Bütçe denince çoğumuzun aklına bir iş, yatırım veya satın
alma için ayrılan para gelir. “Bu iş için bütçemiz ne kadar?” deriz.
Oysa şirket yönetiminde bütçe bundan çok daha fazlasıdır.
Proje bütçesi vardır, yatırım bütçesi vardır, pazarlama
bütçesi vardır, seyahat bütçesi vardır. Yıllık bütçe ise bunların
hepsini kapsayan, şirketin önündeki bir yılı rakamlarla tarif eden yıllık iş ve
finansal planıdır.
Başka bir ifadeyle bütçe, gelecek yıl ne yapacağımızın ve
bunun sonucunda ne elde etmeyi beklediğimizin rakamlara dökülmüş halidir.
Bu nedenle bütçe sadece muhasebecilerin hazırladığı finansal
bir tablo değildir. Aynı anda bir planlama, bir hedefleme, bir koordinasyon ve
bir performans yönetimi aracıdır. Yani şirketin yönetim sisteminin parçasıdır.
Ama bana göre bütçenin en kısa tarifi şudur: Bütçe;
yapacaklarını yazmak, yazdıklarını da yapmaktır.
Bir başka açıdan bakarsanız bütçe bir vaattir. Patronların
yöneticilere, yöneticilerin patronlara verdiği bir sözdür.
“Önümüzdeki yıl şu kadar satacağız, şu kadar üreteceğiz,
şu kadar harcayacağız, şu yatırımları yapacağız ve yıl sonunda şu kadar kâr
edeceğiz” demektir.
Dolayısıyla bütçe sadece rakamlardan oluşmaz. O rakamların
arkasında yapılacak işler vardır.
Bütçe ile strateji arasındaki ilişki
Strateji ile bütçeyi birbirinden ayırmamak gerekir. Strateji
“Nereye gideceğiz ve oraya nasıl gideceğiz?” sorusunun cevabıdır. Bütçe
ise “Bunun için ne kadar kaynak kullanacağız ve bunun sonucunda ne
kazanacağız?” sorusunun cevabıdır.
Örneğin şirketiniz gelecek yıl ihracatı artırmayı stratejik
hedef olarak belirlemiş olabilir. Güzel. Peki nasıl artıracaksınız?
Yeni ihracat satışçıları mı işe alacaksınız? Almanya'da
distribütör mü bulacaksınız? Fuarlara mı katılacaksınız? Yeni sertifikalar mı
alacaksınız? Yeni ürünler mi geliştireceksiniz? Dijital pazarlamaya mı yatırım
yapacaksınız?
Bunların hepsinin bir maliyeti vardır. Dolayısıyla bütçede
karşılığı olmayan stratejinin gerçekleşme ihtimali düşüktür.
Tersi de doğrudur. Stratejik bir gerekçesi olmayan
harcamanın bütçede ne işi var?
Bu nedenle şirketin stratejik planı ile yıllık bütçesi
birbirinin devamı olmalıdır. Strateji bütçeye dönüşmeli, bütçe de stratejiyi
finanse etmelidir.
(Şirketinizde ayrıca bir Stratejik Eylem Planı
çalışması yürütüyorsanız, bu yazıdaki bütçe takvimi onun içine yerleşir. Bütçe,
stratejik planın son halkasıdır. O çalışmayı nasıl kurgulayacağınıza dair ayrı
bir yazım olacak ileride.)
Neden bütçeli çalışmak gerekir?
Kurumsal şirketler yaşayacakları yılı mümkün olduğu kadar
tesadüflere bırakmak istemezler. Ne kadar satacaklarını, ne kadar
üreteceklerini, ne kadar personel çalıştıracaklarını, hangi yatırımları
yapacaklarını, ne kadar işletme sermayesine ihtiyaç duyacaklarını ve bütün
bunların sonucunda ne kadar kâr edeceklerini önceden görmek isterler.
Elbette gelecek bilinemez. Bütçe yapmak geleceği bilmek
değildir. Geleceğe hazırlanmak demektir.
Bütçesiz çalışan bir şirketin satış hedefi olabilir. Gider
tahmini de olabilir. Patronun kafasında bir kâr beklentisi de olabilir. Fakat
bunların birbirleriyle ilişkisi kurulmamışsa ortada gerçek anlamda bir yönetim
sistemi yoktur.
Ciro hedefi tek başına bütçe değildir
En sık karşılaştığım hatalardan biri şudur: Patron yeni
yılın başında satış müdürünü çağırır. “Bu yıl 500 milyon TL ciro yapacağız.”
Sonra da bunu şirketin bütçesi zanneder.
Hayır. Bu bir satış hedefidir.
Bütçe ise 500 milyon TL ciroyu nasıl yapacağınızı ve bu
ciroyu gerçekleştirirken ne kadar para harcayacağınızı ortaya koymalıdır.
Kaç adet ürün satacaksınız? Hangi ürün grubundan ne kadar
satacaksınız? Hangi müşterilere satacaksınız? Hangi pazarlara gireceksiniz?
Ortalama satış fiyatınız ne olacak? Brüt kâr marjınız ne olacak?
Bunun karşılığında ne kadar hammadde kullanacaksınız? Kaç
kişi çalıştıracaksınız? Ne kadar ücret ödeyeceksiniz? Pazarlamaya ne kadar
harcayacaksınız? Ne kadar yatırım yapacaksınız? Finansman gideriniz ne olacak?
Ve en önemlisi: Bütün bunların sonunda ne kadar para
kazanacaksınız?
İşte bütçe bunların tamamıdır.
Bütçe varsayımlarla başlar
Her bütçenin arkasında bazı varsayımlar vardır. Döviz kuru
ne olacak? Enflasyon ne olacak? Faizler ne olacak? Asgari ücret ne kadar
artacak? Enerji fiyatları ne olacak? Hammadde fiyatları nasıl gelişecek? Pazar
büyüyecek mi, küçülecek mi? Şirketin satış fiyatları ne kadar artacak?
Ama varsayımlar sadece dışarısıyla ilgili değildir. Kapasite
kullanım oranımız ne olacak? Fire oranımız ne olacak? Ortalama tahsilat vademiz
kaç gün olacak? Stok devir hızımız? Kaç müşteri kaybedeceğiz? Satış ekibimizin
kişi başı verimliliği ne olacak?
Bunları da yazın. Çünkü yıl ortasında bütçe tutmadığında
sapmanın kaynağı çoğu zaman kurda değil, tam olarak buralardadır.
Varsayımları yazmadan bütçe hazırlamak doğru değildir. Çünkü
altı ay sonra bütçeden sapıldığında ilk soracağımız şey şudur: Bütçe
neden tutmadı?
Cevabı bulabilmek için bütçeyi hangi varsayımlarla
hazırladığımızı bilmemiz gerekir. Örneğin bütçeyi 45 TL Euro kuru varsayımıyla
hazırladınız ama ortalama kur 55 TL olduysa, ortaya çıkan sapmanın tamamını
satın alma müdürünün veya satış müdürünün performansına yazamazsınız.
Bu nedenle bütçenin ilk sayfalarından biri mutlaka “Bütçe
Varsayımları” olmalıdır.
Bir de şunu ekleyin: her kritik varsayımın yanına, o
varsayım bozulduğunda ne yapacağınızı yazın. “Euro 55 TL'yi geçerse fiyat
listemizi güncelleriz ve şu üç yatırımı erteleriz” gibi. Varsayımın bozulma
anını önceden düşünmek, bozulduğu gün panikle karar vermenizi engeller.
Tek bütçe yerine senaryolar
Özellikle belirsizliğin yüksek olduğu ekonomilerde tek bir
gelecek tahminiyle bütçe yapmak risklidir. Bu nedenle ben şirketlere en az üç
senaryo üzerinde düşünmelerini öneriyorum:
·
Baz senaryo: En yüksek ihtimalle
gerçekleşmesini beklediğimiz durum.
·
İyimser senaryo: Ekonominin, sektörün ve
şirket performansının beklentilerin üzerinde gelişmesi.
·
Kötümser senaryo: Satışların düşmesi,
maliyetlerin artması, tahsilatların yavaşlaması veya finansman şartlarının
kötüleşmesi.
Ama üç ayrı kalın bütçe kitabı hazırlamaya da gerek yok.
Asıl bütçeniz baz senaryo olabilir. İyimser ve kötümser senaryolarda ise
şirketin satışlarının, kârlılığının, nakit ihtiyacının ve borçluluğunun nasıl
değişeceğini görebilirsiniz.
Özellikle kötümser senaryo önemlidir. Çünkü iyi günlerde
herkes şirket yönetebilir. Asıl mesele kötü senaryoda şirketin ne kadar
dayanabileceğini bilmektir.
Yıllık bütçe nasıl hazırlanır?
Yıllık bütçe yeni yıla girmeden önce hazırlanmalıdır. Bunun
için en uygun dönem genellikle yılın son çeyreğidir.
Bütçe hazırlarken üç temel kaynaktan yararlanılır:
·
Geçmiş. Son iki-üç yılın aylık gelir ve
gider gerçekleşmelerine bakılır. Satışlar, brüt kâr, faaliyet giderleri,
personel giderleri, stoklar, alacaklar, borçlar ve nakit akışı incelenir.
Geçmiş bize şirketin nereden geldiğini gösterir.
·
Gelecek. Yeni yılda ekonominin ve
sektörün nasıl gelişeceğine dair öngörüler oluşturulur. Enflasyon, faiz, döviz
kuru, ücretler, enerji ve hammadde maliyetleri, pazar büyüklüğü ve rekabet
şartları değerlendirilir.
·
Eylem planları. Şirketin yeni yılda ne
yapacağı belirlenir. Yeni ürün çıkaracak mıyız? Yeni müşteri kazanacak mıyız?
İhracata başlayacak mıyız? Yeni makine alacak mıyız? Fabrikayı büyütecek miyiz?
Yeni personel alacak mıyız? Pazarlama bütçesini artıracak mıyız?
Bütçeyi asıl şekillendiren bunlardır. Çünkü bütçe, geçmiş
yıl rakamlarına enflasyon oranı eklemek değildir.
Geçmişe bakmak, her gideri olduğu gibi geleceğe taşımak
anlamına da gelmez. Ben bazı gider kalemlerinde patronun şu soruyu sormasını
öneriyorum: “Bu şirket bugün sıfırdan kurulmuş olsaydı, bu harcamayı yine
yapar mıydık?” Cevap hayırsa o gideri sorgulayın.
Aynı şeyi insan kaynağı için de yapın. Aynı departmanda aynı
sayıda insanı gelecek yıl da tutmak zorunda değilsiniz. Aynı makineyi almak,
aynı fuara katılmak, aynı danışmana para ödemek zorunda değilsiniz.
(Literatürde bu yaklaşıma sıfır tabanlı bütçeleme deniyor. Her kalemi sıfırdan
gerekçelendirmek zahmetlidir, o yüzden tüm bütçeye değil, en büyük birkaç gider
kalemine uygulayın.)
Bütçeyi kim hazırlamalı?
Bütçe sadece finans müdürünün işi değildir. Finans veya mali
işler departmanı bütçe sürecini koordine edebilir. Rakamları bir araya
getirebilir. Bütçe tablolarını hazırlayabilir.
Fakat bütçenin sahibi bütün yönetim ekibidir. Satış müdürü
satış bütçesinden, üretim müdürü üretim bütçesinden, satın alma müdürü satın
alma bütçesinden, insan kaynakları yöneticisi personel bütçesinden sorumlu
olmalıdır.
Departman yöneticileri bütçe hazırlığına katılmalı, kendi
rakamlarını savunmalı ve sonunda ortaya çıkan bütçeyi sahiplenmelidir. Patronun
odasında hazırlanıp yöneticilere gönderilen bir Excel dosyasına bütçe demek
zordur. Çünkü hazırlamadığı bütçeyi yönetici sahiplenmez.
Bu nedenle bütçe aynı zamanda bir mutabakat sürecidir.
Yukarıdan mı, aşağıdan mı?
İki yöntem de tek başına doğru değildir. Sadece yukarıdan
aşağıya bütçe hazırlanırsa patron “Bu yıl yüzde 30 büyüyeceğiz” der ve
organizasyon bunun altını doldurmaya çalışır. Sadece aşağıdan yukarıya
hazırlanırsa yöneticiler genellikle daha rahat ulaşabilecekleri hedefler
koyarlar.
Doğrusu ikisini buluşturmaktır.
Hissedarlar ve üst yönetim şirketin büyüme, ciro ve kârlılık
beklentisini ortaya koyar. Departman yöneticileri ise bu hedeflerin sahada ne
kadar mümkün olduğunu ve gerçekleştirilmesi için hangi kaynaklara ihtiyaç
duyulduğunu ortaya koyarlar.
Sonra iki taraf masaya oturur. İyi bütçe biraz da bu
pazarlığın sonucudur. Hedefler zorlayıcı olmalıdır ama hayal olmamalıdır.
Ekim-Kasım-Aralık bütçe takvimi
Ben bütçe hazırlıklarının üç aya yayılmasını daha doğru
buluyorum.
Ekim
·
Son iki-üç yılın gerçekleşmeleri analiz edilir.
·
İçinde bulunulan yılın nasıl kapanacağı tahmin
edilir.
·
Ekonomi, sektör ve pazar araştırmaları yapılır.
·
Yeni yılın bütçe varsayımları hazırlanır.
·
Departmanlardan yeni yıl eylem planları ve
ihtiyaçları istenir.
·
Yatırım talepleri toplanır.
Kasım
·
Bulgular hissedarlara ve üst yönetime sunulur.
·
Yeni yılın stratejik öncelikleri belirlenir.
·
Ciro ve kârlılık hedefleri oluşturulur.
·
Departman bütçeleri hazırlanır.
·
Satış, üretim, satın alma, insan kaynakları ve
yatırım planları birbirleriyle uyumlaştırılır.
·
İlk konsolide bütçe ortaya çıkar.
Aralık
·
Bütçe üst yönetim ve hissedarlarla tartışılır.
·
Gerekli revizyonlar yapılır.
·
Nakit akışı ve finansman ihtiyacı son kez
kontrol edilir.
·
Nihai bütçe onaylanır.
·
Departman yöneticilerine hedefleri deklare
edilir.
·
Yönetici KPI'ları ve prim sistemleri mümkün
olduğu ölçüde bütçeyle ilişkilendirilir. “Ancak primi yalnızca bütçeye bağlamak
da tehlikelidir; yönetici hedefi tutturmak için gerekli harcamayı erteleyebilir
veya gelecek yılın satışını bu yıla çekmeye çalışabilir.
Böylece 1 Ocak sabahı şirkette herkes yeni yılda kendisinden
ne beklendiğini bilir.
Bütçenin alt bütçeleri
Şirketin büyüklüğüne ve faaliyet alanına göre değişmekle
birlikte yıllık bütçe genellikle şu alt bütçelerden oluşur: satış bütçesi,
üretim bütçesi, satın alma bütçesi, direkt ilk madde ve malzeme bütçesi, direkt
işçilik bütçesi, genel üretim giderleri bütçesi, satışların maliyeti bütçesi,
pazarlama ve satış giderleri bütçesi, genel yönetim giderleri bütçesi, personel
bütçesi, yatırım bütçesi, finansman bütçesi, vergi bütçesi, stok bütçesi ve
nakit akış bütçesi.
Bu alt bütçeler birbirinden bağımsız hazırlanamaz; satış
bütçesi üretimi, üretim satın almayı, satın alma nakdi, nakit de finansman
ihtiyacını belirler.
Bunların sonunda da şirketin bütçelenmiş gelir tablosu,
bilançosu ve nakit akış tablosu ortaya çıkmalıdır.
Bu üçü birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü şirket kârlı
görünüp nakitsiz kalabilir.
Kâr başka, nakit başka
Bütçe yaparken en fazla ihmal edilen konulardan biri nakit
akışıdır. Bir şirketin gelir tablosunda kâr etmesi kasasında para olduğu
anlamına gelmez.
Bir örnek vereyim. 100 milyon TL satış yaptınız ve
müşterileriniz size 120 günde ödüyor. Bu şu demektir: cironuzun yaklaşık üçte
biri, yani kabaca 33 milyon TL, sürekli olarak müşterilerinizin cebinde durur.
Tedarikçilerinizden aldığınız 30 günlük vade bunun ancak küçük bir kısmını
finanse eder. Geriye kalan 25-30 milyon TL'yi ya özkaynağınızdan ya da bankadan
bulmak zorundasınız.
Ve dikkat edin: büyüdükçe bu ihtiyaç azalmaz, artar. Ciroyu
ikiye katlarsanız bağlanan para da ikiye katlanır. Bu nedenle hızlı büyüyen
şirketlerin bazen en büyük problemi zarar etmek değil, nakitsiz kalmaktır.
Bütçede sadece “Ne kadar kâr edeceğiz?” diye
sormayın. Bir de şunu sorun: “Bu büyümeyi finanse edecek para nereden
gelecek?” Bu sorunun cevabı yoksa bütçe tamamlanmış değildir.
Bütçenin zaman kırılımları
Yıllık bütçeyi sadece yıllık toplam rakamlar halinde
hazırlamak doğru değildir. Bütçe en az aylık bazda hazırlanmalıdır. 12 aylık
satış, maliyet, gider, yatırım ve nakit akış hedefleri bulunmalıdır.
Gerekiyorsa bunlar haftalık planlara kadar indirilebilir.
Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Her kalemi
haftalık kontrol etmek şirketi bürokrasiye boğabilir.
Satış siparişleri, tahsilatlar, nakit, üretim ve kritik
stoklar haftalık izlenebilir. Gelir tablosu, departman giderleri ve bütçe
sapmaları ise çoğu şirkette aylık takip edilebilir.
Yani ölçmek önemlidir ama neyi hangi sıklıkta ölçeceğinizi
bilmek daha önemlidir.
Bütçe toplantıları ve sapma analizi
Yıllık bütçeyi hazırlamakla iş bitmez. Asıl iş ondan sonra
başlar. Her ay bütçe ile gerçekleşmeler karşılaştırılmalıdır.
Bütçe 10 milyon TL satış öngörmüş, gerçekleşme 8 milyon TL
olmuşsa aradaki 2 milyon TL'nin nedenini bilmelisiniz. Satış adedi mi düştü?
Fiyat mı düştü? Ürün karması mı değişti? Bir müşteri siparişini mi erteledi?
Pazar mı küçüldü? Satış ekibi mi performans gösteremedi?
Aynı analiz giderler için de yapılmalıdır. Bütçede 1 milyon
TL olan gider 1,3 milyon TL gerçekleşmişse sadece “300 bin TL fazla
harcamışız” demek analiz değildir.
Neden? Bütçe toplantılarının en önemli sorusu
budur.
Bütçe yönetiminin kalbi sapma analizidir. Farkı hesaplamak
kolaydır; asıl mesele farkın neden oluştuğunu anlamaktır. Her önemli sapma için
en az dört soru sorulmalıdır:
·
Ne kadar saptık?
·
Neden saptık?
·
Sapmanın kaynağı hangi kalem veya hangi süreç?
·
Yıl sonuna kadar ne yapacağız?
Sonuncu soru özellikle önemlidir. Çünkü bütçe toplantısı
geçmiş ayın hesabını sormak için değil, gelecek ayları düzeltmek için yapılır.
İyi bir bütçe toplantısı suçlu aramaz, aksiyon arar.
Her sapma kötü değildir
Gider bütçesinde 10 milyon TL varken 8 milyon TL harcadınız.
İlk bakışta başarılı görünüyorsunuz. Peki gerçekten öyle mi?
Belki yapmanız gereken reklam kampanyasını yapmadınız. Belki
bakım harcamalarını ertelediniz. Belki satışçı almadınız. Belki yeni ürün
projesini durdurdunuz.
2 milyon TL tasarruf ettiniz ama bunun sonucunda gelecek yıl
20 milyon TL satış kaybedeceksiniz. O zaman bu tasarruf mudur?
Bütçe yönetiminde en tehlikeli anlayışlardan biri “Gider
bütçesinin altında kaldık, başarılıyız” düşüncesidir.
Amaç az para harcamak değildir. Amaç doğru yere, doğru
zamanda, doğru miktarda para harcayarak hedeflenen sonucu üretmektir.
Bu yüzden bütçe toplantılarında olumlu sapmaları da
sorgulayın. “Neden harcamadık?” sorusu, “neden fazla harcadık?”
sorusu kadar önemlidir.
Sabit bütçe mi, esnek bütçe mi?
İki temel yaklaşımdan söz edebiliriz.
·
Sabit bütçede yıl başlamadan hazırlanan
bütçe değiştirilmez. Yıl sonunda gerçekleşmeler bütçeyle karşılaştırılır ve
bütçenin ne kadar isabetli olduğu değerlendirilir.
·
Esnek bütçede ise şartlar önemli ölçüde
değiştiğinde yılın geri kalanına ilişkin tahminler güncellenir.
Ben bütçenin kolay kolay değiştirilmemesi gerektiğini
düşünüyorum. Çünkü her kötü gerçekleşmede bütçeyi değiştirirsek ortada hedef
diye bir şey kalmaz. Ben yıllık bütçeyi (gelir-gider hedefini) değiştirmeden, kalan
aylardaki aksiyonları ve aylık dağılımı yeniden planlarım. .
Ama hayat da bizim hazırladığımız Excel dosyasına uymak
zorunda değildir. Kur iki katına çıkmış, önemli bir pazar kapanmış, büyük bir
müşteri kaybedilmiş, hammadde fiyatları olağanüstü yükselmiş veya şirket büyük
bir satın alma yapmışsa yılın başındaki varsayımlarla devam etmek de
anlamsızdır.
İşte bu yüzden bütçe ile tahmini birbirinden ayırmak
gerekir.
Bütçe ile tahmini karıştırmayın
Bütçe yıl başındaki hedefimizdir. Tahmin ise mevcut bilgiler
ışığında yılın nasıl biteceğine dair güncel beklentimizdir.
Örneğin bütçede yıl sonu satış hedefiniz 500 milyon TL
olabilir. Haziran sonunda yaptığınız değerlendirmede artık yılın 450 milyon TL
ile kapanacağını düşünüyorsanız bütçeyi hemen 450 milyon TL'ye indirmek zorunda
değilsiniz.
Bütçe hâlâ 500 milyon TL'dir. Ama güncel tahmininiz 450
milyon TL'dir. Aradaki 50 milyon TL de yönetimin çözmesi gereken problemdir.
Bu yaklaşımın günümüzde kullanılan biçimlerinden biri kayan
tahmin (rolling forecast) yöntemidir. Her ay veya her çeyrek yeni
gerçekleşmeleri sisteme koyar ve önünüzdeki 12 ayı yeniden tahmin edersiniz.
Böylece bir tarafta yıl başında verdiğiniz söz olan bütçe durur, diğer tarafta
şirketin nereye gittiğini gösteren güncel tahmin bulunur.
İkisine de ihtiyacınız vardır.
Bütçe patronun da bütçesidir
Aile şirketlerinde üzerinde özellikle durulması gereken bir
konu daha vardır. Bütçe sadece çalışanları bağlayan bir belge değildir. Patronu
da bağlar.
Şirket bütçesinde olmayan bir otomobil, bina, makine veya
başka bir yatırım patron istedi diye bir anda yapılırsa bütçe disiplini
bozulur.
Elbette yeni fırsatlar çıkabilir. Beklenmedik yatırımlar
gerekebilir. Ama o zaman da kararın bütçe üzerindeki etkisi hesaplanmalı ve
yönetim tarafından kayıt altına alınmalıdır.
Aksi halde yöneticilere “Bütçeye uyun” deyip
patronun bütçe dışı hareket etmesi bütçenin şirketteki ciddiyetini yok eder.
Kurumsallaşma biraz da patronun kendi koyduğu kurallara
kendisinin uymasıdır.
Bütçe yaparken yapılan hatalar
Yıllık bütçe hazırlamak kadar doğru bütçe hazırlamak da
önemlidir. En sık karşılaştığım hatalar şunlardır:
·
Yeterli veri toplamadan aceleyle bütçe
hazırlamak,
·
Geçmiş yıl bütçesinin üzerine enflasyon ekleyip
yeni bütçe zannetmek,
·
Ekonomi, pazar ve sektör araştırması yapmamak,
·
Bütçe varsayımlarını yazmamak,
·
Gerçekçi olmayan satış hedefleri koymak,
·
Satış hedefleriyle üretim kapasitesini
ilişkilendirmemek,
·
Satış hedefleriyle insan kaynağını
ilişkilendirmemek,
·
Yatırım ihtiyacını gözden kaçırmak,
·
Nakit akışını ve işletme sermayesi ihtiyacını
ihmal etmek,
·
Departman yöneticilerini bütçe sürecine
katmamak,
·
Giderleri düşük göstermek uğruna gelir getirecek
faaliyetleri kısmak,
·
Bütçede olan yatırımları sırf tasarruf etmiş
görünmek için yapmamak,
·
Bütçe toplantılarına hazırlıksız gelmek,
·
Sapmaların nedenlerini analiz etmemek,
·
Her olumsuz sapmada bütçeyi revize etmek,
·
Değişen şartlara rağmen tahminleri hiç
güncellememek,
·
Bütçeyi performans yönetimiyle
ilişkilendirmemek.
Ve bence en büyük hata: Bütçeyi hazırlayıp çekmeceye koymak.
Son söz
Bütçe yapmak geleceği bilmek değildir. Geleceği düşünmeye
mecbur kalmaktır.
Şirketin gelecek yıl ne satacağını, ne üreteceğini, ne satın
alacağını, kimi işe alacağını, nereye yatırım yapacağını, ne kadar para
harcayacağını ve bütün bunların sonucunda ne kadar kâr edeceğini bugünden
tartışmasını sağlar.
Bu tartışma bile başlı başına değerlidir. Çünkü bütçe
hazırlanırken şirketin bütün çelişkileri ortaya çıkar. Satış müdürü 1 milyar TL
satış yapmak ister ama üretimin kapasitesi 700 milyon TL'dir. Üretim müdürü
yeni makine ister ama finans müdürü nakdin yetmeyeceğini söyler. Patron yüzde
20 net kâr ister ama mevcut fiyatlarla ve maliyetlerle bunun mümkün olmadığı
görülür.
İşte bütçe bu çelişkileri yıl başlamadan önce masaya
getirir. Bütçesiz şirkette ise aynı sorunlar yıl içinde karşınıza çıkar.
Aradaki fark budur. Birinde sorunları daha ortaya çıkmadan
konuşursunuz. Diğerinde sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözmeye çalışırsınız.
Bu yüzden yıllık bütçeyi bir muhasebe çalışması olarak
görmeyin. Bütçe, patronun kafasındaki şirketi yöneticilerin önündeki hedeflere
dönüştüren belgedir.
Ve iyi yönetilen şirketler geleceklerini tesadüflere
bırakmazlar.
Ek okuma önerilerim:
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2025/03/tablodan-karara.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2025/02/dort-temel-tablo.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2025/01/patron-neden-mali-veriden-uzak-durur.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2024/12/patronlarn-odaklanmas-gereken-mali.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2017/07/pazarlama-butcesi-nasl-belirlenir.html