Zemin kaplaması, endüstriyel kapı, yangın kapısı, dış cephe,
çatı, pencere, aydınlatma, asansör, mekanik tesisat, güvenlik bariyeri, ofis
mobilyası… Hepsi farklı ürünler. Ama fabrikaya, plazaya, otele, hastaneye, AVM’ye
veya havaalanına satılıyorlarsa hepsinin satış mantığı aynıdır. Ve o mantık,
bildiğimiz B2B satışından epeyce farklıdır.
Bu alandaki firmalarla çalışırken en sık gördüğüm hata
şudur: firma kendini ürün satan bir firma sanır. Katalog basar, fiyat listesi
hazırlar, satıcı işe alır, müteahhit ziyaret ettirir, fuara katılır ve teklif
talebi bekler. Teklif talebi geldiğinde de sevinir; oysa teklif istendiği an, o
işin çoktan kaybedilmiş olma ihtimali yüksektir.
Çünkü bu iş ürün satmak değildir. Bu iş, bir projeye
girmektir.
Bir binanın hangi kapıyı, hangi asansörü, hangi zemini
kullanacağı; o binanın temeli atılmadan aylar, bazen yıllar önce, sizin hiç
bulunmadığınız bir toplantıda, sizin hiç tanımadığınız bir mimarın çizim
masasında kararlaştırılır. Siz o toplantıda yoksanız, geriye tek bir rolünüz
kalır: birilerinin şartnameye yazdığı ürünün fiyat kırma yarışında üçüncü
teklif olmak.
Bu makalede, iş amaçlı binalara ürün satan bir firmanın
satış ve pazarlama sistemini nasıl kurması gerektiğini dokuz başlıkta
anlatacağım.
Uzun bir yazı olacak. Ama sabırla okursanız işinize
yarayacak bölümlere mutlaka rastlayacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar.
BU İŞİN DİĞER SATIŞLARDAN BEŞ FARKI
Sisteme geçmeden önce, neyle uğraştığımızı netleştirelim.
Yapı ürünlerinde proje satışının beş yapısal farkı vardır ve bunları kabul
etmeyen firma, yanlış bir satış modeli kurar.
1.
Müşteriniz tek kişi değildir, bir zincirdir.
Ürünü seçen, onaylayan, satın alan, uygulayan ve parasını ödeyen kişiler
genellikle farklı bölümlerde, hatta farklı firmalarda çalışır. Klasik B2B’de
karar vericiyi bulup ikna etmek yeterdi; burada zincirin her halkasına ayrı bir
dille konuşmak gerekir.
2.
Satış döngüsü çok uzundur. Bir projeyle
ilk temasınızla faturanın kesilmesi arasında 12 ila 36 ay geçebilir. Bu,
satıcınızın aylık ciro hedefiyle ölçülemeyeceği anlamına gelir. Ölçerseniz,
satıcınız uzun vadeli projeleri bırakıp bugün para getirecek küçük işlere
yönelir.
3.
Tekrar siparişi yoktur. Bir gıda
firmasına ambalaj satıyorsanız, müşteriyi bir kez kazanır yıllarca satarsınız.
Bir plazaya asansör sattığınızda o iş biter. Bu yüzden bu işte müşteri sadakati
binada değil, insandadır: aynı mimar, aynı müteahhit, aynı yatırımcı, aynı
proje yönetim firması. Bir binayı kaybedersiniz ama mimarı kazanırsanız, on
bina kazanmışsınız demektir.
4.
Kararın verildiği an ile paranın ödendiği an
farklı kişilerdedir. Ürünü mimar seçer ama parayı müteahhit öder. Mimarın
derdi tasarım ve sorumluluk, müteahhidin derdi maliyet ve termin. İkisini aynı
argümanla ikna edemezsiniz.
5.
Tahsilat riski yüksektir. İnşaat, ödeme
zincirinin en kırılgan olduğu sektörlerden biridir. Hakediş sistemi, uzun
vadeli çekler, taşeron zinciri ve proje finansmanına bağlı ödemeler… Bu işte “sattım”
demek, “para kazandım” demek değildir. Bunu makalenin ayrı bir bölümünde
ele alacağım.
Bu beş farkı kabul ettiyseniz, kurulacak sisteme
geçebiliriz.
BİRİNCİ: KARAR ZİNCİRİNİ TANIYIN
Bu işte en çok yapılan hata, tek bir muhataba yatırım
yapmaktır. Kimi firma sadece müteahhide gider, kimi sadece mimara. İkisi de
yarım stratejidir.
Bir yapı ürününün bir binaya girmesi için genellikle şu
halkalardan geçmesi gerekir. Her birinin neye baktığını bilmek, o kişiyle nasıl
konuşacağınızı da belirler:
|
Halka |
En çok neye bakar |
Sizden ne bekler |
|
Yatırımcı / mal sahibi |
Yatırım maliyeti, işletme gideri, kira/satış değeri, prestij, teslim
tarihi |
Toplam maliyet ve geri dönüş hesabı, marka güvencesi |
|
Mimar / tasarım ofisi |
Tasarım bütünlüğü, estetik, detay çözümü, mevzuata uygunluk, mesleki
sorumluluk |
Teknik detay, çizim, BIM verisi, alternatif çözüm önerisi |
|
Proje müellifi (mekanik/elektrik) |
Performans değerleri, hesap uyumu, yönetmelik |
Test raporu, teknik veri, hesap desteği |
|
İç mimar |
Doku, renk, malzeme uyumu, numune |
Numune, renk kartelası, uygulama görselleri |
|
Proje yönetim firması / kontrollük |
Termin, kalite, sözleşmeye uygunluk |
Zamanında teslim taahhüdü, saha desteği |
|
Ana yüklenici (müteahhit) |
Maliyet, termin, montaj kolaylığı, risk |
Net fiyat, teslim programı, sorunsuz uygulama |
|
Taşeron / uygulamacı |
Uygulama kolaylığı, işçilik süresi, teknik destek |
Uygulama eğitimi, saha desteği, yedek malzeme |
|
Satın alma |
Fiyat, ödeme koşulu, alternatif teklif sayısı |
Rekabetçi teklif, esnek vade |
|
Şantiye şefi |
Teslimatın zamanında gelmesi, montajın aksamaması |
Hızlı sevkiyat, sahada bulunabilirlik |
|
İşletmeci / tesis yönetimi |
Bakım kolaylığı, yedek parça, servis, enerji gideri |
Bakım sözleşmesi, yedek parça garantisi |
Bu tabloya iyi bakın. Şu üç sonuç kendiliğinden çıkıyor:
·
Ürününüzü kim seçiyor? Zemin kaplaması ve
iç kapıda mimar ve iç mimar; asansör ve mekanikte proje müellifi; endüstriyel
kapı ve bariyerde çoğu zaman doğrudan yatırımcı veya işletmeci. Ürün grubunuza
göre hangi halkanın belirleyici olduğunu bilmiyorsanız, satış ekibinizi yanlış
kapıya gönderiyorsunuz demektir.
·
Sizi kim eleyebilir? Seçme yetkisi
olmayan ama veto yetkisi olan halkalar vardır. Uygulaması zor bir ürüne taşeron
direnir, bakımı pahalı bir ürüne tesis yönetimi karşı çıkar, terminini
tutamayacağınızı düşünen proje yönetimi sizi listeden çıkarır. Seçtiren kadar,
engelleyeni de tanıyın.
·
Parayı kim ödeyecek? Bunu en baştan
netleştirin; çünkü tahsilat riskiniz buradan doğuyor.
Her önemli proje için bir karar haritası çıkarın. Kimin
hangi firmada olduğu, kimin neye baktığı, kimin sizi desteklediği, kimin
rakibinize yakın olduğu bu haritada görünsün. (Polisiye dizi ve filmlerdeki dedektiflerin
haritalamasına benzer bir haritalamadan bahsediyorum) Haritasız girilen proje,
karanlıkta atılan adımdır.
İKİNCİ: DOĞRU ZAMANDA/AŞAMADA GİRİN
Bu bölüm, makalenin en kritik bölümü. Her binanın bir saati
vardır ve her ürünün o saat üzerinde bir karar anı bulunur. O ana kadar
girmezseniz, oyunu kaybetmişsinizdir.
Bir yapı projesinin aşamaları kabaca şöyledir:
•
Fizibilite ve arsa aşaması: Yatırım
kararı verilir, bütçe kabaca belirlenir.
•
Avan (ön) proje: Mimar binanın kimliğini
kurar. Cephe karakteri, ana malzeme kararları, asansör ve mekanik sistemin
genel kurgusu burada oluşur.
•
Uygulama projesi ve şartname: İşin kaderi
burada belirlenir. Detaylar çizilir, teknik şartnameler yazılır, markalar veya
performans kriterleri yazıya dökülür.
•
Metraj ve ihale: Müteahhit ve taşeronlar
teklif toplar. Artık kriterler bellidir; yarış fiyat üzerindedir.
•
Satın alma ve sözleşme: Sipariş verilir.
•
Uygulama: Sevkiyat, montaj, saha desteği.
•
Kabul ve işletme: Bina devreye alınır;
bakım, yedek parça ve tadilat dönemi başlar.
Şimdi acı gerçek: Bu zincirde ne kadar geç girerseniz, o
kadar çok fiyat konuşursunuz.
Avan proje aşamasında mimarla konuşan firma, ürününü
tasarımın parçası haline getirir. Uygulama projesi aşamasında giren firma,
şartnameye girmeye çalışır. İhale aşamasında giren firma, sadece fiyat kırar.
Sözleşme aşamasında giren firma ise zaten geç kalmıştır; olsa olsa “ikinci
teklif” olur.
Altın kural: Sizden teklif istendiğinde masaya
oturuyorsanız, geç kalmışsınızdır. Yine de çabalamaya değer. Ürününüzün üstün
gelen farklarını ve toplam sahip olma maliyetini iyi anlatabilirseniz fiyat
kırmadan satabilirsiniz.
Ürününüzün Karar Anı Ne Zaman?
Her ürün grubunun karar anı farklıdır ve satış ekibinizin
takvimi buna göre kurulmalıdır:
•
Çok erken karar verilenler (avan proje):
Asansör, cephe sistemi, çatı sistemi, ana mekanik donanım, pencere sistemi.
Bunlar binanın taşıyıcı kurgusunu ve mimarisini etkilediği için erken karara
bağlanır. Bu ürünlerde satıcınızın işi ihale takibi değil, mimar ve proje
müellifi ilişkisidir.
•
Orta vadede karar verilenler (uygulama
projesi): Yangın kapıları, endüstriyel kapılar, aydınlatma, güvenlik
bariyerleri. Yönetmelik ve performans kriterleri burada yazılır.
•
Geç karar verilenler (ihale ve sonrası):
Zemin kaplamaları, iç kapılar, ofis mobilyası. Bu ürünlerde iç mimar, işveren
ve satın alma daha etkilidir; ama tam da bu yüzden fiyat baskısı en yüksek olan
gruptur.
Geç karar verilen bir ürün grubundaysanız yapmanız gereken
şey, kararı öne çekmektir. İç mimarla erken temas, numune odası kurma, renk ve
doku seçimlerine erken dahil olma. Kararı öne çekemiyorsanız, hiç değilse
alternatif olarak listede olun.
ÜÇÜNCÜ: ŞARTNAMEYE GİRİN, ŞARTNAMEYİ SAVUNUN
Yapı ürünleri satışının bütün oyunu tek bir kelimenin
etrafında döner: şartname. Şartname, projeye hangi ürünün hangi
özelliklerle konulacağını tarif eden belgedir. Kim şartnameyi yazdırıyorsa, o
işi büyük ölçüde kazanmıştır. Uluslararası araştırmalar, mimarların ezici
çoğunluğunun ürün üreticilerinin şartname sürecine dahil olmasını istediğini,
hatta önemli bir bölümünün şartname yazımında, düzenlenmesinde veya gözden
geçirilmesinde üreticiden destek beklediğini gösteriyor.
Yani mimar sizi bir engel olarak değil, bir kaynak olarak
görmeye hazır. Sorun, çoğu firmanın bu kapıyı çalmaması.
Şartnameye Girmenin Üç Seviyesi
•
Seviye 1: Marka olarak yazılmak.
Şartnamede markanız geçer. En güçlü konumdur ama Türkiye’de kamu ihalelerinde
ve pek çok özel projede “veya muadili” ifadesiyle birlikte gelir. Bu ifade,
kapıyı rakibinize açar.
•
Seviye 2: Kriter olarak yazılmak (en
değerlisi). Marka adı geçmez ama şartnamedeki teknik kriterler sizin
ürününüzü tarif eder. Yangın dayanım süresi, çevrim ömrü, ses yalıtım değeri,
yük sınıfı, aşınma direnci, garanti süresi, yerinde servis şartı, yedek parça
bulunurluk taahhüdü… Bu seviye, marka yazdırmaktan daha kalıcıdır. Çünkü marka
silinebilir, kriter silinmez. Kriteri silmek, mimarın kendi teknik şartnamesini
zayıflatması demektir ve hiçbir mimar bunu kolay kolay yapmaz.
•
Seviye 3: Referans ürün olmak. Projenin
detayları sizin ürününüzün ölçülerine, montaj biçimine ve bağlantı detaylarına
göre çizilmiştir. Bu durumda rakibiniz sadece fiyat değil, çizim değişikliği de
teklif etmek zorundadır. Bu, en güçlü savunma hattıdır.
Uygulama önerisi: Ürün grubunuz için hazır bir
şartname metni hazırlayın. Mimarın kopyalayıp kendi şartnamesine
yapıştırabileceği, teknik olarak doğru, dengeli ve sizin ayırt edici
özelliklerinizi kriter haline getiren bir metin. Bunu bir pazarlama broşürü
gibi değil, bir meslek belgesi gibi hazırlayın. Mimarın işini kolaylaştıran
firma, mimarın tercih ettiği firma olur.
Şartname Elinizden Nasıl Alınır?
Şartnameye girmek işin yarısıdır. Diğer yarısı, ihale
aşamasında şartnamenin savunulmasıdır. Siz aylarca uğraşıp şartnameye
girersiniz. İhale aşamasında müteahhit, maliyeti düşürmek için “aynı işi gören
muadil bir ürün var, şu kadar ucuz” der. Mimar veya işveren, teknik farkı
bilmediği için ikna olur. Aylarca uğraştığınız iş, son iki haftada elinizden
alınır.
Bunu önlemenin yolları:
•
İhale aşamasında ortadan kaybolmayın.
Şartnameye girdikten sonra “iş tamam” deyip projeyi bırakan satıcı, en
sık kaybeden satıcıdır. Metraj ve ihale dönemi, en yakın takip gerektiren
dönemdir.
•
Karşılaştırma tablosu hazırlayın. Muadil
olarak öne sürülen ürünle sizin ürününüz arasındaki farkları, tek sayfada,
teknik kriterler üzerinden gösterin. Bunu mimara ve işverene önceden verin ki
muadil teklifi geldiğinde ellerinde bir kıstas olsun.
•
Farkı paraya çevirin. “Bizim ürünümüz
daha kaliteli” cümlesinin hiçbir ikna gücü yoktur. “Bu ürünün çevrim
ömrü şu, diğerinin şu; on yılda şu kadar fazla değişim maliyeti çıkar”
cümlesi ise karar değiştirir.
•
İşletme maliyetini masaya koyun. Bir
binanın ömür boyu maliyetinin çok büyük bölümü yapım değil, işletme
maliyetidir. Müteahhit ilk maliyete bakar, yatırımcı toplam maliyete bakmak
zorundadır. Bu argümanı doğru kişiye taşıyın.
•
Mevzuatı hatırlatın. Yangın yönetmeliği,
deprem yönetmeliği, enerji performansı, erişilebilirlik, iş güvenliği. Ucuz
muadil bu kriterleri karşılamıyorsa, bunu teknik bir dille ve suçlayıcı olmayan
bir tonda ortaya koyun. Bu işte mevzuat, satıcının en güçlü müttefikidir.
Not: Bugün mimarla konuşmak, sadece ofisine gidip
katalog bırakmak demek değildir. Tasarım masası artık tamamen dijitalleşti.
Mimar ürününüzü projesine eklerken sadece bir çizim yapmıyor; ürünün BIM
objesini çizime çekiyor, NBS (National Building Specification) gibi dijital
şartname platformlarından doğrudan sizin teknik veri föyünüzü projeye bağlıyor.
Hatta üst segment projelerde işverene sunum yapılırken Sanal Numune Odaları
(VR/AR) üzerinden ürünün mekandaki duruşu, dokusu ve ışık yansıması birebir
yaşatılıyor. Binanın yapım ve işletme aşamasında ise ürününüzün tüm bakım ve
performans verileri binanın Dijital İkizine (Digital Twin) işleniyor. Kısacası;
ürününüzün dijital bir ikizi, VR uyumlu 3D modeli ve uluslararası dijital
kütüphanelerde hazır şartname metni yoksa, yeni nesil projelerde mimarın
radarına girmeniz imkânsıza yakındır. Dijital altyapı artık bir teknoloji şovu
değil; şartnameye giren kestirme yoldur.
DÖRDÜNCÜ: PROJEYİ ERKEN BULUN
Erken girmek gerektiğini söyledik. Peki projeyi nasıl erken
bulacaksınız? Bu, satış ekibinin değil, pazarlamanın kurması gereken bir
istihbarat sistemidir. Kaynaklar:
•
Yapı ruhsatı ve yapı izin verileri. TÜİK
yapı izin istatistikleri sektörün genel yönünü gösterir; belediyelerin ruhsat
kayıtları ise size somut projeleri verir. Bu verileri düzenli taramak, çoğu
firmanın hiç yapmadığı ama en ucuz istihbarat yöntemidir.
•
ÇED başvuruları ve imar planı değişiklikleri.
Büyük tesisler için en erken sinyaldir; bazen inşaattan iki yıl önce görünür.
•
Teşvik belgeleri ve yatırım teşvik listeleri.
Yeni fabrika ve tesis yatırımlarının erken habercisidir.
•
Kamu ihale ilanları. Hastane, okul, kamu
binaları için.
•
Mimarlık ve proje ofisleri. En değerli
kaynak budur. Bir mimarlık ofisiyle kurulan ilişki, size aynı anda birden fazla
projeyi görünür kılar.
•
Müteahhit ve proje yönetim firmaları.
Hangi müteahhit hangi işi aldı, hangi PMC hangi projeyi yönetiyor?
•
OSBÜK. Yapılacak ve yapılmakta olan
Organize Sanayi Bölgeleri. https://osbuk.org/view/osb/osbliste.php
•
Sektörel yayınlar, yatırım haberleri,
otel/AVM/hastane zincirlerinin büyüme planları.
•
Yeni proje haber siteleri.
o
https://connject.com/en/projects/country/turkiye-insaat-projeleri
o
https://www.guncelprojebilgileri.com/
o
https://www.hepsiemlak.com/projeler
(konut odaklı)
o
https://www.konutradar.com/
(konut odaklı)
•
Şantiye taraması. Klasik ama hâlâ işleyen
yöntem: satıcınız bölgesinde yeni açılan şantiyeleri not etsin. Şantiye
tabelası size müteahhidi, işvereni ve çoğu zaman mimarı verir.
•
Rakiplerinizin referans listeleri.
Rakibinizin çalıştığı yatırımcı ve müteahhitler, sizin hedef listenizdir.
Zincir Müşteriyi Kaçırmayın
Bu işte en kârlı av, tek bina değil çoklu yatırımcıdır. Otel
zincirleri, market ve AVM grupları, hastane grupları, lojistik firmaları,
fabrika yatırımı yapan holdingler, banka ve şube ağları, zincir mağazalar…
Böyle bir müşteride bir kez onaylanan ürün, standart haline
gelir ve sonraki her şubede, her tesiste tekrar tekrar satılır. Bu firmalarda
genellikle bir “yapım standardı” veya “konsept kitabı” vardır; oraya girmek,
tek bir binaya girmekten kat kat değerlidir.
Aynısı mimarlık ofisleri için de geçerlidir. Bir mimar,
beğendiği ve sorun çıkarmadığını gördüğü ürünü sonraki projelerinde de yazar.
Bu işte gerçek portföyünüz binalar değil, mimarlar, müteahhitler ve
yatırımcılardır.
BEŞİNCİ: ÜÇ FARKLI DİLDE KONUŞUN
Aynı ürünü zincirin her halkasına aynı sunumla anlatan
satıcı, üçünü de ikna edemez.
•
Mimara tasarım ve sorumluluk dilinde konuşun.
Onun derdi estetik bütünlük, detayın çözülmesi ve mesleki sorumluluktur. Mimar,
seçtiği ürün yüzünden bir sorun çıkmasından çekinir. Ona teknik detay
çizimleri, montaj detayları, BIM ve CAD verileri, test raporları, referans
projeler ve alternatif çözüm önerileri götürün. Bugün mimarların büyük bölümü
projelerini BIM ortamında yürütüyor; ürününüzün Revit ailesi yoksa, o mimar
sizi çizmek için ekstra emek harcamak zorunda kalır ve harcamaz. BIM
kütüphanesi, bu sektörde artık bir pazarlama malzemesi değil, katalog kadar
temel bir gerekliliktir.
•
Müteahhide maliyet ve termin dilinde konuşun.
Onun derdi bütçeyi tutturmak ve binayı zamanında teslim etmektir. Ona net
fiyat, kesin teslim programı, montaj kolaylığı, saha desteği ve “sizi
şantiyede yalnız bırakmayız” güvencesi verin. Müteahhitle konuşurken
ürününüzün estetiğini anlatmayın; montaj süresini ve iş gücü tasarrufunu
anlatın.
•
Yatırımcıya işletme ve değer dilinde konuşun.
Onun derdi yatırımın geri dönüşü, binanın değeri ve işletme giderleridir. Ona
enerji tüketimi, bakım maliyeti, ömür boyu maliyet, yedek parça bulunurluğu,
kiralanabilirlik ve prestij anlatın. Yeşil bina sertifikası (LEED, BREEAM, WELL)
hedefleyen bir yatırım varsa, ürününüzün bu sertifikaya nasıl puan
kazandırdığını hesaplayıp götürün. Sertifika puanı getiren ürün, fiyat
pazarlığından büyük ölçüde muaf tutulur. Ayrıca mimarlar ve uluslararası
yatırımcılar artık EPD(Çevresel Ürün Beyanı) belgesi olmayan veya geri
dönüştürülmüş içerik sunamayan veya karbon ayak izi düşürülmemiş ürünleri
şartnameye hiç sokmuyor.
Bu üç dili tek bir satıcının konuşması zordur. Bu yüzden pek
çok kurumsal firma ekibini bu üç yöne göre böler; bu konuya sekizinci bölümde
döneceğim.
ALTINCI: KANIT ÜRETİN
Bu işte satın alınan şey ürün değil, risk azaltmadır. Mimar
yanlış ürün seçerse mesleki itibarı zedelenir. Müteahhit yanlış ürün seçerse
termini kaçırır. Yatırımcı yanlış ürün seçerse binası yıllarca sorun çıkarır.
Üçü de aslında tek bir soruyu sorar: “Bu adam beni yarı yolda bırakır mı?”
Bu soruya vaatle değil, kanıtla cevap verilir:
•
Referans proje arşivi. Hangi binada,
hangi ürününüz, ne zaman, hangi mimarla, hangi müteahhitle. Bunu düzenli tutan
firma çok azdır; tutan firma, her teklife bir referans listesiyle gider.
•
Fotoğraf ve vaka çalışmaları. Bitmiş işin
profesyonel fotoğrafı, uygulama öncesi-sonrası, karşılaşılan sorun ve çözümü.
Bir sayfalık vaka çalışmaları hazırlayın.
•
Numune ve mock-up. Büyük projelerde
işverenler örnek kat, örnek oda veya örnek cephe uygulaması ister. Bu maliyete
“gider” değil, “teklif” gözüyle bakın. Dokunulan ürün satılır.
•
Şantiye ve tesis ziyareti. Kararsız bir
yatırımcıyı, ürününüzün yıllardır çalıştığı bir tesise götürmek, on sunumdan
etkilidir.
•
Belgeler. CE, TSE, yangın dayanım raporu,
ses ve ısı performans testleri, garanti belgesi, ürün beyanı. Bunları toplu,
güncel ve tek bir dosyada bulundurun.
•
Showroom. Özellikle zemin kaplama, kapı,
mobilya ve aydınlatma gruplarında; mimarın ve işverenin gelip görebileceği bir
mekân, satış sürecini kısaltır.
•
Satış sonrası taahhüdü. Yedek parça
bulunurluk süresi, servis ağı, bakım sözleşmesi, müdahale süresi. Bunları
yazılı taahhüt haline getiren firma, teknik şartnameye bir kriter daha
yazdırmış olur.
YEDİNCİ: TAHSİLATI VE RİSKİ YÖNETİN
Bu bölümü atlamayın; çünkü bu sektörde en çok firma, satamadığı
için değil, sattığının parasını alamadığı için batar.
İnşaat sektörü, ödeme zincirinin en kırılgan olduğu
sektörlerden biridir. Yatırımcı müteahhide hakedişle öder, müteahhit taşerona
öder, taşeron size öder. Zincirin herhangi bir yerinde bir aksama, size uzun
vadeli bir çek veya hiç ödenmeyen bir bakiye olarak yansır.
Yapmanız gerekenler:
•
Kimden alacağınızı baştan netleştirin.
Sözleşmeyi müteahhitle mi, taşeronla mı, doğrudan yatırımcıyla mı yapıyorsunuz?
Büyük projelerde mümkünse doğrudan işverenle sözleşme yapmaya çalışın;
müteahhit sadece uygulamayı üstlensin. Bu, hem tahsilat riskinizi düşürür hem
sizi zincirde bir üst basamağa taşır.
•
Ödeme planını iş programına bağlayın.
Sipariş avansı, üretim öncesi ödeme, sevkiyat ödemesi, montaj sonrası ödeme,
kabul sonrası bakiye. Ödemeyi tek kalemde sona bırakmayın.
•
Teminat isteyin. Teminat mektubu, DBS,
ipotek, kefalet veya alacak sigortası. Büyük tutarlı projelerde teminatsız
çalışmak, kumar oynamaktır.
•
Açık hesap limiti koyun. Bir müteahhide
veya bir projeye bağlanan riskin, toplam yıllık satışınız içindeki payını
sınırlayın. Tek bir projeyle büyümek, tek bir projeyle batmanın da yoludur.
•
Fiyat farkı ve kur maddesi koyun. Bu iş
uzun sürüyor. Bugün verdiğiniz fiyatla on ay sonra sevk etmek zorunda
kalırsanız, kârınız enflasyonda erir. Teklifinize geçerlilik süresi, uzun
projelere endeksli fiyat farkı maddesi koyun.
•
Metraj artışını ve keşif dışı işleri yazılı
hale getirin. Sahada “şunu da yapıverin” diye eklenen işler,
sonradan faturalanmaya çalışıldığında tartışma çıkar. O anda yazın, o anda
onaylatın.
•
Kesin kabul ve garanti başlangıcını
netleştirin. Montajdan aylar sonra devreye alınan bir binada, garanti
süresinin ne zaman başladığı ciddi bir maliyet farkı yaratır.
Bir uyarı: Satış ekibinize yalnızca ciro hedefi verirseniz,
riskli müteahhitlerle çalışmaya başlarlar. Bu sektörde en pahalı satış, tahsil
edilmemiş satıştır.
SEKİZİNCİ: EKİBİ VE PRİM SİSTEMİNİ BU İŞE GÖRE KURUN
Klasik bir satış ekibiyle proje satışı yapılmaz. Yapı
ürünlerinde satış organizasyonu genellikle şu rollere ayrılır:
•
Şartname / proje geliştirme uzmanı.
Mimarlık ofisleriyle, iç mimarlarla ve proje müellifleriyle çalışır. Sipariş
almaz, şartnameye girer. Teknik altyapısı güçlü, sunum yeteneği yüksek
olmalıdır.
•
Proje satıcısı. Müteahhit, taşeron ve
satın alma tarafını yürütür. Teklif verir, pazarlık eder, sözleşmeyi kapatır.
•
Bayi / kanal yöneticisi. Küçük ve orta
ölçekli işler bayi kanalıyla yürüyorsa bu kanalı yönetir.
•
Teknik destek ve saha ekibi. Uygulama
öncesi ve sırasında sahada bulunur. Bu ekip, satış departmanının bir parçası
sayılmalıdır; çünkü bir sonraki işi büyük ölçüde onlar kazandırır.
Proje Kayıt Sistemi Kurun
Bu, sektörde en çok kavga çıkaran ve en az kurulan
sistemdir. Aynı projeye iki farklı bayiniz veya iki farklı satıcınız teklif
verdiğinde, kendi kendinizle rekabet eder ve fiyat kırarsınız. Müteahhit de
bunu bilerek kullanır: aynı firmanın iki kanalını karşı karşıya getirip fiyat
düşürtür.
Üreticinin doğrudan projeye girmesi ile bayiyi koruma
dengesi, sahayı birbirine düşürmeden kurulmalıdır; üretici şartnameyi yazdırıp
projeyi olgunlaştırmalı, satışı ve teslimatı ise projeyi sisteme ilk kaydeden
bayi üzerinden prim/komisyon korumasıyla yürütmelidir. Bayisinin girdiği
ihaleye doğrudan teklif verip kendi kanalıyla fiyat yarışına giren üretici,
zamanla en güçlü satış ağını kendi eliyle yok eder.
Çözüm: Bir proje kayıt sistemi kurun. Projeyi ilk
tespit eden ve şartname çalışmasını yapan kanal, o projenin sahibi olsun.
Sahiplik süresi ve şartları yazılı olsun. Bu sistem hem iç çatışmayı bitirir
hem fiyat disiplinini korur.
Primi Aşamalara Bölün
Satış döngüsü iki yıl süren bir işte, aylık ciroya bağlı
prim çalışmaz. Satıcı hiçbir ay prim alamaz, motivasyonunu yitirir ve uzun
vadeli projeleri bırakıp küçük işlere yönelir.
Primi satışın aşamalarına bölün:
•
Projenin tespit edilip sisteme kaydedilmesi
•
Şartnameye girilmesi (marka veya kriter olarak)
•
Teklifin verilmesi ve ihaleye girilmesi
•
Sözleşmenin imzalanması
•
Sevkiyat ve montajın tamamlanması
•
Tahsilatın yapılması (primin en büyük dilimi
burada olmalı)
Böylece satıcı, uzun yolun her adımında bir karşılık görür.
Ayrıca hangi aşamada tıkandığınızı da ölçebilir hale gelirsiniz.
Ölçün
Bu işte ölçmeniz gereken göstergeler, klasik satıştan
farklıdır:
•
Proje havuzu büyüklüğü: Takip edilen
aktif proje sayısı ve toplam potansiyel tutarı
•
Şartname sayısı: Dönem içinde kaç
projenin şartnamesine girildi (marka / kriter / referans ürün ayrımıyla)
•
Şartname / sözleşme dönüşüm oranı:
Girdiğiniz şartnamelerin kaçını kazanabildiniz? Bu oran düşükse, şartnameyi
savunma probleminiz var demektir.
•
Kaybedilen projelerin sebebi: Fiyat mı,
termin mi, teknik yetersizlik mi, geç girme mi?
•
Ortalama proje süresi: İlk temastan
tahsilata kaç ay?
•
Mimar/müteahhit bazında portföy: Hangi
ofisle kaç iş yaptınız, hangi müteahhitle kaç şantiyede çalıştınız?
Son gösterge çok önemlidir. Çünkü bu işte gerçek varlığınız
binalar değil, ilişkilerdir.
DOKUZUNCU: BİNA BİTTİĞİNDE İŞ BİTMEZ
Firmaların çoğu, montaj bitip fatura kesildiğinde projeyi
kapatır. Oysa asıl kârlı dönem oradan sonra başlar. Bina bittiğinde önünüzde
dört ayrı satış fırsatı vardır:
1.
İşletme dönemi geliri. Bakım sözleşmesi,
yedek parça, periyodik kontrol, servis. Özellikle asansör, mekanik donanım,
otomatik kapı ve güvenlik sistemlerinde bu gelir, ilk satıştan daha kârlı ve
tekrarlıdır. Tekrarlı geliri olan firma, inşaat sektörünün dalgalanmalarına
karşı da korunmuş olur.
2.
Tadilat ve yenileme pazarı. Bir plazanın
zemini 8-10 yılda, ofis mobilyası 7-10 yılda, aydınlatması teknolojiyle
birlikte, cephesi 15-20 yılda yenilenir. Yeni bina inşaatı azaldığı dönemlerde
bu pazar, firmayı ayakta tutan pazardır. Referans listenizdeki her bina, aynı
zamanda bir yenileme müşterisi adayıdır.
3.
Aynı oyuncuların bir sonraki projesi.
Bitmiş her proje size üç yeni kapı açar: aynı yatırımcının bir sonraki
yatırımı, aynı müteahhidin bir sonraki şantiyesi, aynı mimarın bir sonraki
projesi. Proje bittiğinde bu üç kapıyı da çalın, sıcağı sıcağına pazarlama
yapın.
4.
İşletmecinin kendisi. Tesis yöneticisi,
binada hangi ürünün sorun çıkardığını ve hangisinin çıkarmadığını bilen tek
kişidir. Onunla kurduğunuz ilişki, hem bakım geliri getirir hem bir sonraki
yatırımda sizin lehinize bir referans üretir.
Uygulama önerisi: Teslim ettiğiniz her projeyi bir
müşteri kaydı haline getirin ve takvime bağlayın: 6. ayda memnuniyet araması,
yıllık bakım hatırlatması, 5. yılda yenileme görüşmesi. Bunu yapan firma,
rakiplerinin sıfırdan avlanmak zorunda kaldığı bir pazarda hazır bir portföyle
çalışır.
Uzun bir yazı oldu ama sonuna yaklaştık. Bu makalede anlattıklarımı
birkaç cümleye indirmem gerekseydi şunları söylerdim:
•
Bu iş ürün satmak değil, projeye girmektir.
Teklif istendiğinde masaya oturuyorsanız geç kalmışsınızdır.
•
Karar zinciri uzundur ve her halka farklı bir
dil konuşur. Mimara tasarım, müteahhide maliyet, yatırımcıya işletme anlatın.
•
Bütün oyun şartname üzerinde döner. Marka
yazdırmak iyidir, kriter yazdırmak daha kalıcıdır, referans ürün olmak en
güçlüsüdür.
•
Şartnameye girmek işin yarısıdır; diğer yarısı
onu ihalede savunmaktır.
•
Gerçek portföyünüz binalar değil, mimarlar,
müteahhitler ve yatırımcılardır. Bina biter, ilişki devam eder.
Son olarak şunu söylemek isterim. Türkiye’de yapı ürünleri
üreten firmalarımızın çoğu, ürün geliştirmede ve üretimde gerçekten iyi.
Kalitede sorunumuz yok. Sorunumuz, o ürünü doğru zamanda doğru masaya
koyamamakta.
Aynı kalitede iki firmadan biri mimarın çizim masasında,
diğeri satın almanın teklif dosyasında bekliyorsa; ikisi arasındaki fark kalite
farkı değil, satış sistemi farkıdır. Ve o fark, ciroya kat kat yansır.
Son söz: Bir binanın hangi ürünü kullanacağı, temeli
atılmadan çok önce belli olur. Siz o odada mısınız?
Bol satışlar, tatlı kârlar dilerim.
Not 1: Makaledeki süre, aşama ve oran örnekleri
yöntemi göstermek amacıyla verilmiştir; ürün grubuna, proje ölçeğine ve
işverene göre önemli farklılıklar gösterir. Kendi verilerinizi yerine koyarak
değerlendiriniz.
Not 2: Mimarların şartname sürecinde üreticiden
beklentilerine ilişkin veriler, uluslararası mimarlık ve yapı ürünleri
araştırmalarından derlenmiştir. Yapı izin ve ruhsat verileri için TÜİK Yapı
İzin İstatistikleri bültenleri düzenli olarak takip edilmelidir.
Not 3: Bu makalede değindiğim bazı konuları daha önce
ayrı ayrı ele almıştım. Derinleşmek isteyenlere aşağıdaki makalelerimi de
okumalarını öneririm:
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2023/07/yeni-musteri-nasl-kazanlr.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2020/02/satsclar-neden-hedefini-tutturamaz.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2019/12/satn-almaclar-satclar-nasl-yener.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2019/10/musteri-temsilcisi-olmak.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2019/01/b2b-satcs-olmak.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2017/12/komisyon-degil-prim-verin.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2014/02/sats-ve-tahsilat-kalitesi.html
Not 4: Bu makalenin hazırlanmasında internetten ve yapay
zekadan destek alınmıştır.