“Patronlar ve Mali Veriler” adlı üç yazılık serinin üçüncüsü ve sonuncusu
Birinci yazıda patronun mali veriden neden uzak durduğunu
konuştuk. İkinci yazıda dört temel tabloyu ve patronun hangi satırlara bakması
gerektiğini ele aldık. Şimdi son adıma geliyoruz: Tabloya baktınız, peki ne
yapacaksınız?
Bu üçüncü yazıda KPI’lardan bahsedeceğiz. Yani
bilanço ve gelir tablosundaki ham rakamları, karar verebileceğiniz göstergelere
çevireceğiz. Sonra bu göstergeleri bir hedefe bağlayacağız, buna bütçe
deniyor. En sonunda da hedefle gerçekleşen arasındaki farkı okumayı öğreneceğiz,
buna da varyans analizi deniyor.
Not: KPI, mali tablonun kendisi değildir. Tablo
hammaddedir; KPI o hammaddeden türetilen, hedefi olan, tek sayıya inen
göstergedir. Bilanço bir KPI değildir; cari oran bir KPI'dır. Gelir tablosu bir
KPI değildir; brüt kâr marjı bir KPI'dır. Bu yazıda yapacağımız iş, hammaddeyi
mamule çevirmek olacaktır.
Yine ÖRNEK A.Ş. ile ilerleyeceğiz. İkinci yazıdaki tabloları
buraya da koyuyorum
ÖRNEK A.Ş. Bilanço
(31 Aralık, milyon TL)
|
AKTİF (Varlıklar) |
Tutar |
PASİF (Kaynaklar) |
Tutar |
|
Kasa ve
Bankalar |
3 |
Satıcılar
(ticari borçlar) |
26 |
|
Ticari
Alacaklar |
38 |
Banka
Kredileri (kısa vadeli) |
40 |
|
Stoklar |
30 |
Ödenecek
Vergi ve SGK |
6 |
|
Ortaklardan
Alacaklar |
6 |
|
|
|
Diğer Dönen
Varlıklar |
2 |
|
|
|
Dönen
Varlıklar |
79 |
Kısa Vadeli
Yabancı Kaynaklar |
72 |
|
Maddi Duran
Varlıklar (net) |
33 |
Banka
Kredileri (uzun vadeli) |
12 |
|
Duran
Varlıklar |
33 |
Uzun Vadeli
Yabancı Kaynaklar |
12 |
|
|
Ödenmiş
Sermaye |
10 |
|
|
|
Geçmiş
Yıllar Kârları |
15 |
|
|
|
Net Dönem
Kârı |
3 |
|
|
|
Öz Kaynaklar |
28 |
|
|
TOPLAM AKTİF |
112 |
TOPLAM PASİF |
112 |
ÖRNEK A.Ş. Gelir
Tablosu (milyon TL)
|
Kalem |
Tutar |
Ciroya oranı |
|
Net Satışlar |
120,0 |
100,0% |
|
(−)
Satışların Maliyeti |
- 88,0 |
73,3% |
|
Brüt Satış
Kârı |
32,0 |
26,7% |
|
(−)
Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri |
- 8,0 |
6,7% |
|
(−) Genel
Yönetim Giderleri |
- 11,0 |
9,2% |
|
(−)
Araştırma ve Geliştirme Giderleri |
- 1,0 |
0,8% |
|
Faaliyet
Kârı |
12,0 |
10,0% |
|
(±) Diğer
Faaliyetlerden Olağan Gelir/Gider (net) |
1,0 |
0,8% |
|
(−)
Finansman Giderleri |
- 9,0 |
7,5% |
|
Dönem Kârı
(vergi öncesi) |
4,0 |
3,3% |
|
(−) Vergi
Karşılığı |
- 1,0 |
0,8% |
|
Net Dönem
Kârı |
3,0 |
2,5% |
|
FAVÖK
(Faaliyet Kârı + 4,0 Amortisman) |
16,0 |
13,3% |
Bu 2 tabloya dair temel rakamlar: 120 milyon ciro, 32
milyon brüt kâr, 12 milyon faaliyet kârı, 16 milyon FAVÖK, 3 milyon net kâr;
112 milyon aktif, 28 milyon öz kaynak, 52 milyon finansal borç.
Bir oranı okumanın üç kuralı
Oran hesaplamak kolaydır; oranı okumak zordur.
Hesapladığınız her oranı üç şeyle kıyaslamadan yorum yapmayın:
1.
Kendi geçmişinizle. En az 12, tercihen 24
aylık seri. Tek bir dönemin oranı hiçbir şey söylemez; trend söyler. Cari
oranınız 1,10 ise bu tek başına iyi ya da kötü değildir; geçen yıl 1,60 idiyse
çok kötüdür, 0,80 idiyse iyi haberdir.
2.
Sektörünüzle. Perakendecinin stok devir
hızıyla makine imalatçısınınki karşılaştırılamaz. Sektör verisini TOBB, sektör
dernekleri, bankanızın istihbarat birimi veya bağımsız denetim firmalarından
temin edebilirsiniz.
3.
Hedefinizle. Bütçenizde bu oran için bir
hedef yoksa, sapma diye bir şey de yoktur. Hedefsiz ölçüm, sadece merak
gidermektir.
Bu yazıda vereceğim referans aralıkları genel kabul görmüş
bantlardır; sektörünüze göre değişir. Bunları mutlak doğru değil, başlangıç
noktası olarak alın.
1. Likidite oranları: Kısa vadede ayakta kalabilir
misiniz?
Bu grup tek bir soruyu sorar: Önümüzdeki bir yıl içinde
ödemem gereken borçları, bir yıl içinde nakde çevirebileceğim varlıklarımla
karşılayabilir miyim? Bu soru mantıklıdır çünkü ister iş adamı olsun, ister
sokaktaki adam, herkes borçlarından rahatsızdır ve nasıl ödeyeceğini veya ödeme
kapasitesini düşünür. Aşağıdaki hesaplamalar patrona bu sorunun cevabını verir.
•
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli
Yabancı Kaynaklar. Örnek A.Ş.: 79 / 72 = 1,10. Genel kabul gören sağlıklı bant
1,50 – 2,00’dir. 1’in altı, kısa vadeli borcunuzu dönen varlıklarınızla
karşılayamıyorsunuz demektir.
•
Asit-Test (Likidite) Oranı = (Dönen
Varlıklar − Stoklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar. Örnek A.Ş.: (79 − 30) /
72 = 0,68. Bu oran stokları dışarıda bırakır, çünkü stok en yavaş nakde dönen
dönen varlıktır ve bazen hiç dönmez. Sağlıklı kabul edilen seviye 1,00’in
üstüdür.
•
Nakit Oranı = (Kasa + Bankalar) / Kısa
Vadeli Yabancı Kaynaklar. Örnek A.Ş.: 3 / 72 = 0,04. Yani şirket, kısa vadeli
borcunun sadece %4’ünü bugün nakden ödeyebilir.
Ama asıl uyarıyı şimdi yapıyorum. Örnek A.Ş.’nin dönen
varlıkları içinde 6 milyon ortaklardan alacak var ve bu para pratikte tahsil
edilmeyecek. Onu çıkarın: 73 / 72 = 1,01. Gerçek cari oran budur.
Bir oranı hesaplamadan önce içindekilere bakın. Tahsil
edilemeyecek alacak, satılamayacak ölü stok ve ortaklardan alacaklar, oranı
olduğundan iyi gösterir. Muhasebecinizden “düzeltilmiş” versiyonu isteyin.
2. Mali yapı oranları: Şirket kimin parasıyla dönüyor?
•
Öz Kaynak / Toplam Kaynak. Örnek A.Ş.: 28
/ 112 = %25. Şirketin dörtte üçü borçla dönüyor. %30’un altı kırılganlık
işaretidir; sarsıntıya tahammülünüz azdır.
•
Borç / Öz Kaynak (Kaldıraç). Örnek A.Ş.:
84 / 28 = 3,0. Her 1 TL öz sermayeye karşılık 3 TL borç. 2,0’ın altı rahat,
3,0’ın üstü riskli kabul edilir.
•
Net Finansal Borç / FAVÖK. Örnek A.Ş.:
(52 − 3) / 16 = 3,1. İkinci yazıda söylemiştim: Bankanın size ne kadar kredi
vereceğini belirleyen tek sayı budur. 3’ün üstünde yeni kredi bulmak zorlaşır,
4’ün üstünde ciddi ölçüde zorlaşır.
•
Faiz Karşılama Oranı = FAVÖK / Finansman
Gideri. Örnek A.Ş.: 16 / 9 = 1,8. Sağlıklı seviye 3,0’ın üstüdür. 1,5’in altı,
faizinizi ödemekte zorlanacağınız anlamına gelir. Örnek A.Ş. bu sınıra
tehlikeli biçimde yakın.
•
Kısa Vadeli Borç / Toplam Yabancı Kaynak.
Örnek A.Ş.: 72 / 84 = %86. Yani borcun neredeyse tamamı bir yıl içinde
ödenecek. Bu, borcun büyüklüğünden daha tehlikelidir. Aynı 84 milyonluk borcun
yarısı uzun vadeli olsaydı şirket çok daha rahat nefes alırdı. Borcunuzun
tutarı kadar vadesi de önemlidir ve vade yapısını iyileştirmek çoğu zaman borcu
azaltmaktan daha kolaydır. Bankanızla konuşulacak ilk konu budur.
Not: Yabancı kaynağı öz kaynağını aşan şirketler
finansman gideri kısıtlamasına tabidir; aşan kısma isabet eden finansman
giderlerinin %10'u kanunen kabul edilmeyen gider yazılır. Örnek A.Ş. bu
durumdadır. Yani sadece çok faiz ödemiyor, ödediği faizin bir kısmını gider
bile yazamıyor.
3. Faaliyet oranları ve serinin en önemli sayısı
Bu grup, şirketin varlıklarını ne kadar hızlı paraya
çevirdiğini ölçer. İkinci yazıda “alacaklarınız cironuzun %8’ini geçmesin” gibi
sihirli yüzdelere itibar etmeyin demiştim; doğru ölçünün gün olduğunu
söylemiştim. Şimdi hesaplıyoruz.
ÖRNEK A.Ş. Nakit Dönüşüm Süresi
|
Gösterge |
Sonuç |
Hesaplama |
|
Alacak
Tahsil Süresi (DSO) |
116 gün |
38 / 120 ×
365 |
|
Stok Tutma
Süresi (DIO) |
124 gün |
30 / 88 ×
365 |
|
(−) Borç
Ödeme Süresi (DPO) |
108 gün |
26 / 88 ×
365 |
|
Nakit
Dönüşüm Süresi |
132 gün |
116 + 124 −
108 |
Nakit dönüşüm süresi şunu söyler: Örnek A.Ş. mal için parayı
ödedikten sonra, o malın satışından parayı tahsil edene kadar 132 gün
geçiyor. Bu 132 gün boyunca şirketin parası dışarıda. Peki bu boşluğu ne
finanse ediyor? Banka kredisi. Gelir tablosundaki 9 milyonluk finansman
giderinin sebebi tam olarak budur.
Somutlaştıralım. Alacak + Stok − Satıcı = 38 + 30 − 26 = 42
milyon TL. Bu, şirketin işini yürütebilmek için sürekli bağlı tuttuğu paradır;
buna çalışma sermayesi ihtiyacı denir.
Ve şimdi patronu en çok ilgilendiren kısım
Diyelim ki tahsilat sürenizi 116 günden 96 güne indirdiniz.
Sadece 20 gün. Bunun nakit karşılığı: 20 × (120 / 365) = 6,6 milyon TL. Yani
hiçbir şey satmadan, hiçbir gider kısmadan kasanıza 6,6 milyon girer.
Bu parayla ne yaparsınız? Krediyi kapatırsınız. Net finansal
borç 49’dan 42,4’e iner; finansman gideriniz yaklaşık 1,2 milyon azalır. Vergi
öncesi kârınız 4,0’dan 5,2’ye çıkar, yani %30 artar.
Tek bir kuruş fazla satmadan, tek bir çalışan çıkarmadan,
kârınızı %30 artırdınız. Türkiye’de patronların büyük çoğunluğu kârı
artırmak için ciro peşinde koşar. Oysa çoğu şirkette en hızlı, en ucuz ve en
kesin kâr artışı burada, tahsilat ve stok disiplinindedir. Üstelik ciro
artırmak rakip, pazar ve müşteriye bağlıdır; nakit dönüşüm süresini kısaltmak
ise tamamen sizin elinizdedir.
Aynı mantık ters yönde de çalışır ve asıl tehlike buradadır:
Büyümek nakit ister. Örnek A.Ş.’nin cirosu %20 artarsa, çalışma
sermayesi ihtiyacı da yaklaşık %20 artar; yani 42 milyon 50 milyona çıkar.
Aradaki 8 milyonu nereden bulacaksınız? Kârdan bulamazsınız, çünkü kârınız 3
milyon. Demek ki yine krediyle. İkinci yazıda “kâr ederek batmak” dediğim şeyin
matematiği tam olarak budur.
Nakit dönüşüm süresini kısaltmanın yolları
•
Vadeyi değil, tahsilat disiplinini konuşun.
Çoğu şirkette sorun sözleşmedeki vade değil, o vadeye uyulmamasıdır. Sözleşme
vadeniz 60 gün, DSO’nuz 116 gün ise sizin bir vade sorununuz değil, bir takip
sorununuz vardır.
•
Ölü stoku ayıklayın. 6 aydır hareket
görmemiş stok, stok değil bağlanmış nakittir. Zararına da olsa satmak, depoda
tutmaktan çoğu zaman kârlıdır.
•
Sipariş bazlı çalışmayı artırın. Depoya
üretmek yerine siparişe üretmek, stok gününü doğrudan düşürür.
•
Peşin satışı ödüllendirin. Peşin
iskontosunun size maliyetini, kredi faizinizle karşılaştırın. Çoğu zaman
iskonto vermek krediden ucuzdur.
•
Avans alın. Özellikle özel üretim ve
proje işlerinde avans, en ucuz finansman kaynağıdır.
•
Tedarikçi vadenizi uzatın. DPO’yu uzatmak
nakit dönüşüm süresini birebir kısaltır. Ama bunu ödemeyi geciktirerek değil,
sözleşmeyle yapın; birincisi itibarınızı, ikincisi nakdinizi büyütür.
Not: Tedarikçiyi ezerek nakit yaratılmaz. Yüksek
enflasyonist ortamlarda patronların en sık düştüğü illüzyon şudur: “Tedarikçiye
ödemeyi ne kadar geciktirirsem, paranın değeri o kadar düşer; dolayısıyla
şirketi bedavaya finanse etmiş olurum.” Kâğıt üzerinde doğru görünen bu
mantık, sahada felaketle sonuçlanır. Tedarikçinizin vadesini sözleşmesiz ve
zoraki uzattığınızda üç şey olur:
1.
Tedarikçi size keseceği bir sonraki faturanın
içine o vade riskini ve enflasyon farkını zaten gizlice ekler; yani malı
daha pahalıya alırsınız.
2.
Piyasada mal veya hammadde darlığı yaşandığında,
tedarikçi malı ödemesini disiplinli yapan rakibinize gönderir; siz üretim
yapamaz veya satacak ürün bulamazsınız.
3.
Piyasaya “ödemede zorlanıyor” sinyali
verirsiniz ki bu da ticari itibarınızı zedeler.
Tedarikçi vadesini (DPO) uzatarak nakit yaratmak basiretli
bir yöntemdir, ancak bu durum kuralına uygun ve sözleşmeyle yapıldığı sürece
geçerlidir. Tedarikçiyi sıkıştırarak sağlanan geçici nakit rahatlığı, yarın mal
tedarik edemediğinizde veya pahalı mal aldığınızda katbekat fazlasıyla
cebinizden çıkar.
4. Kârlılık oranları ve rahatsız edici bir gerçek
Marjları (karlılıkları) ikinci yazıda gelir tablosu
üzerinden konuşmuştuk: brüt marj %26,7, faaliyet marjı %10,0, FAVÖK marjı
%13,3, net marj %2,5. Şimdi bunlara iki oran ekliyoruz:
•
Aktif Kârlılığı (ROA) = Net Kâr / Toplam
Aktif. Örnek A.Ş.: 3 / 112 = %2,7. Şirket, sahip olduğu 112 milyonluk varlıkla
yılda 3 milyon üretiyor.
•
Öz Kaynak Kârlılığı (ROE) = Net Kâr / Öz
Kaynaklar. Örnek A.Ş.: 3 / 28 = %10,7.
Şimdi rahatsız edici soruyu soralım: Bu şirkete
koyduğunuz 28 milyon TL, size yılda %10,7 kazandırıyor. Aynı parayı hiçbir risk
almadan, hiç çalışmadan değerlendirseniz ne kazanırdınız?
Cevap canınızı sıkacaksa, sorunun kendisi değil cevabı sizi
ilgilendirmeli. Çünkü ROE’si alternatif getirinin altında kalan bir şirket,
muhasebe olarak kâr etse bile ekonomik olarak değer üretmiyor demektir.
Patron sabah akşam çalışıyor, risk taşıyor, personel yönetiyor, banka ile
uğraşıyor; karşılığında elde ettiği getiri, riske girmeden elde edebileceğinin
altında.
Bunu şirketinizi kapatmanız için söylemiyorum. Şunun için
söylüyorum: ROE’nizi bilmiyorsanız, işinizin gerçekten para kazanıp
kazanmadığını bilmiyorsunuz demektir. Ve ROE’yi yükseltmenin yolları
bellidir: marjı artırmak, aktif devir hızını artırmak (aynı varlıkla daha çok
satmak) veya atıl varlıkları elden çıkarmak. Üçü de bu yazıda konuştuğumuz
göstergelerle takip edilir.
5. Başabaş noktası: Cironuz ne kadar düşerse batarsınız?
Bu, patronların en az bildiği ama en çok işine yarayan
hesaptır. Yapmak için giderlerinizi ikiye ayırmanız gerekir:
•
Değişken giderler: Satış hacmiyle
birlikte artıp azalanlar: mal maliyeti, hammadde, nakliye, satış primi,
komisyon.
•
Sabit giderler: Siz hiç satmasanız da
ödeyeceğiniz giderler: kira, maaşlar, amortisman, sigorta, faiz.
Örnek A.Ş. için bu ayrımı yapalım. 88 milyonluk satış
maliyetinin tamamı değişken; 20 milyonluk faaliyet giderinin 4 milyonu değişken
(satış primi, nakliye), 16 milyonu sabit; 9 milyonluk finansman gideri de sabit
kabul edelim.
•
Toplam değişken gider = 88 + 4 = 92 milyon (değişken gider oranı %76,7)
•
Katkı Payı Oranı = %100 − %76,7 = %23,3
(yani sattığınız her 100 TL’nin 23,3 TL’si sabit giderleri karşılamaya kalıyor)
•
Toplam sabit gider = 16 + 9 = 25 milyon; diğer
faaliyet geliri 1 milyon düşülürse net sabit yük = 24 milyon
•
Başabaş Cirosu = 24 / %23,3 = 103 milyon
TL
Şirket 120 milyon satıyor, başabaş noktası 103 milyon.
Aradaki fark güvenlik payıdır: (120 − 103) / 120 = %14. Bu ne demek?
Örnek A.Ş.’nin cirosu %14 düşerse şirket zarar etmeye başlar. Bir büyük
müşterinin kaybı, bir sektörel daralma, bir kur şoku. %14 hiç de uzak bir
ihtimal değil. Sağlıklı kabul edilen güvenlik payı %25 ve üstüdür.
Şimdi aynı hesabın diğer yüzü. Faaliyet Kaldıracı =
Toplam Katkı Payı / Vergi Öncesi Kâr = 28 / 4 = 7,0. Bu şu demektir: Cironuz %1
değişince kârınız %7 değişir.
•
Ciro %10 artarsa vergi öncesi kâr 4,0 milyondan
6,8 milyona çıkar (%70 artış).
•
Ciro %10 azalırsa vergi öncesi kâr 4,0 milyondan
1,2 milyona düşer (%70 azalış).
Yüksek kaldıraç iki tarafı keskin bir bıçaktır: İyi yıllarda
sizi uçurur, kötü yıllarda yere çakar. Sabit gider yükü ağır olan şirketlerde
bu kaldıraç yüksektir. Bu yüzden büyük yatırım kararlarını (yeni fabrika, yeni
şube, kalabalık kadro) almadan önce başabaş noktanızın nereye çıkacağını
hesaplayın. Çoğu batış, kötü yatırımdan değil, iyi yatırımın yanlış zamanda
yapılmasından kaynaklanır.
6. Zararına satışı nasıl bulacaksınız?
İkinci yazıda “gelir tablosuna bakmayan pek çok patron
zararına satış yaptığının farkında değildir” demiştim. Ama bunu gelir
tablosundan göremezsiniz, gelir tablosu size toplamı verir. Görmek için ürün,
müşteri veya kanal bazında katkı payı analizi gerekir.
Örnek A.Ş.’nin 120 milyonluk cirosunu dört ürün grubuna
ayıralım:
ÖRNEK A.Ş. — Ürün Grubu Bazında Katkı Payı (milyon TL)
|
Ürün |
Ciro |
Katkı |
Katkı |
Ciro |
|
A |
48 |
9,6 |
20,00% |
1 |
|
B |
36 |
12,6 |
35,00% |
2 |
|
C |
24 |
5,3 |
22,10% |
3 |
|
D |
12 |
0,5 |
4,20% |
4 |
|
TOPLAM |
120 |
28 |
23,30% |
|
Tabloyu okuyun: A en çok satan ürün, ama B en çok
kazandıran ürün. A’nın cirosu B’den üçte bir fazla; buna karşılık B, A’dan
3 milyon TL fazla katkı üretiyor. Şirketin satış primleri ciro üzerinden
ödeniyorsa, satış ekibi A’yı satmaya teşvik ediliyor demektir. Yani sistem,
şirketin aleyhine çalışıyordur.
Peki en az katkı payı olan D’yi kesmeli misiniz? Hayır,
hemen değil. Bu, katkı payı analizinin en sık yapılan yanlışıdır. D 0,5
milyon katkı üretiyor ve bu 0,5 milyon da sabit giderleri karşılamaya gidiyor.
D’yi kesseniz cironuz 12 milyon düşer ama sabit giderleriniz yerinde kalır;
kârınız 4,0’dan 3,5’e iner.
Doğru soru şudur: D’ye harcanan kaynağı B’ye kaydırırsam
ne olur? Aynı satış eforu, aynı depo alanı, aynı tahsilat riski B’ye
ayrılsa ve B’nin cirosu 12 milyon artsa, katkı payı 4,2 milyon artar. D’nin
ürettiği 0,5 milyonun sekiz katı. İşte karar budur.
Aynı analizi müşteri bazında da yapın. Sonuç
genellikle şaşırtıcıdır: En büyük müşteriniz, aldığı iskonto ve uzattığı vade
yüzünden en az kazandıran müşteriniz olabilir. Bir müşterinin gerçek
kârlılığını hesaplarken katkı payından şunları da düşün: ona özel iskontolar,
ödeme vadesinin size maliyeti (gün × günlük finansman maliyeti), iade ve fire
oranı, özel ambalaj ve sevkiyat maliyetleri, tahsilat için harcanan zaman.
7. Patronun KPI paneli
Buraya kadar hesapladığımız her şeyi tek sayfaya
indiriyoruz. Muhasebenizden istemeniz gereken rapor budur ve her ay aynı
formatta gelmelidir.
ÖRNEK A.Ş. KPI Paneli
|
Gösterge |
Sonuç |
Referans bant |
Durum |
|
Cari Oran |
1,1 |
1,50 – 2,00 |
Zayıf |
|
Asit-Test
Oranı |
0,68 |
≥ 1,00 |
Zayıf |
|
Nakit Oranı |
0,04 |
≥ 0,20 |
Kritik |
|
Öz Kaynak /
Toplam Kaynak |
25% |
≥ %30 |
Zayıf |
|
Net Finansal
Borç / FAVÖK |
3,1 |
≤ 3,0 |
Sınırda |
|
Faiz
Karşılama (FAVÖK/Faiz) |
1,8 |
≥ 3,0 |
Zayıf |
|
KV Borç /
Toplam Yabancı Kaynak |
86% |
≤ %60 |
Kritik |
|
Brüt Kâr
Marjı |
26,7% |
Sektöre göre |
İzle |
|
FAVÖK Marjı |
13,3% |
Sektöre göre |
İzle |
|
Net Kâr
Marjı |
2,5% |
Sektöre göre |
Zayıf |
|
Öz Kaynak
Kârlılığı (ROE) |
10,7% |
> Alternatif getiri |
Zayıf |
|
Alacak
Tahsil Süresi (DSO) |
116 gün |
Vade politikanız |
Uzun |
|
Stok Tutma
Süresi |
124 gün |
Sektöre göre |
Uzun |
|
Borç Ödeme
Süresi |
108 gün |
— |
Normal |
|
Nakit
Dönüşüm Süresi |
132 gün |
Mümkün olan en kısa |
Kritik |
|
Güvenlik
Payı |
14% |
≥ %25 |
Zayıf |
|
Faaliyet
Kaldıracı |
7 |
≤ 4,0 |
Yüksek risk |
Şimdi bu panele bir bütün olarak bakın. Örnek A.Ş., ikinci
yazıda “3 milyon kâr etti” diye tanıdığımız şirketti. Panel ise şunu söylüyor: Nakdi
yok, borcunun tamamına yakını kısa vadeli, faizini zor karşılıyor, parası 132
gün dışarıda, cirosu %14 düşerse zarara geçiyor ve ortağına mevduattan daha az
getiri veriyor.
Aynı şirket, aynı rakamlar. Fark, ham veriyi göstergeye
çevirmiş olmamız. Mali (finansal) okuryazarlığın tamamı bu cümlede.
Not: Bu paneli her ay isteyin ama her ay 17 satırı da
tartışmayın. Kendinize beş tane “kırmızı çizgi” göstergesi seçin ve asıl onları
izleyin. Örnek A.Ş. için bunlar şunlar olurdu: nakit
oranı, net finansal borç/FAVÖK,
nakit dönüşüm süresi, brüt kâr marjı ve güvenlik
payı. Beş göstergeyi her ay takip eden patron, on yedi göstergeyi
yılda bir kez okuyandan çok daha iyi durumdadır.
8. Bütçe: Hedefsiz göstergenin anlamı yok
Buraya kadar her şeyi ölçtük. Ama ölçüm tek başına yönetim
değildir. Ölçtüğünüz şeyi bir hedefe bağlamadıkça “iyi mi kötü mü” sorusunun
cevabı yoktur. O hedefin adı bütçedir.
Birinci yazıda söylemiştim: Bütçe, finansın liderliğinde ve
koordinatörlüğünde, üst yönetimin stratejik yönlendirmesi ve onayıyla, tüm
departmanların kendi bölüm bütçelerini hazırlayarak katkı verdiği kolektif bir
çalışmadır. Finans bütçeyi tek başına yazmaz; yazdırır, birleştirir,
tutarlılığını denetler ve sonra uyulup uyulmadığını izler.
Bütçe nasıl kurulur?
1.
Satış bütçesiyle başlayın. Toplam ciro
hedefi değil; ürün, müşteri grubu ve ay bazında miktar × fiyat olarak. “Gelecek
yıl 150 milyon satacağız” bir bütçe değil, bir temennidir.
2.
Satışların maliyeti bütçesini çıkarın.
Ürün bazında birim maliyet ve hedef brüt marj. Bu adım, fiyatlandırma
kararınızın da temelidir.
3.
Departman gider bütçelerini yazdırın. Her
müdür kendi bütçesini kendisi hazırlasın. Kendi yazmadığı bütçeye kimse sahip
çıkmaz.
4.
Yatırım bütçesini ayrı yapın. Makine,
araç, yazılım, tadilat. Her kalem için geri ödeme süresi hesaplansın.
5.
Nakit bütçesini kurun. Aylık, 12 ay. Kâr
bütçesi tutan ama nakit bütçesi tutmayan şirket, ikinci yazıdaki Örnek A.Ş.
olur.
6.
Proforma bilanço ve gelir tablosu oluşturun.
Yıl sonunda bilançonuz neye benzeyecek? Cari oranınız, borç/öz kaynak oranınız
nereye gidecek?
7.
Hissedar kâr hedefiyle test edin. Çıkan
kâr, ortakların beklediği getiriyi karşılıyor mu? Karşılamıyorsa başa dönün;
fiyatı, maliyeti veya gider yapısını değiştirin. Bütçenin asıl değeri, bu geri
dönüşlerde ortaya çıkar.
8.
Üç senaryo yapın: iyimser, baz, kötümser.
Kötümser senaryoda nakit açığınız varsa, o açığı kapatacak planı yıl başlamadan
hazırlayın.
9.
Onaylayın, kilitleyin ve aylık takip edin.
Onaylanmış bütçe yıl içinde keyfî olarak değiştirilmez; ancak çeyrek sonlarında
ve gerekçesiyle revize edilir.
Bütçe yaparken en sık yapılan altı hata
•
Geçen yıla enflasyon oranı ekleyip bütçe demek.
Bu bütçe değil, endeksleme. Bütçe, hedef ve varsayım gerektirir.
•
Tek senaryo yazmak. Hayat tek senaryoyla
gitmiyor; bütçeniz de gitmemeli.
•
Nakit bütçesi yapmamak. En sık ve en pahalı
hata. Kâr bütçesi tutar, şirket yine de nakitsiz kalır.
•
Bütçeyi finansa tek başına yazdırmak.
Departmanların yazmadığı bütçeyi departmanlar sahiplenmez, sapmanın sorumlusu
da bulunamaz.
•
Bütçeyi kimsenin performansına bağlamamak.
Sonucu olmayan hedef, hedef değil dilektir.
•
Yıl içinde bütçeye hiç bakmamak. Ocak’ta yapılıp
Aralık’ta hatırlanan bütçe, sadece bir dosyadır.
9. Varyans analizi: Sapmayı okumak
Bütçeyi kurdunuz, ay bitti, gerçekleşen geldi. Şimdi asıl iş
başlıyor. Örnek A.Ş.’nin Ocak ayına bakalım:
ÖRNEK A.Ş. Ocak Ayı Bütçe / Gerçekleşen (milyon TL)
|
Kalem |
Bütçe (Hedef) |
Gerçekleşen |
Fark |
Fark % |
|
Net Satışlar |
10,00 |
10,80 |
0,80 |
8% |
|
(−)
Satışların Maliyeti |
-7,30 |
-8,20 |
-0,90 |
12% |
|
Brüt Kâr |
2,70 |
2,60 |
-0,10 |
−%4 |
|
Brüt Kâr
Marjı |
27,0% |
24,1% |
−2,9 puan |
|
|
(−)
Pazarlama ve Satış Giderleri |
-0,67 |
-0,75 |
-0,08 |
12% |
|
(−) Genel
Yönetim Giderleri |
-0,92 |
-0,98 |
-0,06 |
7% |
|
(−) Ar-Ge
Giderleri |
-0,08 |
-0,08 |
0 |
0% |
|
Faaliyet
Kârı |
1,03 |
0,79 |
-0,24 |
−%23 |
|
(±) Diğer
Faaliyet Gelir/Gider |
0,08 |
0,08 |
0 |
0% |
|
(−)
Finansman Giderleri |
-0,75 |
-0,88 |
-0,13 |
17% |
|
Vergi Öncesi
Kâr |
0,36 |
-0,01 |
-0,37 |
−%103 |
Bu tablo bir toplantıda okunsa ne olur? Satış müdürü ilk
satırı gösterip “bütçeyi %8 aştık” der. Herkes memnun olur. Oysa
aynı ay şirket kâr etmemiş, hatta küçük bir zarar yazmıştır.
Ne olduğu tabloda yazıyor: Ciro %8 artmış ama satışların
maliyeti %12 artmış. Yani mal iskonto verilerek satılmış; brüt marj 27,0’dan
24,1’e, tam 2,9 puan düşmüş. Üstelik fazla satış daha fazla çalışma sermayesi
gerektirdiği için kredi kullanımı ve dolayısıyla finansman gideri de %17
artmış.
Ciro bütçeyi aşmış olmak, tek başına iyi haber değildir. Bu
cümleyi şirketinizde herkesin bilmesi gerekiyor. Özellikle de primleri ciro
üzerinden hesaplanan satış ekibinizin.
Varyans okumanın kuralları
1.
Her sapmanın bir sahibi olsun. Sapma
satırının yanında bir isim yoksa, o satır bir daha asla konuşulmaz. Kim, hangi
kalemde, ne kadar saptı?
2.
Her sapmanın bir açıklaması olsun.
Açıklaması olmayan varyans, rapor değil sadece aritmetiktir. “SMM %12 arttı”
bir bulgudur; “üç büyük müşteriye ay sonu hedefini tutturmak için ortalama
%4 ek iskonto verildi” bir açıklamadır.
3.
Fiyat sapmasını miktar sapmasından ayırın.
Ciro neden arttı: Daha çok mu sattınız, yoksa fiyat mı arttı? Bu ikisi tamamen
farklı yönetim kararları gerektirir. Aynı ayrımı giderlerde de yapın: birim
fiyat mı arttı, tüketim miktarı mı?
4.
Bir önem eşiği belirleyin. Her kalemi
tartışmayın. Örneğin “tutarca 100 bin TL veya oranca %5’i aşan sapmalar
konuşulur” deyin. Aksi halde toplantı üç saat sürer ve hiçbir karar çıkmaz.
5.
Olumlu sapmayı da inceleyin. Gider
bütçenin altında kaldıysa bu iyi haber olmayabilir: Bakım yapılmamış, eğitim
ertelenmiş, pazarlama kısılmış olabilir. Bugünün tasarrufu, gelecek yılın
gideridir.
6.
Sapmayı aksiyona bağlayın. Toplantı, “şu
kalemde şu kişi şu tarihe kadar şunu yapacak” cümlesiyle bitmelidir.
Varyans analizinin amacı suçlu bulmak değil, bir sonraki ayı düzeltmektir.
Bu toplantıyı her ay, ayın ilk on günü içinde, aynı formatta
ve aynı katılımcılarla yapın. Düzenli yapılan vasat bir varyans toplantısı,
yılda bir yapılan mükemmel bir analizden kat kat değerlidir.
10. Nereden başlamalı: 90 günlük plan
Bu üç yazıda anlattığım her şeyi aynı anda kurmaya
çalışırsanız hiçbirini kuramazsınız. Önerdiğim sıra şudur:
|
Dönem |
Yapılacak iş |
|
1.–2. hafta |
Son 24 ayın mizan, bilanço ve gelir tablosunu isteyin. Anlamaya değil,
alışmaya çalışın. |
|
3.–4. hafta |
13 haftalık nakit projeksiyonunu kurun ve haftalık güncellemeye başlayın. |
|
5.–6. hafta |
Alacak yaşlandırmasını çıkarın, haftalık Alacaklar Toplantısı’nı
başlatın. |
|
7.–8. hafta |
KPI panelini kurun. Beş kırmızı çizgi göstergenizi seçin. |
|
9.–10. hafta |
Sabit / değişken gider ayrımını yapın; başabaş noktanızı ve güvenlik
payınızı hesaplayın. |
|
11.–12. hafta |
Ürün ve müşteri bazında katkı payı analizini çıkarın. |
|
13. hafta |
Gelecek yılın bütçe çalışmasını başlatın; departmanlara şablonları
dağıtın. |
Doksan gün sonra elinizde şunlar olacak: Nakdinizi dört
hafta önceden gören bir projeksiyon, her ay aynı formatta gelen bir gösterge
paneli, hangi ürününüzün gerçekten kazandırdığını gösteren bir tablo ve cironuz
ne kadar düşerse zarara geçeceğinizi bilme rahatlığı.
Bunların hiçbiri yeni bir yazılım, yeni bir kadro veya büyük
bir bütçe gerektirmiyor. Hepsi, sizin zaten sahip olduğunuz verinin
işlenmesinden ibaret.
Serinin sonu: Üç yazıda ne konuştuk?
•
Birinci yazıda patronun mali veriden
neden uzak durduğunu konuştuk. Cevap kader değil kurguydu: günü kurtarma
telaşı, muhasebenin beyannameci olarak konumlandırılması, genel muhasebenin
şirket dışında yapılması, finans işinin hiç yapılmaması ve kayıt dışılık.
•
İkinci yazıda dört temel tabloyu tanıdık
ve Örnek A.Ş.’yi gördük: 3 milyon kâr açıklayan, ama faaliyetlerinden 5 milyon
nakit kaybeden bir şirket. Kâr ederek batan şirket.
•
Bu yazıda aynı rakamları göstergeye
çevirdik ve şirketin gerçek halini gördük. Sonra da o göstergeleri bir hedefe
(bütçeye) ve bir düzeltme mekanizmasına (varyansa) bağladık.
Bütün seriyi tek cümleye indirmem gerekseydi şunu söylerdim:
Patron rakamları ezberlemek zorunda değildir; ama hangi soruyu soracağını
bilmek zorundadır. Doğru soruyu soran patronun muhasebecisi rapor üretmeye,
finansçısı plan yapmaya, satışçısı karlılığa dikkat etmeye başlar. Sistem,
patronun sorduğu soruların etrafında şekillenir.
Ve şunu unutmayın: Bu yazıdaki hiçbir oran, hiçbir tablo,
hiçbir gösterge tek başına karar vermez. Karar patronundur. Bu araçların
yaptığı tek şey, kararı sezgiyle değil bilgiyle almanızı sağlamaktır.
Gözünüzdeki bağı çözmek, birinci yazıda kaldığımız yerden söylersem, arabayı
görerek kullanmak.
Not: Tüm bunlar ve daha fazlası “PATRONLARIN
ODAKLANMASI GEREKEN MALİ KONULAR” başlıklı eğitimimde mevcuttur. Eğitim
Başvurusu: bilgi@referansnoktasi.com
Konuyla alakalı diğer makalelerim:
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2025/02/dort-temel-tablo.html
·
https://muratsaylan.blogspot.com/2024/12/patronlarn-odaklanmas-gereken-mali.html