Translate

22 Kasım 2022 Salı

Araştırmanın Önemi ve Yöntemleri

 

Yaklaşık 20 yıl önce “Araştırmıyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Şirketlerimizin pazar, hedef kitle ve rekabet araştırması yapmamasını; patron sezgileriyle strateji belirlemelerini eleştiriyordum. Aradan geçen onca yıla rağmen tablo büyük ölçüde değişmedi. Ya iş dünyamız araştırmanın önemini hâlâ kavrayamadı ya da araştırma sektörü bunu anlatmakta yetersiz kaldı. Kaybeden yalnızca bu iki taraf değil; Türkiye ekonomisi de kaybediyor.

 

Bugün hâlâ dünya markası çıkaramıyorsak, dünyanın en büyük 100 şirketi arasında bir Türk firmasını göremiyorsak, bunun nedenlerinden biri veriye mesafeli karar alma kültürümüz olabilir. Araştırmadan beslenemeyen şirketler büyüyemiyor.

 

Global pazar araştırma sektörü 2021 yılında yaklaşık 80 milyar USD büyüklüğe ulaştı. Araştırmaya batının iş dünyası kadar önem verilmeyen ülkemizde ise araştırma sektörü büyüklüğü yaklaşık 104 milyon USD oldu. Genelde tüm alanlarda (sektörlerde) dünya büyüklüğünün %1 ila 1,5’unu gerçekleştiren Türkiye’de araştırma sektörünün 800 milyon USD seviyesinde olması beklenirdi. Yani olması gerekenin sekizde biri büyüklüğünde maalesef araştırma sektörümüz.

 

Bir danışman olarak iş dünyasını bilinçlendirmek benim de görevim. Araştırmanın önemi ve yöntemleri üzerine bir makale yazarak iş dünyamızı araştırmaya bütçe ayırmaya teşvik etmek istiyorum. (Araştırma sektörümüze hediyem olsun 😊) Ayrıca araştırma yapmayı aklından geçiren patronlara rehberlik edecek bir makale olsun istedim.

 

Araştırma Sektörünün Kısa Tarihi

1911 yılı, profesyonel pazar araştırmasının başlangıcı olarak kabul edilir. ABD’de önemli bir yayınevinde orta kademe yöneticilerden biri olan Charles Coolidge Parlin, firma bünyesinde bir araştırma departmanı kurarak dergideki reklamların daha etkili hale gelmesi için tüketici tercihlerini anlamayı amaçlıyordu. Böylece Parlin dünyanın ilk profesyonel pazar araştırmacısı olarak anılmaya başlandı.

Sonraki Önemli Gelişmeler

·         1920’ler: Daniel Starch, reklamların etkinliğini ölçmek için “Starch Test” yöntemini geliştirdi. Bu yöntem, reklamların görülme, okunma ve hatırlanma düzeyini ölçüyordu.

·         1930’lar: George Gallup, kamuoyu araştırmalarını bilimsel yöntemlerle başlattı ve 1936’da ABD başkanlık seçimlerini doğru tahmin ederek araştırma sektörüne güven kazandırdı.

·         1940’lar: Tüketici davranışlarını izlemek için hane halkı panelleri oluşturuldu. Bu yöntem, düzenli veri toplamanın önünü açtı.

·         1960’lar: Araştırmalar demografiden psikografik analizlere kaydı; tüketicilerin yaşam tarzı ve değerleri incelenmeye başlandı.

·         1980’ler: Bilgisayar teknolojisiyle veri işleme hızlandı. Büyük veri setleri analiz edilebilir hale geldi.

·         1990’lar: İnternetin yaygınlaşmasıyla çevrimiçi anketler ve dijital veri toplama yöntemleri ortaya çıktı.

·         2000’ler: Mobil cihazlar ve sosyal medya, gerçek zamanlı veri toplama ve duygu analizi için kullanılmaya başlandı.

·         2010’lar: Büyük veri analitiği ve yapay zeka, tüketici davranışlarını tahmin etmede kritik rol oynadı.

·         2020’ler: Araştırmalar artık otomatik veri toplama, makine öğrenmesi ve tahmine dayalı modelleme ile daha hızlı ve derinlemesine yapılıyor.

 

Yıllar içinde araştırma yöntemleri değişti; ama amaç değişmedi: Belirsizliği azaltmak.

 

Araştırmanın Önemi

İş dünyasında pazar araştırması, "karanlık bir odada el feneriyle yürümeye" benzer. El feneri olmadan da yürüyebilirsiniz, ancak bir eşyaya çarpma veya düşme ihtimaliniz çok yüksektir. Araştırma, şirketlerin önünü görmesini sağlayan o ışıktır.

 

Araştırmanın iş dünyası için önemini şu temel başlıklarla özetleyebiliriz:

·         Riski Azaltmak: Bir şirket yeni bir ürün piyasaya sürerken veya yeni bir ülkeye açılırken milyonlarca liralık yatırım yapar. Araştırma, bu yatırımın batma riskini azaltır. Örneğin; bir gıda firması, Türk damak tadına uymayan baharatlı bir ürünü, test etmeden (araştırma yapmadan) raflara koyarsa, üretilen tonlarca ürün çöpe gidebilir. Araştırma bu hatayı önler.

·         "Sanıyorum" Yerine "Biliyorum" Diyebilmek: Geçmişte patronların sezgileri ile kararlar alınırdı. Günümüzün karmaşık dünyasında sadece sezgiyle hareket etmek kumardır. Araştırma, kararları objektif verilere dayandırır. Yöneticiler masaya oturduğunda "Bence müşteriler kırmızıyı sever" demek yerine, "Araştırma sonuçlarına göre müşterilerin %70'i kırmızıyı tercih ediyor" diyerek strateji kurarlar.

·         Müşteriyi Gerçekten Anlamak (Empati): Şirketlerin plazalardaki ofislerinde düşünülen ile sokaktaki vatandaşın gerçeği çoğu zaman birbirinden farklıdır. Araştırma, markaların "Sırça Köşklerinden" çıkıp sokağın nabzını tutmasını sağlar. Müşterinin ne satın aldığını satış verilerinden görürsünüz, ama neden satın aldığını (veya almadığını) sadece araştırmayla öğrenebilirsiniz.

·         Kaynakları Verimli Kullanmak: Pazarlama ve reklam bütçeleri sınırlıdır. Araştırma, bu paranın en etkili nereye harcanacağını gösterir. Hedef kitleniz televizyon izlemiyor, sadece Instagram kullanıyorsa; televizyona reklam vermek parayı sokağa atmaktır. Araştırma size "Paranı buraya harcama, şuraya harca" der.

·         Rekabet Avantajı Sağlamak: Rakipleriniz ne yapıyor? Nerede hata yapıyorlar? Müşteriler onlarda neyi sevmiyor? Bu soruların cevabı, sizin için bir fırsattır. Araştırma yapan firma, pazarın açıklarını rakiplerinden önce fark eder.

·         Geleceği Öngörmek ve İnovasyon: Dünya çok hızlı değişiyor. Dünün doğruları bugün geçerli olmayabilir. Araştırmalar, trendleri (eğilimleri) önceden görmeyi sağlar. Tüketici alışkanlıklarının nereye evrildiğini gören firmalar, buna uygun ürünler geliştirerek (inovasyon) hayatta kalır. Nokia örneği: Akıllı telefon trendini ve dokunmatik ekran ihtiyacını doğru araştırıp yorumlayamadığı için pazar liderliğini kaybetti.

·         Kriz Yönetimi ve İtibar: Bir marka hakkında sosyal medyada veya halk arasında olumsuz bir söylenti dolaşıyorsa, araştırma bunu erkenden tespit etmeye yarar. Böylece marka, itibarını kaybedecek kadar olay büyümeden müdahale edebilir.

 

Araştırma Yöntemleri

İş dünyasının yaptırdığı araştırma türlerini 4 bölüme ayırmak mümkündür:

1.       Nicel (Kantitatif) Araştırmalar: Büyük örneklem gruplarıyla yapılan anketler ve istatistiksel analizlerdir. "Ne kadar?" sorusuna cevap verir. Tüketici davranışlarını sayısal olarak ölçmek, trendleri belirlemek ve pazar büyüklüklerini hesaplamak için kullanılır. Kantitatif araştırmaları firmaya özel veya firmalara genel olarak ikiye de ayırabiliriz.

a.       Özel Araştırma (Ad-Hoc): Tek seferlik, bir firmaya, bir projeye özel amaçlı araştırmalardır.

b.       Omnibus Araştırma: Birden fazla müşteriye satılan standart araştırmalardır. Araştırma belli bir tarihte zaten yapılacaktır. Firmalar sahaya çıkacak araştırmacılara kendi adlarına da soru sormalarını isterler. Herkes sadece sorduğu soru sayısı kadar ücret öder. Böylece araştırmanın maliyeti tüm firmalar arasında bölüşülmüş olur. (Ad-Hoc araştırmasını taksi tutmaya benzetecek olursak Omnibus araştırmasını Otobüse binmeye benzetebiliriz.)

2.       Nitel (Kalitatif) Araştırmalar: Odak noktası tüketicilerin düşünce, duygu ve motivasyonlarını anlamaktır. "Neden ve Nasıl?" sorusuna cevap verir. Yöntemleri: Odak grup görüşmeleri (Focus Groups), Derinlemesine mülakatlar, Etnografik gözlemler. Yeni ürün geliştirme, reklam konsepti testleri, tüketici içgörülerini keşfetmek için kullanılır.

3.       Panel Araştırmaları: Ismarlama olmayan, zaten yapılan düzenli araştırmalardır. Syndicated Research kapsamındaki bu araştırmaların sonuçları firmaların (markaların) kullanımına açıktır. İş dünyası bu araştırmaların verilerini satın alırlar. En bilinen paneller; hane halkı tüketim panelleri (FMCG tüketim alışkanlıklarının izlenmesi) ve perakende satış panelleridir (perakende satış verilerinin düzenli raporlanması)

4.       Dijital Araştırmalar: Online anketler, tüketicilerin internette gezinme analizleri, sosyal medya analizleri ve benzeri araştırmalardır. Gerçek zamanlı veri toplama ve duygu analizi için dijital platformlar tercih edilir. Tüketiciye soru sormak yerine, izinli veri (lokasyon, uygulama kullanımı, ekran süresi) üzerinden davranış analizi yapmak, beyana dayalı hataları sıfıra indiriyor.

 

Firmaların en sık ihtiyaç duyduğu ve araştırma şirketlerine yaptırdığı temel araştırma türleri:

1.       Pazar ve Sektör Analizleri: Bir pazara girmeden önce veya mevcut durumlarını görmek için yapılır.

a.       Pazar Büyüklüğü ve Payı Araştırması: Pazarın toplam hacmi ne kadar? Rakipler pastadan ne kadar pay alıyor?

b.       Segmentasyon Araştırmaları: Pazar hangi alt gruplardan oluşuyor? Hangi müşteri kitlesine (yaş, gelir, yaşam tarzı) odaklanılmalı?

c.       Trend Analizleri: Gelecekte sektörü nelerin beklediği, tüketici alışkanlıklarının nereye evrildiği.

2.       Tüketici Davranışları ve Tutumları: Müşteriyi tanımak için yapılan en temel araştırmadır.

a.       Kullanım ve Tutum (Usage & Attitude): Tüketiciler ürünü nasıl, ne zaman ve ne sıklıkla kullanıyor?

b.       Satın Alma Yolculuğu: Müşteri bir ürünü almaya karar verirken hangi aşamalardan geçiyor? İnternetten mi araştırıyor, arkadaşına mı soruyor?

c.       Persona Çıkarma: Hedef kitlenin hayali profillerinin oluşturulması.

3.       Marka Sağlığı ve İmaj Araştırmaları: Markanın tüketicinin zihnindeki yerini ölçmek için yapılır.

a.       Marka Bilinirliği: Tüketiciler markayı tanıyor mu? Akla gelen ilk marka (Top of Mind) hangisi?

b.       Marka Algısı ve İmajı: Tüketiciler marka hakkında ne düşünüyor? (Örneğin: "Güvenilir", "Pahalı", "Yenilikçi" vb.)

c.       Net Tavsiye Skoru (NPS): Müşteriler markayı başkalarına tavsiye ediyor mu?

4.       Ürün ve İnovasyon Araştırmaları: Yeni bir ürün çıkarmadan önce veya mevcut ürünü iyileştirirken yapılır.

a.       Konsept Testleri: Henüz ürün ortada yokken fikrin (konseptin) tüketiciye sunulup beğenilip beğenilmediğinin ölçülmesi.

b.       Ürün Testleri (Tat, Koku, Performans): Ürünün fiziksel özelliklerinin kör testlerle (marka gösterilmeden) rakiplerle kıyaslanması.

c.       Ambalaj Testleri: Ambalaj rafta dikkat çekiyor mu? Ürünü koruyor mu? Marka mesajını veriyor mu?

5.       Reklam ve İletişim Araştırmaları: Reklam bütçesinin boşa gitmemesi için yapılır.

a.       Pre-Test (Reklam Öncesi): Reklam yayınlanmadan önce küçük bir kitleye izletilir. Mesaj anlaşılıyor mu? Beğenildi mi?

b.       Post-Test (Reklam Sonrası): Reklam yayınlandıktan sonra hatırlanma oranı, satın almaya etkisi ve marka imajına katkısı ölçülür.

6.       Müşteri Deneyimi ve Memnuniyeti: Mevcut müşteriyi elde tutmak için yapılır.

a.       Müşteri Memnuniyeti (CSAT): Müşteriler aldıkları hizmetten memnun mu?

b.       Gizli Müşteri (Mystery Shopper): Araştırmacılar, sıradan bir müşteri gibi mağazaya/şubeye giderek personelin davranışını, mağaza düzenini ve hizmet kalitesini denetler.

c.       Churn (Kayıp) Analizi: Müşteriler neden markayı terk ediyor?

7.       Fiyatlandırma Araştırmaları: Ürünün fiyatını belirlemek için kritik öneme sahiptir.

a.       Fiyat Esnekliği: Fiyat artarsa talep ne kadar düşer?

b.       Ödeme İstekliliği: Tüketici bu ürüne en fazla ne kadar öder?

8.       Perakende ve Alışverişçi Araştırmaları (Shopper Insight): Satış noktasındaki davranışları inceler.

a.       Raf Düzeni ve Bulunurluk: Ürünler rafta doğru yerde mi?

b.       Mağaza İçi Davranış: Müşteri mağaza içinde nasıl dolaşıyor? Sıcak bölgeler (en çok uğranan yerler) nereler?

9.       Çalışan Memnuniyeti ve Bağlılığı: Şirket içi araştırmalardır.

a.       Çalışanların motivasyonu, şirkete bağlılığı ve kurum kültürü algısı ölçülür.

 

Araştırma Şirketleri

Araştırma sektörü oldukça geniştir ve şirketler sundukları hizmetin kapsamına, kullandıkları teknolojiye veya uzmanlaştıkları alanlara göre farklı kategorilere ayrılırlar.

 

İşte piyasadaki temel araştırma şirketi türleri:

·         Tam Hizmet Veren (Full-Service) Şirketler: Sektörün "büyük mağazaları" gibidirler. Araştırma sürecinin başından sonuna kadar (soru formunun hazırlanması, sahadan verinin toplanması, analiz ve raporlama) her aşamayı yürütürler. Genellikle global ağları vardır.

o   Ne Yaparlar: Marka sağlığı, pazar payı, ürün testi, reklam testi gibi hemen her tür araştırmayı yaparlar.

o   Örnekler: Ipsos, Kantar, NielsenIQ, GfK (çoğu birleşme sürecinde olsa da markalar bilinir).

·         Saha ve Veri Toplama Şirketleri: Bu şirketler genellikle strateji veya raporlama yapmazlar, sadece ham veri toplarlar. Araştırmanın "kas gücü"dürler.

o   Ne Yaparlar: Anketör ekipleri vardır. Telefonla arama (CATI), sokakta anket yapma veya online panel yönetimi yaparlar.

o   Müşterileri: Genellikle markalarla doğrudan çalışmazlar; diğer büyük araştırma şirketleri veya danışmanlık firmaları bu şirketlere "taşeron" olarak iş verir.

·         Butik ve Kalitatif (Nitel) Odaklı Ajanslar: Sayılarla değil, "içgörü" (insight) ve psikolojiyle ilgilenirler. Büyük veri yığınları yerine derinlemesine insan davranışlarına odaklanırlar.

o   Ne Yaparlar: Odak grup toplantıları (focus groups), etnografik araştırmalar (tüketicinin evine gidip gözlem yapma), derinlemesine mülakatlar.

o   Özellikleri: Genellikle sosyologlar, psikologlar veya pazarlama guruları tarafından yönetilirler. Raporları grafiklerden ziyade hikayeleştirme ve stratejik tavsiye içerir.

·         Teknoloji ve Dijital Odaklı Şirketler: Geleneksel anket yöntemleri yerine teknolojiyi kullanan yeni nesil şirketlerdir.

o   Sosyal Medya Dinleme (Social Listening): İnsanlara soru sormak yerine, Twitter, Instagram ve forumlarda marka hakkında konuşulanları yapay zeka ile analiz ederler.

o   Mobil Araştırma: Tüketicinin telefonuna uygulama yükleterek anlık veri toplarlar.

o   DIY (Kendin Yap) Platformları: Markaların kendi anketlerini oluşturup dağıtabileceği yazılım altyapısı sunarlar (Örn: SurveyMonkey, Typeform gibi, ancak daha kurumsal versiyonları).

·         Nöromarketing Şirketleri: Tüketicinin ne söylediğine değil, beyninin ne tepki verdiğine bakarlar. Çünkü insanların söyledikleri (beyan) ile yaptıkları (davranış) farklıdır. Zaten pek çok modern araştırma sadece "Ne düşünüyorsun?" diye sormaz ve bilinçdışı tepkileri de ölçmeye çalışır.

o   Ne Yaparlar: EEG cihazları (beyin dalgaları), Eye-Tracking (göz takibi) veya yüz ifadesi okuma teknolojileri kullanırlar.

o   Amaç: Bir reklam izlerken tüketicinin gerçekten heyecanlanıp heyecanlanmadığını veya market rafında gözünün ilk nereye takıldığını bilimsel olarak ölçmektir.

·         Sektörel Uzmanlaşmış Şirketler: Sadece belirli bir endüstriye hizmet verirler.

o   Sağlık/İlaç (Pharma): Doktorlar ve hastalarla yapılan, regülasyonları çok sıkı olan araştırmalar.

o   Siyasi Araştırma Şirketleri: Seçim dönemlerinde anket yapan, kamuoyu yoklaması üzerine uzmanlaşmış şirketler.

o   Perakende Denetim: Sadece mağazalardaki stok, fiyat ve raf durumunu ölçen şirketler.

·         Sendikasyon (Syndicated) Araştırma Şirketleri: Bu şirketler tek bir müşteriye özel araştırma yapmazlar. Pazarın genel verisini sürekli toplarlar ve bu raporu abonelik sistemiyle birden çok firmaya satarlar.

o   Örnek: Televizyon reyting ölçümleri (TİAK/Kantar) veya perakende satış verileri (NielsenIQ). Bir deterjan firması, rakibinin ne kadar sattığını bu hazır raporları satın alarak öğrenir.

·         Gizli Müşteri (Mystery Shopping) Ajansları: Sadece denetim üzerine uzmanlaşmışlardır.

o   Eğittikleri kişileri (gizli müşterileri) mağazalara, bankalara veya otellere göndererek hizmet kalitesini puanlatırlar.

 

Bir marka, "Pazar payım ne kadar?" diye soruyorsa Sendikasyon veya Tam Hizmet şirketine; "Müşterim bu reklamı izlerken ne hissediyor?" diye soruyorsa Nöromarketing veya Butik/Kalitatif bir ajansa gider.

 

Araştırma Şirketi Seçmek

Pazar araştırması satın almak, kırtasiye malzemesi satın almaya benzemez; bu bir "stratejik ortak" seçimidir. Yanlış veri, sizi yanlış stratejiye götürür ve bunun maliyeti araştırma faturasından katbekat fazladır. Doğru araştırma şirketini seçmelisiniz.

 

Bazı şirketler sadece "Sorduk, cevaplar bunlar" diyerek size yüzlerce sayfalık grafik yığınları (Excel tabloları) teslim eder. Size sadece "Müşterilerin %40'ı memnun değil" diyen şirketi değil; "Memnuniyetsizliğin kök nedeni ambalajın zor açılması, bunu düzeltirseniz pazar payınız %5 artabilir" diyen, yani veriyi yorumlayan ve öneri sunan şirketi seçin. Anlaşmadan önce önceki rapor örneklerini isteyin; yorum mu var, yoksa sadece rakam mı? Referans isteyin ve referans müşterilere neler kattıklarının istihbaratını yapın.

 

Her araştırma şirketinin uzmanlık alanı farklıdır. Hızlı tüketim (gıda/içecek) konusunda uzman bir şirket, B2B çalışan bir sanayi şirketini veya teknoloji girişimini anlamakta zorlanabilir.

 

Saha araştırmalarında (yüz yüze anketlerde) en büyük risk, anketörlerin anketi yapmadan "yapmış gibi" doldurmasıdır. Veri kalitesini nasıl denetlediklerini öğrenin. %20-%30 oranında geri arama, ses kayıtlarının dinlenmesi, GPS ile konum doğrulama, mantıksal veri kontrol yazılımları denetim araçlarıdır. Bu mekanizmaları olmayan şirketlerden uzak durun.

 

Hala 20 yıl önceki yöntemlerle sadece "Kapı kapı dolaşalım" diyen şirketler, bugünün dijital tüketicisini yakalayamaz. Online panelleri var mı? Sosyal medya dinlemesi (Social Listening) yapıyorlar mı? Nöromarketing veya Yapay Zeka destekli analiz araçları kullanıyorlar mı? Hibrit yöntemler (Hem online hem saha) sunabiliyorlar mı?

 

Şirketin TUAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) veya global ESOMAR üyesi olup olmadığına bakın. Ayrıca GAB (Güvenilir Araştırma Belgesi) veya ISO 20252 (Pazar Araştırma Standartları) belgelerini sorgulayın. KVKK uyumu olmayan şirketle çalışmak büyük risktir. Veri gizliliği artık yasal bir zorunluluktur. Araştırma şirketinin topladığı veriyi koruyamaması, markanızın itibarını yerle bir edebilir.

 

Araştırma sektöründe "Ucuz etin yahnisi" kuralı çok sert işler. Bir firma X Lira derken, diğeri X/3 fiyat veriyorsa şüphelenin. Maliyeti düşürmenin tek yolu "örneklemden" (anket yapılan kişi sayısından) veya "denetimden" kısmaktır. Denetlenmemiş ucuz veri, sizi uçuruma sürükleyen yanlış bir haritadır. Bütçeniz kısıtlıysa kapsamı daraltın ama kaliteden ödün vermeyen bir şirketle çalışın.

 

Araştırmanın Faydası

Firmalar ve markalar, stratejik kararlar alırken riskleri en aza indirmek, büyümek ve rekabet avantajı sağlamak için veriye ihtiyaç duyarlar. Bu verileri toplamak ve analiz etmek için profesyonel araştırma şirketlerine başvururlar. Araştırma şirketleri, araştırmalarla edindikleri verileri işleyip raporlayarak kurumların belirsizlik ortamında daha sağlıklı yol haritaları çizmelerine olanak tanır.

 

Araştırma bir masraf kalemi değil, bir yatırımdır. İş dünyası için araştırma; belirsizliği yönetme, hatayı azaltma ve kârlılığı artırma sanatıdır.

 

Araştırmanın "masraf değil yatırım" olduğunu kanıtlayan, hem globalden hem de Türkiye'den efsaneleşmiş başarı hikayelerini sizin için derledim.

 

1.       LEGO – Batmaktan Kurtaran Etnografik Araştırma (Gözlem)

o   Durum: 2000'lerin başında LEGO iflasın eşiğindeydi. Dijital oyunlar çıkmıştı ve yöneticiler, "Artık çocukların sabrı yok, daha basit ve hemen biten oyuncaklar istiyorlar" diye düşünerek büyük parçalı, basit setler ürettiler. Ancak satışlar daha da düştü.

o   Araştırma/İçgörü: Bir araştırma ekibi çocukların oyun oynadığı evlere gidip saatlerce gözlem (etnografik araştırma) yaptı. Bir çocuğun en sevdiği eşyasının ne olduğu sorulduğunda, çocuk gururla eski, yıpranmış bir ayakkabıyı gösterdi. Çünkü o ayakkabı, kaykay yaparken ustalaştığını, zorlukları aştığını kanıtlıyordu.

o   Sonuç: LEGO şunu anladı: Çocuklar "kolaylık" değil, "ustalık" (mastery) istiyordu. Zorlanmaktan ve başarmaktan zevk alıyorlardı.

o   Hamle: LEGO hemen basit setleri çöpe attı. Çok daha karmaşık, binlerce parçalı ve zor setlere geri döndü. Bugün dünyanın en kârlı oyuncak firması olmalarının temelinde bu içgörü yatar.

2.       Dove – "Gerçek Güzellik" (Hedef Kitle ve İletişim)

o   Durum: 2000'lerin başında sabun pazarı sıkıcıydı ve sadece temizliğe odaklıydı. Rakip markalar kusursuz mankenlerle "güzellik" satıyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Dove, global bir araştırma yaptı ve kadınlara kendilerini nasıl hissettiklerini sordu. Sonuç şok ediciydi: Kadınların sadece %2'si kendilerini "güzel" olarak tanımlıyordu. Geri kalanı reklam dünyasının dayattığı standartlardan mutsuzdu.

o   Hamle: Dove, ürün formülünü değil, iletişimini değiştirdi. "Gerçek Güzellik Kampanyası"nı başlattı. Mankenleri değil; kırışığı, çili veya fazlalığı olan gerçek kadınları reklamlarına taşıdı.

o   Sonuç: Satışlar patladı ve marka sadakati rakiplerin erişemeyeceği bir seviyeye ulaştı.

3.       Betty Crocker – "Yumurta Teorisi" (Tüketici Psikolojisi)

o   Durum (1950'ler): Hazır kek karışımları ilk çıktığında, sadece su ekleyip fırına atmak yetiyordu. Ürün çok pratikti ama satmıyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Psikologlar ve araştırmacılar ev hanımlarıyla görüştü. Sorun tadı değildi. Sorun "suçluluk duygusu"ydu. Kek yapmak o kadar kolaydı ki, ev kadınları emek vermedikleri için kendilerini ailelerini "kandırmış" gibi hissediyorlardı. Emeğin değeri yok olmuştu.

o   Hamle: Firma, karışımdan "süt tozu ve yumurta tozunu" çıkardı. Ambalajın üzerine "Sadece bir yumurta kırın" yazdı.

o   Sonuç: Kadınlar o yumurtayı kırarak sürece dahil oldular, emek verdiler ve "bunu ben pişirdim" diyebildiler. Satışlar tavan yaptı. Bazen "kolaylaştırmak" değil, tüketiciyi "dahil etmek" gerekir.

4.       Netflix – House of Cards (Büyük Veri Analizi)

o   Durum: Netflix sadece film kiralayan/yayınlayan bir platform olmaktan çıkıp kendi dizisini çekmek istiyordu. Ancak bu çok riskli ve pahalı bir yatırımdı (100 milyon dolar).

o   Araştırma/İçgörü: Geleneksel anket yapmak yerine "Büyük Veri"yi (Big Data) kullandılar. Üyelerinin izleme alışkanlıklarını analiz ettiler. Şunu gördüler:

§  David Fincher (Yönetmen) filmlerini izleyenler...

§  Kevin Spacey (Oyuncu) filmlerini sevenler...

§  Ve İngiliz yapımı politik dramaları izleyenler arasında devasa bir kesişim kümesi vardı.

o   Hamle: Konusu politik drama olan, yönetmeni Fincher, başrolü Spacey olan "House of Cards" dizisine, tek bir pilot bölüm bile çekmeden (ki bu sektörde kumardır) dev bütçe onayladılar. Çünkü veriye güveniyorlardı.

o   Sonuç: Dizi dünya çapında hit oldu ve Netflix'in bugünkü imparatorluğunun temelini attı.

5.       Febreze (P&G) – Koku Körlüğü (Kullanım Alışkanlıkları)

o   Durum: P&G, kötü kokuları yok eden bir sprey geliştirdi. Pazarlamacılar "Sigara içenler veya evcil hayvanı olanlar buna bayılacak" dedi. Ancak ürün satmadı.

o   Araştırma/İçgörü: Araştırmacılar evleri ziyaret etti (Saha Araştırması). 9 kedisi olan bir kadının evine gittiler, koku dayanılmazdı ama kadın "Ben koku almıyorum, gayet temiz" diyordu. İnsanlar kendi evlerinin kokusuna alışıyorlardı (Koku körlüğü). Koku sorunu olanlar, sorunun farkında değildi!

o   Hamle: Strateji tamamen değişti. Ürün "kötü kokuyu yok eden" değil, "temizliğin son dokunuşu" olarak konumlandırıldı. Temizlik yapıldıktan sonra odaya sıkılan "ferahlık ödülü" olarak pazarlandı.

o   Sonuç: Febreze, P&G'nin en çok satan markalarından biri oldu.

6.       McDonald's – "Milkshake İkilemi" (Tüketici Davranışı & Jobs to be Done)

o   Durum: McDonald's milkshake satışlarını artırmak istiyordu. Önce klasik yöntemi denediler: Müşterilere "Daha çikolatalı mı olsun, daha ucuz mu olsun?" diye sordular. Çıkan sonuçlara göre ürünü değiştirdiler ama satışlar artmadı.

o   Araştırma/İçgörü: Bir araştırmacı (Clayton Christensen ve ekibi) restoranda bir gün boyunca oturdu ve gözlem yaptı. Milkshake'lerin %40'ının sabah 08:30'dan önce, tek başına gelen müşterilerce alındığını fark etti. Müşterilere "Bunu almasaydınız yerine ne alırdınız?" diye sorduğunda gerçek ortaya çıktı: İnsanlar milkshake'i tatlı olduğu için değil, sıkıcı sabah trafiğinde onları oyalasın diye ve simit/poğaça gibi etrafı kirletmediği için alıyorlardı.

o   Hamle: McDonald's, ürünü daha tatlı yapmak yerine daha kıvamlı (pipetten daha zor gelen/uzun süren) hale getirdi ve içine sürpriz meyve parçacıkları ekledi. Amaç trafiği daha eğlenceli hale getirmekti.

o   Sonuç: Satışlar ciddi oranda arttı. Araştırma, ürünün "işlevini" (sıkıntıyı gidermek) ortaya çıkarmıştı.

7.       Heinz – Ters Duran Şişe (Ambalaj İnovasyonu)

o   Durum: Ketçap pazarı sabitti. Cam şişeler ikonikti ama kullanımı zordu. Ketçabı çıkarmak için şişenin dibine vurmak gerekiyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Heinz, ev ziyaretlerinde (Etnografi) insanların ketçap şişelerini buzdolabında baş aşağı saklamaya çalıştıklarını, ancak şişenin devrildiğini gördü. Tüketici, son damlayı alabilmek için yerçekimiyle savaşıyordu.

o   Hamle: Şişeyi tamamen değiştirdiler. Kapağı alta getiren, vakumlu silikon valfe sahip plastik şişeyi tasarladılar.

o   Sonuç: Tüketici bu "basit" çözümü o kadar sevdi ki, Heinz rakiplerinden pazar payı çaldı ve ketçap tüketim sıklığı arttı.

8.       Spotify – "Haftalık Keşif" (Veri Analitiği & Kişiselleştirme)

o   Durum: Spotify'ın milyonlarca şarkısı vardı ama kullanıcılar "Ne dinleyeceğim?" stresi yaşıyordu (Seçim Paradoksu). Kullanıcılar uygulamayı açıp şarkı aratmaya üşeniyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Veri analistleri, kullanıcıların sadece kendi sevdikleri şarkıları değil, "müzik zevki kendilerine benzeyen başka insanların" listelerini de merak ettiğini keşfetti. İnsanlar "Benim gibi olanlar ne dinliyor?" sorusunun cevabını istiyordu.

o   Hamle: Klasik anket yapmak yerine, büyük veri algoritmalarını kullandılar. Her Pazartesi kişiye özel 30 şarkılık "Haftalık Keşif" (Discover Weekly) listesini sundular.

o   Sonuç: Bu özellik Spotify'ı rakiplerinden (Apple Music vb.) ayıran en büyük güç oldu. Milyarlarca saatlik dinleme süresi yarattı.

9.       Arçelik – "Telve" (Ürün Geliştirme & Kültürel İçgörü)

o   Durum: 2000'lerin başında Türk kahvesi tüketimi düşüşteydi. Ofislerde veya hızlı şehir hayatında cezveyle kahve yapmak, başında beklemek ve taşırmamak büyük bir zahmetti. Kettle ve sallama çaylar pazarı ele geçirmişti.

o   Araştırma/İçgörü: Arçelik, tüketicilerin Türk kahvesini çok sevdiğini ancak "başında bekleme zorunluluğu" ve "köpüğü tutturamama korkusu" nedeniyle yapmaktan kaçındığını tespit etti. Sorun lezzet değil, süreçti.

o   Hamle: "Cooksense" teknolojisini geliştirip, başında beklemeye gerek kalmadan, taşmayı önleyen ve köpüğü garanti eden ilk otomatik Türk kahvesi makinesi "Telve"yi piyasaya sürdüler.

o   Sonuç: Sadece Arçelik'in satışları patlamadı; Türkiye'de "Türk Kahvesi Makinesi" diye yepyeni bir kategori doğdu ve kahve tüketimi yeniden canlandı.

10.   Mavi – "Mavi Fit" (Segmentasyon & Tasarım)

o   Durum: 90'larda ve 2000'lerin başında global markalar (Levi's vb.) Türkiye pazarındaydı. Ancak müşteriler, bu pahalı markaların jean'lerinin üzerlerine tam oturmadığından şikayetçiydi.

o   Araştırma/İçgörü: Mavi, yaptığı araştırmalarda Türk vücut yapısının (özellikle kalça ve bacak boyu oranının) Amerikalı veya Avrupalı kalıplarından farklı olduğunu verilerle kanıtladı. Yabancı markalar "standart" kalıplar dayatıyordu.

o   Hamle: "Mavi Fit" stratejisiyle, tamamen Türk vücut tipine (Akdeniz tipi) uygun kalıplar tasarlandı. "Cuk diye oturan jean" algısı yaratıldı.

o   Sonuç: Tüketici "Beni en iyi bu marka anlıyor" dedi. Mavi, sadece bir jean markası olmaktan çıkıp bir "Lovemark"a dönüştü ve global rakiplerini Türkiye pazarında geride bıraktı.

11.   Lay's Türkiye – "Yiyin Gari" (Yerelleştirme ve Ürün Geliştirme)

o   Durum: Lay's Türkiye pazarına girdiğinde global tatlar (Sade, Cheese Onion vb.) sunuyordu. Ancak Türk tüketicisi cipsi bir "atıştırmalık"tan ziyade, akşam çayın yanında veya misafirlikte yenen bir "ikramlık" olarak görüyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Yapılan tat testleri ve odak grup çalışmalarında Türk damak tadının "yoğurt ve mevsim yeşillikleri"ne çok yatkın olduğu, ayrıca cipsin tek başına değil "paylaşılarak" yendiği görüldü.

o   Hamle: Sadece Türkiye'ye özel "Mevsim Yeşillikleri" ve "Yoğurtlu" çeşitler üretildi. Reklamlarda ise Ege şivesiyle samimiyet kuran teyzeler kullanıldı (Yerellik vurgusu).

o   Sonuç: Lay's Türkiye pazarının liderlerinden biri oldu. Bu ürün o kadar sevildi ki, Türkiye'den sonra diğer ülkelere de ihraç edildi.

12.   Domino's Pizza Türkiye – "Evde Yiyelim" & Yerelleştirme

o   Durum: Pizza, Türkiye'de uzun süre "pahalı" ve "yabancı" bir yemek olarak algılandı. Sadece özel günlerde dışarıda yeniyordu.

o   Araştırma/İçgörü: Domino's Türkiye, yaptığı pazar araştırmalarında Türk halkının baharatlı tatlara (Kayseri ateşi, pastırma, kavurma) düşkün olduğunu ama pizzayı "doyurucu bulmadığını" (ekmek arası kültürüne kıyasla) gördü. Ayrıca Türkler "akşam yemeği" konseptine çok önem veriyordu.

o   Hamle: Menü tamamen yerelleştirildi (Konyalı, Kayserili pizzalar). Ayrıca iletişim dili "Lüks yemek"ten çıkarılıp, "Acıktıysan söyle, 30 dakikada kapında" pratikliğine ve "Doyurucu" vurgusuna (kalın hamur, bol malzeme) çevrildi.

o   Sonuç: Domino's Türkiye, global zincirin dünyadaki en başarılı operasyonlarından biri oldu ve pizza Türkiye'de lahmacun/pide gibi "bizden" bir lezzet haline geldi.

 

Yukarıdaki örneklere daha yüzlercesi (hatta binlercesi) verilebilir. Gördüğünüz gibi araştırmayla iş geliştirilebilir, satışlar artırılabilir, karlar yükseltilebilir. Araştırma boşa atılan bütçe değil, çok daha büyük bir bütçeyi kaybetmemek için yapılan yatırımdır.

 

Özetleyecek olursak; Araştırma, iş dünyasında belirsizlikleri azaltmak, riskleri en aza indirmek ve rekabet avantajı sağlamak için vazgeçilmez bir araçtır. Şirketler, stratejik kararlarını sezgiye değil, objektif ve güncel verilere dayandırmak için araştırma süreçlerinden faydalanır. Nicel ve nitel yöntemlerle elde edilen bulgular, müşteri ihtiyaçlarını anlamaktan inovasyon geliştirmeye, kriz yönetiminden bütçe optimizasyonuna kadar pek çok alanda yol gösterici olur. Araştırma şirketleri ise, farklı uzmanlık alanları ve teknolojik yaklaşımlarıyla kurumların bilgiye erişimini kolaylaştırır. Sonuç olarak, araştırma bir maliyet değil, uzun vadede şirketlerin sürdürülebilir başarısı için kritik bir yatırımdır.

 

Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemezsiniz. 2023 yılında araştırmaya bütçe ayırın. Yaptırdığınız araştırmaların rapor kopyalarını ilgili kişilere gönderin ve baş ucunuzda bulundurun. Sık sık bu raporlara bakarak iş stratejinize doğru yön vermeye çalışın. Faydasını büyüme ve karlılık olarak göreceksiniz.

 

İyi araştırmalar.

 

Not 1: Araştırma sektörünün terminolojisinde ve jargonunda olan (ve yazımda yer almayan) belli başlı kavramlar.

·         Hipotez: Araştırmada test edilen varsayım.

·         Evren ve Örneklem: Araştırmanın kapsadığı tüm grup (evren) ve seçilen alt grup (örneklem).

·         Değişken: Araştırmada ölçülen veya kontrol edilen özellik (bağımlı/bağımsız değişken).

·         Ölçme ve Veri: Bilgilerin sayısal veya nitel olarak toplanması.

·         Betimsel Araştırma: Mevcut durumu tanımlayan çalışmalar.

·         Deneysel Araştırma: Neden-sonuç ilişkisini test eden çalışmalar.

·         Segmentasyon: Pazarı demografik, psikografik veya davranışsal gruplara ayırma.

·         Panel: Düzenli veri toplayan hane veya perakende grupları.

·         Tracking: Marka veya ürün performansını sürekli izleme.

·         Brand Health: Markanın bilinirlik, algı ve sadakat göstergeleri.

·         NPS (Net Promoter Score): Müşteri tavsiye etme eğilimi.

·         Concept Test: Yeni ürün veya reklam fikrinin test edilmesi.

·         Usage & Attitude (U&A): Tüketim alışkanlıkları ve tutum araştırmaları.

·         Sample Size: Örneklem büyüklüğü

·         Margin of Error: Hata payı

·         Data Cleaning: Veri temizleme

·         Fieldwork: Saha çalışması

·         Coding: Açık uçlu yanıtların kodlanması

·         Weighting: Veri ağırlıklandırma

·         Dashboard: Raporlama aracı

·         ROI of Research: Araştırmanın yatırım geri dönüşü

 

Not 2: İçgörü (insight), tüketicilerin davranışları, duyguları ve motivasyonlarının altında yatan gizli nedenleri keşfetmektir. Yüzeydeki verilerden farklı olarak, içgörü “neden” sorusuna cevap verir. Veri değildir; veriden türetilmiş anlamdır. Açıkça dile getirilen istek veya gözlem değildir; daha derin, sezgisel bir bulgudur. Tüketicinin farkında olmadığı veya ifade etmediği motivasyonları ortaya çıkarır. Veri, ne olduğunu söyler; içgörü ise neden olduğunu ve ne yapmanız gerektiğini söyler. Örneğin; İçgörü araştırmaları sayesinde Omo, annelerin “mükemmel anne” imajından yorulduğunu anladı ve bu içgörüye dayanarak “Kirlenmek Güzeldir” kampanyası geliştirildi. Bu kampanya sayesinde Omo satışlarını artırdı ve marka değerini güçlendirdi.

 

Not 3: (2025 Aralık) Yapay Zeka araştırma yöntemlerine bir yenisini daha ekledi. Gerçek saha çalışması yapmak yerine, mevcut büyük veri havuzları üzerinde eğitilmiş Yapay Zeka modelleri ile "tüketici tepkileri" simüle edilebiliyor. Sahici insanlarla görüşmek yerine sentetik veri üzerinden işe yarar çıkarımlar yapılabiliyor.  

 

Kaynaklar:

·         https://muratsaylan.blogspot.com/2003/04/arastrmyoruz.html

·         https://www.nominalanaliz.com/yazi/nicel-ve-nitel-arastirmalar-bilimsel-yontemlerin-iki-yuzu

·         https://yunus.hacettepe.edu.tr/~umutal/lesson/bby606/2018/bby606-2018-nicel_nitel.pdf

·         https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/898942

·         https://www.delve.ai/tr/blog/pazar-arastirmasi-turleri

·         https://hozkomurcu.com/pazar-arastirmasi/

·         https://dorinsight.com/blog/pazar-arastirmasi-nasil-yapilir-yontemler-ve-surec-adimlari/

·         https://www.questionpro.com/blog/tr/pazar-arastirmasi-nedir-yontemleri-turleri-ve-ornekleri/

·         https://tuad.org.tr/