Hizmet vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hizmet vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2021 Salı

Hizmet Veren Olmak

 

Herkes Satışın Bir Parçasıdır

Şirketlerde müşterilerle temas noktaları, marka algısını ve sadakatini belirleyen en kritik alanlardır. Müşteriler sadece satıcılarla muhatap olmazlar; güvenliklerle, karşılama görevlileriyle, müşteri temsilcileriyle, hizmeti verenlerle, ikramcılarla, rehberlerle, kasiyerlerle, çağrı merkezi personeliyle, şirket şoförleriyle, şirket teslimatçılarıyla, montörlerle (kurulum ekipleri), bakım onarımı yapanlarla ve benzeri şirket çalışanları ile de muhatap olurlar.

 

Yani, bir müşterinin şirketle yaşadığı deneyim, sadece ürünü satın aldığı anla sınırlı değildir; ilk merhabadan satış sonrası desteğe kadar uzanan bir yolculuktur. Bu yolculukta her temas bir deneyimdir, temas kurulan her şirket personeli şirketin müşteriye bakan yüzüdür. Bu çalışanları satışın bir parçası olarak görmek mümkündür. Çünkü gösterdiği yaklaşımın ve verdiği hizmetin kalitesi müşteriyi sadık hale getirebileceği gibi kaçırtabilir de.

 

Not: Elbette müşteriler dijital ara yüzler (web sitesi, mobil App, whatsapp, mail, B2B modülü, kiosk…vb) üzerinden de firmanızla etkileşime girerler ve deneyim elde ederler. Buralardaki deneyimler de kullanıcı dostu (user firendly) ve memnuniyet sağlayıcı olmalıdır. Bu makalemde çalışanların müşterilere verdiği hizmete odaklandım, dijital ara yüzlerin müşterilere verdiği hizmete değil. O başka bir yazının konusu olacak.   

 

Örneğin akaryakıt istasyonlarındaki pompacılar, restoranlardaki garsonlar, kafelerdeki baristalar, otellerdeki resepsiyonistler, şirketlerdeki sekreterler, bankalardaki banko görevlileri, market, mağaza ve fast-food restoranlarındaki kasiyerler, eczane çalışanları, kuaför ve berberler, kendi dükkanını tek başına işleten esnaflar ve benzerleri müşteriyi karşılayan, ihtiyacını veren, ödemesini alan kişilerdir. Bu kişileri satışın paydaşı olarak görmek mümkündür.

 

Hatta müşterilerin firmamızda temasta olduğu herkesi “müşteri memnuniyeti yaratmanın” bir parçası, dolayısıyla satışın bir parçası olarak görmemiz gerekir. Müşteriye temas eden çalışanlarınızın yaklaşımı, müşteri memnuniyetini ve sadakatini doğrudan etkilediği için son derece kritiktir. Onları sadece "hizmet veren" değil, firmanın yüzü ve satışın aktif bir parçası olarak görmek gerekir.

 

Güzel Karşılamanın Önemi

Müşteriyi ilk karşılayan kişi, firmanın imajını belirler. Müşterilere hizmet verenler genellikle müşterileri ilk karşılayan kişiler arasındadır. Bu yüzden, hizmet verenlerin müşterilerle her etkileşimde samimi bir gülümseme, göz teması ve olumlu bir dil kullanmaları şarttır. Müşterinin kendini ilk andan itibaren iyi ve güvende hissetmesi için güzel karşılanması hayatidir. Hizmet verenler (çalışanlarımız) müşterilerimizle karşılaştıklarında yorgun, ilgisiz, hizmet dışı, asık suratlı görünmemelidirler. Gelen her müşteriyi candan karşılamalı ve çözüme hazır intibası bırakmalıdırlar.

 

Bir otelde resepsiyon görevlisi, gelen müşteriyi güler yüzle karşılayıp “Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?” dediğinde müşteri kendini değerli hisseder. Ancak görevli ilgisiz ve asık suratlıysa, müşteri otel hakkında olumsuz bir izlenim edinir.

 

Aynı durum firmamızdaki güvenlikçi, sekreter veya ikramcı için de geçerlidir. Eğer müşteri memnuniyeti ve müşteri deneyimi kavramlarına uzaklarsa firmamızı ziyaret eden müşterileri layıkıyla karşılamayabilirler.

 

Kamu kurumuna işiniz düştüğünüzde yaşadığınız deneyimi hatırlayın. Oralarda maalesef müşteri memnuniyeti kavramı yoktur. Vatandaş içeri girdiğinde kimse sizi güzel karşılamaz. Tam tersine “neden geldin ki” edasıyla yaklaşırlar size. Bu yüzden devlet kurumlarında endişeliyizdir ve kendimizi yalnız hissederiz. Kamu kuruluşları tekeldir ve maalesef alternatifleri yoktur. Bu yüzden orayı terk ederek rakiplerine gidemeyiz.

 

Özel sektörde ise alışverişe girdiğimiz veya iş yapacağımız yerde iyi karşılanmazsak, onları cezalandırmak için rakiplerine gidebiliriz.

 

Bu yüzden market çalışanı da olsak, mağaza çalışanı da olsak, banko çalışanı da olsak gelen müşteriyi sıcak bir şekilde karşılamamız gerekir.

 

Yoğunluktan başınızı kaldıramasanız bile, bekleyen müşteriye bir gülümseme ve göz teması ile "Sizi fark ettim, birazdan ilgileneceğim" mesajı verin. Bu çabanız dahi müşteriyi memnun edecektir.

 

Bekletilmeyi Kimse Sevmez

Hiç kimse beklemeyi veya bekletilmeyi sevmez. Hele hele müşteriler hiç sevmez. Para ödedikleri (kazandırdıkları) firmaların kendilerine hızlı hizmet üretmelerini isterler. Aksi taktirde “paramızla rezil oluyoruz” duygusuna kapılırlar. Bu yüzden telefonların hızlı açılması, e-postalara çabuk dönülmesi ve sorunların ilk temas anında çözülmesi hayati önem taşır.

 

Bekletilen müşteri dile getirmese de açıklama ister. Belirsizlik onu hem endişelendirir hem de öfkelendirir. Elinizde olmayan durumlarda beklettiğiniz müşteriye “sizi beklettiğimiz için özür dileriz, sistemlerimizde bir aksama olduğu için yoğunluk oluştu, birkaç dakika içinde işlemlerinizi başlatacağım, anlayışınız için teşekkür ederim” veya "bir dakika içinde yanınızdayım, teşekkür ederim sabrınız için" minvalinde bilgi vermeniz ve gönlünü almanız hoş olacaktır. Bu hem şeffaflık sağlar hem de güven oluşturur.

 

Müşteriyle meşgul olan bir akaryakıt pompacısı bile istasyona giren bir diğer aracın sürücüsüyle uzaktan göz göze gelip, birazdan geleceğini jest ve mimikleriyle bildirmelidir. Bu bile sürücünün bekletilmeyi makul görmesini sağlayacaktır. Aynı şekilde resepsiyonistler, banko görevlileri, sekreterler ve benzeri personeller de yoğunluktan bekletmek zorunda olacakları müşterilerine sözle, jestle veya mimikle bilgi vermeyi atlamamalıdırlar.

 

Ama bunu yapmak yerine müşteriyi bilgilendirmeden bekletirseniz, elbette müşteri gerilecektir. Sitemkâr veya şikayetçi olacaktır, ortamı gerecektir. Sonuçta memnuniyetsizliğini pek çok kişiyle paylaşarak firmanın itibarına zarar verecektir.

 

Patronların hedefi müşterilerin firmalarını başkalarına tavsiye etmeleri (ağızdan ağıza pazarlama) iken, bir veya birkaç çalışanın kötü yaklaşımı nedeniyle bu “tavsiye yerine kötüleme” olarak gerçekleşir.

 

Aslında kötü deneyim yaşayan müşterinin şikayet ederek deneyiminin iyileştirilmesini talep etmesini bekleriz ama bunu pek az müşteri yapar. Şikayet ederek telafi/düzeltme istemek yerine başkalarına kötüleyerek intikam alır. Bir araştırmaya göre memnuniyetsiz müşterilerin 26'sından sadece 1'i firmaya resmi olarak şikayette bulunur. Geri kalan 25 kişi sessizce firmayı terk eder ama çevrelerine kötülemeye devam ederler. Bu "sessiz" çoğunluk firmaya bir şey söylemez ama arkadaşlarına ve ailelerine durumu anlatarak potansiyel müşterileri engeller.

 

Günde 25 müşteriyi memnun ederek gönderiyoruz, 3-4 müşteri de memnun ayrılmeyiversin” diyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Çünkü iyi deneyim yaşayanlar sizi 4-5 kişiye tavsiye ederken, kötü deneyim yaşayanlar sizi 10-15 kişiye kötülüyor. Hatta yaşattığınız kötü deneyimi sosyal medya aracılığıyla yüzlerce, hatta binlerce kişiye duyurduğuna dair araştırmalar da var. Bu veriler, insanların olumsuz duyguları paylaşma motivasyonunun olumlu olanlardan daha yüksek olduğunu gösteriyor.

 

Anlayacağınız müşterilere kötü deneyim yaşatmak sanıldığından daha fazla pahalıya mal olur. Zamanla müşteri kaybı yaşanır. Müşteri kaybı ciro düşüklüğüyle, ciro düşüklüğü de küçülmeyle, yani çalışan çıkarmayla sonuçlanır. En nihayetinde şirket kapanır. Dolayısıyla müşteriye kötü deneyim yaşatan çalışanlar (ve firmalar) aslında kendi işlerini tehlikeye atmaktadırlar.

 

Robert Bosch’un dediği gibi müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlemelisiniz.

 

Müşterinin Kalbini Çalın

İlgisizlik müşterilerin önemli şikayetleri arasındadır. Pek çok mağazada, ofiste müşteriler kendileriyle ilgilenilmemesinden çok yakınırlar. Restoranlarda sipariş vereceğiniz garson bulamamak, mağazalarda soru sorabileceğiniz görevli bulamamak, uzun zamandır orada olmanıza rağmen sizi kimsenin fark etmemesi oldukça can sıkıcı bir deneyimdir.

 

Hizmet verenlerin yorgun, bıkkın, mutsuz veya öfkeli görünmeleri de şirket imajı açısından olumsuzdur. Müşteri ilişkilerinde kabalık asla kabul edilemez bir durumdur. Bazı çalışanlar “müşteri kraldır” veya “müşteri veli nimetimizdir” yaklaşımından bihaberdir ve müşteriye kaba davranabilir. Hemen herkes müşterisi olduğu bir yerde azarlanmak, hor görülmek, tepeden bakılmak istemez. Personelin asık suratlı olması, "bu benim işim değil" tavrı veya müşteriyi azarlar gibi konuşması son derece yanlıştır.

 

Müşteriyle ufak sohbetler etmek müşteri ilişkilerini geliştirmek ve müşteri memnuniyeti yaratmak açısından faydalıdır. Müşteriye hizmet verenler (örneğin garsonlar, kasiyerler, çağrı merkezi çalışanları veya teknik destek ekipleri) müşterilerle ufak sohbetler etmelidir, ancak bu stratejik ve profesyonel bir şekilde yapılmalıdır.

 

Sohbet, müşteri deneyimini kişiselleştirir ve memnuniyeti artırır. Basit bir "Nasılsınız?" veya "Bugün hava güzel, değil mi?" gibi girişler, işlem odaklı bir etkileşimi samimi bir bağa dönüştürebilir. Örneğin, bir kafede barista'nın kahve tercihleri hakkında sohbet etmesi, müşteriyi "sıradan" hissettirmek yerine "değerli" kılar. Ancak, sohbet zorlama olmamalı; müşterinin acele ettiği veya ilgisiz göründüğü durumlarda, doğrudan hizmete odaklanılmalıdır. Genel olarak, sohbet etmek şirket imajını olumlu etkiler ve satışları dolaylı yoldan artırır.

 

Müşteri hizmetlerinde sohbetin düzeyi, hafif, samimi ve profesyonel olmalıdır. Kısa, yüzeysel konuşmalar idealdir. Örneğin, hava durumu, güncel olaylar (siyasi veya tartışmalı olmayanlar), müşterinin alışverişi veya genel ilgi alanları gibi nötr konulara odaklanabilirsiniz. Derin kişisel sorulardan (aile, sağlık, din) kaçınılmalıdır, çünkü bunlar rahatsız edici olabilir ve profesyonellik sınırlarını aşar. Sohbet süresi kısa tutulmalı; bir işlem sırasında 1-2 dakika yeterli olur, aksi taktirde oyalama, bekletme hissi yaratır. Eğer müşteri sohbeti uzatıyorsa, nazikçe konuyu hizmete (işe) çevirin.

 

Maalesef pek çok hizmet veren müşterilerle sohbet etmeyi sevmez ve bunu beden diliyle ifade eder. Hatta kendisine müşteriler tarafından soru sorulmaması için “ciddiyet, asabiyet, meşguliyet ve kibir arasında bir tutum takınır (aynı devlet memurları gibi değil mi). Yada müşteriyi görmezden gelmeye çalışırlar. Tüm bunlar (iletişime kapalılık) hizmet almaya gelmiş müşteri için memnuniyetsizlik sebebidir.

 

Müşteri sadece hizmeti değil; gördüğü ilgiyi, güleryüzü ve hissettiği güveni satın alır. Hizmet verirken sadece işinizi yapmayın; müşteriye "değerli" olduğunu hissettirin. Müşteriye ilgi alaka gösterirseniz, kısa bir sohbetle keyif verirseniz müşterinin taktirini ve sadakatini kazanabilirsiniz. Böyle yapmazsanız, bunu yapacak rakibinize kaptırırsınız.

 

Gülümseyen bir yüz ya da iyi iletişim için ekstra bütçeye gerek yok. Daha çok insan odaklı bir kültür; eğitim, yetki ve doğru anlayışla başlar.

 

Müşteriyi Yormayın

Müşterinin karşısına yetkisiz yetkililer çıkarılmamalıdır. Müşterinin karşısındaki çalışanın sorunu çözme yetkisine veya bilgisine sahip olması gerekir. Müşteriyi sürekli başka bir birime yönlendirmek ve ona her seferinde aynı açıklamaları tekrar yaptırmak yerine ilk ve tek elden sorununu çözmek daha doğru ve insancıl bir yaklaşımdır. Kayıt açıp müşteriye dönülmemesi ve müşterinin sorunun peşinden koşmak zorunda bırakılması son derece iticidir.

 

İade ve değişimlerde müşteriyi yokuşa sürmek doğru değildir. Ürünü iade etmek için müşteriden onlarca belge istenmesi veya test istenmesi veya bekletilmesi doğru değildir. Üye olmayı, abone olmayı kolaylaştırırken, üyelikten/abonelikten çıkmayı zorlaştırmak doğru değildir. Sizden ayrılmak isteyen müşterilere de güleryüz ve kolaylık göstermelisiniz.

 

Müşterilerinizi yormak istemiyorsanız çalışanlarınıza inisiyatif verin. Bir sorunu çözmek için sürekli "müdürüne sormak zorunda kalan" personel, müşteriye zaman kaybettirir ve güveni zedeler. Küçük jestler için (iade almak, ikram etmek vb.) personele yetki tanıyın. Bu size belki ufak paralar kaybettirir ama müşteriler kazandırır, hem de sadık müşteriler.

 

Saygılı Olun

Müşteriler hizmet aldıkları yerlerin düzenli, estetik ve hijyenik olmalarını beklerler. İster restoran olsun, ister akaryakıt istasyonu olsun, ister kargo şirketi olsun, ister eve gelen kurulum ekibi olsun mekanın ve çalışanların temiz görünmesi, şık olması, tertipli olmaları artı puandır.

 

Müşterinin evine perde takmaya giden montörler veya çamaşır makinasının kurulumunu yapacak olan teknik servisçiler daima temiz kıyafetli, temiz kokulu olmalıdırlar. Eve girerken ayaklarına galoş geçirip içeri adım atmalıdırlar. Davranışları son derece saygılı, hitabetleri son derece kibar olmalıdır. Eve ve eşyalara zarar vermeden işlerini görmeli, iş bitiminde yarattıkları dağınıklığı, kiri ve çöpü gidermelidirler.

 

Çözümcü Olun

Müşterilerle temasta olan çalışanların bilgili ve becerili olması, hizmeti veya çözümü eksiksiz ve hızlı bir biçimde yerine getiriyor olması artı puandır. Çalışan, sunduğu ürün veya hizmete hakim olmalıdır. Müşteri, karşısındaki kişinin konuyu bildiğine ve sorunu çözebilecek yetkinlikte olduğuna güvenmelidir.

 

Müşteriye hizmet verenler aktif dinleme yapmalıdırlar. Cevap vermek için değil, anlamak için dinlemeliler. Müşterinin sözünü kesmemek ve söylediklerini özetleyerek teyit etmek önemlidir.

 

Müşteriye hizmet verenlerin empati yetenekleri güçlü olmalıdır. "Ben bu sorunu yaşasaydım ne hissederdim?" sorusunu kendisine sorabilmelidirler. Müşterinin sadece rasyonel talebini değil, duygusal durumunu da (öfke, aciliyet, hayal kırıklığı) anlamalıdırlar.

 

Müşteriye hizmet verenler profesyonel ve nazik bir dil kullanmalıdırlar. Ne kadar gergin bir ortam olursa olsun, çalışan sakinliğini ve nezaketini korumalıdır. "Yapamam", "Bilmiyorum" yerine "Sizin için araştıracağım", "Şu alternatifi sunabilirim" gibi olumlu dil kalıpları kullanılmalıdır.

 

Şikayet eden müşteri, size hatanızı düzeltme şansı veren müşteridir (sessizce gidip rakibe geçmek yerine şikayetini dile getirmiştir). Şikayetleri hızla çözün ve kök nedene inin. Böylece şikayetçi müşteriyi memnun müşteriye dönüştürebilirsiniz.

 

Şikayetçi müşteriler asabidirler. Çünkü keyiflerini kaçırmışsınızdır. Bu yüzden seslerini yükseltirler ve zorbalaşırlar. Bu tip zor müşterilerle konuşurken sesinizi alçaltmanız, karşı tarafın ismini sıkça zikretmeniz, "sizi anlıyorum" yerine "çok haklısınız, bu durum can sıkıcı" diyerek duygusunu onaylamanız yatıştırıcı olacaktır.

 

Şikayetler karşısında takınacağınız tavırlar sıralaması aşağıdaki gibi olmalıdır.

·         Dinle (duy ve empati kur)

·         Özür dile

·         Çöz

·         Teşekkür et

·         Tekrar yaşanmaması için önlem al

 

Müşteriye hizmet verenler samimi olmalıdırlar. Bir sorun hemen çözülemiyorsa veya bir hata yapıldıysa, dürüstçe kabul edilmeli ve süreç hakkında net bilgi verilmelidir. Müşteriyi oyalamak güveni zedeler. Müşteri mağdurken personelin robotik cevaplar vermesi ("prosedürümüz böyle" diyip kestirip atması) son derece yanlıştır. Robotik ve ezberlenmiş cevaplar yerine, müşterinin ismini kullanarak ve duruma özel konuşarak yaklaşılmalıdır.

 

Müşteriye hizmet verenler güvenilir olmalıdırlar. "Sizi 10 dakika içinde arayacağım" denildiyse, mutlaka aranmalıdır. Tutulan küçük sözler, büyük güven inşa eder.

 

Müşteriler hataların olabileceğini bilir ve genellikle hatanın kendisinden ziyade, hatanın sahiplenilmemesinden, sürecin şeffaf yönetilmemesinden ve kendilerine değer verilmediğini hissetmekten şikâyet ederler.

 

Mutsuz bir müşteriyi memnun ederek sadık bir hayran haline getirebilirsiniz. Araştırmalar gösteriyor ki, iyi çözülen şikayetler, standart hizmetten daha fazla sadakat yaratıyor. Yani bir müşteri severek kullandığı ürün veya hizmetinizden dolayı dara düştüğünde siz onun sorununu çözüyorsanız firmanıza, markanıza daha da sadık hale geliyor.

 

Hizmet verenler nasıl müşteri memnuniyeti sağlayabilir?

·         Güleryüz ve Göz Teması: Müşteriyi her zaman güler yüzle karşılayın ve göz teması kurun. Bu, müşterinin kendini değerli hissetmesini sağlar.

·         Hızlı ve Etkili Hizmet: Müşterileri gereksiz yere bekletmemeye özen gösterin. Yoğunluk olduğunda, müşteriye bilgilendirme yaparak bekleme süresini açıklayın.

·         Açık ve Anlaşılır İletişim: Müşterinin sorularına açık, net ve sabırlı bir şekilde yanıt verin. Anlamadığı bir konu varsa tekrar açıklamaktan çekinmeyin.

·         Kişiselleştirilmiş Yaklaşım: Mümkünse müşteriye ismiyle hitap edin ve önceki alışverişlerini veya tercihlerini hatırlayın.

·         Olumlu Dil Kullanımı:Hayır, yapamam” yerine “Şu şekilde yardımcı olabilirim” gibi olumlu ifadeler kullanın.

·         Şikayetleri Fırsata Çevirin: Müşteri şikayetlerini dikkatle dinleyin, empati gösterin ve çözüm için hızlıca aksiyon alın. Sorunu çözdükten sonra müşteriye geri dönüş yaparak memnuniyetini kontrol edin.

·         Teşekkür Edin ve Vedalaşın: Hizmet sonunda müşteriye teşekkür edin ve tekrar beklediğinizi belirtin. Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman'ın "Peak-End Rule" kuralına göre insanlar bir deneyimi bütünüyle değil, en yoğun olduğu an (zirve) ve en son an (bitiş) ile hatırlarlar. Süreç boyunca ufak hatalar olsa bile, veda (kapanış) mükemmel olursa müşteri mutlu ayrılır.

 

Şirketlerde müşteri memnuniyeti bir departmanın değil, kapıdaki güvenlikten genel müdüre kadar tüm çalışanların ortak sorumluluğundadır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan insana kurulan samimi ve güvene dayalı iletişim her zaman en büyük farkı yaratır.

 

Müşteri Deneyimini Sürekli İyileştirmek Gerekir

Müşteri deneyimi, ürünü satın aldığı anla sınırlı değildir; kapıdaki "Merhaba"dan, uğurlamadaki "Güle güle"ye kadar uzanan bir bütündür.

 

Günümüzde müşteriler firmalardan sadece iyi ve hızlı hizmet beklemiyor, tanınmak, anlaşılmak ve bağ kurmak istiyor. En iyi deneyimi yaşadıkları firmaları tercih ediyor ve tavsiye ediyorlar.

 

Müşteri deneyimini iyileştirmek, günümüzde yalnızca bir rekabet avantajı değil; müşteri sadakatinin, tekrar satışın ve marka itibarının temel belirleyicisidir. Bir şirketin ürün veya hizmet kalitesi ne kadar iyi olursa olsun, kötü bir deneyim tüm algıyı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle müşteri deneyimini geliştirmek için sistemli, ölçülebilir ve sürdürülebilir adımlar atmak gerekir. Tüm çalışanları müşteri deneyimini iyileştirmeye odaklamalı ve ortak projeler kurgulamalısınız.

 

Müşteri deneyimini geliştirmek tek seferlik bir proje değil; sürekli iyileştirme gerektiren bir süreçtir. Dinleyen, anlayan, kişiselleştiren, teknolojiyi doğru kullanan ve tüm organizasyonu müşteri odaklı hale getiren şirketler daha sadık müşteri, daha güçlü marka değeri ve sürdürülebilir büyüme kazanır.

 

Müşteri yolculuğunu haritalarsan, hizmetin her aşamasını planlarsan, personeline güven verir ve onu desteklersen; müşteri “sadece bir müşteri” değil, “değer verilen bir insan” hissiyle gider.

 

Sonuç? Sadık müşteriler, sürdürülebilir büyüme, güçlü marka bilinci... Ve en önemlisi: insan odaklı bir hizmet anlayışı.

 

Müşterilerle temas halinde olan tüm çalışanlarınızı bu bilinçle eğitin ve bu bilince erişmelerini sağlayın.

 

Not 1: İyi bir müşteri deneyimi, müşteriden önce çalışanla başlar. Mutsuz, yetkisiz veya yorgun bir çalışanın müşteriyi mutlu etmesi imkansızdır. Çalışanlarınıza değer verin, onları iyi eğitin ve donatın. (Çalışanlarının en az müşterileri kadar değerli olduğunu belirtmek için Ritz-Carlton oteller zinciri sloganını "Bizler, hanımefendilere ve beyefendilere hizmet eden hanımefendiler ve beyefendileriz" olarak belirlemiştir.)

 

Not 2: Aşağıdaki linklere tıklayarak bu konuyla değinen diğer makalelerimi de okumanızı tavsiye ederim.

 

https://muratsaylan.blogspot.com/2019/10/musteri-temsilcisi-olmak.html

 

https://muratsaylan.blogspot.com/2019/04/b2c-satcs-olmak.html

 

https://muratsaylan.blogspot.com/2019/01/b2b-satcs-olmak.html