satış hedefi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
satış hedefi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2020 Perşembe

Satışçılar Neden Hedefini Tutturamaz?

Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.


Pek çok patron satış müdürüne sorar “Ercüment Bey, bizim çocuklar neden hedeflerini tutturamıyor?

 

Bu cümleyi kuran patron, farkında olmadan sorunun cevabını da içine yerleştirmiştir: “bizim çocuklar”. Yani suçlu bellidir, mesele sadece onları nasıl adam edeceğimizdir.

 

Yirmi yılı aşkın süredir satış departmanlarının içine girip çıkan biri olarak size şunu söyleyeyim: beş vakadan dördünde sorunun kaynağı satıcının kendisi değildir. Sorun; yanlış konmuş bir hedefte, kurulmamış bir satış sisteminde, ölçülmeyen süreçlerde, çalışmayan bir prim yapısında veya satıcıyı yarı yolda bırakan bir arka cephededir.

 

At sahibine göre kişner. Satışçı da firmanın kurduğu satış sistemine göre başarılı veya başarısız olur.

 

Bu makalede hedef tutturamamanın gerçek sebeplerini ve çözümlerini madde madde yazdım. Amacım, “bizim çocuklar neden tutturamıyor” diyen patronun (ve satış müdürünün), kendi firmasındaki sebebi bu yazıda bulup teşhis koyabilmesidir.

 

Sebebi aramaya başlamadan önce tutmayan hedeflere dair aşağıdaki gibi basit bir “ayrıştırma” yapın. Bu tabloyu satış müdürünüzle birlikte doldurun. Böyle bir tablo hangi hedefi kimin tutturamadığını ve sorunun nerede olduğunu söyler.

 

Belirti

Sorun büyük ihtimalle nerede?

Satıcıların neredeyse hepsi tutturamıyor

Hedefte veya arka cephede (firmada)

Sadece bir kişi tutturamıyor

Satıcının kendisinde (seçim, eğitim, motivasyon)

Belirli bir bölge tutturamıyor

Bölgeleme, pazar potansiyeli veya oradaki rekabet

Belirli bir ürün grubu tutmuyor

Ürün, fiyat, stok veya ürün eğitimi

Ciro tutuyor ama kâr tutmuyor

İskonto disiplini

Ciro tutuyor ama tahsilat tutmuyor

Müşteri kalitesi ve tahsilat disiplini

Yeni müşteri hedefi tutmuyor, ciro tutuyor

Avcılık yapılmıyor, mevcut portföyden besleniyorlar

Yılın ilk yarısı iyi, sonu kötü

Prim barajlarının kurgusu veya stok/tedarik

Her ayın son haftası patlama yaşanıyor

Gerçek talep değil, ay sonu kanal doldurma

 

Bu tabloyu doldurduğunuz anda, aşağıdaki maddelerden hangisine yoğunlaşmanız gerektiğini büyük ölçüde göreceksiniz.

 

1)      Hedef değil, temenni verilmiş

Firmaların çoğunda hedef şöyle belirlenir: “Geçen sene 100 milyon yaptık, bu sene 120 yapalım.” Bu bir hedef değil, bir temennidir. Neye dayandığı belli değildir, hangi bölgeden ne kadar çıkacağı belli değildir, tutmadığında kimin sorumlu olduğu hiç belli değildir. Satıcı da bunu sezer ve ciddiye almaz. Ciddiye alınmayan hedef, tutmaz.

 

Çözüm: Hedefi tepeden inme bir yüzdeyle değil, aşağıdan yukarı hesapla kurun. Pazarın büyüklüğü, pazar payınız, bölgelerin potansiyeli, mevcut müşterilerin büyüme kapasitesi ve yeni müşteri beklentisi toplandığında ortaya çıkan rakam gerçek hedeftir.

 

Anekdot: 2017 yılı sonunda bir müşterime (patrona) 2018 yılı için ciro beklentisini sormuştum ve bana 175 milyon TL demişti.  2017’yi 140 milyon TL ile kapatacağımız neredeyse belli olduğu için patronun büyüme hedefi (35/140) %25 idi. 2017 enflasyonu %12’lerde olacaktı ama 2018 enflasyonu muhtemelen %15’ler hatta üzerinde olabilirdi. Bu yüzden aslında patronun büyüme hedefi %25’in de altındaydı. Aynı soruyu bir farkla satıcılara da ayrı ayrı sordum: “bu seneyi muhtemelen şu kadar adet satışla kapayacaksın, sence 2018 yılında kaç adet satış yaparsın?” Soruyu sorarken sektörün büyüme potansiyelinden, pazardaki payımızdan ve üretimdeki kapasite kullanımımızdan da bahsettim. Satıcılar bölgeler, ürün gruplarına ve müşteri segmentlerine göre görevlendirildiği için en doğru hedeflemeyi onlardan alabilirdik. Satıcıların büyük çoğunluğu iddialı oldukları için satış hedefi adetlerini de iddialı vermişlerdi. Bu rakamlar bir tür vaatti. Satıcıların verdikleri adetleri, enflasyondan dolayı artacak fiyatlarla çarpıp topladığımda satış departmanının 300 milyon TL’ye yakın bir hedef verdiğini gördük. Bu patronun çok hoşuna gitti ama biz yine de ulaşılabilir bir hedef olsun diye satıcıların vaat ettikleri hedefleri biraz törpüledik ve toplamda 250 milyon TL hedef koyduk. Üstelik hangi bölgeden, hangi ürün grubundan, hangi müşteri segmentinden ne kadar ciro çıkarabileceğimizi görerek bu hedefi koymuş olduk. Şimdi yapmamız gereken bu iddialı satıcıları pazarlama araçlarıyla desteklemekti. 2018’i nasıl mı tamamladık? 250 milyon TL’nin üzerinde. Ama şuna eminim, sadece patrona sorarak hedef belirleseydi büyük bir ihtimalle 175 milyon TL ciro ile 2018 yılını kapayacaktık. (Not: 2018 yılında enflasyon %20’nin biraz üzerindeydi. Ama yıl içine epey kur çıkış ve düşüşleri olmuştu.)

 

2)      Hedef kırılmamış

Tek bir toplam rakam olarak verilen hedef, kimsenin sorumluluğunda değildir. Kırılmadıkça hedef, hedef değildir.

 

Çözüm: Hedefi en az beş eksende kırın: bölge, müşteri grubu, ürün grubu, satıcı ve dönem (ay). “Ege’de bu yıl şu ürün grubundan şu kadar” cümlesi, “bu sene yüzde 20 büyüyelim” cümlesinden yüz kat daha kullanışlıdır; çünkü ilkinde ne yapılacağı bellidir.

 

3)      Hedef pazarın gerçeğine dayanmıyor

Sık gördüğüm bir tablo: bölgeler potansiyeline göre değil, tesadüfen dağıtılmıştır. Satıcının memleketi orası olduğu için bir il ona verilmiştir; iki büyük ilin arasında kalan bir il hiç kimseye verilmemiştir; doğu “zaten oradan iş çıkmaz” diye boş bırakılmıştır.

Sonra da her satıcıya benzer hedefler verilir. Potansiyeli düşük bölgedeki satıcı ne yapsa tutturamaz; potansiyeli yüksek bölgedeki satıcı ise yattığı yerden tutturur. İkisi de yanlış sinyal üretir.

 

Çözüm: Bölgeleri potansiyellerine göre dengeleyin ve hedefi bölgenin potansiyeline oranlayın. Bir satıcı hedefini üst üste tutturamıyorsa, önce bölgesinin potansiyelini ölçün; sorun adamda değil, haritada olabilir.

 

4)      Hedef geç verilmiş veya hiç deklare edilmemiş

Şubat, mart, hatta nisan ayında hâlâ “hedefleri netleştiriyoruz” diyen firma az değildir. Yılın dörtte biri hedefsiz geçmiştir ve o kayıp bir daha telafi edilmez.

 

Bazı firmalarda ise hedef vardır ama satıcıya söylenmemiştir; patronun defterinde durur. Satıcı yıl sonunda “tutturamadın” diye eleştirilir.

 

Çözüm: Hedefler yıla girmeden önce belirlenmeli ve yılın ilk haftasında satış ekibine yazılı olarak deklare edilmelidir. Satıcı, yeni yıla başlarken kendisinden haftalık, aylık ve yıllık bazda ne beklendiğini bilmelidir.

 

5)      Hedef tek boyutlu: sadece ciro

Satıcıya yalnızca ciro hedefi verirseniz, o da yalnızca ciroyu kovalar. Bunun yolu da bellidir: iskonto yapar, uzun vade tanır, riskli müşteriye satar, ay sonunu doldurur.

 

Yıl sonunda ciro tutmuştur ama kâr tutmamıştır, tahsilat sarkmıştır, portföy bozulmuştur. Ve siz hâlâ “hedefimizi tutturamadık” dersiniz.

 

Çözüm: Hedefi en az dört boyutlu kurun: ciro, brüt kârlılık, tahsilat ve yeni müşteri. Dördü birden ölçülmeyen bir satış departmanı, ölçülen tek şeyi şişirir.

 

6)      Hedef ya ulaşılamaz ya da fazla kolay

Ulaşılamaz hedef motive etmez, felç eder. Satıcı ilk çeyrekte hedefin uzağında kaldığını görünce içten içe vazgeçer; kalan dokuz ayı “nasılsa tutmaz” psikolojisiyle geçirir. Fazla kolay hedef ise potansiyelin altında kalmanıza yol açar; satıcı hedefini eylülde tutturur ve yılın kalanını yavaşlayarak geçirir.

 

Çözüm: Hedef, zorlayan ama ulaşılabilir olmalıdır. Yani çıtayı öyle bir yere koymalısınız ki; satıcı durduğu yerden zıplayarak aşamamalı, antrenmanlar sonrasında geriden koşarak zıpladığında da aşabilmelidir. Bunun pratik testi şudur: satış ekibinin çoğunluğu hedefinin yüzde 90-110 bandında kapatabiliyorsa hedefleriniz doğru kurulmuştur. Ekibin yarısından fazlası yüzde 70’in altında kalıyorsa sorun ekipte değil, hedeftedir.

 

7)      Sadece sonuç ölçülüyor, süreç ölçülmüyor

Firmaların çoğunda satışa dair ölçüm iki rakamla sınırlıdır: aylık ciro ve aylık tahsilat. Bu, bir uçağı yalnızca hız göstergesine bakarak uçurmaya benzer.

 

Ciro bir sonuç göstergesidir; size dünü anlatır. Ay bittiğinde hedefin tutmadığını öğrenirsiniz ama artık yapacak bir şey yoktur.

 

Çözüm: Süreç göstergelerini ölçmeye başlayın: ziyaret sayısı, randevu sayısı, teklif sayısı ve tutarı, teklif-sipariş dönüşüm oranı, ortalama satış döngüsü süresi, bekleyen teklif havuzu. Bunlar size yarını haber verir. Cironuz bu ay iyi görünürken teklif sayınız düşmüşse, üç ay sonra vuracağınız duvarı bugünden görürsünüz.

 

Hedef tutmamasının en yaygın teknik sebebi budur: hedef, ay bittikten sonra ölçülür. Oysa hedef, ay içinde yönetilir.

 

8)      Satış müdürü satıyor, yönetmiyor

Türkiye’deki satış departmanlarının en yaygın hastalığı budur. Satış müdürü kendi müşterilerine bakar, kendi cirosunu yapar, sahaya çıkar ve akşam patrona “bugün şu firmayla görüştüm” der. Patron da memnun olur; adamı çalışıyor görür.

 

Oysa satış müdürünün işi satmak değil, sattırmaktır. Kendi satışıyla meşgul olan müdür ekibini yönetemez; ekipteki zayıf satıcıyı fark edemez, süreçleri denetleyemez, koçluk yapamaz. Sonuçta ekibin toplamı, müdürün kendi cirosu kadar bile artmaz.

 

Çözüm: Satış müdüründen bizzat satış yapmasını istemeyin. Ondan istemeniz gereken şey, zincirin beş halkasını yönetmektir: ziyaret, görüşme, sipariş, sevkiyat ve tahsilat. Beşine de eşit emek vermelidir. Ayrıca ondan ne beklediğinizi yazılı hale getirin. Firmalarda en sık değişen yöneticinin satış müdürü olmasının sebebi, çoğu zaman müdürlerin yetersizliği değil, kendilerinden ne beklendiğinin hiç tanımlanmamış olmasıdır.

 

9)      Zincirin bir halkası kopuk

Satış tek bir eylem değil, bir zincirdir: ziyaret > görüşme > sipariş > sevkiyat > tahsilat. Bu zincirin herhangi bir halkası koptuğunda hedef tutmaz ve çoğu zaman kopan halkanın hangisi olduğu bilinmez.

 

Çözüm: Bir ay boyunca bu beş halkanın rakamlarını ayrı ayrı ölçün. Ziyaret sayısı yeterli mi? Ziyaretler görüşmeye dönüyor mu? Görüşmeler siparişe dönüyor mu? Siparişler zamanında sevk ediliyor mu? Sevkiyatlar tahsil ediliyor mu? Nerede daralma varsa, sorun oradadır. Bu basit egzersiz, çoğu firmada tek bir toplantıda teşhisi koydurur.

 

10)  Saha ile Merkez Arasında Duvar Örülmüş

Hedefin tutmamasında görünmeyen bir fay hattı vardır: Saha satıcısı ile ofisteki iç satış (operasyon, müşteri temsilcisi) ekibinin kavgası. Saha satıcısı içeridekileri "müşterinin talebini yavaşlatan bürokratlar", iç satış ekibi ise sahadakileri "rastgele sözler verip başımızı belaya sokan sorumsuzlar" olarak görür. İki taraf birbirini yemeye başladığında, müşteri aradaki çatlağı fark eder ve kaçar.

 

Çözüm: İç satış ve saha satış ekibini birbirinin rakibi değil, aynı ikili takımın (partner) parçası yapın. İç satış çalışanının primini de saha satıcısının bölgesel kârlılığına ve müşteri memnuniyetine bağlayın.

 

11)  Prim sistemi hedefi desteklemiyor

Prim sistemi, satış departmanının görünmez yöneticisidir. Yanlış kurulduğunda satıcıyı hedefin tersine iter. Sık gördüğüm hatalar:

·         Tek parça komisyon vermek. Satışların yüzde şu kadarı diye ödenen komisyon, satıcıyı emlakçıya çevirir. Ne kârı, ne tahsilatı, ne yeni müşteriyi umursar.

·         Primi tek başına ciroya bağlamak. Bu, satıcıyı iskonto yapmaya davet etmektir.

·         Ulaşılamayacak baraj koymak. Hedefin % 100’ünü tutturmayana prim vermeyen sistemler, mart ayında hedefin gerisine düşen satıcıyı yılın kalanı için tamamen motivasyonsuz bırakır.

·         Primi geç ödemek veya belirsiz bırakmak.Yıl sonunda bakarız” denen prim, prim değildir. Satıcı hesaplayamadığı primi kovalayamaz.

 

Çözüm: Primi parçalara ayırın. Aylık, çeyreklik ve yıllık bileşenler; kademeli kota barajları (hedefe yaklaştıkça artan çarpanlar); ürün grubuna, bölgeye, iskonto disiplinine, brüt kâra, tahsilata, yeni müşteri kazanımına ve ziyaret/teklif çabasına bağlı ayrı kalemler; iade, batık ve gecikmiş bakiye için kesintiler. Böyle bir sistemi satıcılar iki üç ayda kavrar ve o günden sonra siz onları yönetmezsiniz, prim sistemi onları yönetir.

 

Bu kadar çok parçadan prim vereceksiniz diye “aşırı prim” vereceğinizi düşünmeyin. Aklınızdan geçen satıcının yaptığı cirodan %2 prim vermekse, işte bu %2’yi de parçalara ayırın. Örneğin bir parçanın prim oranı %0,15 olabilir. Tüm parçalarda %100 başarı sağlarsa bir satıcı %2 prim alabilmelidir. Yıllık hedefini tutturmasına rağmen bazı parçalarda başarılı bazı parçalarda başarısız ise %2 değil, %1 veya daha da az oranda prim alacak şekilde sistemi kurgulayın. Aşırı iskontolar vererek brüt karlılığınızı düşüren ve de getirdiği brüt karlılıkla faaliyet giderlerini daha karşılamayan satıcıyı ödüllendirmeye gerek yok.

 

12)  Toplantılar hesap sorma seansına dönmüş

Aylık satış toplantısı çoğu firmada şöyle geçer: müdür rakamları okur, hedefini tutturamayanlar sırayla azarlanır, herkes mazeretini anlatır, toplantı biter. Ertesi ay aynı sahne tekrarlanır.

 

Bu toplantılardan sonuç çıkmaz; çünkü hesap sormak bir yönetim aracı değildir. Satıcı neyi yanlış yaptığını değil, kendini nasıl savunacağını öğrenir.

 

Çözüm: Toplantıyı ikiye ayırın. Birinci bölüm rakamların herkesin önünde şeffafça paylaşıldığı bölüm olsun (karşılaştırmalı tablolar, grafikler, sıralamalar). Bu, ortalamayı kendiliğinden yükseltir. İkinci bölüm ise problem çözme bölümü olsun: “Bu müşteriyi neden kapatamıyoruz, birlikte ne yapabiliriz?” Ve müdür, ayda en az birkaç gün satıcılarıyla birlikte sahaya çıksın. Saha refakati, on toplantıdan daha fazla öğretir.

 

13)  Takip yok

Sahadaki satış ekipleri, iş dünyasının en zor yönetilen birimleridir; çünkü sürekli firma dışındadırlar. İyi takip edilmeyen satıcı, günü on ziyaret yerine iki ziyaretle kapatır ve bu rakamın yüksek bir skor olduğuna hem kendini hem sizi inandırır.

 

“Saldım çayıra, Mevla’m kayıra” anlayışıyla satış ekibi yönetilmez.

 

Çözüm: Haftalık ziyaret planı isteyin, hafta sonunda gerçekleşme raporu isteyin. CRM kullanımını zorunlu tutun; CRM’e girilmeyen görüşme yaşanmamış sayılır. Araç ve telefon takip sistemlerini kullanın. Satış müdürünün odasında dev bir ekrana bu takip sistemini yansıtın ve hangi satıcının nerede olduğu canlı olarak görülebilsin. Bunlar güvensizlik göstergesi değil, yönetim aracıdır. Takip edildiğini bilen satıcı daha sorumlu ve daha verimli çalışır.

 

Satış ekibinin, satış müdürünün ve patronun olduğu bir Whatsapp grubu kurun. Sahadaki satıcılar ile buradan gün içinde paylaşımlar olsun. Satıcılar müdürlerine, müdür satıcılarına buradan sorular sorsun ve cevaplasın. Alınan işler, kaybedilen işler, yapılan ziyaretler, rekabete ve pazara dair bilgiler buradan paylaşılsın. (Patron daha çok röntgenci takılsın, gerektiğinde topa girsin) Böyle bir Whasapp grubu ekibi dinç tutar ve hırslandırır.

 

14)  CRM'e Veri Değil, 'Masal' Giriliyor

"CRM kullanıyoruz" diyen pek çok firmada CRM bir bilgi havuzu değil, bir "cezaevi/denetim aracı" gibi algılandığı için satıcılar içeriye formaliteden iki satır yazar: "Müşteri ziyaret edildi, olumlu geçti." Bu bilgi hiçbir işe yaramaz. Görüşmenin detayları, müşterinin rakipten aldığı fiyat, kaçırılan fırsatın gerçek nedeni CRM’e girilmiyorsa, hedef tutmadığında geriye dönüp bakılacak bir veri de yok demektir.

 

Çözüm: CRM’e girilenleri satış müdürü “gerçekten” kontrol etmeli, uyarılarını yapmalı, anlamlı girişler yapılmasını sağlamalıdır. Yöneticisi tarafından okunduğunu, yorumlandığını ve anlamlı sonuçlara ve çözümlere ulaşıldığını gören satıcı CRM’e gerçekten işe yarar bilgiler girer.

 

15)  Yanlış satıcı seçilmiş

Firmalar doğru satıcı seçmekte bilgisiz ve tecrübesizdir. Sonuç, sürekli satıcı aramak ve sürekli hedef tutturamamaktır.

 

Sık yapılan seçim hataları: ilk görüşülen adaydan etkilenip işe almak, illa sektörden satıcı aramak, üniversite mezununu satış için “lüks” saymak, bir zamanlar kendi işini kurmuş adayları elemek, adayın hobilerine ve geçmişine hiç bakmamak.

 

Çözüm: Bir kişi alacaksanız en az on adayla görüşün. Görüşmeyi iki kişi yapsın (satış müdürü ve İK). Adayda şu özellikleri arayın: kendine güven, baskın karakter, iyimserlik, disiplin, etkileyicilik, dikkat, üretkenlik ve isteklilik. Kabullenici, aşırı ciddi ve utangaç tipler bu meslekte hedef tutturamaz. Bir gözlemim: geçmişinde spor yapmış veya kendi işini kurmuş adaylar satışta belirgin biçimde daha başarılı oluyor.

 

16)  Eğitim verilmemiş

Satıcınız ürün gamınızın ancak beşte birini biliyorsa, cironuzun beşte dördü o beşte birden gelir. Rakiplerinizi tanımıyorsa, müşterinin itirazına cevap veremez. Pazarlık tekniği bilmiyorsa, ilk itirazda iskonto yapar.

 

En çok eğitilmesi gereken kadro satış kadrosudur ve verilen her eğitim size yeni siparişler kazandırır.

 

Çözüm: Ürün eğitimi, rekabet eğitimi, satış teknikleri, sunum, pazarlık, tahsilat ve iletişim eğitimlerini bir takvime bağlayın. Bunların bir kısmını satış müdürünüz bizzat vermelidir. Eğitim veremeyen satış müdürü, ekibine ilham da veremez.

 

17)  Yeni satıcıya süre tanınmamış

B2B’de bir satıcının portföy oluşturması, ürünü öğrenmesi ve ilk siparişlerini alması 3-6 ay sürer. Buna rağmen pek çok firma dördüncü ayda “bu adamdan bir şey çıkmadı” deyip yola devam eder. Sonra yeni satıcıyla aynı hikâye baştan yaşanır ve firma yıllarca aynı yerde sayar.

 

Çözüm: Yeni satıcının ilk altı ayında hedefi ciro değil, çaba ve portföy olsun: kaç firma tespit etti, kaç ziyaret yaptı, kaç teklif üretti, kaç yeni müşteri kazandı. Bu süreyi finanse edemeyecekseniz satıcı almayın.

 

18)  Acil olan, önemli olanı yiyor

Mevcut müşteriye hizmet etmek acildir; telefon çalar, sipariş gelir, sorun çıkar. Yeni müşteri bulmak ise önemlidir ama acil değildir; kimse aramaz, kimse zorlamaz, ertelenebilir. İnsan doğası gereği acil olan, önemli olanı her seferinde yener. Bu, hedef tutturamamanın en sinsi sebebidir.

 

Sonuç: satıcı gününü mevcut müşterilerin telefonlarını cevaplayarak geçirir, yeni müşteri hedefi de “bu ay yoğunduk” diye ötelenir. Ciro bir süre idare eder, sonra portföy yaşlandıkça düşmeye başlar.

 

Çözüm: Avcılıkla çobanlığı ayırın. Yeni müşteri bulmakla mevcut müşteriye hizmet etmeyi mümkünse farklı kişilere verin. Ayıramıyorsanız takvimde ayırın: haftanın belirli günleri sadece yeni müşteri ziyaretine tahsis edilsin ve bu rakam ayrıca ölçülsün.

 

19)  Huninin ağzı dar

Satış bir istatistik işidir. Yeterince temas etmeyen satıcı, ne kadar yetenekli olursa olsun hedefi tutturamaz.

Basit bir hesap yapın. Diyelim ki verdiğiniz her 100 teklifin 20’si onaylanıyor ve ortalama sipariş tutarınız 500.000 TL. Satıcınızın yıllık 18 milyonluk hedefi varsa, yılda 36 satış, bunun için 180 teklif, bunun için 360 görüşme, bunun için de yaklaşık 1.440 temas gerekiyor demektir. Yani ayda 120 temas, 30 görüşme, 15 teklif.

 

Satıcınız ayda 40 temas yapıyorsa, hedefi tutturamamasının sebebi motivasyon değil aritmetiktir.

 

Çözüm: Kendi dönüşüm oranlarınızı ölçün ve hedeften geriye doğru hesaplayarak her satıcıya haftalık temas, görüşme ve teklif kotası verin. Ayrıca oranların hangisinin düşük olduğuna bakın: randevu oranı düşükse sorun tanıtımınızda ve ilk temas biçimindedir; teklif oranı düşükse sunumdadır; onay oranı düşükse fiyatta, teklif kalitesinde veya bağlama becerisindedir. Her oranın ayrı reçetesi vardır.

 

20)  Mazeret kültürü yerleşmiş

Satışçılar mazeret-severdir. Oynamayı bilmeyen gelinin “yerim dar” demesi gibi, satamamayı kendileri dışındaki faktörlere bağlar ve bunu size de yuttururlar: fiyatımız yüksek, rakip çok agresif, piyasa durgun, ürün gamımız dar, tanıtım yapmıyoruz…

 

Bu mazeretlerin bir kısmı doğrudur. Zaten tehlikeli olan da budur: içinde gerçek payı olduğu için hepsi inandırıcı gelir.

 

Çözüm: Kendinize şunu sorun: satıcım bana hedefe ulaşamamasının nedenini açıklıyor; bu mazeret mi, gerçek mi? Ayırt etmenin üç testi var:

·         Yaygınlık testi: Aynı sebebi bir kişi mi söylüyor, herkes mi? Herkes söylüyorsa büyük ihtimalle gerçektir.

·         Veri testi: Sebep sayıya döküldüğünde ayakta kalıyor mu? “Fiyatımız yüksek” diyen satıcının kaybettiği tekliflerin kaçı fiyattan kaybedilmiş, ölçün.

·         Kontrol testi: Aynı koşullarda çalışan başka bir satıcı hedefini tutturuyor mu? Tutturuyorsa sorun koşullarda değil, kişidedir.

 

Mazereti tartışmayın, ölçün. Her mazeretin bir testi vardır:

·         Fiyatımız yüksek” > Kaybedilen tekliflerin kaçı gerçekten fiyattan kaybedildi? Rakip fiyatlarını yazılı olarak toplayın. Aynı fiyatla satan diğer satıcınız hedefini tutturuyor mu?

·         Piyasa durgun” > Sektör dernek verileri ne diyor? Rakipler küçülüyor mu? Pazar payınız düştü mü, yoksa pazarla birlikte mi küçüldünüz?

·         Bölgem zayıf” > Bölgenin potansiyelini hesapladınız mı? Oradaki pazar payınız kaç?

·         Müşteriler almıyor” > Kaç ziyaret yapıldı, kaç teklif verildi?

 

Bu sorulara veriyle cevap veremeyen mazeret, mazerettir. Veriyle cevap verilebiliyorsa o zaten mazeret değil, çözülmesi gereken gerçek bir sorundur.

 

Anekdot: Danışmanlığa ilk başladığım yıllarda matbaacı bir müşterim vardı. 8 tane satıcısı vardı. Çok saha ziyareti yapıyorlar, çok teklif üretiyorlar ama tekliflerin satışa dönüş oranı çok düşüktü. Hepsi bir ağızdan kaçan işler için “fiyatımız yüksek kaldı” diyordu. Bu görüşleri müşteriden aldıkları bir “feedback” değildi, kendi tahminleriydi. Kaçan satışlara dair teklifleri talep ettim ve rakipleri tercih eden yaklaşık 30 müşteri adayını aradım. 3-4 tanesi gerçekten fiyatı yüksek bulmuştu ama yaklaşık 20 tanesi termin yüzünden işi bize vermemişti. Yani çoğunluğu basılı işini bir haftada eline almak istiyordu ama biz 2 veya 3 haftada basıp verebileceğimizi söylüyorduk. Bu bilginin doğruluğunu test etmek için danışmanlığını yaptığım başka bir müşterimin basılması gereken broşürünün PDF’ini hem benim müşterime hem de rakip matbaalara gönderdik. Fiyat konusunda 2 tanesinden yukarda 5 tanesinden aşağıdaydık. Ama termin konusunda en gerideydik. Yani fiyatlarımız yüksek değildi, işi rakiplerden daha geç bitiriyorduk. Yapılması gereken üretimde (baskıda) hızlanmaktı. Vardiyalı çalışma, daha sistemli üretim ve yeni bir makine ile birlikte hızımız arttı ve biz de bir hafta içerisinde teslim edebilir olduk. Sonuç mu ciromuz dolar bazında 2 katına çıktı.

 

21)  Yok satıyorsunuz

Satıcının binbir zahmetle aldığı siparişin karşılığı depoda yoksa, o satış olmamıştır. Üstelik bir kez değil, iki kez kaybedersiniz: hem o siparişi, hem müşterinin bir dahaki sefer size ilk sorma alışkanlığını.

 

Daha kötüsü, bu durum satıcının kendi firmasına olan inancını yıpratır. İnancını yitirmiş satıcı, satmayı değil mazeret üretmeyi öğrenir.

 

Çözüm: Kaydi stokla fiili stoğu örtüştürün. Hızlı dönen ürünlerde minimum stok seviyesi tanımlayın ve bu seviyeye inildiğinde otomatik sipariş tetiklenmesini sağlayın. Satış departmanından her ay talep tahmini isteyin ve bunu üretim planlama, satın alma ve depoya iletin. Sipariş karşılama oranınızı ölçün; yüzde 95’in altına düşüyorsa hedef tutmamasının sebebi satıcı değildir.

 

22)  Sevkiyat aksıyor

Bir günde kolilenip gönderilecek sipariş üç güne yayılıyorsa, yanlış veya eksik mal gidiyorsa, sevkiyat yapıldığı halde satıcı bilgilendirilmiyorsa, satıcınız her gün müşterisinden özür dileyen bir insana dönüşür. Özür dileyen satıcı yeni satış yapamaz.

 

Çözüm: Depoyu satışın bir parçası sayın. Adresleme, barkod ve el terminali kullanımı, mal kabul ile sevkiyatın ayrı ellere verilmesi, sevkiyat bilgisinin otomatik olarak satıcıya düşmesi. Bunlar pahalı çözümler değildir ama satışa doğrudan yansır.

 

23)  Teklif, numune ve onay süreçleri gecikiyor

Satıcı müşteriden teklif talebi almıştır ama teknik ekip üç gün cevap vermez. Numune isteyen müşteriye iki hafta sonra gider. İskonto onayı için patrona ulaşamaz.

 

Bu gecikmelerin her biri satışın soğuma sebebidir. B2B’de sıcak bir talebi bekletmek, çoğu zaman onu rakibe hediye etmektir.

 

Çözüm: Teklif hazırlama, numune gönderimi ve fiyat onayı için taahhüt süreleri belirleyin (örneğin: teklif 24 saatte, numune 48 saatte). Bu süreleri de ölçün. Ayrıca satıcıya pazarlık inisiyatifi verin: fiyatlamanın içine feda edilebilecek bir yedek kâr koyun ve satıcı bu marj içinde onaysız hareket edebilsin. Her iskonto için patrona koşan satıcı, müşterinin gözünde ciddiyetini kaybeder.

 

24)  Satıcının eli boş

Güncel katalog yok, teknik föy yok, referans listesi yok, düzgün bir sunum dosyası yok, numune yok, aracı yok, dizüstü bilgisayarı yok.

 

Satıcınız firmanızı temsil eder. Bunları esirgemek tasarruf değil, kaybedilmiş siparişlerdir.

 

Çözüm: Satış cephaneliğini kurmak satışın değil pazarlamanın işidir; pazarlama departmanınız yoksa bu işi patron üstlenmeli veya dışarıdan destek alınmalıdır. Katalog, teknik föy, kalite belgeleri, referans listesi ve vaka çalışmaları, uyarlanabilir sunum dosyası, numune, yatırım geri dönüşü hesap şablonu.

 

25)  Fiyatınız veya ürününüz gerçekten rekabetçi değil

Bazen mazeret mazeret değildir. Rakip yeni bir ürün çıkarmıştır, bir ithalatçı pazara agresif fiyatla girmiştir, sizin maliyetiniz artmıştır. Böyle bir durumda satıcıyı ne kadar sıkıştırırsanız sıkıştırın hedef tutmaz; sadece iyi satıcılarınızı kaybedersiniz.

 

Çözüm: Kaybedilen tekliflerin sebebini kayıt altına alın. Üç ay üst üste “fiyat” sebebi baskın çıkıyorsa bu bir satış sorunu değil, bir fiyatlama veya ürün sorunudur ve çözümü satış departmanında değildir. Fiyat indirmek de tek çözüm değildir: vade, garanti, ücretsiz montaj, deneme imkânı, teknik destek, eğitim, yedek parça garantisi gibi satış geliştirme araçları kârınızı yemeden satın alma kararını kolaylaştırır.

 

26)  Tahsilat sorunları satışın önünü tıkıyor

Bakiyesi biriken müşteriye sevkiyat durdurulur, satıcı da sattığı halde teslim edemez. Bir süre sonra satıcı riskli ama iyi ciro yapan müşterilerden uzaklaşır ve hedefi tutmaz.

 

Çözüm: Bunu satış-finans kavgası olmaktan çıkarıp bir sisteme bağlayın. Her müşteriye yazılı açık hesap limiti koyun, limiti aşanı önceden uyarın, vadeyi fiyatın içine yazın (liste fiyatı en uzun vadeye göre kurulsun, kısa vadeye iskonto verilsin) ve tahsilatı satıcının priminin bir parçası yapın. Böylece tahsilat, satışın rakibi değil parçası olur.

 

………………………………………….

 

Bu 26 maddeyi okuduktan sonra kısaca ne yapmalısınız?

·         Teşhis. Yukarıdaki “ayrıştırma” tablosunu doldurun. Zincirin beş halkasını (ziyaret, görüşme, sipariş, sevkiyat, tahsilat) ayrı ayrı ölçün. Satıcı bazında ciro, brüt kârlılık, ortalama iskonto ve tahsilat süresini çıkarın. Kaybedilen tekliflerin sebeplerini kayıt altına almaya başlayın. Sipariş karşılama oranınızı hesaplayın. Hiçbir şeyi değiştirmeyin, sadece bakın.

·         Kural koyma. Hedefleri bölge, ürün, müşteri grubu ve satıcı bazında kırıp yazılı olarak deklare edin. Hedefi dört boyutlu hale getirin (ciro, kâr, tahsilat, yeni müşteri). Prim sistemini parçalara ayırıp ekibe duyurun. Fiyat listesi ve ticaret ilkeleri belgenizi güncelleyin, pazarlık inisiyatifi tanımlayın. Teklif ve numune için taahhüt süreleri koyun.

·         Yönetim ritmini kurun. Haftalık ziyaret planı ve gerçekleşme raporunu başlatın. Aylık satış toplantısını ikiye ayırın (rakam paylaşımı + problem çözme). Satış müdürünün saha refakat takvimini oluşturun. Avcılık için haftada belirli günleri ayırın ve yeni müşteri sayısını ayrıca ölçün. Depo ve sevkiyat düzeltme planını devreye alın.

 

Bu makalede anlattıklarımı birkaç cümleye indirmem gerekseydi şunları söylerdim:

·         Hedefi kimin tutturamadığı, sorunun nerede olduğunu söyler. Herkes tutturamıyorsa sorun ekipte değildir.

·         Ay sonunda ölçülen hedef, ay içinde yönetilmemiş demektir. Süreç göstergelerini ölçmeyen firma, hedefi ancak kaçırdıktan sonra fark eder.

·         Önce verin, sonra isteyin. Hedef, bölge, fiyat listesi, ticaret ilkeleri, olanak, eğitim ve akıllı bir prim sistemi vermeden performans istemeye hakkınız yoktur.

·         Prim sistemi görünmez yöneticinizdir. Yanlış kurulduğunda satıcıyı hedefin tersine iter.

·         Mazereti tartışmayın, ölçün. Ölçüldüğünde ayakta kalan mazeret, mazeret değil çözülmesi gereken sorundur.

 

Son olarak şunu söylemek isterim. Satıcılarının hedefini tutturamadığından şikâyet eden patronların büyük kısmı, aslında kendi kurmadıkları bir sistemin sonuçlarından şikâyet ediyor. Satış departmanı, kendi haline bırakıldığında iyi çalışan bir departman değildir. Ölçülmek, yönlendirilmek, eğitilmek, donatılmak ve ödüllendirilmek ister.

 

Bunları yapan firmalarda “bizim çocuklar” hedeflerini tutturuyor. Yapmayan firmalarda ise satıcı değişiyor, sistem aynı kalıyor ve aynı soru her yıl tekrar soruluyor.

 

Son söz: Hedefi tutturamayan satıcıyı değiştirmeden önce, o hedefi kimin nasıl koyduğuna bakın.

 

Bol satışlar, tatlı kârlar dilerim.

 

 

1 Ekim 2013 Salı

Şehirlerimizin Tüketimi

Firmalarımızın birinci hedefi satışları artırmak ve pazar payını yükseltmek. Satışları nerede nasıl artıracakları ise neredeyse günün getirdiklerine bağlı. İstenen artış yurt dışı pazarlarından da gelebilir, bavul ticaretinden de, e-ticaret sitelerinden de, bayilerden de, zincir mağazalardan da, kendi mağazalarından da, spot piyasadan da, büyük şehirlerden de, süper marketlerden de… Satışlar hedeflendiği seviyeye çıktığı sürece nereden (hangi kanaldan) geldiği pek de önemli değil. Nasıl olsa günümüzde ticaret kanalları bolca var. Biride tıkanırsa diğeri açılır. Bu yüzden hiçbir kanalda derinleşmeden ilerlenir. Bu yüzeysel satış anlayışı elbet sık sık çıkmazlara girer. Oysaki her kanal için ayrı ve detaylı bir hedefleme, her kanalda sistematik bir derinleşme sağlanmalıdır. İş, hedefler ve piyasa şansa (hatta ekonominin gidişatına ve rakiplerin hamlelerine) bırakılmamalıdır.

Satış kanallarında derinleşmeye önce şehirlerden başlamak gerekiyor. Firmalarımız için ilk ve en önemli Pazar Türkiye çünkü. Ciro getiren kanal sayısı çok olduğu için birçok firmanın Türkiye çapında bulunur ve satılır olmak gibi dertleri yok. Firmaların her şehir için bir satış hedefi olması gerekir. Her şehirdeki satışlarını ayı ayına takip etmeleri gerekir. 81 ilin hangisinde ne kadar sattıklarını, şehirlerde yıl yıl nasıl büyüdüklerini görmeleri gerekir. Bu zor bir iş değildir. Muhasebenize bu görevi verseniz size bu raporu bir gün içinde hazırlayabilirler. Kendi mağazaları veya bayilik sistemleri olanlar bunu kolayca görebilir. Toptancıyla çalışan firmalar da aslında bu bilgileri toptancı bayilerinden alabilirler.

Her bir şehirde ne kadar sattığınızı biliyor ve takip ediyor olmanız, önceki senelerle kıyaslama yapabilmeniz yeni hedefler ve stratejiler belirlerken yeterli olmayacaktır.  Doğru penetrasyon (bulunurluk) kararları alabilmeniz için şehirlerde sizin ürün grubunuzun ne kadar tüketildiğini de bilmeniz gerekir.

Genelde firmalar kendi alanlarında hangi şehirde ne kadar tüketim olduğunu bilmedikleri için bir şehirden elde etmek istedikleri ciroyu bir önceki sene elde ettikleri ciroya bakarak belirlerler. Uzun zamandır bulunmadıkları, satıcılarının gitmekten hoşlanmadıkları, firma merkezine uzak olan şehirleri genelde rakiplerine bırakırlar. (AVM’lerde gördüğünüz, reklamlarda boy göstermeye başlayan, “ulusal marka olduk” diyen pek çok firmamızın bulunurluğu inanın 40 şehri geçmez.) Rakiplerine bıraktıkları şehirlerin çoğu küçük olmakla birlikte, bazıları da ekonomisi ve nüfusu büyük şehirlerdir. Yani bazı firmalar satışlarından (cirolarından) tatmin oldukları için göz göre göre bazı pazarları (şehirleri) rakiplerine bırakırlar. Aslında küçük şehirleri aynı sektördeki büyük firmaların hepsi gözden çıkardığı için, bu küçük şehirlerde ufak firmalar rekabet olmadan satış yapmakta ve ileride sektörünün önemli oyuncusu olabilmektedir.

Yıllık hedeflerine ulaşan ve düzenli büyüyen firmalar genelde satış noktası (bayi) olmayan illerle hemen hemen hiç ilgilenmezler.  Hedeflerine ulaşamayan veya büyüyemeyen firmalar ise satış noktaları olmayan illere girerek büyümeye çalışırlar. Sonuçta yeni pazarlar oralardadır.

Aslında bir satış departmanı her ili teker teker değerlendirmeli ve il bazında (buna ilin merkezi ve ilçeleri de dahildir) bulunurluğunu ve pazar payını artırmaya çalışmalıdır. Bunu yapabilmek için de şehirlerin pazar büyüklüğünü bilmeleri gerekir. Firmalar genelde, dernekleri veya TÜİK aracılığıyla yurtiçi pazarlarının büyüklüklerini bilirler ve kendi satışlarını da bildiklerinden ülke genelindeki pazar paylarını kolayca hesaplayabilirler.  Ama şehirlerin tüketimlerini bilmedikleri için şehirlerdeki pazar paylarını bilemezler.

Bu yazımda firmaların şehirlerdeki pazar büyüklüğünü ve şehirlerdeki pazar paylarını görebilmeleri için onlara çok faydalı bir hesaplama yöntemi ve tablosu vereceğim. Yalnız vereceğim bu yöntemin şehirlerin tüketimini (pazar büyüklüğünü) artı eksi %10 yanılma payıyla doğru gösterdiğini peşinen söylemeliyim. Ama bu “yaklaşık değer” dahi sizin şehirlerdeki satışlarınızın hangi düzeyde olduğunu ve hangi şehirleri öncelikli pazar olarak seçmenizin gerektiğini gösterecektir.

Şirket sahibi veya satış müdürü olarak şehirlerden ne kadar performans çıkarabildiğinizi görmek sanırım sizleri hem motive edecektir, hem de satış stratejilerinizi daha sağlıklı kurgulamanızı sağlayacaktır. Öyle değil mi?

Hemen hemen her sektörün perakende fiyatlardan yurtiçindeki büyüklüğü (tüketimi) ya sektörün derneği veya uzmanları tarafından verilmektedir, ya da TÜİK gibi resmi kurumlarca yayınlanmaktadır, ya da araştırma şirketleri tarafından açıklanmaktadır.

Google’da sektörünüzle ilgili büyüklük araştırması yaparsanız epey farklı kaynaktan veri elde edebilirsiniz. Birbirine benzer rakamlara sahip olan bu verilerin yıllar bazında da tutarlı olduğunu görecek, kendi deneyiminizi de katarak yıllık tüketimi (pazar büyüklüğünü) tahmini olarak belirleyebileceksiniz.

Örneğin; internette yaptığım araştırmalarda 2012 yılında bazı sektörlerin nihai fiyatlar bazında yurtiçi büyüklüklerini aşağıdaki gibi saptamış bulunuyorum.

·         Piliç Tüketimi: 9,8 milyar TL
·         Ev Tekstili Tüketimi: 2,7 milyar TL
·         Bebek Giyim Tüketimi: 0,9 milyar TL
·         Lastik Yenileme Pazarı: 12 milyon Adet
·         Bilgisayar Satışları: 3,8 milyon Adet

İnternette araştırma yapsanız eminim bu sektörlerin 2012 büyüklüğünü siz de aşağı yukarı benim gibi bulursunuz.

O zaman her hangi bir sektörün ülkemizdeki pazarını bulabiliyorsak bir takım hesaplamalarla şehirlerdeki pazarını da bulabiliriz. Hesaplama yapabilmek için ihtiyacımız olan veri her bir şehrin tüketimden aldığı payı bulmak olmalıdır. Şehirlerin tüketimden aldığı payı biliyorsak, birçok sektörün aşağı yukarı şehirlerdeki pazarını (büyüklüğünü) bulabiliriz.

Şehirlerin tüketimden aldığı payı hesaplamak zor değildir. TÜİK her yılın başında bir önceki senenin şehir bazında nüfusunu ve kişi başı gelirini vermektedir.  Şehir nüfusunu şehrin kişi başı geliriyle çarptığımızda o şehirdeki yıllık gelir miktarını bulabiliriz. Bu rakam aynı zamanda o şehrin Gayri Safi Yurtiçi Hasılamıza katkısını göstermektedir. Şehrin GSYİH’ya katkısının oranı bize şehrin Tüketimden Aldığı Payı (TKP) verecektir.

Bu hesaplama modeline göre şehirlerimizin 2012 yılında tüketimden aldığı pay aşağıdaki gibi hesaplanmıştır. 

İller
Nüfus
Kişi başı
gelir (USD)
GSYİH
(USD)
Tüketimden
Aldığı Pay
(TKP)
Adana
        2.136.219  
             10.827   
        23.128.843.113  
2,89%
Adıyaman
           601.652  
                5.270  
           3.170.706.040  
0,40%
Afyon
           707.708  
                7.812  
           5.528.614.896  
0,69%
Ağrı
           562.700  
                2.873  
           1.616.637.100  
0,20%
Aksaray
           383.748  
                4.125  
           1.582.960.500  
0,20%
Amasya
           327.279  
                6.976  
           2.283.098.304  
0,29%
Ankara
        4.954.475  
             12.564  
        62.248.023.900  
7,79%
Antalya
        2.070.047  
             10.625  
        21.994.249.375  
2,75%
Ardahan
           108.852  
                7.383  
              803.654.316  
0,10%
Artvin
           168.557   
             14.175  
           2.389.295.475  
0,30%
Aydın
        1.012.152  
             11.011  
        11.144.805.672  
1,39%
Balıkesir
        1.169.320  
             10.135  
        11.851.058.200  
1,48%
Bartın
           189.726   
                4.146  
              786.603.996  
0,10%
Batman
           531.317  
                4.578  
           2.432.369.226  
0,30%
Bayburt
             77.721  
             10.463  
              813.194.823  
0,10%
Bilecik
           206.499  
             17.272  
           3.566.650.728  
0,45%
Bingöl
           265.672  
                3.052  
              810.830.944  
0,10%
Bitlis
           341.000  
                2.368  
              807.488.000  
0,10%
Bolu
           280.101  
             17.223  
           4.824.179.523  
0,60%
Burdur
           253.784  
                9.022  
           2.289.639.248  
0,29%
Bursa
        2.686.604  
             12.550  
        33.716.880.200  
4,22%
Çanakkale
           492.769  
             12.701  
           6.258.659.069  
0,78%
Çankırı
           179.515  
                8.695  
           1.560.882.925  
0,20%
Çorum
           541.528  
             10.179  
           5.512.213.512  
0,69%
Denizli
           954.528  
             13.368  
        12.760.130.304  
1,60%
Diyarbakır
        1.591.365  
                5.601  
           8.913.235.365  
1,11%
Düzce
           346.594  
                6.906  
           2.393.578.164  
0,30%
Edirne
           404.507  
             11.964  
           4.839.521.748  
0,61%
Elazığ
           565.817  
                7.044  
           3.985.614.948  
0,50%
Erzincan
           218.076  
                6.922  
           1.509.522.072  
0,19%
Erzurum
           790.998  
                5.061  
           4.003.240.878  
0,50%
Eskişehir
           791.403  
             14.255  
        11.281.449.765  
1,41%
Gaziantep
        1.776.393  
                6.867  
        12.198.490.731  
1,53%
Giresun
           424.951  
                9.285  
           3.945.670.035  
0,49%
Gümüşhane
           134.095  
                6.007  
              805.508.665  
0,10%
Hakkari
           275.703  
                3.098  
              854.127.894  
0,11%
Hatay
        1.493.388  
                8.413  
        12.563.873.244  
1,57%
Iğdır
           191.312  
                4.221  
              807.527.952  
0,10%
Isparta
           416.591  
                8.684  
           3.617.676.244  
0,45%
İstanbul
     13.801.355  
             12.628  
      174.283.510.940  
21,80%
İzmir
        4.016.780  
             14.984  
        60.187.431.520  
7,53%
K.maraş
        1.067.915  
                7.451  
           7.957.034.665  
1,00%
Karabük
           222.584  
             20.523  
           4.568.091.432  
0,57%
Karaman
           237.047  
             10.040  
           2.379.951.880  
0,30%
Kars
           309.730  
                5.159  
           1.597.897.070  
0,20%
Kastamonu
           364.436  
                8.621  
           3.141.802.756  
0,39%
Kayseri
        1.271.669  
                7.567  
           9.622.719.323  
1,20%
Kırıkkale
           278.567  
             14.071  
           3.919.716.257  
0,49%
Kırklareli
           344.622  
             18.715  
           6.449.600.730  
0,81%
Kırşehir
           223.888  
                7.018  
           1.571.245.984  
0,20%
Kilis
           126.070  
             12.644  
           1.594.029.080  
0,20%
Kocaeli
        1.622.542  
             23.454  
        38.055.100.068  
4,76%
Konya
        2.065.056  
                8.118  
        16.764.124.608  
2,10%
Kütahya
           571.599  
             10.547  
           6.028.654.653  
0,75%
Malatya
           767.783  
                8.409  
           6.456.287.247  
0,81%
Manisa
        1.357.495  
             15.238  
        20.685.508.810  
2,59%
Mardin
           773.965  
                5.228  
           4.046.289.020  
0,51%
Mersin
        1.689.622  
             12.756  
        21.552.818.232  
2,70%
Muğla
           849.222  
             14.285  
        12.131.136.270  
1,52%
Muş
           420.097  
                1.914  
              804.065.658  
0,10%
Nevşehir
           286.929  
             11.030  
           3.164.826.870  
0,40%
Niğde
           341.941  
                9.216  
           3.151.328.256  
0,39%
Ordu
           723.677  
                7.577  
           5.483.300.629  
0,69%
Osmaniye
           491.667  
                4.874  
           2.396.384.958  
0,30%
Rize
           327.211  
                9.743  
           3.188.016.773  
0,40%
Sakarya
           900.107  
                9.811  
           8.830.949.777  
1,10%
Samsun
        1.268.001  
                9.322  
        11.820.305.322  
1,48%
Siirt
           314.504  
                5.179  
           1.628.816.216  
0,20%
Sinop
           205.666  
                7.680  
           1.579.514.880  
0,20%
Sivas
           635.208  
                8.486  
           5.390.375.088  
0,67%
Şanlıurfa
        1.738.565  
                5.148  
           8.950.132.620  
1,12%
Şırnak
           463.951  
                1.810  
              839.751.310  
0,11%
Tekirdağ
           840.661  
             12.681  
        10.660.422.141  
1,33%
Tokat
           616.207  
                8.821  
           5.435.561.947  
0,68%
Trabzon
           767.199  
                9.174  
           7.038.283.626  
0,88%
Tunceli
             86.168  
             10.150  
              874.605.200  
0,11%
Uşak
           344.148  
                6.910  
           2.378.062.680  
0,30%
Van
        1.035.825  
                3.007  
           3.114.725.775  
0,39%
Yalova
           209.220  
             19.106  
           3.997.357.320  
0,50%
Yozgat
           471.750  
                6.541  
           3.085.716.750  
0,39%
Zonguldak
           620.367  
             11.307  
           7.014.489.669  
0,88%
TÜRKİYE
     75.695.682  
           750.664  
      799.420.651.104  
100,00%

Yukarıdaki rakamlar 2012 yılı için geçerlidir. TKP oranları takip eden yıllarda (2013 ve 2014) değişecektir ama büyük farklılıklar göstermeyecektir.

Kalabalık grupların tüketim alışkanlıklarının aşağı yukarı aynı olduğunu varsayarsak, şehirlerin elindeki geliri benzer oranlarda tüketeceğini söyleyebiliriz. Bu sav üzerinden gidersek TKP’nin bize fikir verebileceğini ve yol gösterici olacağını da kabul edebiliriz. (Elbette bu savımız bir genellemedir ve her sektör için geçerli değildir. Kentleşme oranı, hane halkı sayısı, konut sayısı, eğitim düzeyi, kültür farklılıkları, gelir düzeyi, iklim farklılıkları, turist potansiyelleri gibi etmenler bu savımızda sapmalar yaratacaktır. Bazı sektörler için tablodaki TKP’ler geçerli olmayacaktır. )

Sonuçta bir satış ve pazarlama danışmanı olarak müşterilerime satış hedefleri verirken şehir bazlı da hedef vermeye çalışıyorum. Şehir bazlı hedef verirken de firmanın geçmiş yıllardaki şehir cirolarına bakmam yetmiyor, şehirlerdeki pazar büyüklüğünü ve o pazarda elde edilmesi gereken payı da bilerek hedef belirlemek gerekiyor. Aynı zamanda hangi şehirlerde doygunluğa ulaşıldığını, hangi şehirleri yeni pazar olarak seçmemiz gerektiğini, hangi şehirlere yüklenmemiz gerektiğini, hangi şehirlerden çıkmamız gerektiğini bulmak için de bu bilgiye ihtiyacım oluyor. Ayrıca bayileri iteklemek veya değerlendirmek için de bu bilgiyi kullanabiliyoruz.

Dolayısıyla şehirlerin belli bir sektördeki pazar büyüklüğünü güvenilir bir kaynaktan bulamazsam, bahsettiğim hesaplamayla bulduğum TKP’leri referans almak zorunda kalıyorum. Tecrübelerime dayanarak bu TKP oranlarının birçok sektör için doğruya çok yakın pazar büyüklüğü verdiğini söyleyebilirim.

2012 TKP’lerini baz alarak bazı sektörlerin şehirlerdeki büyüklüklerinin aşağıdaki gibi hesaplamıştım. Eminim bu sektörlerde çalışan satış müdürleri rakamların gereceğe çok yakın olduğunu teyit edeceklerdir.

İller
Tüketimden
Aldığı Pay
Piliç Tüketimi
(TL)
Ev Tekstili
Tüketimi (TL)
Bebek Giyim Tüketimi (TL)
Lastik Yenileme Pazarı (Adet)
Bilgisayar
Tüketimi
(Adet)
Adana
2,89%
      283.533.659  
        78.116.416  
     26.038.805  
          347.184  
      109.942  
Adıyaman
0,40%
        38.869.298  
        10.708.888  
       3.569.629  
            47.595  
        15.072  
Afyon
0,69%
        67.774.614  
        18.672.598  
       6.224.199  
            82.989  
        26.280  
Ağrı
0,20%
        19.818.157  
          5.460.104  
       1.820.035  
            24.267  
          7.685  
Aksaray
0,20%
        19.405.319  
          5.346.363  
       1.782.121  
            23.762  
          7.525  
Amasya
0,29%
        27.988.223  
          7.711.041  
       2.570.347  
            34.271  
        10.853  
Ankara
7,79%
      763.090.913  
      210.239.333  
     70.079.778  
          934.397  
      295.892  
Antalya
2,75%
      269.624.813  
        74.284.387  
     24.761.462  
          330.153  
      104.548  
Ardahan
0,10%
          9.851.900  
          2.714.299  
          904.766  
            12.064  
          3.820  
Artvin
0,30%
        29.290.081  
          8.069.716  
       2.689.905  
            35.865  
        11.357  
Aydın
1,39%
      136.622.810  
        37.640.978  
     12.546.993  
          167.293  
        52.976  
Balıkesir
1,48%
      145.280.673  
        40.026.308  
     13.342.103  
          177.895  
        56.333  
Bartın
0,10%
          9.642.882  
          2.656.712  
          885.571  
            11.808  
          3.739  
Batman
0,30%
        29.818.117  
          8.215.195  
       2.738.398  
            36.512  
        11.562  
Bayburt
0,10%
          9.968.856  
          2.746.522  
          915.507  
            12.207  
          3.865  
Bilecik
0,45%
        43.723.135  
        12.046.170  
       4.015.390  
            53.539  
        16.954  
Bingöl
0,10%
          9.939.877  
          2.738.538  
          912.846  
            12.171  
          3.854  
Bitlis
0,10%
          9.898.897  
          2.727.247  
          909.082  
            12.121  
          3.838  
Bolu
0,60%
        59.139.027  
        16.293.405  
       5.431.135  
            72.415  
        22.931  
Burdur
0,29%
        28.068.408  
          7.733.133  
       2.577.711  
            34.369  
        10.884  
Bursa
4,22%
      413.331.111  
      113.876.939  
     37.958.980  
          506.120  
      160.271  
Çanakkale
0,78%
        76.724.136  
        21.138.282  
       7.046.094  
            93.948  
        29.750  
Çankırı
0,20%
        19.134.673  
          5.271.798  
       1.757.266  
            23.430  
          7.420  
Çorum
0,69%
        67.573.551  
        18.617.203  
       6.205.734  
            82.743  
        26.202  
Denizli
1,60%
      156.424.877  
        43.096.650  
     14.365.550  
          191.541  
        60.655  
Diyarbakır
1,11%
      109.266.262  
        30.103.970  
     10.034.657  
          133.795  
        42.369  
Düzce
0,30%
        29.342.582  
          8.084.181  
       2.694.727  
            35.930  
        11.378  
Edirne
0,61%
        59.327.105  
        16.345.223  
       5.448.408  
            72.645  
        23.004  
Elazığ
0,50%
        48.859.166  
        13.461.199  
       4.487.066  
            59.828  
        18.945  
Erzincan
0,19%
        18.505.046  
          5.098.329  
       1.699.443  
            22.659  
          7.175  
Erzurum
0,50%
        49.075.240  
        13.520.729  
       4.506.910  
            60.092  
        19.029  
Eskişehir
1,41%
      138.297.913  
        38.102.486  
     12.700.829  
          169.344  
        53.626  
Gaziantep
1,53%
      149.539.806  
        41.199.742  
     13.733.247  
          183.110  
        57.985  
Giresun
0,49%
        48.369.486  
        13.326.287  
       4.442.096  
            59.228  
        18.756  
Gümüşhane
0,10%
          9.874.632  
          2.720.562  
          906.854  
            12.091  
          3.829  
Hakkari
0,11%
        10.470.649  
          2.884.771  
          961.590  
            12.821  
          4.060  
Hatay
1,57%
      154.018.986  
        42.433.802  
     14.144.601  
          188.595  
        59.722  
Iğdır
0,10%
          9.899.386  
          2.727.382  
          909.127  
            12.122  
          3.839  
Isparta
0,45%
        44.348.651  
        12.218.506  
       4.072.835  
            54.304   
        17.196  
İstanbul
21,80%
   2.136.520.247  
      588.633.129  
   196.211.043  
       2.616.147  
      828.447  
İzmir
7,53%
      737.830.363  
      203.279.794  
     67.759.931  
          903.466  
      286.097  
K.maraş
1,00%
        97.544.315  
        26.874.454  
       8.958.151  
          119.442  
        37.823  
Karabük
0,57%
        55.999.674  
        15.428.482  
       5.142.827  
            68.571  
        21.714  
Karaman
0,30%
        29.175.539  
          8.038.159  
       2.679.386  
            35.725  
        11.313  
Kars
0,20%
        19.588.425  
          5.396.811  
       1.798.937  
            23.986  
          7.596  
Kastamonu
0,39%
        38.514.976  
        10.611.269  
       3.537.090  
            47.161  
        14.934  
Kayseri
1,20%
      117.963.739  
        32.500.214  
     10.833.405  
          144.445  
        45.741  
Kırıkkale
0,49%
        48.051.322  
        13.238.630  
       4.412.877  
            58.838  
        18.632  
Kırklareli
0,81%
        79.064.867  
        21.783.178  
       7.261.059  
            96.814  
        30.658  
Kırşehir
0,20%
        19.261.712  
          5.306.798  
       1.768.933   
            23.586  
          7.469  
Kilis
0,20%
        19.541.008  
          5.383.747  
       1.794.582  
            23.928  
          7.577  
Kocaeli
4,76%
      466.512.818  
      128.529.042  
     42.843.014  
          571.240   
      180.893  
Konya
2,10%
      205.509.353  
        56.619.924  
     18.873.308  
          251.644  
        79.687  
Kütahya
0,75%
        73.904.540  
        20.361.455  
       6.787.152  
            90.495  
        28.657  
Malatya
0,81%
        79.146.836  
        21.805.761  
       7.268.587  
            96.914  
        30.690  
Manisa
2,59%
      253.581.123  
        69.864.187  
     23.288.062  
          310.507  
        98.327  
Mardin
0,51%
        49.602.962  
        13.666.122  
       4.555.374  
            60.738  
        19.234  
Mersin
2,70%
      264.213.363  
        72.793.478  
     24.264.493  
          323.527  
      102.450  
Muğla
1,52%
      148.714.116  
        40.972.256  
     13.657.419  
          182.099  
        57.665  
Muş
0,10%
          9.856.943  
          2.715.688  
          905.229  
            12.070  
          3.822  
Nevşehir
0,40%
        38.797.226  
        10.689.032  
       3.563.011  
            47.507  
        15.044  
Niğde
0,39%
        38.631.748  
        10.643.441  
       3.547.814  
            47.304  
        14.980  
Ordu
0,69%
        67.219.112  
        18.519.551  
       6.173.184  
            82.309  
        26.065  
Osmaniye
0,30%
        29.376.990  
          8.093.661  
       2.697.887  
            35.972  
        11.391  
Rize
0,40%
        39.081.508  
        10.767.354  
       3.589.118  
            47.855  
        15.154  
Sakarya
1,10%
      108.257.533  
        29.826.055  
       9.942.018  
          132.560  
        41.977  
Samsun
1,48%
      144.903.677  
        39.922.442  
     13.307.481  
          177.433  
        56.187  
Siirt
0,20%
        19.967.459  
          5.501.239  
       1.833.746  
            24.450  
          7.742  
Sinop
0,20%
        19.363.080  
          5.334.726  
       1.778.242  
            23.710  
          7.508  
Sivas
0,67%
        66.079.949  
        18.205.700  
       6.068.567  
            80.914  
        25.623  
Şanlıurfa
1,12%
      109.718.581  
        30.228.589  
     10.076.196  
          134.349  
        42.544  
Şırnak
0,11%
        10.294.409  
          2.836.215   
          945.405  
            12.605  
          3.992  
Tekirdağ
1,33%
      130.684.811  
        36.004.999  
     12.001.666  
          160.022  
        50.674  
Tokat
0,68%
        66.633.889  
        18.358.316  
       6.119.439   
            81.593  
        25.838  
Trabzon
0,88%
        86.281.458  
        23.771.422  
       7.923.807  
          105.651  
        33.456  
Tunceli
0,11%
        10.721.678  
          2.953.932  
          984.644  
            13.129  
          4.157  
Uşak
0,30%
        29.152.380  
          8.031.778  
       2.677.259  
            35.697  
        11.304  
Van
0,39%
        38.183.042  
        10.519.818  
       3.506.606  
            46.755  
        14.806   
Yalova
0,50%
        49.003.115  
        13.500.858  
       4.500.286  
            60.004  
        19.001  
Yozgat
0,39%
        37.827.424  
        10.421.841  
       3.473.947  
            46.319  
        14.668  
Zonguldak
0,88%
        85.989.771  
        23.691.059  
       7.897.020  
          105.294  
        33.343  
TÜRKİYE
100,00%
   9.800.000.000  
   2.700.000.000  
   900.000.000  
     12.000.000  
   3.800.000  

Siz de kendi sektörünüzün nihai fiyatlar bazında yurtiçi büyüklüğünü biliyorsanız yukarıdaki TKP oranlarını kullanarak şehir şehir pazar büyüklüklerini bulabilirsiniz. Hele hele hangi şehirde ne kadarlık ürün sattığınızı biliyorsanız, şehirlerdeki pazar payınızı da bulmuş olacaksınız. Ne kadar değerli bilgi, değil mi?

Sektörünüzün büyüme potansiyelini biliyorsanız, 2014 yılında şehir nüfusunun ve kişibaşı gelirinin ne olabileceğini kestirebiliyorsanız, şehirlerin 2014 yılında sizin sektörünüz bazında tüketimini (pazarını) tahmin edebilirsiniz. Böylece şehirlerden 2014 yılında çıkarmanız gereken ciroyu (satış hedefinizi) belirlemeniz çok kolay olacaktır.


2014 yılı yurtiçi hedeflerinizi belirlerken lütfen ya şehir şehir hedefler belirleyip toplam hedefe ulaşın, ya da toplam hedef belirleyip hangi şehirden ne kadarını çıkarmanız gerektiğini saptayın.