Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.
Şirketi yalnızca sezgilerle değil, rakamlarla yönetmek
Pek çok şirkette patronlar ve yöneticiler veriye değil,
masaya dayanarak karar verir. Bunun sebebi rakama inanmamaları değil; işlerine
dair doğru verileri düzenli tutmamaları ve bu verilerden karar aldıracak
raporlar üretmeyi bir yönetim disiplini olarak görmemeleridir. Kararların
dayandığı güvenilir rakamlar yoksa yönetim bir süre sonra tahmine, duyuma ve
kişisel kanaate dönüşür.
Ben şirketlerin sadece muhasebe kayıtlarını düzgün tutmasını
yeterli görmüyorum. Bir şirket; satın almadan üretime, stoktan satışa,
tahsilattan nakit akışına kadar işin kritik noktalarını ölçmeli, bu ölçümlerden
anlamlı istatistikler üretmeli, istatistikleri göstergelere dönüştürmeli ve
yönetimin önüne karar aldıracak tablolar koymalıdır. Bu yazıda “Kritik
Performans İstatistikleri” derken tam olarak bu yönetim disiplinini
kastediyorum.
KPI kavramının yerleşik karşılığı “Key Performance Indicator”,
yani “Anahtar Performans Göstergesi”dir. KPI bu disiplinin bir parçasıdır,
tamamı değil. İyi yönetilen bir şirketin KPI’ların yanında, onları besleyen çok
sayıda doğru istatistiğe ve bunları bir araya getiren yönetim tablolarına da
ihtiyacı vardır. Her sayı KPI değildir, her tablo da KPI değildir. Doğru KPI,
yüzlerce sayının içinde yönetimin gözünü ayırmaması gereken az sayıdaki kritik
göstergedir.
Veriden Karara Giden Yol
Kavramların birbirine karışmasının başlıca sebebi, veriden
karara giden zincirin tek parça gibi düşünülmesidir. Oysa bu zincirin
birbirinden ayrı katmanları vardır. Yazı boyunca örnek olarak 40 üretim işçisi
çalıştıran bir gömlek üreticisini kullanacağım:
|
Katman |
Ne ifade
eder? |
Örnek |
|
Veri |
Tekil kayıt veya ham bilgi |
Bugün 4.850 gömlek üretildi. |
|
İstatistik |
Verilerin dönemsel olarak |
Eylülde toplam 112.400 gömlek üretildi. |
|
Performans |
Bir faaliyetin verimini veya |
İşçi başına aylık üretim 2.810 gömlek. |
|
KPI |
Hedefi ve sorumlusu olan, |
İşçi başına üretim hedefi 3.000 gömlek; |
|
Yönetim tablosu / |
Birden fazla istatistiği ve |
Üretim yönetim tablosu: kapasite,
üretim, |
Bu ayrımı kurduğunuz anda yönetim raporlaması sadeleşir.
ERP’de yüzlerce veri bulunabilir, departman yöneticilerinin onlarca istatistiği
olabilir. Ama patronun önüne yüzlerce rakam koyarsanız bilgi vermiş olmazsınız,
bilgi kalabalığı yaratmış olursunuz. İyi bir yönetim sisteminin ilkesi şudur:
çok veri, yeterli istatistik, seçilmiş gösterge ve az sayıda KPI.
Her Şey KPI Değildir
İş dünyasında KPI kavramı çok kolay sulandırılıyor. Satış
raporuna, bilançoya, aylık üretim adedine, hatta bir Excel tablosundaki her
satıra KPI deniyor.
Bilanço ve gelir tablosu KPI değildir; finansal tablodur.
Bütçe de KPI değildir; planlama ve kontrol aracıdır. Ama bu tabloların içinden
cari oran, FAVÖK marjı, net borç/FAVÖK, bütçe gerçekleşme oranı, nakit dönüşüm
süresi gibi KPI’lar üretilebilir.
Gömlek örneğine dönelim. “Eylülde 112.400 gömlek ürettik”
bir istatistiktir. “İşçi başına 2.810 gömlek” bir performans
göstergesidir. İşçi başına üretim kârlılığınızı belirleyen temel faktörlerden
biriyse, buna 3.000 gömleklik bir hedef koyup her ay sapmasını izliyorsanız ve
sapma olduğunda kimin harekete geçeceği belliyse, o gösterge artık sizin
KPI’nızdır.
Kısacası bir göstergenin KPI sayılabilmesi için şirketin
hedefleriyle doğrudan ilişkili olması, açık bir tanımı ve formülü, bir hedefi
veya kabul edilebilir aralığı, düzenli bir ölçüm sıklığı ve bir sahibi olması
gerekir. En önemlisi de yönetimin kararını veya davranışını değiştirebilecek
önemde olmalıdır. Bir işletmede yüzlerce istatistik, onlarca performans
göstergesi olabilir; ama bunların yalnızca küçük bir bölümü KPI’dır.
KPI Nasıl Seçilir?
KPI seçerken en yaygın hata, ölçülebilen her şeyi ölçmeye
çalışmaktır. Doğru soru “Hangi veriye sahibiz?” değil, “Başarımızı ne
belirliyor?” olmalıdır. Önce şirketin stratejik hedeflerini ve kritik
başarı faktörlerini belirleyin, sonra bu faktörleri ölçen göstergeleri seçin.
Şirketin stratejik hedefi “nakit yaratmadan büyümemek” ise
sadece ciro büyümesine bakamazsınız; FAVÖK, nakit dönüşüm süresi, net işletme
sermayesi ve net borç/FAVÖK birlikte izlenmelidir. Hedef “bayi kanalını
büyütmek” ise bayi sayısı tek başına bir şey söylemez; aktif bayi oranı, bayi
başına ciro, yeni bayilerin altı ay sonra aktif kalma oranı ve bayi kanalının
brüt kârı önem kazanır.
Dikiz Aynası ve Ön Cam: Öncü ve Gecikmeli Göstergeler
KPI’ların büyük bölümü olmuş bitmiş sonuçları ölçer: brüt
kâr marjı, FAVÖK, fire oranı, ortalama tahsilat süresi. Bunlara gecikmeli
göstergeler denir. Size ne olduğunu söylerler ama müdahale için çoğu zaman geç
kalmışsınızdır. Öncü göstergeler ise yakında olacakları haber verir: sipariş
bakiyesi, teklif hunisinin büyüklüğü, nitelikli müşteri adayı sayısı,
önümüzdeki haftaların nakit tahmini, plansız duruşlardaki artış eğilimi.
Gömlek üreticimiz için Eylül ayının brüt kâr marjı gecikmeli
bir göstergedir; Ekim ve Kasım için elindeki onaylı sipariş bakiyesi ise öncü
bir göstergedir. KPI setinde yalnızca gecikmeli göstergeler bulunan bir şirket,
arabayı dikiz aynasına bakarak sürüyor demektir. İyi bir sette ikisi
dengelenir: Gecikmeli göstergeler sonucu, öncü göstergeler gidişatı gösterir.
KPI Kimlik Kartı
Her KPI için küçük bir kimlik kartı hazırlanmasını öneririm:
·
KPI adı
·
Tanımı ve amacı
·
Hesaplama formülü
·
Veri kaynağı
·
Yönü: Yüksek değer mi iyidir, düşük değer mi?
·
Türü: Öncü mü, gecikmeli mi?
·
Raporlama sıklığı
·
Hedef değer veya kabul edilebilir aralık
·
KPI sahibi (sorumlu yönetici)
·
Sapma halinde yapılacak ilk aksiyon
Kimlik kartı olmadığında aynı KPI farklı departmanlarda
farklı formüllerle hesaplanır. Finans “net ciro”dan iadeleri düşer, satış başka
bir rakam kullanır. İnsan kaynakları çalışan sayısını ay sonu kadrosuyla,
finans ortalama çalışan sayısıyla hesaplar. Sonuçta toplantının yarısı “Hangi
rakam doğru?” tartışmasıyla geçer. KPI yönetiminin ilk şartı ortak
tanımdır.
Hedef, Gerçekleşme ve Trend
Hedefi olmayan bir gösterge KPI değildir; olsa olsa bir
performans göstergesidir. “Brüt kâr marjımız %28” tek başına fazla bir
şey söylemez. Hedef %32 ise sorun vardır; geçen yıl %22 ise önemli bir iyileşme
vardır. Her KPI en az üç referansla değerlendirilmelidir: hedef, geçmiş dönem
ve trend.
Hedefler hem yukarıdan aşağıya hem aşağıdan yukarıya
kurulmalıdır. Yönetim şirketin ciro, kârlılık, iskonto ve büyüme hedeflerini
belirler; buna patronun gönlünde yatan aslan da dahildir. Departman
yöneticileri ise kendi ekiplerinin gerçeklerinden yola çıkarak ayrıntılı
hedefler hazırlar; örneğin satış müdürü satıcı satıcı hedef verir ve bunların
toplamı şirketin satış hedefini oluşturur. İki yaklaşım masada karşılaştırılır,
nihai hedefler uzlaşmayla belirlenir. Hedefler zorlayıcı ama ulaşılabilir olmalıdır.
Çok kolay hedef motivasyon yaratmaz; gerçek dışı hedef ise bir süre sonra
kimsenin hedefi ciddiye almamasına yol açar.
Hedef verirken ve performans kıyaslarken kadro sayısına
değil, fiilen çalışılan süreye bakın. İki ardışık yılı da sekiz satıcıyla
kapatmış olabilirsiniz; ama bu sekiz kişinin toplam çalışma süresi bir yıl 48
adam/ay, diğer yıl 84 adam/ay olabilir. Aradaki fark işe alım zamanlamasından
ve kadro boşluklarından gelir. Aynı kadro sayısı aynı satış kapasitesi anlamına
gelmez. Hedefi ve performansı satıcı başına değil, satıcı/ay başına hesaplamak
çok daha adil ve doğru sonuç verir.
Enflasyon Tuzağı
Türkiye’de bu ölçümlerin önündeki en büyük tuzak
enflasyondur. Enflasyonun yüzde 40 olduğu bir yılda cironuz yüzde 30 artmışsa
büyümemiş, küçülmüşsünüzdür. “Geçen yılın aynı ayı” kıyası nominal rakamlarla
yapıldığında patron her ay rekor kırdığını sanabilir.
Bu tuzaktan kaçınmanın üç yolu var. Birincisi, mümkün olan
her yerde miktar üzerinden kıyaslama yapmak: adet, ton, metre, sipariş sayısı.
İkincisi, tutarları enflasyondan arındırıp reel büyümeye bakmak. Üçüncüsü,
girdileri dövize bağlı şirketlerde kritik rakamları döviz bazında da izlemek.
Aynı mantık stoklar için de geçerlidir. Burada bakılması
gereken kavram yenileme maliyetidir: Depodaki kumaşı bugün yeniden alsanız kaça
alırdınız? Tarihi maliyetle değerlenen bir stok, yüksek enflasyonda hem kârı
hem de stoğa bağlı sermayeyi olduğundan farklı gösterir. Enflasyon
muhasebesinin yeniden gündeme gelmesiyle bu konu finansal tablolar için de önem
kazandı. Yönetim raporlarında hangi rakamın enflasyona göre düzeltilmiş,
hangisinin tarihi maliyetle gösterildiği açıkça yazılmalıdır.
Patronun Her Ay Görmesi Gereken Finansal Tablolar
Finans tarafında dört tabloyu birbirinden ayırmak gerekir:
gelir tablosu, bilanço, nakit akış tablosu ve bütçe-gerçekleşen tablosu. Bunlar
KPI değildir; şirketin finansal sağlığını görmeye yarayan temel yönetim
tablolarıdır. KPI’lar bu tabloların içinden üretilir.
1. Aylık Gelir Tablosu
Gelir tablosu işletmenin belirli bir dönemde ne kadar satış
yaptığını, satışların maliyetini, faaliyet giderlerini ve sonuçta ne kadar kâr
veya zarar ettiğini gösterir. Pek çok patron onu maliyeye verilen bürokratik
bir belge gibi görür ve yıl sonunu bekler. Oysa gelir tablosu her ay
hazırlanmalı ve önceki aylarla karşılaştırılmalıdır.
Net satışlardan satılan malın maliyeti çıkarıldığında brüt
kâra ulaşılır. Brüt kârdan satış, pazarlama ve genel yönetim giderleri
düşülerek faaliyet kârına varılır. FAVÖK ise faiz, vergi, amortisman ve itfa
öncesi kârdır; şirketin ana faaliyetlerinden nakit yaratma gücünü görmek için
faydalıdır ama tek başına nakit değildir.
Sık yapılan bir hata, yatırım harcamalarını (CAPEX)
FAVÖK’ten düşerek net kâra ulaşmaya çalışmaktır. Makine, bina veya yazılım gibi
yatırımlar gider olarak değil, bilançoda varlık olarak kaydedilir ve ömürleri
boyunca amortisman yoluyla giderleştirilir. Yatırımın nakit etkisini görmek
istiyorsanız bakacağınız yer gelir tablosu değil, nakit akış tablosudur.
Gelir tablosundan üretilebilecek temel KPI’lar: brüt kâr
marjı, FAVÖK marjı, faaliyet giderleri/ciro, net kâr marjı ve reel ciro
büyümesi.
2. Aylık Bilanço
Bilanço şirketin belirli bir tarihteki varlıklarını,
borçlarını ve özkaynaklarını gösterir. Gelir tablosu “Bu ay ne yaptık?”
sorusuna, bilanço ise “Bugün finansal olarak neredeyiz?” sorusuna cevap
verir. Patronların bilançoya sadece banka kredi istediğinde veya yıl sonunda
bakması büyük bir hatadır.
Bilançoda nakit, ticari alacaklar, stoklar, kısa ve uzun
vadeli borçlar, maddi duran varlıklar ve özkaynak yapısı birlikte
değerlendirilmelidir. “Aktiflerimiz pasiflerimizden fazla” gibi bir
bakış anlamsızdır; muhasebe denkliği gereği aktif toplamı her zaman pasif
toplamına eşittir. Asıl değerlendirme varlıkların kalitesi, borçların vadesi,
likidite ve özkaynak yapısı üzerinden yapılır.
Bilançodan doğrudan türetilen KPI’lara cari oran, likidite
(asit-test) oranı, net işletme sermayesi ve borç/özkaynak oranı örnek
verilebilir. Stok devir hızı, alacak devir hızı ve net borç/FAVÖK gibi oranlar
ise bilançoyla gelir tablosunun birlikte kullanılmasını gerektirir.
Döviz cinsinden borcu olan şirketler için bir gösterge daha
vazgeçilmezdir: net döviz pozisyonu. Döviz varlıklarınız ile döviz borçlarınız
arasındaki fark, kurdaki ani bir sıçramanın bilançonuzu nasıl etkileyeceğini
önceden gösterir. Kur oynaklığının yüksek olduğu bir ekonomide bu rakam
patronun ekranından hiç inmemelidir.
3. Nakit Akış Tablosu ve Nakit Tahmini
Kârlı şirketler de nakitsizlikten batabilir. Fatura kesmeniz
bankadaki paranızı artırmaz; tahsilat yaptığınızda artar. Nakit yönetimi,
kârlılık yönetiminden ayrı bir disiplindir.
Geçmiş nakit hareketlerini gösteren nakit akış tablosu ile
gelecekteki tahsilat ve ödemeleri gösteren nakit tahmin tablosu birlikte
kullanılmalıdır. Hangi hafta ne kadar tahsilat bekleniyor, hangi tarihte maaş,
vergi, kredi, tedarikçi ve yatırım ödemeleri var, nakit açığı doğacak mı?
Yönetim bunları önceden görmelidir. Pek çok şirket için önümüzdeki 13 haftayı
haftalık olarak gösteren ve her hafta güncellenen bir nakit tahmini iyi bir
başlangıçtır. Nakit tahmini, finans tarafının en önemli öncü göstergesidir.
Nakit tarafında serbest nakit akışı, nakit dönüşüm süresi,
minimum nakit tamponu ve finansman giderlerinin ciroya oranı gibi KPI’lar
izlenebilir.
4. Bütçe-Gerçekleşen ve Sapma Analizi
Bütçe, şirketin bir yıllık finansal ve operasyonel planıdır.
Yıl başlamadan gelir, gider, yatırım, istihdam, satış, üretim ve nakit
hedefleri belirlenir. Ama hazırlanıp dosyaya kaldırılan bir bütçenin hiçbir
anlamı yoktur. Bütçe her ay gerçekleşen rakamlarla karşılaştırılmalı,
sapmaların nedeni açıklanmalıdır. Bütçeye uygun gidiliyorsa patron izleyici ve
motive edici, gidilmiyorsa sorgulayıcı ve düzeltici olmalıdır.
Bütçeden üretilecek KPI’lar arasında ciro, brüt kâr ve FAVÖK
bütçe gerçekleşme oranları, gider sapma oranı ve yatırım bütçesi gerçekleşme
oranı sayılabilir.
Departman Departman: İstatistikler ve KPI Adayları
Finansal tablolar şirketin genel fotoğrafını çeker;
nedenleri ise departmanların operasyonel istatistiklerinde ararsınız. Aşağıda
her departman için iki şey veriyorum: tutulması gereken temel istatistikler ve
bunlardan türetilebilecek KPI adayları. Öncü nitelikteki adayları “(öncü)” diye
işaretledim.
Bu listeleri bir menü gibi okuyun, sipariş listesi gibi
değil. Adaylardan hangilerinin gerçekten KPI olacağına yukarıda anlattığım
seçim yöntemiyle siz karar vereceksiniz. Çoğu departman için iki üç KPI
yeterlidir; geri kalanlar, departman yöneticisinin kendi tablosunda izleyeceği
göstergeler olarak kalır.
Hammadde, Malzeme ve Satın Alma
Üretim yapan şirketlerde para çoğu zaman önce hammadde ve
malzemeye bağlanır. Gömlek üreticimiz için bunlar kumaş, dikiş ipliği, düğme,
tela, dokuma etiket ve ambalajdır. Ne üretirseniz üretin, yanlış satın alma
yalnızca fiyatı bozmaz; stoğu büyütür, nakdi kilitler, depolama gideri yaratır
ve finansman ihtiyacını artırır.
Hammadde ve malzemenin tutulduğu depoya ben ön depo diyorum.
Ön depoda ne olduğunu yıl sonu sayımında değil, her an bilmeniz gerekir.
ERP’deki stokla fiziki stok birbirini tutmalı; mal girişleri, üretime çıkışlar,
iadeler, fireler ve sayım farkları kayıtlı olmalıdır. ERP’de 10 ton, depoda 8
ton görünüyorsa bu küçük bir kayıt sorunu değil, bir yönetim sorunudur.
Temel istatistikler:
·
Aylık hammadde ve malzeme alımı (miktar ve
tutar)
·
Ay sonu stok: miktar, tarihi maliyet ve yenileme
maliyeti
·
Üretime verilen hammadde ve malzeme
·
Stok yaşlandırması (30, 90, 180, 365 gün ve
üzeri)
·
Tedarikçi bazında alım tutarı, fiyat, vade ve
teslim performansı
·
Aynı kalem için alternatif tedarikçi fiyatları
·
Ön depo işletme giderleri
Tedarikçi verisi için basit bir kural: Bir tedarikçiden
alımınız arttıkça ya fiyatınız ya da vadeniz iyileşmelidir. İyileşmiyorsa
dezavantajlı alıyorsunuz demektir.
|
KPI adayı |
Ne anlatır? |
|
Stok günü / stok devir hızı |
Hammaddenin ortalama kaç gün stokta
kaldığını, |
|
Atıl/yavaş stok oranı |
Sermayenin ne kadarının kullanılmayan
stokta |
|
Satın alma fiyat sapması |
Gerçekleşen alım fiyatının bütçe veya
referans |
|
Tedarikçi zamanında |
Tedarikçinin üretim planına ne kadar
uyduğunu |
|
Tedarikçi kalite uygunsuzluk |
Gelen malzemenin kalite performansını
gösterir. |
Nakit sıkıntısı yaşayan, krediyle büyüyen veya yüksek faiz
ortamında çalışan şirketlerde stok yönetimi çok daha kritik hale gelir.
Tedarikçinin “şimdi al, üç ay sonra öde” kampanyası her zaman avantaj
değildir. İhtiyaçtan fazla alıyorsanız, ucuz aldığınızı zannederken finansman,
depolama, bozulma ve atıl stok maliyetleriyle daha pahalıya mal edebilirsiniz.
Satın almanın görevi en ucuza almak değil; toplamda en doğru maliyetle, doğru
miktarda, doğru kalitede ve doğru zamanda almaktır.
Üretim
Fabrika çalışıyor, makineler dönüyor, işçiler mesai yapıyor
diye üretimin verimli olduğunu düşünmeyin. Asıl soru şudur: Ne kadar kaynakla
ne kadar çıktı elde ediyoruz ve bunu geçen aya, geçen yıla, bütçeye ve
standarda göre ne kadar iyi yapıyoruz?
Üretimdeki her kayıp paraya çevrilmelidir. Fireyi kilogram
olarak bilmek yetmez, maliyetini de bilmek gerekir. Makine duruşunu saat olarak
bilmek yetmez, üretim kaybını ve nedenini de bilmek gerekir.
Temel istatistikler:
·
Vardiya, gün, hafta ve ay bazında üretim
miktarı; ürün/SKU bazında üretim
·
Üretime giren hammadde ve malzeme; yarı mamul
miktarı ve değeri
·
Fire ve yeniden işleme miktarı
·
İşçilik saati ve fazla mesai
·
Enerji tüketimi
·
Makine çalışma, duruş ve bakım süreleri
·
Kalite redleri ve müşteri kaynaklı kalite
şikâyetleri
·
İş kazaları, ramak kala olaylar ve kayıp iş
günleri
|
KPI adayı |
Ne anlatır? |
|
Kapasite kullanım oranı |
Fabrikanın planlı kapasitesinin ne
kadarının |
|
İşçi başına üretim |
İşgücü verimliliğinin seyri için basit
ve güçlü bir |
|
Birim üretim maliyeti |
Aynı ürünün dönemler arasındaki gerçek
maliyet |
|
Fire oranı |
Hammadde ve üretim kaybının toplam
üretime |
|
İlk seferde doğru üretim oranı |
Yeniden işleme ve kalite kayıplarını
görünür hale |
|
Plansız duruş oranı (öncü) |
Makine ve hat güvenilirliğini gösterir;
artış eğilimi |
|
OEE (uygunsa) |
Kullanılabilirlik, performans ve
kaliteyi tek bir |
|
İş kazası sıklık oranı |
Çalışma saatine göre iş kazası sayısını
gösterir. |
Üretim adetleri tek başına yöneticiyi yanıltabilir. Üretim
%10 artmış olabilir; ama fazla mesai %40 artmış, fire iki katına çıkmış ve
birim maliyet yükselmişse başarıdan söz edemezsiniz. Performans tek bir rakamla
değil, birbirini tamamlayan birkaç göstergeyle izlenmelidir.
Bitmiş Mamul Stoğu ve Lojistik
Üretimden çıkan ürünlerin konduğu bitmiş mamul deposuna da
ben son depo diyorum. Son depo, müşteri hizmet seviyesini ve işletme
sermayesini aynı anda etkiler. Stok az olursa yok satarsınız, satıcılarınız
müşteriye mahcup olur; fazla olursa paranızı rafa dizersiniz. Doğru olan, talep
yapınıza uygun optimum stoğu bulmaktır.
Son depoda ERP kaydı ile fiziki sayım birebir örtüşmelidir.
Kritik stok seviyeleri tanımlanmalı, hızlı ve yavaş dönen ürünler ayrılmalı,
FIFO veya FEFO gibi uygun bir çıkış yöntemi uygulanmalı ve raf/adres sistemi
kurulmalıdır. Kritik eşiğin altına düşen ürünler için zamanında üretim emri
verilmelidir.
Temel istatistikler:
·
Ay başı ve ay sonu stok; değer olarak üç ayrı
gözle: maliyet, toptan liste fiyatı ve perakende fiyat
·
Üretimden depoya giren ve müşterilere sevk
edilen ürünler (miktar ve satış değeri)
·
İadeler
·
Bedelsiz, numune ve promosyon amaçlı çıkışlar
·
Stok yaşlandırması ve sayım farkları
·
Depo ve sevkiyat giderleri; sevkiyat adedi,
tonajı, kilometresi ve yöntemi
Stoğu üç ayrı fiyatla görmek, depoda ne kadar sermaye bağlı
olduğunu ve o stoğun ne kadar ciro potansiyeli taşıdığını aynı anda gösterir.
Buradan üretilebilecek KPI adayları: bitmiş mamul stok günü, sipariş karşılama
oranı, zamanında ve eksiksiz teslimat oranı, stok doğruluk oranı ve sevkiyat
maliyetinin ciroya oranı.
Satış
Satış, çok ölçülen ama çoğu şirkette yanlış ölçülen bir
alandır. En yaygın hata satıcı performansını yalnızca ciroyla
değerlendirmektir. Bir satıcı yüksek iskonto vererek, düşük marjlı ürünlere
yüklenerek, uzun vadeye satarak veya tahsilatı sorunlu müşterilere mal satarak
cirosunu yükseltebilir. Şirket ise bu satıştan beklediği faydayı göremeyebilir.
Ciroyu değil, kaliteli ciroyu yönetmek gerekir.
Bunun ilk şartı liste fiyatı disiplinidir. Her ürünün bir
liste fiyatı olmalı, teklifler liste fiyatından verilmeli ve iskonto fatura
altında yüzde olarak gösterilmelidir. Tüm satışlar net fiyatla yapılıyorsa kime
ne kadar iskonto (açık konuşalım: kıyak) yapıldığını göremezsiniz. Aynı ciroyu
yapan iki satıcıdan biri %5, diğeri %20 iskonto kullanmış olabilir. Ciroları
aynıdır, şirkete katkıları çok farklıdır.
Temel istatistikler:
·
Net satış adedi ve cirosu; iade adedi ve tutarı
·
Liste fiyatı toplamı ile net satış arasındaki
iskonto tutarı
·
Satılan malın maliyeti ve brüt kâr
·
Kanal, müşteri grubu, ürün grubu, marka, bölge
ve satıcı bazında ciro, iskonto ve brüt kâr
·
Yeni, aktif, pasif ve kaybedilen müşteri
sayıları
·
Yeni müşterilerin nasıl kazanıldığı: patron,
satıcı, internet, tavsiye
·
Teklif sayısı, teklif tutarı ve siparişe dönüşen
teklifler
·
Sipariş bakiyesi: alınmış ama henüz sevk
edilmemiş siparişler
Burada da ortak tanım şarttır. Örneğin “pasif müşteri”yi son
altı ayda hiç alım yapmamış müşteri olarak tanımlayabilirsiniz. Tanım ne olursa
olsun, herkes aynı tanımı kullanmalıdır. Ancak o zaman hangi satıcının kaç
pasif müşteriyi yeniden aktif hale getirdiğini sağlıklı biçimde
kıyaslayabilirsiniz.
|
KPI adayı |
Ne anlatır? |
|
Reel ciro büyümesi |
Satış hacminin enflasyondan arındırılmış
gelişimini gösterir. |
|
Brüt kâr marjı |
Satış kalitesini cirodan daha iyi
gösterir. |
|
Ortalama iskonto oranı |
Fiyat disiplinini izler. |
|
Satıcı/ay başına brüt kâr |
Satıcı verimliliğini cirodan ve kadro
sayısından daha sağlıklı ölçer. |
|
Müşteri kayıp oranı |
Portföy erozyonunu görünür hale getirir. |
|
Yeni müşteri kazanımı (öncü) |
Büyümenin yeni müşteri tarafını ve
gelecek dönemin satış |
|
Teklif-sipariş dönüşüm oranı (öncü) |
Satış hunisinin etkinliğini gösterir. |
|
Sipariş bakiyesi (öncü) |
Önümüzdeki haftaların satış ve üretim
yükünü önceden gösterir. |
|
Vadesi geçmiş alacak / satıcı cirosu |
Satıcının sadece satıp satmadığını
değil, sağlıklı bir portföy |
Alacak ve Tahsilat: Satış, Para Kasaya Girince Tamamlanır
Vadeli çalışan şirketlerde satış faturanın kesilmesiyle
bitmez. Tahsil edilmemiş satışın bir maliyeti vardır: Geciken alacak işletme
sermayesini bozar, kredi ihtiyacını artırır ve finansman gideri doğurur. Kârlı
görünen bir müşteri sürekli geç ödüyorsa gerçekte kârınızı tüketiyor olabilir.
Küçük tutarlı alacakları önemsememek de yaygın bir hatadır; tek tek küçük
görünen bu alacaklar toplandığında ciddi bir tutara ulaşabilir.
Temel istatistikler:
·
Ay başı ve ay sonu ticari alacaklar ile ortalama
vadeleri
·
Vadesi gelmemiş alacaklar
·
1-30, 31-60, 61-90 ve 90 gün üzeri gecikmiş
alacaklar
·
Ay içindeki tahsilat tutarı ve tahsilatların
ortalama vadesi
·
Müşteri bazında kredi limiti ve risk
·
Karşılıksız çek/senet ve şüpheli alacaklar
·
Satıcı bazında gecikmiş alacak portföyü
Güçlü KPI adayları: ortalama tahsilat süresi (DSO), vadesi
geçmiş alacakların toplam alacağa oranı, tahsilat gerçekleşme oranı, şüpheli
alacak oranı ve risk limitini aşan müşteri sayısı.
Kabul edilebilir alacak seviyesi sektöre, vade yapısına,
brüt marja ve finansman koşullarına göre değişir. Herkese uyan tek bir “ciroya
göre alacak oranı” yoktur. Yönetim kendi iş modeline göre bir hedef aralık
belirlemeli ve sapmaları izlemelidir.
Proje Yapan Şirketlerde Teklif-Gerçekleşen Kârlılık
İnşaat, mimarlık, makine imalatı, taahhüt, etkinlik, yazılım
veya özel üretim gibi proje bazlı çalışan şirketlerde teklif aşamasındaki
maliyet hesabı ile proje bittiğindeki gerçekleşen maliyet çoğu zaman tutmaz.
Asıl yönetim sorusu, farkın neden oluştuğudur.
Her kapanan projede teklif edilen ve gerçekleşen gelir,
maliyet ve brüt kâr; süre sapması ve kapsam değişiklikleri
karşılaştırılmalıdır. Bu karşılaştırma satış ve proje ekipleriyle birlikte
masaya yatırılmalı ki bir sonraki teklif daha isabetli hazırlansın. KPI
adayları: teklif-gerçekleşen maliyet sapması, proje brüt kâr marjı ve zamanında
tamamlama oranı.
Pazarlama
Pazarlamanın yaptığı her işin hemen satışa dönüşmesi
beklenemez. Marka yatırımı, ürün ve pazar araştırması gibi faaliyetlerin bir
bölümü orta-uzun vadede sonuç verir. Ama bu, pazarlamanın ölçülemeyeceği
anlamına gelmez; pazarlama bir gider kalemi değil, ölçülmesi gereken bir
yatırımdır.
İlk iş, faaliyetleri ve giderleri sınıflandırmaktır: marka
iletişimi, dijital reklam, fuar, bayi kampanyası, numune, içerik üretimi, ürün
geliştirme, pazar araştırması. Mümkün olan her yerde bu faaliyetler müşteri
adayı, teklif, yeni müşteri, satış veya brüt kârla ilişkilendirilmelidir. KPI
adayları: nitelikli müşteri adayı maliyeti, müşteri kazanım maliyeti, kampanya
dönüşüm oranı, yeni ürünlerin satıştaki payı ve marka bilinirliği
araştırmalarındaki gelişim.
Genel Yönetim ve İnsan Kaynakları
Şirketler üretim maliyetini çok tartışır ama genel yönetim
giderlerini çoğu zaman “zaten olacak giderler” diye kabul eder. Oysa
muhasebe-finans, insan kaynakları, bilgi teknolojileri, idari işler, satın alma
ve üst yönetimin maliyeti de şirketin maliyet yapısının parçasıdır.
Bu birimlerde “getiri” üretim veya satış kadar doğrudan
ölçülemese de verimlilik ölçülebilir. Birime özgü KPI adayları: genel yönetim
giderlerinin ciroya oranı, departman gideri bütçe sapması, açık pozisyon
kapatma süresi, çalışan devir oranı, devamsızlık oranı ve kişi başı eğitim
saati.
Çalışan başına ciro, çalışan başına brüt kâr ve kişi başına
FAVÖK ise genel yönetimin değil, bütün şirketin verimliliğini ölçer. Bu
göstergelerin yeri departman tablosu değil, patronun dashboard’udur.
Patron Dashboard’u: Az Sayıda Göstergeyle Şirketin Nabzı
Departmanların ayrıntılı tabloları olmalı; ama patronun
ekranı sade olmalıdır. Üst yönetim ekranına 70 satır koymak yönetim değildir.
Bana göre çoğu şirkette 10-20 KPI, şirketin genel durumunu izlemek için
yeterlidir. Sayı sektöre göre değişebilir, ilke değişmez.
Gömlek üreticimizin aylık dashboard’u örneğin şöyle
olabilir:
|
Alan |
Örnek KPI |
|
Büyüme |
Reel ciro büyümesi, sipariş bakiyesi
(öncü) |
|
Kârlılık |
Brüt kâr marjı, FAVÖK marjı |
|
Nakit |
Serbest nakit akışı, 13 haftalık nakit
tahmini (öncü) |
|
Alacak |
DSO, vadesi geçmiş alacak oranı |
|
Stok |
Stok günü |
|
Üretim |
İşçi başına üretim, fire oranı |
|
Satış |
Satıcı/ay başına brüt kâr,
teklif-sipariş dönüşüm oranı (öncü) |
|
Müşteri |
Müşteri kayıp oranı, zamanında teslimat
oranı |
|
İnsan |
Çalışan başına FAVÖK, iş kazası sıklık
oranı |
|
Risk |
Net döviz pozisyonu, net borç/FAVÖK |
|
Plan |
Bütçe gerçekleşme oranı |
Her KPI için yalnızca bu ayın rakamı değil; hedef, geçen ay,
geçen yılın aynı ayı (enflasyonu unutmadan), yıl başından bugüne gerçekleşme ve
mümkünse trend de görülmelidir. Rakamın yeşil, sarı veya kırmızı olması tek
başına yeterli değildir; kırmızının nedeni ve alınacak aksiyon da yazılmalıdır.
ERP Şarttır; Ama Tek Başına Çözüm Değildir
Kritik performans istatistiklerinin mümkün olduğunca ERP,
CRM, üretim sistemi veya diğer kurumsal sistemlerden otomatik gelmesini tercih
ederim. Manuel Excel raporlarında kopyalama hatası, farklı versiyon, farklı
veri kaynağı ve kişisel müdahale riski daha yüksektir. Ama sorun Excel’in
kendisi değil, veri yönetişiminin zayıflığıdır.
Veri kaynakları belli, formülleri kilitli ve düzenli kontrol
edilen bir Excel raporu, kötü veri girilen bir ERP raporundan daha doğru
olabilir. “ERP’den çıktı, doğrudur” diye bir kural yoktur. Yanlış veri
girerseniz ERP yanlış sonucu sadece daha hızlı üretir.
Doğru sıra şudur: Önce yönetim hangi istatistiği ve KPI’yı
neden takip edeceğine karar verir. Tanımlar ve formüller netleştirilir, veri
giriş süreçleri düzenlenir. Sonra ERP veya BI sistemi bu raporları mümkün
olduğunca otomatik üretir. Teknoloji yönetim ihtiyacını belirlemez; yönetim
ihtiyacı teknolojinin ne üretmesi gerektiğini belirler.
Excel, başlangıç ve tasarım aşamasında son derece
faydalıdır. Bir raporu önce Excel’de kurup birkaç ay test edebilir, gerçekten
işe yaradığını gördükten sonra ERP’ye taşıyabilirsiniz. Böylece kimsenin
kullanmayacağı raporlar için yazılım geliştirme maliyetine girmemiş olursunuz.
Rapor Üretmek Yetmez; Raporla Yönetmek Gerekir
Şirketlerde sık gördüğüm bir hata da raporların hazırlanıp
karar süreçlerinde kullanılmamasıdır. Departman her ay raporu gönderir, patron
bakar ya da bakmaz, sonraki ay yeni rapor gelir. Bu raporlama değil, arşiv
üretmektir.
Her KPI’nın bir yönetim ritmi olmalıdır. Günlük göstergeler
günlük operasyon toplantısında, haftalık göstergeler bölüm toplantısında, aylık
göstergeler yönetim toplantısında ele alınmalıdır. Her toplantıda dört soru
sorulmalıdır:
·
Hedef neydi?
·
Gerçekleşme ne oldu?
·
Sapmanın temel nedeni nedir?
·
Kim, neyi, hangi tarihe kadar düzeltecek?
Dördüncü soru sorulmuyorsa KPI toplantısı rapor okuma
toplantısına dönüşür. Yönetim raporunun amacı geçmişi anlatmak değil,
gelecekteki davranışı değiştirmektir.
KPI, Prim ve Davranış
KPI’ların en güçlü tarafı davranışı yönlendirmeleridir; en
tehlikeli tarafı da budur. Bir göstergeyi ölçmeye, hele de prime bağlamaya
başladığınız anda çalışanlar o göstergeyi optimize etmeye başlar. Ölçtüğünüz
rakam çalışanı yanlış davranışa itiyorsa KPI’nız yanlış tasarlanmıştır.
Satıcıya yalnızca ciro primi verirseniz iskonto artar, vade
uzar, tahsilat kalitesi bozulur. Yalnızca brüt kâra prim verirseniz satıcı zor
müşterilerden ve düşük marjlı stratejik ürünlerden kaçar. Yalnızca tahsilata
prim verirseniz satış cesareti azalır. Satın almacıyı sadece fiyat düşürmeyle
ölçerseniz ucuz ama kalitesiz veya geç teslim eden tedarikçilere yönelir. İnsan
kaynaklarını yalnızca işe alım süresiyle ölçerseniz hızlı ama yanlış işe
alımlar yapar.
Doğru olan, şirket stratejisine uygun birkaç göstergenin
ağırlıklandırıldığı dengeli bir sistemdir. Satış için bu sistemde satış hacmi,
brüt kâr, iskonto disiplini, tahsilat, yeni müşteri ve stratejik ürün satışı
birlikte yer alabilir.
Rakamsal sonuçların yanında görevi yerine getirme kalitesi
de değerlendirilmelidir. Satış müdürü, ilkokul karnesi hazırlar gibi her ay
satıcılarına bir görev karnesi verebilir: ERP kullanımı, raporlama disiplini,
müşteri ziyaret hedefleri, ekip çalışması, zimmetli araç ve varlıkların doğru
kullanımı, verilen görevlerin zamanında yerine getirilmesi. Karnenin prime
etkisi önceden açıklanmalıdır. Ama bu kriterleri KPI ile karıştırmamak gerekir;
bunlar görev ve yetkinlik performansıdır.
Sistemi Şirketinizde Nasıl Kurarsınız?
Kritik performans istatistikleri sistemini bir günde kurmaya
çalışmayın. Patronun isteği ve disiplini olmadan bu sistem yaşamaz. Aşağıdaki
sırayı öneririm:
1.
Kritik yönetim sorularını yazın. “Nerede
para kazanıyoruz?”, “Nakit nerede kilitleniyor?”, “Hangi müşteri ve ürün kârlı?”,
“Üretimde kayıp nerede?”, “Bütçeden neden sapıyoruz?” gibi soruları belirleyin.
2.
Bir sistem sorumlusu atayın. Patrondan
aldığı yetkiyle departmanların doğru veri tutmasını sağlayacak, tanımları
koruyacak ve süreci yürütecek bir kişi belirleyin.
3.
Yönetim tablolarını standartlaştırın.
Gelir tablosu, bilanço, nakit akışı, bütçe-gerçekleşen, satış, alacak, stok ve
üretim tablolarının formatını belirleyin.
4.
İstatistikleri tanımlayın. Her tablonun
hangi ham verilere ihtiyaç duyduğunu ve bu verilerin nereden geleceğini
belirleyin.
5.
Performans göstergelerini oluşturun.
Oran, verimlilik, devir hızı, marj ve sapma gibi türetilmiş ölçümleri
hesaplayın.
6.
KPI’ları seçin. Şirket ve departman
düzeyinde gerçekten kritik olan az sayıda göstergeyi, öncü ve gecikmeli
dengesini gözeterek seçin.
7.
Kimlik kartlarını doldurun. Her KPI’nın
tanımı, formülü, hedefi, sahibi ve raporlama sıklığı yazılı hale gelsin.
8.
Birkaç ay test edin. İşe yaramayan,
tekrar eden veya yanlış davranış yaratan KPI’ları değiştirin.
9.
Otomatikleştirin. Olgunlaşan raporları
ERP veya BI sisteminden otomatik üretilecek hale getirin.
10.
Yönetim toplantılarına bağlayın. Raporlar
okunmak için değil, karar vermek için kullanılsın.
Sonuç: Çok Rakam Değil, Doğru Rakam
Bir şirketi sadece muhasebe sonucuyla yönetemezsiniz.
Muhasebe size olanı söyler; yönetim istatistikleri ise olanın nedenini
anlamanıza ve bir sonraki adımı planlamanıza yardım eder. Üretimdeki fireyi,
stoktaki şişmeyi, satıştaki iskonto disiplinini, tahsilattaki gecikmeyi,
personel verimliliğini ve yaklaşan nakit açığını zamanında görebiliyorsanız,
sorun büyümeden müdahale edebilirsiniz.
Bunun için her rapora KPI demek yerine kavramları doğru yere
koymak gerekir. Yönetim tabloları şirketin fotoğrafını çeker. İstatistikler
ayrıntıyı verir. Performans göstergeleri verimliliği ve sonucu ölçer. KPI’lar
ise bütün bu göstergeler arasından şirketin başarısı için en kritik olanları
öne çıkarır.
Benim önerim şudur: Mümkün olduğunca çok doğru veri üretin,
bunlardan anlamlı istatistikler çıkarın, doğru yönetim tabloları kurun; ama üst
yönetimin önüne sadece gerçekten karar aldıracak göstergeleri koyun. Her şeyi
ölçün ama her şeyi KPI yapmayın.
Rakamlarla yönetilen şirketlerde tartışmalar kişisel
kanaatlerden çıkar, veriye dayanır. Departman yöneticileri neyin beklendiğini
bilir, patron günlük işlerin içine gömülmeden şirketin nabzını tutar, sorunlar
büyümeden görünür hale gelir. Kurumsallaşmanın önemli adımlarından biri de
budur: şirketi insanların hafızasıyla değil, güvenilir veriler ve ortak
tanımlarla yönetmek.
Ölçün. Kıyaslayın. Nedenini sorun. Aksiyon alın. Sonra
tekrar ölçün. Yönetim dediğimiz şeyin önemli bir bölümü, bu döngüyü disiplinli
biçimde sürdürebilmektir.
Ek: Kısa Sözlük
Ortak tanım ilkesini önce kendime uygulayayım. Yazıda geçen
bazı kavramların kısa tanımları:
|
Terim |
Anlamı |
|
FAVÖK (EBITDA) |
Faiz, vergi, amortisman ve itfa öncesi
kâr. Ana faaliyetlerin kârlılığını |
|
CAPEX |
Yatırım harcamaları. Makine, bina,
yazılım gibi uzun ömürlü |
|
DSO |
Ortalama tahsilat süresi. Ticari
alacakların kaç günlük satışa denk |
|
Nakit dönüşüm süresi |
Stok günü + alacak günü − borç günü.
Satın almaya harcanan |
|
Serbest nakit akışı |
Faaliyetlerden elde edilen nakitten
yatırım harcamaları düşüldükten |
|
Net borç |
Finansal borçlar eksi nakit ve nakit
benzerleri. |
|
Net işletme sermayesi |
Dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar
arasındaki fark. |
|
Net döviz pozisyonu |
Döviz cinsinden varlıklar eksi döviz
cinsinden borçlar. |
|
Sipariş bakiyesi |
Alınmış ama henüz sevk edilmemiş
siparişlerin toplamı; önümüzdeki |
|
Yenileme maliyeti |
Bir stok kalemini bugünkü fiyatlarla
yeniden almanın maliyeti. |
|
Adam/ay |
Kişi sayısı ile fiilen çalışılan ayların
çarpımı; kadro sayısından daha |
|
OEE |
Toplam ekipman etkinliği:
kullanılabilirlik × performans × kalite. |
|
FIFO / FEFO |
İlk giren ilk çıkar / son kullanma
tarihi en yakın olan ilk çıkar. |
|
İş kazası sıklık oranı |
Belirli bir çalışma saati (örneğin bir
milyon saat) başına düşen |
Not: Bu makale 2026 yılında yapay zekadan yardım
alınarak güncellenmiştir.