İletişim… Hayatımızın her anında var olan, bazen farkında
bile olmadığımız, ama onsuz yapamadığımız bir olgu. Fakat bu basit gibi görünen
kavram, tarihin en eski dönemlerinden beri üzerine düşünülmüş, tartışılmış, ve
belki de bugün bildiğimizden çok daha derin anlamlar yüklenmiş.
Duygu ve düşüncelerimizi, bilgi ve tecrübelerimizi,
haberleri ve anekdotları, duyduklarımızı ve gördüklerimizi temasta
olduklarımıza iletişimle aktarabiliriz. Bu iletişim; sözlü, yazılı veya beden
diliyle olabilir.
Ağzı olan konuşabilir, kalemi/klavyesi olan yazabilir ama
her duyulan, her yazılan anlaşılmaz. Eğer iletişim düzeyimiz (yeteneğimiz)
iyiyse konuştuklarımız da yazdıklarımız da daha iyi anlaşılır. Karşı tarafı
daha iyi anlar, kişilerle olan ilişkilerimiz daha sağlıklı ilerler. Yaşam
kalitemiz artar.
Eşimizle, çocuklarımızla, anne-babamızla, kardeşlerimizle,
komşumuzla, yakın arkadaşlarımızla, uzak arkadaşlarımızla, çalışma
arkadaşlarımızla, astlarımızla, üstlerimizle, patronlarımızla kurduğumuz
iletişimin kapsamı, kalitesi ve başarısı elbette birbirinden farklı olacaktır.
Önemli olan “nabza göre şerbet misali” kiminle, nerde, ne zaman, hangi
şartlar altında nasıl iletişim kurduğumuzun farkına vararak iletişimimizi
kurgulayabilmektir.
İyi iletişim becerilerine sahipseniz sosyal hayatta daha
mutlu olabilir, iş hayatında da daha başarılı olabilirsiniz.
Hal böyleyken iletişim üzerine ne kadar düşündük, ne kadar
okuduk, ne kadar araştırdık, ne kadar ders aldık?
Gerçekten ilk ne zaman iletişim dersi aldınız?
Bazılarınızın “ne ilki, hiç iletişim dersi almadık ki” dediğini
duyar gibi oluyorum.
Halbuki matematik, fizik, kimya, biyoloji kadar gerekli bir
ders bence. İletişim hakkında bilgisi ve bilinci yüksek toplumların huzur ve mutluluk
seviyesinin yüksek olacağına inanıyorum.
Keşke ortaokuldan itibaren böyle bir ders olsa müfredatta.
Gelin önce tarihi kişiliklerden iletişim dersleri
alalım, sonra sözü varacağı noktaya ulaştıralım.
Eski Mısır'da bir vezir olan Ptahhotep, tarihteki ilk
"iletişim uzmanı" olarak kabul edilebilir (MÖ 2400 civarı). Yazdığı
"Ptahhotep'in Öğütleri" (The Maxims of Ptahhotep), bilinen en eski
kitaptır ve oğluna iyi bir yönetici ve insan olması için tavsiyeler içerir.
İletişimle ilgili tespitleri bugün bile geçerliliğini korumaktadır:
·
Dinlemenin Önemi: "Konuşmaktan çok
dinlemeyi öğren. İyi bir dinleyici, konuşanın kalbini fetheder."
·
Sessizlik: "Söz gümüşse sükût
altındır" prensibine benzer şekilde, gereksiz konuşmaktan
kaçınılmasını öğütler.
·
Adil İletişim: Konuşurken gerçeğe sadık
kalınmasını ve öfkeyle konuşulmamasını tavsiye eder.
Yazıyı bulan Sümerler, iletişimi kalıcı hale getiren ilk
uygarlıktır. "Şuruppak’ın Oğlu Ziusudra’ya Öğütleri",
Mısır'daki Ptahhotep ile çağdaş veya ondan biraz daha eski olabilecek bir
metindir. Burada da sosyal iletişim üzerine tavsiyeler bulunur:
·
"Kavgaya karışma, sakin konuş."
·
"Yalan söyleme, sözün senet olsun."
Hititler döneminde devletler arası iletişim, diplomasi
yoluyla yürütülürdü. I. Şuppiluliuma (MÖ 1344 - MÖ 1322), Hitit
İmparatorluğu’nun en güçlü krallarından biri olarak, iletişimin diplomasi
üzerindeki önemine vurgu yapmıştır. Diplomatik yazışmaların, barışın sağlanması
ve anlaşmazlıkların çözülmesindeki rolü, I. Şuppiluliuma’nın yönetim
anlayışında merkezi bir yer tutar. “Dostlukla kurulmuş bir bağ,
ordulardan daha güçlüdür.” sözüyle, iletişimin barışı koruma üzerindeki
gücünü vurgular.
İlyada ve Odysseia destanlarının yazarı olarak bilinen
İzmirli Homeros (MÖ. 9.yüzyıl), şiirleriyle sadece kahramanlık
hikayeleri anlatmakla kalmamış, aynı zamanda toplumun ortak değerlerini ve
inançlarını da dile getirmiştir. Homeros’un eserleri, sözlü geleneklerin en
güzel örneklerinden biridir ve bu eserler aracılığıyla insanlar arasındaki
kültürel iletişim güçlenmiştir. “Hikayeler, bizi birbirimize bağlayan
görünmez ipliklerdir” der Homeros.
M.Ö. 551-479 yılları arasında yaşamış olan Konfüçyüs,
Çin’in en ünlü filozoflarından biri olarak bilinir ve onun öğretileri
asırlardır insanlara rehberlik etmiştir. Konfüçyüs’e göre iletişim, insanlar
arasındaki bağların temel taşıdır. Şöyle der: “Sözler, insanları bir
araya getirir, ama onları ayıran da yine sözlerdir.” Konfüçyüs’e göre,
sözcükler sadece bilgi aktarmakla kalmaz; aynı zamanda ilişkileri
şekillendirir, toplumu inşa eder veya yıkar. Konfüçyüs, toplumsal düzenin
sağlanmasında iletişimin ve dilin rolüne büyük önem vermiştir. İletişimde süslü
sözlerden ziyade samimiyetin ve doğruluğun (dürüstlük) esas olduğunu
savunmuştur. Konfüçyüs’e göre, eğer kelimeler doğru kullanılmazsa, düşünceler
iyi anlatılamaz; düşünceler iyi anlatılamazsa yapılması gerekenler yapılamaz.
Yani iletişimin temeli "doğru kelimeleri kullanmaktır".
MÖ 5.yüzyılda Antik Yunan etkisindeki Sicilya’da yaşayan Koraks
ve Tisias adlı filozoflar, iletişimi teknik bir disiplin
(Retorik/Hitabet) olarak ele alan ilk kişilerdir. Mahkemelerde insanların
kendilerini savunabilmeleri için ikna edici konuşma sanatını (Retorik) formüle
etmişlerdir. Bir konuşmanın; giriş, gelişme (argümanlar) ve sonuç
şeklinde düzenlenmesi gerektiğini ilk onlar ortaya koymuştur.
Antik Yunan'da Sofist filozoflardan olan Protagoras
ve Gorgias (MÖ 5.yüzyıl), iletişimi bir güç ve ikna aracı olarak
görmüşlerdir. Onlara göre mutlak doğru yoktur, "ikna edici"
doğru vardır. Sözcüklerin gücüyle en zayıf argümanı bile en güçlü hale
getirmeyi öğretmişlerdir. Bu, modern "algı yönetimi" ve "propaganda"nın
atası sayılır.
“Savaş Sanatı” adlı eseriyle ünlü olan ve MÖ 6. veya 4. yüzyılda
yaşadığı sanılan Çinli bilge Sun Tzu, ordu komutanlarının ve devlet liderlerinin
doğru iletişimle zafer kazanabileceğini belirtir.
·
Sun Tzu, iletişimde dürüstlük ve güvenilirliğin
önemini vurgular. Liderler ve askeri komutanlar, askerlerinin güvenini
kazanmalıdır.
·
Sun Tzu, liderlerin ve komutanların net ve yönlendirici
talimatlar vermesi gerektiğini belirtir. Talimatlar muğlak olmamalı ve
birbirleriyle tutarsız olmamalıdır. Ona göre iyi iletişim, birliklerin
hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur.
·
Sun Tzu, dinlemenin önemini vurgular. Hem askeri
liderler hem de devlet adamları altlarındaki kişilerin görüşlerini dinlemeli ve
değerlendirmelidir.
·
Sun Tzu, komutanların askerlerini iyi motive
etmeleri gerektiğini belirtir. Motivasyonu artırmak için iyi iletişimin şart
olduğunu söyler.
Antik Yunan’ın büyük trajedi yazarlarından biri olan Aiskhylos
(MÖ 525-455), dramalarıyla tanınır. Onun eserlerinde, karakterler arasındaki
diyaloglar, iletişimin ne denli önemli olduğunu gösterir. Aiskhylos, eserlerinde
bireylerin birbirleriyle kurduğu ilişkilerin ve bu ilişkilerde kullanılan
dilin, insanın kaderini nasıl etkilediğini gözler önüne serer.
Antik Yunanın en etkili filozoflarından Sokrates (MÖ
469-399) diyaloğu çok önemser ve teorize eder. "Sokratik Yöntem"
olarak bilinen bu diyalog tekniği, aslında iletişimin temel taşlarından
biridir. Sokrates’e göre, doğru bilgiye ulaşmanın en etkili yolu diyalog
kurmaktır. Karşılıklı konuşma ve sorgulama, hem bireysel hem de
toplumsal gelişim için şarttır. “Konuş ki seni görebileyim” der
Sokrates. Sokrates bu sözle, bir insanın fiziksel görünüşünün, giysilerinin
veya statüsünün onun gerçek kimliği hakkında hiçbir şey söylemediğini vurgular.
Bir insanı "görmek" (yani onu gerçekten tanımak, ruhunu ve zekasını
anlamak), ancak o kişi düşüncelerini kelimelere döktüğünde mümkün olur. Dil,
düşüncenin ve karakterin en net yansımasıdır. Ona göre iletişim sadece bilgi
aktarımı değildir; bir insanın nasıl düşündüğünü, değer yargılarını ve bilgelik
seviyesini ortaya koyan bir eylemdir.
Felsefe, etik, politika ve toplumsal düzen gibi birçok
konuyu ele almış olan antik Yunan düşünürü Platon (MÖ 424-348) başta “Devlet”
olmak üzere pek çok eserinde iletişimin önemini eğitim ve liderlik bağlamında
ele alır. Platon, idealar dünyası teorisiyle bilinir ve ona göre, iletişim bu
ideaların dünyasına bir köprü olarak hizmet eder. “Gerçek bilgi, iletişim
yoluyla açığa çıkar” der Platon. Onun felsefi düşüncesi, iyi bir
iletişimin, insanların düşünme yeteneklerini geliştirdiğini ve toplumun daha
adil ve düzenli bir şekilde işlemesine katkı sağladığını öne sürer.
·
Platon, ideal bir toplumu ve yönetimi tasvir
ederken eğitimin önemini vurgular. Eğitim, bireylerin düşünme yeteneklerini
geliştirir ve iletişim becerilerini artırır. İyi bir eğitim, toplumun daha iyi
iletişim kurmasına yardımcı olur. Bireyleri arasında iyi iletişim olan
topluluklar daha az iç çatışma yaşar, birbirlerine daha sadık olurlar, dışarıya
karşı daha çok birlik olurlar der.
·
Platon, liderlerin iyi iletişim becerilerine
sahip olmaları gerektiğini belirtir. İyi bir lider, halkla etkili bir iletişim
kurmalı ve toplumun ihtiyaçlarına duyarlı olmalıdır. Halkın arasına
karışabilmeli, dertleri dinlemeli, yapamadıklarını açıklayabilmelidir. Halkıyla
yüzleşmekten çekinmemelidir.
·
Platon, iletişimin dürüstlük ve doğruluk
temelinde olması gerektiğini vurgular. Yöneticilerin ve bireylerin
iletişimlerinde yalan ve manipülasyondan kaçınması gerektiğini öğütler.
·
Platon, dilin önemini ve retorik sanatının
(konuşma sanatı) etkili iletişimde nasıl kullanılması gerektiğini ele alır. İyi
bir konuşma, duygusal ve mantıklı açıdan ikna edici olmalıdır.
·
Platon, iletişim sırasında karşılaşılan olası
engelleri de tartışır. Önyargılar, yanlış anlamalar ve kötü niyetli iletişim,
toplumun düşünce ve iletişim özgürlüğünü engelleyebilir.
·
Platon sanatın ve felsefenin halkların kültürünü
ve iletişimini iyileştirme gücüne sahip olduklarını söyler. Devlet adamlarının
ve aristokratların sanatçıları ve filozofları desteklemesi gerektiğini söyler.
İletişimi bilimsel bir çerçeveye oturtan ve en kapsamlı
teoriyi yazan kişi Aristoteles'tir (MÖ 384-322). "Retorik"
adlı eseri, bugün hala iletişim fakültelerinde temel kaynaktır. Bu kitabında
Aristo ikna edici iletişimin üç temel unsurunu belirlemiştir: (1) Ethos:
Konuşmacının güvenilirliği ve karakteri. (2) Pathos: Dinleyicinin
duygularına hitap etme. (3) Logos: Mantıklı argümanlar ve kanıtlar
sunma.
·
Aristo, bu kitabında, konuşmanın temel amacının
insanları ikna etmek olduğunu belirtir. Aristo’ya göre; İyi bir konuşma,
dinleyicilerin düşünce ve duygularını etkileyerek onları istenen sonuca
yönlendirmelidir.
·
Aristo’ya göre; konuşmacının dinleyicileri iyi
anlaması ve onların ihtiyaçlarına ve duygularına dikkat etmesi önemlidir.
İletişim, dinleyicileri anlama ve onları etkileme sanatıdır.
·
Aristo’ya göre; iyi bir konuşma, giriş, gelişme
ve sonuç bölümlerini içermelidir. Konuşma, mantıklı bir sırayla ilerlemelidir.
Aristo, iletişimde kullanılan argümanların mantıklı ve tutarlı olması
gerektiğini vurgular. Argümanların içeriği, konuşmanın etkililiğini belirler. Konuşma
yapmadan önce konuyu iyi bir şekilde anlamak ve hazırlık yapmak gerektiğini
belirtir. Bilgi eksikliği veya yetersiz hazırlık, konuşmanın etkisini
azaltabilir.
·
Aristo, konuşma sanatını (retoriği) öğrenmek ve
geliştirmek için sürekli çalışma (pratik yapma) gerektiğini söyler.
Aristoteles’in öğrencisi Büyük İskender (MÖ 336-323),
dünya tarihinin en büyük fatihlerinden biri olarak bilinir. Ancak onun
başarılarının ardında yalnızca askeri deha değil, aynı zamanda etkili bir
iletişim stratejisi yatmaktadır. İskender, liderlik ettiği topluluklarla
kurduğu iletişimin gücünü iyi bilirdi. Onun için iletişim, hem birleştirici hem
de motive edici bir araçtı. "Birlik, iletişimin gücüyle sağlanır"
diyen Büyük İskender fethettiği ülkelerin ordularının kendisine katılmasını ve
halklarının kendisine biat etmesini sağlamıştır.
Romalı hatip Marcus Tullius Cicero (MÖ 106-43) Roma
döneminde iletişimi zirveye taşıyan isimdir. Cicero'ya göre iletişim sadece
ikna etmek değil, aynı zamanda "iyi bir insan" olmanın gereğidir. İyi
bir hatibin sadece ağzı laf yapan biri değil, aynı zamanda kültürlü, ahlaklı ve
bilgili biri olması gerektiğini savunmuştur (Vir bonus dicendi peritus -
İyi konuşan iyi adam).
Roma’nın efsanevi generali ve lideri Julius Caesar
(MÖ 100-44), sadece bir asker değil, aynı zamanda usta bir hatip ve diplomattı.
Caesar, hitabet sanatını mükemmelleştirerek, halkın gönlünü kazanmayı
başarmıştı. Onun iletişim becerileri, politik başarılarının anahtarıydı. Ona
göre “sözler, kılıçtan daha keskindi”.
MS 1. yüzyılda yaşayan Quintilian, 'Bir Hatibin
Yetiştirilmesi' adlı dev eserinde iletişimin beşikten mezara kadar süren bir
eğitim süreci olduğunu ve ahlaktan bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyerek,
belki de tarihteki ilk kapsamlı iletişim müfredatını yazmıştır. Ona göre; iletişim
teknikleri (retorik) kötü bir adamın elinde tehlikeli bir silahtır. Sadece
ahlaklı insanlar "gerçek hatip" olabilir. Quintilian 12 ciltlik
kitabında beden diline de yer vermiştir. İletişimde jest ve mimiklerin nasıl
kullanılacağına dair tarihteki en detaylı teknik analizleri yapmıştır (Hangi
parmak nasıl durmalı, togayla nasıl hareket edilmeli vs.).
Denizli (Hierapolis) doğumlu Stoacı filozof Epiktetos
(MS 50-135), iletişimde "dinleme"nin önemini belki de en sert
vurgulayan kişidir. Meşhur "İki kulağımız ve bir ağzımız var; demek
ki konuşmaktan iki kat daha fazla dinlemeliyiz" sözü ona
atfedilir.
Romalı tarihçi ve senatör Tacitus (MS 56-120) İletişimin
kalitesinin, o toplumdaki özgürlük ortamıyla doğru orantılı olduğunu savunan
ilk düşünürlerden biridir. Ona göre baskı rejimlerinde iletişim (hitabet) ölür,
dalkavukluk başlar. "Neden artık Cicero gibi büyük hatipler
çıkmıyor?" sorusuna cevabı manidardır: "Çünkü
cumhuriyet bitti."
500’lü yıllarda yaşamış Papa 1.Gregory “Çobanlık
Kuralı” adlı eserinde yaklaşık 40 farklı insan tipi tanımlamış ve her biriyle
nasıl iletişim kurulacağını anlatmıştır. “Herkese aynı dille konuşulmaz.
Erkekle kadına, gençle yaşlıya, fakirle zengine, neşeliyle üzgüne farklı hitap
edilmelidir.”
Abbasi döneminde yaşamış olan El Cahiz (776-868), belki
de Doğu'nun ilk "İletişim Bilimcisi"dir. El-Beyan ve’t-Tebyin (İfade
ve Açıklama) adlı eseri doğrudan doğruya iletişim, retorik ve dilbilim
üzerinedir. Bu kitapta El-Cehiz;
·
Bazen susmanın konuşmaktan daha etkili bir
iletişim aracı olduğunu savunur.
·
Konuşurken el-kol hareketlerinin (jestlerin)
anlamı nasıl tamamladığını inceler.
·
Konuşma bozukluklarının fizyolojik ve psikolojik
nedenlerini araştırmıştır.
·
İletişimin temel kuralı "açıklık"tır.
Anlaşılmayan söz, söz değildir.
11. yüzyılda yaşamış Karahanlı Türkü olan Yusuf Has Hacib
devlet adamlarına başarılı olmaları için öğütler veren kitabı Kutadgu Bilig’de
(Kutlu Bilgi) “insanda dilince değişir kader, ya yurda baş olur, ya başı
gider” diyerek başta padişah olmak üzere tüm devlet yöneticilerine
iletişimin önemini vurgular. Eserinde, yöneticilerin davranışlarıyla ve
hitabetiyle iletişim içinde olduğunu, hareketlerine ve sözlerine dikkat
etmeleri gerektiğini söyler. Bu eser,
yöneticilerin sadece bilgi ve yetenekleriyle değil, aynı zamanda iletişim
becerileri ve ahlaki değerleriyle de liderlik yapmaları gerektiğini öğütler.
·
Yusuf Has Hacib eserinde; yöneticilere danışmanın
ve danışmanları dinlemenin önemini vurgular. Ona göre iyi bir lider,
çevresindeki akıllı insanların görüşlerine değer verir ve istişarede (görüş
alışverişinde) bulunur. İletişimde adaleti ve eşitliği sağlamak önemlidir.
Yönetici, herkesin söz hakkına sahip olduğunu kabul etmeli ve adaleti
gözetmelidir. İletişimde dürüstlük ve doğruluk önemlidir. Yönetici, sözlerinde
dürüst ve doğru olmalıdır. Yanıltıcı veya yanlış bilgi vermekten kaçınmalıdır. Yönetici,
halkın ve çalışanların ihtiyaçlarını ve duygusal durumlarını anlamaya
çalışmalıdır. Empati, iyi iletişim için temel bir özelliktir. Eser,
yöneticilere halkla iyi ilişkiler kurmanın önemini anlatır. İyi bir lider,
halkın güvenini kazanmalı ve onların destek ve işbirliğini sağlamalıdır. Eser,
kötü sözlerden ve kabalıktan kaçınmanın önemini vurgular. Yönetici, nazik ve
saygılı bir iletişim tarzı benimsemelidir. Yönetici, davranışları ve
iletişimiyle iyi bir örnek olmalıdır. Diğerleri için ilham kaynağı olmalıdır.
1027-1283 yılları arasında yaşamış olan Mevlânâ
Celâleddin-i Rûmî "Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları
paylaşanlar anlaşabilir" demiştir.
13.yüzyılda yaşamış büyük Türk ozanı Yunus Emre "Söz
ola kese savaşı, söz ola kestire başı" demiştir.
1469 ile 1527 yılları arasında yaşamış ünlü düşünür Niccolò
Machiavelli iletişimi "iktidarı
korumak ve halkı yönetmek için bir araç" olarak görür. Rönesans döneminin bu
ünlü düşünürü "Prens" (Hükümdar) adlı eserinde iletişime ahlaki
değil, tamamen faydacı (pragmatik) bir açıdan yaklaşmıştır. Ona göre liderin ne
olduğu değil, halkın gözünde nasıl göründüğü önemlidir. Bugün modern siyasette
ve iş dünyasında kullanılan "Kişisel Marka" ve "Algı
Yönetimi" kavramlarının temelini o atmıştır.
·
Machiavelli iletişimin en acımasız kuralını
koyar: "Herkes senin dışarıdan nasıl göründüğünü görür, ancak çok az
insan senin gerçekte kim olduğunu hisseder." Ona göre bir liderin
dindar, dürüst veya merhametli olması gerekmez; ama mutlaka öyle görünmesi
gerekir. İletişim, kitlelerin gördüğü vitrini düzenleme sanatıdır.
·
Machiavelli'ye göre iyi bir iletişimci tek bir
üsluba saplanıp kalmaz. "Tuzakları fark etmek için tilki (kurnaz),
kurtları korkutmak için aslan (güçlü) olmalısın" der. Yani
iletişim dili duruma göre değişmelidir; bazen diplomatik ve zeki, bazen de sert
ve korkutucu olunmalıdır.
·
Machiavelli, "Eğer sözünü tutmak
çıkarlarına ters düşüyorsa, akıllı bir hükümdar sözünde durmaz"
diyerek iletişimin stratejik yalanlarla yürütülebileceğini savunur. Bu,
dürüstlük ilkesine ters olsa da tarihteki "realist" iletişimin bir
gerçeğidir.
·
Lider halkıyla iletişim kurarken sevilmeyi mi
yoksa korkulmayı mı hedeflemelidir? Machiavelli, "İkisi birden
olamıyorsa, korkulmak sevilmekten daha güvenlidir" der. Çünkü
sevgi bağı pamuk ipliğine bağlıdır, korku ise ceza tehdidiyle sürer. Bu,
otoriter iletişimin temelidir.
·
Machiavelli iletişimi silah gibi kullanmayı
öneren ve bu görüşleriyle çok tutulan anti kahraman gibidir.
Aydınlanma filozofu Locke (1632-1704), iletişimi
"zihindeki fikirlerin kelimelere dökülüp karşı tarafa aktarılması"
(kodlama ve kod açma) süreci olarak tanımlayan ilk modern düşünürlerdendir.
Gazetelerin yaygınlaşmasıyla birlikte ilk medya eleştirisini
yapan Soren Kierkegaard’dır (1813-1855) Ona göre basın, bireysel
iletişimi öldürmektedir ve yerine "kamuoyu" denen hayali bir canavar
yaratmıştır. Medya ile birlikte herkesin konuştuğu ama kimsenin bir şey
söylemediği “gevezelik çağı” başlamıştır.
John Stuart Mill (1806-1873) iletişimin hukuksal ve
toplumsal zemini olan “Düşünce ve İfade Özgürlüğü”nü en net savunan isimdir.
Ona göre, yanlış bir fikir bile susturulmamalıdır; çünkü doğruyla
çarpıştığında doğrunun daha net anlaşılmasını sağlar. Özgür iletişim olmadan
toplum gelişemez.
1900’lerde yaşamış olan iletişim kuramcıları Claude Shannon
ve Warren Weaver, “İletişimin Matematiği” (1948) adlı eserlerinde iletişimi
bir sosyal aktivite olmaktan çıkarıp, mühendislik şemasına (modeline) oturtan
kişilerdir. Onlara göre iletişimdeki en büyük düşman "Gürültü"dür.
Bu sadece fiziki gürültü değildir; önyargılar, dikkatsizlik, kültürel farklar
da birer gürültüdür. "Mesajınızın net olması yetmez, 'gürültüyü'
(engelleri) en aza indirmeniz gerekir."
Siyaset bilimi ve propaganda üzerine çalışmaları olan Harold
Lasswell 1948 tarihli kitabında iletişimi analiz etmek için bugün hala
kullanılan meşhur formülü yazmıştır. "Kim, Kime, Hangi Kanalda, Ne
Söylüyor ve Hangi Etkiyle?". Lasswell, “kaynağın niyetini
sorgulamadan mesajı kabul etmeyin” der. Bir iletişim sürecini anlamak
istiyorsanız, sadece söylenen söze bakmayın; "Bunu kim söylüyor ve
amacı ne?" sorusunu sorun der.
Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuha, Medyumun Gücü
(1960'lar) adlı eserinde “araç mesajdır” tespitinde bulunmuştur. Televizyonda
ne izlediğinizin (içeriğin) bir önemi yoktur. Televizyonun kendisi (araç),
sizin dünyayı algılama şeklinizi değiştirir. Araç, içeriği şekillendirir. “Elektronik
iletişim sayesinde dünya küçücük bir köye dönecek, herkes birbirinden haberdar
olacak” diyerek İnterneti öngörmüştür.
Profesyonel hayatın ilk iletişim eğitimcilerinden ve pek çok
kişisel gelişim kitabının yazarı Dale Carnegie (1888-1955) “İletişim,
karşıdakine kendini "önemli hissettirme" sanatıdır” demiştir.
Dünyaca ünlü dilbilimci ve medya eleştirmeni Noam Chomsky “kitle
iletişim araçları, halkı bilgilendirmek için değil, şirketlerin ve devletlerin
çıkarlarına uygun "rıza üretmek" (beyin yıkamak) için çalışır”
der ve ekler “manipülasyona karşı uyanık olun”.
Ünlü psikolog ve iletişim uzmanı Doğan Cüceloğlu’na
göre iletişim, kelimelerin alışverişi değil, canların (ruhların) birbirine
değmesidir. Cüceloğlu'na göre her insan, karşısındakinden (özellikle anne-baba,
öğretmen ve yöneticisinden) şu 5 mesajı duymak için çırpınır. İletişim,
kelimelerle değil, tavırla bu mesajları verme sanatıdır:
·
Umursanıyorum: (Seni görüyorum, seni fark
ettim.)
·
Kabul Ediliyorum: (Seni olduğun gibi,
yargılamadan kabul ediyorum.)
·
Değerliyim: (Sen benim için önemlisin, "yer
dolduran" bir eşya değilsin.)
·
Yeterliyim: (Sana güveniyorum, yapabilirsin.)
·
Seviliyorum: (Varlığından mutluluk duyuyorum.)
Bakın Cüceloğlu iletişim konusunda başka neler diyor?
·
İletişim insanlar arasındaki ilişkilerin
temelini oluşturur. İnsanlar, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için
iletişim kurarlar. Bu nedenle sağlıklı ve etkili iletişim, sağlıklı insan
ilişkilerinin temelidir.
·
Cüceloğlu, iletişimin sadece sözlü iletişimden
ibaret olmadığını, duygusal anlayış ve empati gerektirdiğini belirtir.
İnsanların birbirlerini anlamaları ve duygusal olarak desteklemeleri, iletişimi
güçlendirir.
·
İletişim, bireylerin kişisel gelişimine katkı
sağlar. Kendi düşüncelerini ve duygularını ifade etmek, özgüveni artırır ve
duygusal zeka üzerinde olumlu etkiler yapar.
·
Doğan Cüceloğlu, toplum içinde uyumun ve
işbirliğinin iletişim sayesinde mümkün olduğunu söyler. İnsanlar arasındaki
anlaşmazlıkların ve çatışmaların çözümü de etkili iletişimle mümkün olur.
·
İletişim, bilgi ve deneyimlerin paylaşılması
için önemlidir. Bilgi paylaşımı sayesinde toplumlar ilerler ve yeni bilgilere
erişim sağlanır.
·
Cüceloğlu, iletişimin bir problem çözme aracı
olduğunu belirtir. İnsanlar iletişim yoluyla sorunları tartışabilir, farklı
görüşleri dinleyebilir ve ortak çözümler bulabilirler.
·
İletişim, bireylerin düşüncelerini ve
fikirlerini özgürce ifade etme hakkını destekler. İfade özgürlüğü, demokratik
toplumların temel taşlarından biridir. İnsanlar sadece siyasette değil, ikili
ilişkilerinde de kendini özgürce ifade edebilmelidir. Kimse kimsenin görüşünü
kısıtlamaya çalışmamalıdır.
·
Doğan Cüceloğlu'nun iletişimin önemine dair
görüşleri, insan ilişkileri, kişisel gelişim ve toplumsal uyum açısından
iletişimin merkezi rolünü vurgular. Ona göre, etkili iletişim insanların daha
sağlıklı, mutlu ve toplumsal açıdan başarılı bir yaşam sürdürebilmeleri için
temel bir beceridir.
·
Ona göre iletişimin en büyük kanseri
samimiyetsizliktir. "İçinizden gelenle ağzınızdan çıkan, yüzünüzdeki
ifadeyle gönlünüzdeki niyet bir olsun. Maskelerle konuşursanız, karşınızdaki
maskeyle cevap verir. Canınızla konuşursanız, karşınızdaki canıyla cevap verir."
·
Ona göre iletişim kazalarının çoğunun altında
kelime hatası değil, "niyet bozukluğu" (hükmetmek, aşağılamak, hava
atmak, suçlamak) yatar. "İletişime başlamadan önce niyetini kontrol
et. Niyetin bağ kurmak mı, yoksa dövmek (haklı çıkmak) mi? Eğer niyetin üzüm
yemek değil de bağcıyı dövmekse, dünyanın en iyi hitabet sanatını da bilsen o
iletişim zehirlidir."
………………………………………..
Tarihte ve günümüzde pek çok ünlü figürün iletişim hakkında
söyledikleri böyle. Bir de peygamberlerin ve dinlerin iletişimin önemi
üzerine neler dediğine bakalım.
MÖ 1000’li yıllarda İran’da yaşadığı tahmin edilen ve Zerdüştlüğün
kurucusu olan Zerdüşt’e göre iletişim; insanların daha iyi ilişkiler
kurmalarını ve toplumlarını daha adil ve sevgi dolu bir şekilde
şekillendirmelerini teşvik eder.
·
Zerdüştlük öğretileri, insanların “iyi düşünce”,
”iyi söz” ve “iyi davranışta” bulunmalarını teşvik eder. İletişimde iyi sözler
ve düşüncelerin kullanılması önemlidir. Burada "İyi Söz" (Hukhta),
düşünce ile eylem arasındaki köprüdür. Zerdüşt'e göre iletişim (söz), sadece
bir bilgi aktarımı değil, gerçekliği inşa eden bir eylemdir. Ağızdan çıkan her
söz, evrendeki düzeni (Aşa) ya güçlendirir ya da bozar. Dolayısıyla iletişim,
ibadetin bir parçasıdır.
·
Zerdüştlük, insanların dürüst ve doğru
olmalarını vurgular. İletişimde doğruluk ve dürüstlük öne çıkarılır.
·
İletişimde adalet ve eşitlik önemlidir. Herkesin
söz hakkına sahip olması ve adil bir şekilde dinlenmesi gerektiği öğütlenir.
·
Zerdüştlük, şiddetten kaçınılmasını öğretir.
İletişimde şiddet içeren dil ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
·
İnsanların birbirlerinin acılarını anlamaları ve
yardımcı olmaları teşvik edilir. İletişimde empati ve yardımseverlik önemlidir.
·
İletişimde samimiyet ve samimi niyetler
önemlidir. İyi bir iletişim, samimiyet ve açıklık üzerine kurulmalıdır.
·
Zerdüştlüğe göre; İnsanlar, iyi bir itibar
kazanmalı ve diğerleri tarafından güvenilir ve saygı duyulan kişiler olmalıdır.
MÖ 6 veya 5. yüzyılda Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ve
Budizm'in kurucusu olduğu düşünülen din adamı Siddhartha Gautama, namı diğer Buda,
öğretilerinde iletişime doğrudan bir vurgu yapmasa da, insanlar arasındaki
ilişkileri ve iletişimi iyileştirmeye yönelik bazı önemli söylemleri vardır. Buda'nın
öğretileri, iletişimde saygı, dürüstlük, anlayış ve şiddetsizlik gibi değerleri
vurgular ve bu değerler, insanların daha sağlıklı ve pozitif ilişkiler
kurmalarına yardımcı olacağını söyler.
·
Budizm, şiddetsizlik ilkesine dayanır, yani
şiddetten kaçınılmalıdır. İletişimde şiddet içeren dil ve davranışlardan
kaçınılmalı, saygılı ve nazik bir iletişim tarzı benimsemelidir.
·
Buda'nın Ödünsüz Sekiz Katı Yol'un bir parçası
olarak "Doğru Konuşma" prensibi vardır. İnsanların dürüst, doğru ve
anlayışlı bir şekilde konuşmaları teşvik edilir.
·
Budizm, empati ve merhameti önemser. İnsanlar
başkalarının duygularını anlamaya ve acılarına karşı merhametli olmaya teşvik
edilir.
·
Budizm, bilgelik ve anlayışın önemini vurgular.
İyi bir iletişim, anlayışlı ve düşünceli bir şekilde gerçekleşmelidir.
·
Buda, öfkenin ve kızgınlığın insanları olumsuz
bir şekilde etkileyebileceğini öğütler. İletişim sırasında öfke kontrolünün
önemi vurgulanır.
·
İletişimde iyi niyet ve samimiyet önerilir.
İnsanlar arasında dürüstlük ve olumlu niyetlerle iletişim kurulmalıdır.
·
Buda'nın öğretileri, zihinsel disiplinin önemini
vurgular. İyi bir iletişim için zihinsel farkındalık ve huzur gereklidir.
Hz. Musa ve diğer Yahudi peygamberler, iletişimin
önemi ve değeri hakkında Tevrat'ın öğretilerini ve kutsal metinlerini takip
ederek bir dizi öğüt ve öğreti sunmuşlardır.
·
İletişimde dürüstlük ve doğruluk temel bir öneme
sahiptir. İnsanlar birbirlerine karşı doğru ve dürüst olmalıdır. Yalan
söylemekten kaçınılmalıdır.
·
Nazik ve saygılı bir iletişim tarzı teşvik
edilir. İnsanlar birbirleriyle anlayışlı, saygılı ve düşünceli bir şekilde
iletişim kurmalıdır.
·
İletişimde empati yapmak ve başkalarının
duygularını ve ihtiyaçlarını anlamak önemlidir. İnsanlar birbirlerine destek
olmalıdır.
·
İnsanlar birbirlerine sevgi ve saygı
göstermelidirler. İletişimde sevgi ve saygı, sağlam bir temel oluşturur.
·
İyi bir iletişim, iyi niyetle yapılmalıdır.
Başkalarına zarar vermek veya kötü niyetli bir şekilde iletişim kurmak yerine,
iyilik ve yardımcılık özendirilir.
·
İletişimde adalet ve eşitlik önemlidir. Herkes
adil bir şekilde dinlenmeli ve söz hakkına sahip olmalıdır.
·
İyi bir iletişimde güzel ve anlamlı sözler
kullanılmalıdır. İyi bir iletişim, insanların birbirlerini etkilemesine ve
olumlu değişiklikler yapmasına yardımcı olur.
·
İletişim, insanların birbirlerine yardım
etmeleri ve destek olmaları için bir araç olarak görülür.
Hristiyanlığın kurucusu Hz. İsa’nın İncil'deki
öğretileri, iletişimin önemi ve değeri hakkında da bazı önemli mesajlar içerir.
Hz. İsa'nın vaazları ve öğretileri, toplum içinde insanlar arasındaki adaletin
ve dürüstlüğün korunması gerektiğini vurgular. İsa'nın öğretileri, dürüstlük,
sevgi, empati ve yardımseverlik gibi değerleri iletişimde merkeze koyar ve
insanların birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarını öğütler.
·
İncil'de Hz. İsa, dürüstlük ve doğruluk ilkesini
vurgular. Yalan söylemekten ve ikiyüzlülükten kaçınılması gerektiğini öğütler.
·
Hz. İsa'nın en ünlü öğretilerinden biri
"Altın Kural"dır. "İnsanlara, sizin de insanlara davranmasını
istediğiniz gibi davranın" şeklinde ifade edilir. Bu kural, empati ve
sevgi temelinde iyi bir iletişimi teşvik eder.
·
Hz. İsa, bağışlama ve merhameti önemser.
İncil'de, insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde bağışlama ve
merhametin kullanılması gerektiğine dair öğretiler bulunur.
·
Hz. İsa, insanların başkalarının acılarını ve
ihtiyaçlarını anlamalarını teşvik eder. Yardımseverlik ve empati, iyi bir
iletişimde önemli bir rol oynar.
·
Hz. İsa'nın öğretilerinde sevgi ve insanlar
arasındaki sevgi bağlarının güçlendirilmesi önemlidir. İyi bir iletişim, sevgi
ve saygı üzerine kurulmalıdır.
·
Hz. İsa, insanların birbirlerine yardım etmeleri
gerektiğini öğütler. İyi bir iletişim, insanların birbirlerine yardımcı
olmasını kolaylaştırır.
Bir iletişim bilgesi olan İslam peygamberi Hz. Muhammed’in
iletişime dair pek çok hadisi vardır.
·
Hz. Muhammed, konuşmada dürüstlüğün önemini
vurgular. Müslümanlar dürüst olmalı ve yalan söylemekten kaçınmalıdır.
·
Hz. Muhammed, güzel ve nazik sözlerin
kullanılmasını teşvik eder. İnsanlar birbirlerine saygılı ve nazik bir şekilde
konuşmalıdır.
·
Hz. Muhammed, insanların birbirleriyle iyi
iletişim kurmalarını öğütler. Tartışma ve çatışmalardan kaçınılmalı,
anlaşmazlıklar sakin bir şekilde çözülmelidir.
·
Hz. Muhammed, insanların birbirlerinin
duygularını anlamalarını ve empati yapmalarını teşvik eder. Başkalarının
acılarına ve ihtiyaçlarına duyarlı olunmalıdır.
·
Hz. Muhammed, bilginin paylaşılmasını ve
öğretmenin önemini vurgular. Öğrenmek ve öğretmek, toplumun bilgeliğini
artırır.
·
Hz. Muhammed, insanların iyi bir itibar
kazanmalarını ve diğerleri tarafından güvenilir ve saygı duyulan kişiler
olmalarını teşvik eder.
·
Hz. Muhammed, sükunetin önemini anlatır.
Özellikle öfke anlarında sakin olunmalı ve düşünce ve hisler iyi bir şekilde
ifade edilmelidir.
·
Hz. Muhammed, insanların birbirlerine yardım
etmelerini ve iyilik yapmalarını teşvik eder. İyi bir iletişim, insanlar
arasında yardımlaşmayı kolaylaştırır.
·
Hz. Muhammed tüm ilişkilerinde adil, dürüst,
sabırlı, merhametli ve cömertti. Hz. Muhammed “El-Emin (güvenilir) olarak
bilinirdi. Sözünün eriydi. Kul hakkına çok önem verirdi. Birinin sözünü kestiği
zaman bile kul hakkı yediğini düşünürdü. Ayrım yapmadan herkesle diyalog
kurardı. Daha peygamber olmadan önce içinde Musevi’nin de, Hristiyan’ın da, Zerdüşt’ün
de, Sabii’nin de, putperestin de olduğu, amacı toplumda ve yönetimde ahlaki
değerleri ve adaleti yükseltmek olan Erdemliler İttifakı adlı grubun aktif bir
üyesiydi. Hz. Muhammed herkese karşı, bilhassa yakınındakilere karşı cömertti. Kervan
ticaretinde iyi gelir elde ettiği zaman, kendisine yetecek kadar olanı alır,
fazlasını kervanda görevli çalışanlara ve kölelerine dağıtırdı. Hz. Muhammed
istişareyi severdi. Çevresindekilerin görüşlerini alarak karar verirdi.
Gördüğünüz gibi; peygamberler de iletişimin önemini
vurgulamışlar, örnek bir iletişimci olmuşlardır.
………………………..
Anlayacağınız iletişimin önemi günümüze ait değildir,
insanlık, iletişimin değerini binlerce yıl önce keşfetmiş ve nasıl olması
gerektiğini neredeyse günümüzdekine eş değer bir şekilde vurgulamıştır. Büyük
bir ihtimalle insanlık konuşmaya başladığından beri iletişimin önemini vurgulamaktadır.
İletişim bu kadar önemliyken, neden ilkokullarda, ortaokulda
ve/veya lisede iletişim dersleri olmaz?
Bilirsiniz; iletişim yoksa, iletişimsizlik vardır.
İletişimsizlik yüzünden başımıza pek çok kötü şey gelmiştir.
Geç kalmışızdır, yanlış yapmışızdır, yanlış anlaşılmışızdır, yanlış
anlamışızdır, ziyan etmişizdir, çatışmalar yaşamışızdır, küsmüşüzdür,
boşanmışızdır, kovulmuşuzdur, rezil olmuşuzdur ve daha pek çok olumsuzluklar
yaşamışızdır.
İletişimsizlik yaşam kalitemizi böylesine bozuyorsa,
çocuklarımıza erken yaşlarda iletişimin önemini anlatmamız, doğru iletişim için
yapacaklarını söylememiz ve göstermemiz gerekmez mi?
Çocuklarımızın, torunlarımızın ve gelecek nesillerin daha az
iletişim sorunu yaşaması için, birlikte daha mutlu yaşamaları için İletişim
Dersleri başlasın, diyorum.
Siz ne dersiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder