günü kurtarmaya odaklanırlar. Onlar akıl yürütmeyi durdurdukları için çok çalışan, her şeyi planlayan ve strese giren de siz olursunuz.

Peki ne yapacaksınız?
Bırakın şirketinizin hangi yönde ilerlemesi ve büyümesi gerektiğini, nasıl daha karlı olacağını yöneticileriniz düşünsün ve planlasın. Siz onların öneri ve planları üzerinden düşünün ve karar verin. Göreceksiniz, sizin hiç aklınıza gelmeyecek çözüm önerileri ve planlarla gelecekler. Daha kılı kırk yaran, daha detaylı verilerle karşınıza çıkacaklar. Günümüze dair daha iyi analizlerle gelecekler. Geleceği fethedecek çok iyi stratejiler üretecekler.  

Çalışanlarınızın fikirlerini almak çok zor değildir.
·        İkili görüşmeler
·        Beyin fırtınaları
·        Ufuk turu toplantıları
·        Arama toplantıları
·        Fokus grup çalışmaları

Yukarıdaki yöntemleri kullanıp da, çalışanlarının söyledikleri bir kulağından giren, diğer kulağından çıkan çok patron gördüm. Kendi bildiğini okuyan patronlara Allah akıl-fikir versin diyorum, çünkü onlara ne çalışanları ne de danışmanları akıl-fikir verebiliyor.

Eğer siz bu tip bir patron olmaktan vaz geçtiyseniz, nasıl danışan patron olmaya başlayacağınızı bilmiyorsanız size önerim “Strateji Kampı”dır.

Üst, orta ve bazı alt düzey yöneticilerinizi bir otelde bir hafta sonu (Cumartesi-Pazar) sürecek Strateji Kampı’na götürün. Tabii bu kampa gelmeden bir ay önce de her yöneticiye ödev verin. Onlardan spesifik alanlarda rapor veya sunum isteyin. Mesela;
·        Muhasebe müdürünüzden “şirketinizin geçmiş performansına ve gelecekte olması gereken performansına dair sunum veya rapor” isteyin.
·        Finans müdürünüzden “daha karlı bir şirket olmanız için atmanız gereken adımların neler olması gerektiğine dair bir sunum veya plan” isteyin.
·        Satış müdürünüzden “rakipleri geçmek için nasıl bir satış stratejiniz olması gerektiğine dair bir sunum veya plan” isteyin.
·        Pazarlama müdürünüzden “4P adına neler yapmanız gerektiğine dair bir sunum veya plan” isteyin.
·        Üretim müdürünüzden “daha verimli ve daha az maliyetli üretmek için neler yapılması gerektiğine dair bir sunum veya plan” isteyin.
·        Ar-Ge yöneticinizden “sektörünüzün ve ürün grubunuzun gelecekte nasıl şekil alacağına dair bir sunum veya rapor” isteyin.
·        Satın alma yöneticinizden “tedarikçi ve dış kaynak kullanımında rakiplerinizin neler yaptığına ve dünyada neler yapıldığına dair bir sunum veya rapor” isteyin.
·        İnsan Kaynakları yöneticinizden “çalışanlarınızın bilgi, beceri ve motivasyonlarını artırmak için neler yapılması gerektiğine dair bir sunum veya plan” isteyin.
·        İdari işler yöneticinizden “iş süreçlerinin hızlanması ve çalışma koşullarının iyileşmesi için sunum veya rapor” isteyin.

Ödev verdiğiniz yöneticilere sunumları üzerine tartışılacağını da söyleyin. Veriye dayalı, çok iyi düşünülmüş, etkileyici raporlar beklediğinizi söyleyin. Sunumların mutlaka görsellerle ve grafiklerle destekli olmasını isteyin. Sunumların Power Point’te hazırlanması gerektiğini, ayakta sunulacağını ve sunumun çıktılarının sunum başında diğer yöneticilere dağıtılacağını da söylemeyi unutmayın.

Strateji Kampı’nın ilk gününde (Cumartesi) otelin toplantı odasında tüm yöneticiler  sırayla sunumlarını yapsınlar. Sunumlar sırasında sunan yöneticiye sorular yöneltilsin ama sunumdaki fikir ve öneriler eleştirilmesin. Herkes kendisine dağıtılan sunum çıktısının üzerine notlarını alsın. Herkesin şirketin geleceğine dair düşünce dünyası zenginleşsin. Patron olarak siz asla sunum yapmamalısınız. Sunum yapanlara teşekkür etmeyi ve çok faydalandığınızı söylemeyi unutmamalısınız. Bırakın tüm yöneticileriniz tüm gün serbestçe düşünsün ve düşündükleri üzerine bir gece uyusunlar. Ertesi gün (Pazar) öğleden önceyi Cumartesi günkü sunumlardaki veriler ve fikirler üzerine panel yaparak geçirin. Her sunumu teker teker masaya yatırın ve tüm yöneticilerinizin fikir beyan etmesini sağlayın. Bu panelin moderatörlüğünü patron yamalıdır. Öğleden sonrayı da “sürdürülebilir büyüme ve karlılık için neler yapmalıyız” adlı bir “Beyin Fırtınası” ile değerlendirin. Bu beyin fırtınasında şirketinizi geleceğe nasıl hazırlamanız gerektiğine dair çok iyi fikirler çıkacaktır. Tm bu iki gün boyunca dikkat etmeniz gereken konu, katılımcıların beğenmedikleri fikirleri çürütmek yerine beğendikleri fikirleri köpürtmek üzere söz almalarını sağlamanızdır.  

Strateji Kampı sayesinde tüm yöneticileriniz, kendilerini daha önemli ve yetkili hissedeceklerdir. Şirketin kaderine etki edebilme ihtimalinin verdiği keyfiyle sorumluluk bilinçleri artacaktır. İşleri doğru yapmanın ötesine geçerek, doğru işler de yapmaya yöneleceklerdir. Şirketlerine ve patronlarına bağlılıkları artacaktır.

Ve tabii hepsinden daha önemlisi, siz yöneticilerinizden aldığınız değerli veri, bilgi ve fikirlerle daha iyi kararlar verebileceksiniz.

Strateji Kamp’ını Ekim veya Kasım aylarında yapmanızı öneririm. Eğer yıllık plan ve bütçelerle çalışan bir firma iseniz, Aralık ayında karara bağlanması gereken yıllık plana da çok katkısı olacaktır Strateji Kamp’ının.  


İnternet Sitem: www.muratsaylan.com