15 Şubat 2025 Cumartesi

Dört Temel Tablo

“Patronlar ve Mali Veriler” adlı üç yazılık serinin ikincisi

Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.


 

Serinin birinci yazısında patronun mali veriden neden uzak durduğunu konuştuk: günü kurtarma telaşı, muhasebenin “beyannameci” olarak konumlandırılması, genel muhasebenin şirket dışında yapılması, finans işinin hiç yapılmaması ve kayıt dışılık.

 

Şimdi asıl işe geliyoruz. Bu yazıda dört temel tabloyu ele alacağım: mizan, bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tablosu. Ama tanımlarla yetinmeyeceğim. Her tablonun sonunda, patronun tam olarak hangi satıra bakacağını ve o satırın ne anlattığını yazacağım. Çünkü tecrübeme göre patronlar bu tabloların ne olduğunu öğrendikten sonra bile ellerine aldıklarında nereye bakacaklarını bilemiyorlar.

 

Not: ERP'si olmayan, muhasebesi bu raporları üretemeyen veya mikro ölçekli işletmeler için makalenin sonunda 5 basit Excel raporundan oluşan alternatif bir yol haritası var.

 

Örnek A.Ş. ile ilerleyeceğiz

Anlatımı somutlaştırmak için baştan sona tek bir kurgusal şirket kullanacağım: ÖRNEK A.Ş. Yıllık cirosu 120 milyon TL olan, orta ölçekli, Türkiye’de sıkça rastladığım tipte bir firma. Tüm rakamlar milyon TL cinsindendir. Dördüncü tabloya geldiğimizde bu şirketin aslında ne durumda olduğunu birlikte göreceğiz. Göreceğiniz şey ilk bakışta anlaşılan şey olmayacak.

 

Bu tablolar nereden geliyor?

Bir mali işlem gerçekleşir: fatura kesilir, fatura gelir, para tahsil edilir, ödeme yapılır. Bu işlemin ispatı olan belge oluşur (fatura, dekont, makbuz, banka ekstresi). Muhasebeci bu belgeye dayanarak hangi hesabın borçlandığını, hangisinin alacaklandığını belirler ve yevmiye kaydını yapar. Kayıtlar tarih sırasıyla Yevmiye Defteri’ne, oradan hesap bazında Defteri Kebir’e, oradan da özet halinde Mizan’a akar. Mizandaki bakiyelerden de bilanço ve gelir tablosu çıkar.

 

Günümüzde bu zinciri elle yürüten yok; muhasebe programına veya ERP’ye faturayı girdiğiniz anda dört kayıt birden oluşuyor. Ama zinciri bilmeniz gerekiyor, çünkü zincirin ilk halkası bozuksa son halkası da bozuktur. ERP’ye yanlış girilmiş bir fatura, bilançonuza yanlış olarak yansır. “ERP’ye doğru giriş” meselesinin patron açısından önemi tam olarak budur.

 

Not: Bu zincirin teknik detayını bilmek patronun değil, muhasebecinin işidir. Sizin bilmeniz gereken tek şey şudur: Tablolarınızın kalitesi, girişlerinizin kalitesi kadardır.

 

1. MİZAN

Mizan, belirli bir tarihte Defteri Kebir’deki tüm hesapların borç ve alacak toplamlarını ve bakiyelerini gösteren tablodur. Kümülatiftir; yani alındığı tarih ile yılın ilk günü arasındaki tüm mali işlemleri kapsar.

 

Not: Mizan kelimesi dilimize Arapçadan girmiştir ve denge, terazi anlamına gelir.

 

Mizanın klasik amacı, çift kayıt sisteminin gereği olarak borç toplamının alacak toplamına eşit olup olmadığını kontrol etmektir. Bu eşitlik, yevmiyeden kebire aktarmada denge hatası yapılmadığını gösterir. Ama patron açısından mizanın asıl değeri başkadır: Mizan, şirketinizin bütün hesaplarını tek sayfada gördüğünüz yegâne tablodur. Bilanço ve gelir tablosu özettir; mizan detaydır.

 

Kritik uyarı: Mizanın denk olması, kayıtların doğru olduğu anlamına gelmez

 

Bu, patronların en sık düştüğü yanılgıdır. “Mizanım denk, demek ki her şey yolunda” cümlesi yanlıştır. Mizan aritmetiği doğrular, doğruluğu doğrulamaz. Şu dört hata, mizan denk olduğu halde rahatça içinden geçer:

·         Yanlış hesaba kayıt. Bir gider 770’e yazılacakken 760’a yazılmıştır. Toplamlar tutar, ama gelir tablonuzdaki gider dağılımı yanlıştır.

·         Ters kayıt. Borç ve alacak yer değiştirmiştir; tutar aynı olduğu için denge bozulmaz.

·         Hiç yapılmamış kayıt. Unutulan bir fatura mizanda hiç görünmez; olmayan bir şey de dengeyi bozmaz.

·         İki kez yapılmış kayıt. Çift girilen fatura da dengeyi bozmaz; sadece rakamları şişirir.

 

Bu yüzden yıl sonunda, dönem sonu düzeltme ve kapanış kayıtları yapıldıktan sonra hazırlanan Kesin Mizan için detaylı inceleme şarttır. Bilanço ve gelir tablosu bu mizandaki nihai bakiyelerden üretilir.

 

Not (hesap aralıkları): Tekdüzen Hesap Planı’nda 100-299 arası hesaplar aktif, 300-599 arası pasif hesaplardır; bu ikisi bilançoyu oluşturur. 600-799 arası hesaplar gelir tablosunun verilerini oluşturur. 800’lü hesaplar serbest, 900’lü hesaplar nazım hesaplardır.

 

Patron mizanda şu 6 satıra bakar

1.       Geçen aya göre en çok değişen üç hesap. Sebebini sorun. Net cevap gelmiyorsa, orada takip edilmeyen bir iş var demektir.

2.       100 Kasa hesabının bakiyesi. Gerçekten kasanızda o para var mı? Şişkin kasa Türkiye'de en yaygın kayıt sorunudur ve bedeli ağırdır: Vergi idaresi, kasada fiilen bulunmayan parayı ortağın kullandığı kabul eder ve üzerinden adat faizi hesaplar. Bu, hem kurumlar vergisi matrahı hem de KDV doğurur.

3.       131 Ortaklardan Alacaklar. Bakiye varsa şirketten para çekilmiş demektir. Kimin, ne zaman, niçin çektiğini bilin. Banka bu satırı çok dikkatli okur.

4.       Bakiye vermemesi gereken hesaplarda duran bakiyeler. Aylardır kapanmayan bir avans hesabı, arkada unutulmuş bir iş olduğunu gösterir.

5.       Verilen ve alınan avans hesapları (159 / 340). Bu avansların yaşı, tedarik ve tahsilat disiplininizi olduğu gibi ele verir.

6.       Şüpheli alacak hesapları (128 / 129). Karşılık ayrılmış mı? Ayrılmadıysa kârınız olduğundan yüksek görünüyor demektir.

 

Mizanı her ay isteyin. Anlamasanız bile isteyin. Birkaç ay içinde hangi satırın ne manaya geldiğini ve neden değiştiğini kendiliğinizden öğrenirsiniz. Mali okuryazarlık, tabloya alışmakla başlar.

 

Not: şirket kasası sizin şahsi cüzdanınız değildir. Şirketin tüzel kişiliği ile patronun şahsi cebi arasındaki sınır, kurumsallaşmanın ve sürdürülebilirliğin ilk kuralıdır. Şirketinizin sahibi olmanız, kasanızdaki veya banka hesabınızdaki parayı dilediğiniz an şahsi harcamalarınız için çekebileceğiniz anlamına gelmez; çünkü o varlık patronun değil, şirketin tüzel kişiliğinindir. Şirketten kuralsız çekilen her kuruş, mali tablolarda “Ortaklardan Alacaklar (131)” hesabını şişirerek şirketin mali sağlığını bozar, vergi incelemelerinde örtülü kazanç dağıtımı riskine yol açar ve bankalar nezdindeki kredi itibarınızı doğrudan zedeler. Doğru kurgu; patronun şirketten kurala bağlı bir maaş veya kâr dağıtımı (temettü) yöntemiyle para çekmesi, şahsi harcamaları ile şirket operasyonlarını birbirinden tamamen ayırmasıdır.

 

2. BİLANÇO

Bilanço, bir işletmenin belirli bir tarihteki finansal durumunu gösteren tablodur. O tarihte sahip olunan varlıkları ve bu varlıkların hangi kaynaklardan finanse edildiğini gösterir.

 

Not: Bilanço kelimesi dilimize İtalyancadan girmiştir ve o da denge, terazi anlamına gelir. Ancak mizan, muhasebe hesaplarının bakiyelerini içeren tablo iken; bilanço, bu hesaplardan sadece aktif ve pasif olanları içerir. Yani bilanço, mizanın bir bölümüdür.

 

Not: Bilanço bir defter değil, bir tablodur. Yasal defterler yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteridir. Bu ayrım küçük görünür ama bilançoyu “tutulması gereken bir yükümlülük” değil, “okunması gereken bir rapor” olarak görmenizi sağlar.

 

Temel bilanço denklemi şudur: VARLIKLAR = YABANCI KAYNAKLAR + ÖZ KAYNAKLAR

 

Varlıklara “aktifler”, yabancı ve öz kaynakların toplamına “pasifler” denir. Yabancı kaynaklara “borçlar” veya “yükümlülükler”, öz kaynaklara “öz sermaye” de denir. Denklem şunu ifade eder: Şirketin sahip olduğu her şey ya başkalarından (borç) ya da sahiplerinden (öz kaynak) gelen kaynakla elde edilmiştir.

 

Kısaca yapısı:

·         Dönen Varlıklar: Bir yıl içinde nakde dönmesi beklenenler: kasa, bankalar, alıcılar, stoklar, peşin ödenen giderler.

·         Duran Varlıklar: Bir yıldan uzun süre kullanılacaklar: arsa, bina, makine, taşıt, demirbaş, iştirakler.

·         Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar: Bir yıl içinde ödenecek borçlar: satıcılar, kısa vadeli krediler, ödenecek vergi ve SGK primleri.

·         Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar: Bir yıldan uzun vadeli krediler, tahviller, ertelenmiş vergi yükümlülükleri.

·         Öz Kaynaklar: Ödenmiş sermaye, kâr yedekleri, geçmiş yıl kâr/zararları, net dönem kârı.

Bilançonun aktif tarafı “Neye sahibiz?”, pasif tarafı “Sahip olduklarımızı kimden veya nereden finanse ettik?” sorusunu yanıtlar. Gelir tablosunun dibinde oluşan net kâr veya zarar da öz kaynaklar içinde yer alır; iki tablonun birbirine bağlandığı nokta burasıdır.

ÖRNEK A.Ş. Bilanço (31 Aralık, milyon TL)

AKTİF (Varlıklar)

Tutar

PASİF (Kaynaklar)

Tutar

Kasa ve Bankalar

3

Satıcılar (ticari borçlar)

26

Ticari Alacaklar

38

Banka Kredileri (kısa vadeli)

40

Stoklar

30

Ödenecek Vergi ve SGK

6

Ortaklardan Alacaklar

6

 

Diğer Dönen Varlıklar

2

 

Dönen Varlıklar

79

Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

72

Maddi Duran Varlıklar (net)

33

Banka Kredileri (uzun vadeli)

12

Duran Varlıklar

33

Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

12

 

Ödenmiş Sermaye

10

 

Geçmiş Yıllar Kârları

15

 

Net Dönem Kârı

3

 

Öz Kaynaklar

28

TOPLAM AKTİF

112

TOPLAM PASİF

112

 

Patron bilançoda şu 7 satıra bakmalıdır.

1.       Kasa ve bankalar (3). Kaç günlük gideri karşılıyor? Örnek A.Ş.’nin aylık nakit gideri kabaca 9 milyon. Yani kasasında 10 günlük bile nakit yok. Bu tek başına bir alarmdır.

2.       Ticari alacaklar (38) ve stoklar (30). Toplamı 68; toplam aktifin %61’i. Şirketin parası müşterinin cebinde ve depoda duruyor. Asıl bakılacak şey bu iki kalemin trendi: cirodan hızlı büyüyorlarsa nakit sıkışması yoldadır.

3.       Ortaklardan alacaklar (6). Şirketten çekilmiş paradır ve öz kaynağın (28) %21’i kadardır. Bu hesap dolu olduğu sürece hem finansman gideri kısıtlamasıyla karşılaşırsınız hem de banka bunu olumsuz bir sinyal olarak okur.

4.       Toplam finansal borç (40 + 12 = 52). Bundan nakdi (3) düşünce net finansal borç 49 çıkar. Bunu bir sonraki bölümde hesaplayacağımız FAVÖK’e (16) bölün: 3,1 kat. Bankaların rahatsız olmaya başladığı seviye tam olarak burasıdır.

5.       Öz kaynak / toplam pasif (28 / 112 = %25). Şirketin dörtte üçü borçla dönüyor. %30’un altı kırılganlık işaretidir.

6.       Dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar (79 / 72 = 1,10). Kâğıt üzerinde 1’in üstünde. Ama içinden ortaklardan alacakları çıkarın: 73 / 72 = 1,01. Gerçek likidite budur.

7.       Döviz cinsinden varlık ve borçlarınızın farkı. Standart bilanço formatında bu satır yoktur; muhasebenizden ayrıca isteyin. Net açık pozisyonunuz varsa, kur %10 arttığında ne kaybedeceğinizi mutlaka hesaplatın. Türkiye’de batan şirketlerin önemli bir kısmı kâr edemediği için değil, bu satırı hiç görmediği için batmıştır.

 

Bilançoya bakmazsanız ne olur?

·         Borç ödeme gücünüz hakkında fikriniz olmaz. Ne kadar borç kaldırabileceğinizi bilmeden borçlanır, tıkanır, en kötü ihtimalle ödeyemez hale gelirsiniz.

·         Varlıklarınızın (bina, makine, stok) verimli kullanılıp kullanılmadığını, atıl varlık olup olmadığını göremezsiniz.

·         Yatırım, finansman ve stok kararlarını mevcut mali durumu bilmeden alırsınız.

·         Bankaya başvurup az kredi çıkınca şaşırırsınız. Oysa cevap bilançonuzda yazılıydı; siz okumadınız, banka okudu.

 

Kısacası bilanço şirketin mali röntgenidir. Röntgen çektirmeden ağrınızın sebebini bilemezsiniz; ağrı geçtiğinde de iyileştiğinizi sanırsınız.

 

Not: Her ayın bilançosunu not edin ve aylık değişimleri karşılaştırıp nedenlerini anlamaya (inceleme) çalışın. Böylece şirkete yön verecek kararlarınızı “bilanço” perspektifinden geçirme disiplini elde edersiniz. Bu da sizi bilançoyu iyileştirmeye, yani şirketinizi sürdürülebilir büyümeye yönlendirir.

 

3. GELİR TABLOSU

Gelir tablosu, belirli bir hesap dönemi içindeki (örneğin 1 Ocak - 31 Aralık) tüm gelirleri ve giderleri göstererek dönem sonunda net kâr mı net zarar mı edildiğini ortaya koyan tablodur. Amacı, işletmenin dönem içindeki faaliyet performansını ölçmektir.

 

Aradaki farkı şöyle akılda tutun: Bilanço bir fotoğraftır, gelir tablosu bir filmdir. Bilanço “şu an neredeyiz”, gelir tablosu “bu dönem ne yaptık” sorusunu yanıtlar.

 

Tekdüzen Hesap Planı’na göre standart yapısı şöyle akar: Brüt satışlardan indirim ve iadeler düşülür, net satışlara ulaşılır. Satışların maliyeti düşülür, brüt satış kârı çıkar. Faaliyet giderleri (pazarlama-satış-dağıtım, genel yönetim, Ar-Ge) düşülür, faaliyet kârı çıkar. Diğer faaliyetlerden olağan gelir ve giderler ile olağandışı gelir ve giderler eklenip çıkarılır, finansman giderleri düşülür, vergi öncesi dönem kârı bulunur. Vergi karşılığı düşüldüğünde de net dönem kârı ortaya çıkar.

 

ÖRNEK A.Ş. Gelir Tablosu (milyon TL)

Kalem

Tutar

Ciroya oranı

Net Satışlar

     120,0

100,0%

(−) Satışların Maliyeti

-      88,0

73,3%

Brüt Satış Kârı

       32,0

26,7%

(−) Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri

-        8,0

6,7%

(−) Genel Yönetim Giderleri

-      11,0

9,2%

(−) Araştırma ve Geliştirme Giderleri

-        1,0

0,8%

Faaliyet Kârı

       12,0

10,0%

(±) Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir/Gider (net)

          1,0

0,8%

(−) Finansman Giderleri

-        9,0

7,5%

Dönem Kârı (vergi öncesi)

          4,0

3,3%

(−) Vergi Karşılığı

-        1,0

0,8%

Net Dönem Kârı

          3,0

2,5%

FAVÖK (Faaliyet Kârı + 4,0 Amortisman)

       16,0

13,3%

 

Standart tabloda olmayan ama en önemli satır: FAVÖK

 

Tekdüzen gelir tablosunda FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr; İngilizcesi EBITDA) diye bir satır yoktur. Ama bankaların, yatırımcıların ve şirket satın alanların ilk baktığı gösterge budur. Hesabı basittir: FAVÖK = Faaliyet Kârı + Amortisman. Örnek A.Ş. için: 12,0 + 4,0 = 16,0 milyon TL, yani ciro üzerinden %13,3.

 

Neden bu kadar önemli? Çünkü FAVÖK, şirketin işini yaparak ürettiği nakit gücünü gösterir; finansman yapısından ve amortisman politikasından arındırılmıştır. Aynı işi yapan iki şirketten biri kredili, diğeri sermayeli çalışıyorsa net kârları birbirinden çok farklı çıkar; ama FAVÖK’leri karşılaştırılabilir. Bu yüzden şirket değerlemeleri de genellikle FAVÖK’ün katı olarak yapılır.

 

Ve asıl mesele şu: Net Finansal Borç / FAVÖK oranı, bankanın size ne kadar kredi vereceğini belirleyen tek sayıdır. (Net finansal borç bilançodan çıkar.) Örnek A.Ş.’de bu oran 3,1 (49/16). Bu rakam 3’ün üstündeyken yeni kredi bulmak zorlaşır, 4’ün üstünde ciddi ölçüde zorlaşır.

 

Bir de şuna dikkat edin: Örnek A.Ş.’nin gelir tablosunda faaliyet kârı 12 milyon, finansman gideri 9 milyon. Yani şirket kazandığının dörtte üçünü bankaya veriyor. Fabrika çalışıyor, satış ekibi çalışıyor, patron çalışıyor; kâr bankada kalıyor. Türkiye’de en sık gördüğüm tablo budur ve gelir tablosuna bakılmadan asla fark edilmez. Patron sadece “bu yıl 3 milyon kâr ettik” cümlesini duyar ve işlerin fena olmadığını sanır.

 

Patron gelir tablosunda şu 6 satıra bakmalıdır.

1.       Brüt kâr marjı (%26,7). Bu yüzde her şeyin anasıdır. Düşüyorsa ya fiyatınız eriyor, ya maliyetiniz artıyor, ya da ürün kırılımınız bozuluyor. Tutara değil, yüzdeye bakın.

2.       Faaliyet giderleri / ciro (%16,7). Ciro büyürken bu oran sabit kalmalı veya düşmelidir. Ciroyla birlikte büyüyorsa ölçek ekonomisi çalışmıyor demektir.

3.       Faaliyet kâr marjı (%10,0). Şirketin asıl işinden ne kazandığını gösterir. Diğer gelirlerle şişirilmemiş, temiz rakam budur.

4.       FAVÖK ve FAVÖK marjı (16,0 / %13,3). Bankanın, yatırımcının ve şirketinizi satın almak isteyenin baktığı sayı.

5.       Finansman gideri / faaliyet kârı (%75). Bu oran %30’un üstündeyse şirketiniz kendisi için değil, bankası için çalışıyordur.

6.       Net kâr marjı (%2,5). Bu satır en son bakılacak satırdır, ilk değil. Çünkü net kâr; vergi tercihleri, tek seferlik gelirler ve amortisman politikasıyla en çok oynanabilen satırdır.

 

Her rakamın yanında üç şey olmalı

Tek başına bir rakam anlamsızdır. Gelir tablonuzu her ay şu üç karşılaştırmayla birlikte isteyin: geçen ay, geçen yılın aynı ayı ve bütçe (varsa). Ayrıca her kalemin yanında sadece tutar değil yüzde de olsun.

 

Bu ay 10 milyon sattık” cümlesi bilgi değildir. “Bu ay 10 milyon sattık, brüt marj %24’e düştü, geçen yıl aynı ay %27’ydi” cümlesi bilgidir. Aradaki fark, ikincisinin sizi bir soru sormaya mecbur bırakmasıdır.

 

Gelir tablosuna bakmazsanız ne olur?

·         Zararına satış yaptığınızı fark etmezsiniz. Zarar eden bir ürün veya iş kolu, kâr eden kısımları da aşağı çeker.

·         Hangi giderin aşırı arttığını, nerede tasarruf potansiyeli olduğunu göremezsiniz.

·         Büyüme, küçülme, yeni pazara girme gibi stratejik kararları yeterli bilgi olmadan alırsınız.

·         Bütçe yapamazsınız. Gelir tablosu okuma kültürü olmayan bir firmanın bütçeli çalışması hayaldir.

 

Gelir tablosu işletmenin kalp atışıdır. Ama şunu da unutmayın: Kalbin atıyor olması, kanın her yere ulaştığı anlamına gelmez. O, sıradaki tablonun işidir.

 

Not: Bilanço takibi için söylediğim şey gelir tablosu için de geçerli. Her ayın gelir tablosunu muhasebenizden yan yana isteyin. Elbette kümülatifi de (o zamana kadarki toplamı) olsun. Aylık değişimleri karşılaştırıp nedenlerini anlamaya (inceleme) çalışın. Böylece şirkete yön verecek kararlarınızı “gelir tablosu” perspektifinden geçirme disiplini elde edersiniz. Bu da sizi karlılıklarınızı artırmaya, yani şirketinizi sürdürülebilir büyümeye yönlendirir.

 

4. NAKİT AKIŞ TABLOSU

Muhasebe tahakkuk esasına göre çalışır: Gelir kazanıldığında, gider yapıldığında kaydedilir; parasının hareket edip etmediğine bakılmaz. Nakit akış tablosu ise sadece nakdin el değiştirdiği işlemleri dikkate alır. Bu yüzden “kâr ediyorum ama param yok” sorusunun tek gerçek cevabı bu tablodadır.

 

Üç bölümden oluşur:

·         Faaliyetlerden nakit akışı: Ana, gelir getirici faaliyetlerden doğan nakit. En kritik bölüm budur. Genellikle net kârdan başlanır (dolaylı yöntem); nakit çıkışı olmayan giderler (amortisman gibi) geri eklenir, çalışma sermayesindeki değişimler (alacak, stok, ticari borç) düzeltilir.

·         Yatırım faaliyetlerinden nakit akışı: Duran varlık alım ve satımı, uzun vadeli yatırımlar, başkalarına verilen borçlar ve tahsilatları.

·         Finansman faaliyetlerinden nakit akışı: Kredi kullanımı ve geri ödemesi, sermaye artırımı, tahvil ihracı, temettü ödemesi.

 

Üçünün toplamı dönemin net nakit değişimini verir. Dönem başı nakde eklendiğinde dönem sonu nakit bakiyesini vermelidir; bu, tablonun doğruluk kontrolüdür.

 

ÖRNEK A.Ş.  Nakit Akış Tablosu (milyon TL)

Kalem

Tutar

Net Dönem Kârı

            3,0

(+) Amortisman

            4,0

(−) Ticari Alacaklardaki Artış

-           9,0

(−) Stoklardaki Artış

-           7,0

(+) Ticari Borçlardaki Artış

            4,0

Faaliyetlerden Nakit Akışı

-           5,0

Duran Varlık Alımları

-           6,0

Yatırım Faaliyetlerinden Nakit Akışı

-           6,0

Net Kredi Kullanımı

          10,0

Finansman Faaliyetlerinden Nakit Akışı

          10,0

Net NAKİT DEĞİŞİMİ

-           1,0

Dönem Başı Nakit

            4,0

Dönem Sonu Nakit

            3,0

 

Bu tablo bir şirketin nasıl battığını anlatıyor

Dikkatli bakın. Örnek A.Ş. 3 milyon TL kâr açıklamıştır. Ama faaliyetlerinden 5 milyon TL nakit kaybetmiştir.

 

Sebebi tablonun ilk beş satırında yazıyor: Alacakları 9 milyon, stokları 7 milyon artmış. Yani şirket büyümüş, satmış, kâr etmiş; ama kârı müşterinin cebinde ve kendi deposunda kalmış. Üstelik bir de 6 milyonluk yatırım yapmış.

 

Peki açığı nasıl kapatmış? Krediyle: Finansmandan 10 milyon net giriş. Ertesi yıl ne olacak? Aynı büyüme devam ederse alacak ve stok yine artacak, yine kredi çekilecek, finansman gideri de gelir tablosundaki 9 milyondan 12 milyona çıkacak. Faaliyet kârı 12 milyon olduğuna göre şirket, kazandığının tamamını faize verdiği noktaya bir adım uzakta demektir.

 

Bu şirket kâr ederek batıyor. Ve bu ancak nakit akış tablosuna bakılarak görülür. Bilanço tek başına bakıldığında “biraz borçlu ama ayakta” der; gelir tablosu tek başına bakıldığında “kâr ediyor” der. Gerçeği üçü birden söyler.

 

Zaten iflas eden şirketlerin çoğu zarar ettiği için değil, nakit akışı bozulduğu için batmıştır. “Nakitsizlik, borçtan daha tehlikelidir” sözü bu yüzdendir.

 

Geçmişe bakan tablo, geleceğe bakan projeksiyon

Fark ettiyseniz, bankaların ve denetçilerin sizden istediği nakit akış tablosu geçmişi gösteriyor. Onlar geçmişte nakit sıkışıklığı yaşayıp yaşamadığınızı öğrenmek istiyor. Elbette siz de geçmişteki darboğazlarınızı görüp ders çıkarın.

 

Ama sizin asıl ihtiyacınız geleceği gösteren tablodur. Buna nakit akış projeksiyonu denir, haftalık kurulur ve bence bir patronun eline geçebilecek en değerli tek rapordur. Bu raporu kuran bir patron, birinci yazıda anlattığım “gününü ödeme denkleştirmekle geçirme” kısır döngüsünden çıkar.

 

13 haftalık nakit projeksiyonu nasıl kurulur?

1.       Bir tablo açın; sütunlar önümüzdeki 13 hafta olsun. Excel yeter, ERP’niz varsa daha iyi.

2.       Her hafta için beklenen tahsilatları yazın. Vadesi o haftaya düşen alacaklar, tahsil edilecek çekler, peşin satışlar.

3.       Her hafta için yapılacak ödemeleri yazın. Tedarikçi ödemeleri, maaşlar, SGK ve vergiler, kredi taksitleri, kira, elektrik-su-doğalgaz, vadesi gelen çekler.

4.       Haftanın açığını veya fazlasını hesaplayın; dönem başı nakitle birleştirip haftalık kapanış nakdini bulun.

5.       Bir hafta kaydırın. Temkinli olmak için bir haftanın tahsilatını, o haftanın değil sonraki haftanın ödemesine tahsis edin. 25. haftanın tahsilatı, 26. haftanın ödemesini karşılamalıdır. Ayrıca şunu da unutmayın her tahsilat vaat edildiği tarihte gelmez, mutlaka gecikme olur.  10-15 günlük gecikme payını dikkate alarak projeksiyonu hazırlayın.

6.       Her hafta güncelleyin. Bu, bir kez hazırlanıp rafa kalkacak bir rapor değildir; canlı tutulur. Güncellenmeyen projeksiyon, projeksiyon değil temennidir. Biten haftadan dolayı projeksiyonda 12 hafta kalacak. Son haftanın önüne bir hafta daha ekleyin. Yani her hafta önünüzdeki 13 haftayı görmeye çalışın.

 

Sonuç iki türlü çıkar:

·         Tahsilatlarınız ödemelerinizin üzerindeyse olumlu. Fark, sonraki haftanın kaynağına eklenir.

·         Ödemeleriniz tahsilatlarınızın üzerindeyse olumsuz. Bu fark için borç bulmanız, kredi çekmeniz veya ödemeyi erteletmeniz gerekir. Buradaki kritik kelime “önceden”dir.

 

Yapılacak ödemelere hâkim değilseniz, yaptığınız tahsilattan o ödemeye fon ayırmazsınız; ödeme günü geldiğinde de tutuşursunuz. Basiretli bir patron veya becerikli bir finansçı, yapılacak ödemeleri tarihi ve tutarıyla kayda alır ve parayı en geç bir gün öncesinden hazır eder. Yetişmeyeceği anlaşılıyorsa kredi veya borç arayışına haftalar öncesinden girer. Borcunu ödeyemeyen firma tüm paydaşları nezdinde itibar kaybeder; itibar da geri kazanılması en pahalı varlıktır.

 

Nakit akışının asıl kaynağı: tahsilat disiplini

Maalesef Türkiye’de iş dünyası açık hesap (bakiyeli, veresiye ticaret) ve vadeli ödemeyle dönüyor. “Para bu tarafa, mal bu tarafa” yerine önce mal veya hizmet veriliyor, ödeme epey sonra alınıyor. Ödeme günü geldiğinde de müşteri havale yerine çek öneriyor; pek çok iş adamı bunu ehveni şer olarak kabul ediyor. Sonra aynı muameleyi kendi tedarikçisine yansıtıyor. Yani firmalar birbirini finanse ediyor.

 

Bu düzeni tek başınıza değiştiremezsiniz. Ama içinde çok daha disiplinli durabilirsiniz. Alacaklarınıza dair alacağınız önlemler:

·         Her müşterinin bakiyesini ikiye ayırtın: gecikmiş bakiye ve normal bakiye. İkisinin de yaşlandırmasını (0-30 / 31-60 / 61-90 / 90+ gün) ayrı ayrı çıkartın. Gecikmiş bakiyelerin size yüklediği finansal maliyeti de raporlatın; o maliyeti görmeden takibin ciddiyeti anlaşılmıyor.

·         Haftada bir “Alacaklar Toplantısı” yapın. Bu toplantı muhasebe/finans sorumlunuz ile satış ekibiniz arasında olur. Her müşterinin gecikmiş ve normal bakiyesi konuşulur, o hafta beklenen tahsilat isim isim taahhüt edilir.

·         Gecikmiş bakiyesi olan firmalara yazılı talep gitsin. Talep edilen tutar ve vade açıkça yazılsın; mailin kopyası ilgili müşteri temsilcisine de (ve/veya sorumlu saha satıcısına da) gönderilsin. Sözlü takip iz bırakmaz, yazılı takip bırakır.

·         Sözleşmenize vade farkı ve kur farkı maddesi koyun. Bunu sözleşmesine koyan firmalar ödemelerini tıkır tıkır alır. Alamadığında da vade veya kur farkı faturasını yansıtarak finansal kaybını amorti eder.

 

Bir uyarı: “Alacaklarınız cironuzun şu kadarını geçmesin” tarzında tek bir sihirli yüzde yoktur; bu oran sektöre ve vade politikanıza göre uçar. Perakendede çok düşük, projeye dayalı sanayide çok yüksek olması normaldir. Doğru ölçü, alacaklarınızın kaç güne karşılık geldiğidir ve bunu üçüncü yazıda hesaplayacağız.

 

Patron nakit akış tablosunda şu 5 satıra bakmalıdır.

1.       Faaliyetlerden nakit akışı. Pozitif mi, negatif mi? Negatifse şirket işini yaparak nakit yakıyor demektir ve bu sürdürülebilir değildir.

2.       Faaliyetlerden nakit ile net kâr arasındaki fark. Fark büyükse, arada bir yerde (alacakta veya stokta) para sıkışmış demektir. Örnek A.Ş.’de bu fark 8 milyon.

3.       Alacak ve stok değişimi satırları. Nakdin en sık kaybolduğu iki yer burasıdır.

4.       Finansman satırı. Şirket açığını sürekli krediyle kapatıyorsa bu bir çözüm değil, ertelemedir. Ertelenen her açık, bir sonraki yıl faiziyle geri gelir.

5.       Dönem sonu nakit bakiyesi. Kaç haftalık ödemeyi karşılıyor? Bu soruya saniyeler içinde cevap verebilmelisiniz.

 

Enflasyon muhasebesi: tabloları okuma biçiminiz değişti

Buraya kadar anlattığım her şey geçerli; ama bir şey eklemem gerekiyor. Türkiye’de enflasyon düzeltmesi uygulanmaya başladıktan sonra bilanço ve gelir tablosunun okunma biçimi değişti. Patronların büyük kısmı bunu henüz fark etmedi; fark edenlerin de çoğu “mali müşavirin işi” deyip geçti. Oysa doğrudan sizin işiniz. Kısaca ne oluyor:

·         Parasal olmayan kalemler (stoklar, maddi duran varlıklar, öz kaynaklar) düzeltiliyor; yani değerleri güncelleniyor.

·         Gelir tablosuna daha önce olmayan bir satır giriyor: net parasal pozisyon kazancı veya kaybı. Nakit ve alacak gibi parasal varlık tutanlar enflasyonda kaybeder, parasal borç taşıyanlar kazanır; bu satır o etkiyi gösterir.

·         Stok maliyeti ve amortisman düzeltilince büyür; dolayısıyla brüt marjınız ve faaliyet kârınız, düzeltme öncesine göre farklı çıkar.

 

Patron açısından pratik sonuçları şunlardır:

1.       Düzeltme öncesi ve sonrası tabloları yan yana isteyin. İkisi arasındaki fark, “kâğıt üstü kâr” ile gerçek performans arasındaki farktır.

2.       Yıllar arası karşılaştırmayı düzeltilmiş rakamlarla yapın. Aksi halde enflasyonu büyüme sanırsınız. Son yıllarda en sık yapılan hata budur: Cirosu %60 artan patron büyüdüğünü sanıyor, oysa reel olarak küçülmüş olabilir.

3.       Parasal pozisyon kazancınız yüksek çıktıysa rahatlamayın. Bu kazanç çoğu zaman çok borçlu olduğunuz anlamına gelir ve size bir kuruş nakit getirmez.

4.       Vergi matrahınızın nasıl etkilendiğini mali müşavirinize sorun. Düzeltme bazı şirketlerde vergiyi artırır, bazılarında azaltır; hangisi olduğunu bilmek sizin hakkınız.

 

Bu tabloları kimler ister?

Siz talep etmeseniz de, siz bakmasanız da, başkaları bakacaktır:

·         Bankalar. Bilanço, gelir tablosu, mizan ve nakit akış tablosunu birlikte isterler. Banka, ne kadar kâr ettiğinizden çok borcunuzu güvenilir biçimde ve zamanında ödeyip ödeyemeyeceğinize bakar. Bu yüzden nakit akışı, borçluluk seviyesi, faiz ve anapara ödeme kapasitesi ve likidite oranları öncelikleridir; özellikle de Net Finansal Borç / FAVÖK oranı. Ayrıca tek dönemin rakamından çok trendlere, oranlara ve sektör içi karşılaştırmalara bakarlar.

·         Holding denetçisi. Bir holdingin iştiraki veya bağlı şirketiyseniz, aynı dört tabloyu isteyip gerçekle örtüşüp örtüşmediğini denetler ve holdinge raporlar.

·         Yatırımcı adayı ve onun mali müşaviri. Aynı tablolar. Üstelik şirketinize bu tablolar üzerinden değer biçilir.

·         SPK ve KAP. Borsaya açık bir şirketseniz finansal tablolarınızı belirli dönemlerde KAP üzerinden kamuya açıklamak zorundasınız. Analistler ve yatırımcılar hissenizin değerini bu tablolardan okur.

·         Franchise veren firma, büyük tedarikçileriniz, sigorta ve faktoring şirketleri. Onlar da size limit tanımlarken bilançonuza bakar.

·         Vergi dairesi. Bilanço ve gelir tablosu geçici vergi beyannamesiyle bildirilir. Not: 2022’den itibaren dördüncü dönem geçici vergi beyannamesi kaldırılmıştır; artık yılda üç dönem beyan edilir. Yıl sonunda kurumlar vergisi beyannamesiyle nihai vergi belirlenir ve yıl içinde ödenen geçici vergiler bundan düşülür.

 

Şunu özellikle söyleyeyim: Bu beyannameleri genellikle mali müşavirler hazırlar ve firmalara sadece ödeme dekontunu gönderir. Beyannamenin kendisini isteyin. İçinde şirketinizin o dönemki bilançosu ve gelir tablosu vardır. Bu, size hiçbir ek maliyet çıkarmadan ulaşabileceğiniz en hazır mali veridir ve pek çok patron yıllardır bu veriye sahip olduğunu bilmeden yaşıyor.

 

Aylık rapor takviminiz

Bu yazıda anlattıklarımı bir takvime bağlamazsanız uygulanmaz. Önerdiğim düzen:

Sıklık

Talep edeceğiniz rapor

Günlük

Nakit pozisyonu; o gün yapılan tahsilat ve ödemeler

Haftalık

13 haftalık nakit projeksiyonu, alacak yaşlandırma, Alacaklar Toplantısı notları

Aylık

Mizan, gelir tablosu, bilanço, stok raporu; geçen ay ve geçen yıl karşılaştırmalarıyla

Çeyreklik

Geçici vergi beyannamesi (yılda üç kez), oran analizi, döviz pozisyonu, çalışma sermayesi

Yıllık

Kesin mizan, denetlenmiş tablolar, enflasyon düzeltmesinin etkisi, gelecek yıl bütçesi

 

Bu takvimi muhasebecinize verin ve “her ayın 10’una kadar bunlar masamda olsun” deyin. Şunu unutmayın: Ayın 10’unda gelen yeterince iyi bir rapor, ayın 25’inde gelen mükemmel rapordan daha değerlidir. Çünkü karar verilecek zaman ayın başıdır; ayın sonunda gelen rapor artık rapor değil, tarihtir.

 

Bakkal Hesabı: ERP’si Olmayana Gerçekçi Yol Haritası

Muhasebeciniz yukarıdaki raporları veremiyorsa, düzgün bir kayıt sisteminiz (ERP programınız) yoksa, gayri resmî hareketlerinizden dolayı muhasebe yazılımınız gerçekçi tablolar oluşturamıyorsa ya da mikro bir işletme olduğunuz için bu karmaşık tabloları okumakta zorlanıyorsanız pes etmeyin.

 

Aşağıdaki 5 temel Excel raporunu muhasebecinizden (veya para işlerine bakan çalışanınızdan) ısrarla talep edin ve takibini yapın. Bu basit ama etkili tablolar, şirketinizin mali durumuna hâkim olmanızı sağlayacak ve duvara toslamanızı önleyecektir.

 

1. Günlük Para Hareketleri Tablosu (Kasa ve Banka Defteri)

Her gün hazırlanmasını ve gün sonunda masanıza gelmesini isteyin. Bu tabloyu Excel'de siz kurgulayın: Her güne bir sekme (örneğin “02.01”) açın ve o günkü tüm para trafiğini işleyin.

·         Giren Para: Nereden ve hangi yolla geldi? (Sadece müşteriden gelmez; ortaktan, alınan borçtan veya krediden de gelebilir.)

·         Çıkan Para: Nereye ve hangi yolla gitti? (Sadece tedarikçiye gitmez; ortağa, borç ödemesine veya resmi giderlere de gidebilir.)

·         Devir ve Bakiye: Gün sonunda kasadaki, bankalardaki (her banka ayrı) ve emanetteki parayı ayrı ayrı not edin. Dövizinizi ve değerli madenlerinizi de ekleyin. Gün sonu bakiyesi, ertesi günün başlangıç devridir.

·         Uyarı: Muhasebecinize veya finansçınıza sonsuz güvenseniz bile bu raporu ihmal etmeyin. Takip edilmeyen para trafiğinde hataları, kayıpları ve hatta suistimalleri asla fark edemezsiniz.

 

2. Giderler Listesi

Para hareketlerini tutan kişi, şirketin tüm giderlerini (satılan malın maliyeti, faaliyet giderleri ve faaliyet dışı giderler) alt alta işleyerek her hafta sonu size sunmalıdır.

·         Aylık Kayıt: Her ay için yeni bir sekme açın. Her gideri; tarihi, anlaşılır açıklaması, miktarı ve belirleyeceğiniz “Gider Sınıf Numarası” ile yan yana hücrelere yazın. Giderler alta alta olmalıdır. Açıklamalar kime ne için ödeme yapıldığını, havale mi, elden mi yapıldığı belirtilmelidir.

·         Gider Kıyaslaması Sekmesi: Kendi gider sınıflarınızı oluşturun (Örn: 1-Kira, 2-Lojistik, 3-Pazarlama). 12 ayı yan yana koyarak giderleri sınıf numarasına göre toplatın. Böylece hangi gider kaleminin ay ay nasıl bir trend izlediğini görür; aşırı artışları anında inceleyip müdahale edebilirsiniz.

 

3. Haftalık Satış ve Alacak Listesi (Müşteri Analizi)

Müşterilerinize yapılan aylık satış toplamlarını, tahsilatları ve kalan bakiyeleri gösteren rapordur. Haftalık güncellenmeli ve cirosal büyüklük sırasıyla patrona sunulmalıdır.

·         Tabloda her müşterinin açık hesap (kredi) limiti ve tanınan vade süresi yer almalıdır.

·         Mümkünse tahsilatların yaşlandırmasına (kaç günde kapandığını) ve bakiyelerin yaşlandırmasına (kaç gündür kapanmadığını) yer verin.

·         Mümkünse müşteriye yapılan satışın maliyetini de ekleyin ve elde edilen brüt karı/karlılığı da görün.  

·         Bu rapor sayesinde sadece en çok satan müşteriyi değil, size gerçekten brüt kâr getiren ve ödemesini disiplinli yapan katma değerli müşteriyi bir çırpıda ayırt edersiniz.

 

4. Nakit Akış Projeksiyonu

Önümüzdeki 13 hafta boyunca yapılması gereken tahsilatları ve ödemeleri hafta hafta gösteren canlı rapordur.

·         Gelecekteki nakit darboğazlarını haftalar öncesinden görüp önlem almanızı sağlar.

·         Güncellenmeyen projeksiyon temenniden ibarettir; her hafta geride kalan haftayı çıkarıp önüne yeni bir hafta ekleyerek 13 haftalık ufkunuzu daima açık tutun.

 

5. Stok Raporu

Her ay sonunda deponuzun röntgenini çekin. Hangi üründen (SKU) ne kadar var? Alış fiyatı (son alınan değil, “güncel yerine koyma maliyeti”), toplam alış değeri ve liste satış fiyatından ciro potansiyeli nedir?

·         Adetsel Doğrulama: Dönem başı stok adedine giren malları ekleyip satılanları düşün. Çıkan teorik stok ile ay sonu fiziki sayımı karşılaştırın.

·         Türkiye’de firmaların %90’ında stok kayıtları ile fiziki depo mevcudu birbirini tutmaz. Aradaki fark gayri-resmî işlemlerden, depocunun ihmalinden veya hırsızlıktan kaynaklanır. Saymazsanız nedenini asla bilemezsiniz.

 

Bu basit 5 raporu çalışanlarınızdan ısrarla talep eder, disiplinle incelerseniz şirketinizin mali direksiyonuna gerçekten geçersiniz. Aksi takdirde işlerin kötüye gittiğini ancak 2 yıl sonra duvara tosladığınızda anlarsınız.

 

Özetle

·         Mizan bir kontrol aracıdır. Denk olması, doğru olduğu anlamına gelmez.

·         Bilanço şirketin mali röntgenidir. Anlık durumu ve borç taşıma gücünü gösterir.

·         Gelir tablosu kalp atışıdır. Dönemin performansını ve asıl önemlisi marjları gösterir.

·         Nakit akış tablosu dolaşım sistemidir. Kârın ne kadarının gerçekten cebe girdiğini gösterir.

 

Örnek A.Ş.’yi hatırlayın: Üç tabloya ayrı ayrı bakan üç kişi, üç farklı sonuca varırdı. Üçüne birden bakan kişi ise gerçeği görürdü. Mali tablolar tek tek okunmaz; birlikte okunur.

 

Serinin üçüncü ve son yazısında tam olarak bunu yapacağız: Bu tablolardan hangi oranların çıkarılacağını, hangi KPI’ların takip edileceğini, bütçenin nasıl kurulacağını ve bütçe-gerçekleşen (varyans) analizinin nasıl okunacağını ele alacağım. Yani tablodan karara geçeceğiz.

 

Not: Tüm bunlar ve daha fazlası “PATRONLARIN ODAKLANMASI GEREKEN MALİ KONULAR” başlıklı eğitimimde mevcuttur. Eğitim Başvurusu: bilgi@referansnoktasi.com

 

Konuyla alakalı diğer makalelerim:

·         https://muratsaylan.blogspot.com/2025/01/patron-neden-mali-veriden-uzak-durur.html

·         https://muratsaylan.blogspot.com/2024/12/patronlarn-odaklanmas-gereken-mali.html

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder