Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video
oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.
Bildiğiniz gibi sadece ürünler el değiştirmez, şirketler
de el değiştirir. Değeri düşük ürünlerin (örneğin tüketim malları) alımı
kolayken, değeri yüksek ürünlerin (araba, ev, arsa, çatı yenileme…vb) alımı
daha detaylı ve daha uzun sürer. Haliyle ister küçük olsun, ister büyük olsun
tüm şirketlerin alımı satımı uzun sürer. (Borsaya açık şirketlerin hissesini
almak ve satmak ise bazı insanlar için kolay, bazı insanlar için detaylı
inceleme gerektiren bir süreçtir.)
Şimdiye kadar 7 firmanın satış ve satın alma süreçlerine
şahit oldum. Bazılarında sadece süreçleri gözlemledim, bazılarında ise satan
veya alan tarafa bilgim ışığında (M&A danışmanlığı gibi olmasa da) yol
gösterdim. Ayrıca bu konu üzerine epey araştırma ve okuma da yaptım.
Şu sıralar bir müşterim de şirketini ülke temsilcisi
olduğu yabancı firmaya (tedarikçisine) satmayı düşünüyor. Kendisine fikir
verebilmek ve yol gösterebilmek için hazırlık yaparken bu makaleyi yazmaya
karar verdim. Mikro işletmeler için de makro işletmeler için de rehber
niteliğinde bir makale oldu. İyi okumalar.
Not: Bu makale şirket birleşmelerine veya bir şirkete ortak
olmaya/almaya dair değildir. Aynı şekilde yeni şirketine (start-up) yatırımcı
arayanlara da yönelik değildir. Firmasını satmayı düşünen patronlar ile
sektöründeki rakibini veya müşterisini veya tedarikçisini veya yepyeni bir
sektöre girmek için bir firmanın tamamını almayı düşünen patronlara yöneliktir.
*********
Şirket satışına (veya alımına) büyük bir ihtimalle
rastlamışsınızdır. En azından bir tanıdığınızın bir dükkanı devraldığını veya
devrettiğini görmüşsünüzdür. Bu devir sırasında nelere odaklanıldığını, nelerin
pazarlık konusu olduğunu az çok duymuşsunuzdur. Devredilen dükkanın içindeki
mallar (depodaki stoklar dahil), dükkandaki demirbaş ve ekipmanlar, dükkanın
alt ve üst yapısına yapılmış yatırımlar ve dükkanın potansiyeli de göz önüne
alınarak satış gerçekleşir. Çalışanlar da, eğer isterlerse yeni dükkan
sahibiyle çalışmaya devam ederler, istemezlerse devir öncesinde kıdem ve ihbar
tazminatlarını eski dükkan sahibinden alıp ayrılırlar. Genelde dükkanın borcu
ve alacakları da eski dükkan sahibinin üzerine kalır. Böylece alan taraf
olabildiğince sorunsuz dükkan alır. Bu tür bir alış veriş yaklaşık 2-3 ayda
tamamlanır. Alışverişi kimin başlattığı, yani ilk teklifi kimin sunduğu fiyatı
etkiler. Eğer dükkan zaten satılıksa alıcı istenen fiyattan daha ucuza alabilir,
eğer dükkan satılık değilse ancak alıcının yüksek teklifi üzerine “belki”
satılır. Sonrasında çoğu zaman taraflar pek sorgulamadan (detaylı inceleme
yapmadan), “peşin güven” ilkesiyle devir teslimi gerçekleştirirler.
Elbette bazı dükkan devirleri için daha fazla sorgulama
gerekir. Daha fazla istihbarat yapılması gerekir. Daha fazla mali verilere
bakılması gerekir. Örneğin (bir arkadaşınızdan da olsa) bir restoranı
alacaksanız aşağıdaki konuları açıklığa kavuşturmanızı öneririm.
•
Devralacağınız restoranın müşteri potansiyeli
nasıl? Anlatılana inanmak yerine, bir iki hafta restoranda zaman geçirin (hafta
içi öğlen, hafta sonu akşam). Giren müşteri sayısını ve ortalama satışları
(adisyonları) kendi gözünüzle görün. Elbette arkadaşınız iyi iş yapmadığı için
devretmek istiyor olabilir, sizin de “iyi yönetme” iddianız olabilir. Ama restoranın
mevcut müşteri profilini görmenizde fayda var. Restorandan içeri giren
müşteriler kadar, önünden geçip girmeyenlere de bakın. Etraftaki restoranları
ziyaret edin, onların müşteri potansiyellerini anlamaya çalışın. Bu
gözlemlerden sonra mevcut müşteri potansiyeli ile ilerleyip
ilerleyemeyeceğinize, daha çok müşteri çekip çekemeyeceğinize dair hesaplar ve
planlar yapın.
•
Restoranın bel kemiği aşçı ve garsonlardır. İşletmeyi
devraldığınız gün baş-aşçı “ben gidiyorum” derse restoran yemek
çıkaramayabilir. Kilit personelle önceden konuşulmalı ve anlaşmalısınız. Eğer
gideceklerse yerine yenilerini koyabileceğinizden emin olmalısınız.
o
Aşçı ve garsonları idare etme konusunda araştırma da
yapmalısınız. Siz devraldığınızda bu kadroları nasıl çalıştıracaksınız, hangi
görevleri vereceksiniz, hangi gün ve saatlerde çalıştırtacaksınız (şift
programı), ne maaş vereceksiniz? Kötü performans gösterirlerse nasıl
ayrılacaksınız? Tüm bunları düşünün ve planlayın.
o
Çalışanların kıdem tazminatı yükü, devralan kişiye geçer.
10 yıldır orada çalışan bir garsonu devraldıktan 1 ay sonra işten çıkarırsanız,
10 yıllık tazminatını siz ödemek zorunda kalırsınız. Yalnız şunu da bilin: İş
Kanunu m.6 gereği devreden işveren, devir tarihinden önce doğmuş borçlardan
devralanla birlikte iki yıl müteselsilen sorumludur. Yani alıcıysanız elinizde
bir koruma var; ama kıdem tazminatı devir anında muaccel olmadığı için pratikte
faturayı çoğu zaman siz ödersiniz. Devraldığınız çalışanların kıdem
tazminatları yükünü de düşünüp fiyat teklifi verin. Hatta devir ücretinin
%10’unu (karşılıklı anlaşmayla) rehin tutun, bir yıl içinde ayrılan çalışan
olursa, bu rehin paradan kıdem tazminatını ödeyin. Bir yıl boyunca ayrılan
olmazsa rehin fonu satıcıya iade edersiniz.
•
Mevcut kira sözleşmesinde “devir hakkı” var mı?
Mülk sahibi devire onay veriyor mu? Öyle ya, siz devir alırsınız, mülk sahibi “ben
sana kiralamadım, çık mülkümden” diyebilir. Kiranın devredilebilir
olduğundan emin olmalısınız. Ya da mülk sahibiyle görüşüp devir durumunda makul
bir kiralama sözleşmesi yapıp yapamayacağınızın görüşmesini yapmalısınız.
o
Mülk sahibi, devir sırasında kirayı güncel piyasa
şartlarına çekmek isteyecektir. Eski sahibinin 20.000 TL ödediği yere, mülk
sahibi yeni kiracıdan 80.000 TL isteyebilir. Bu artış restoranın kârını tamamen
silebilir. Kiranın ne olacağını görmeden sakın restoranı devralmayın.
•
Restoranın içindeki tüm demirbaşlar gerçekten dükkana mı
ait? Bazıları tedarikçiler tarafından emanet verilmiş olabilir. Hatta bazıları
mülk sahibinden kalmış bile olabilir. Bunları boşuna fiyatın içine katmayın. Hangi
demirbaşların özmal olduğunu faturaları isteyerek veya birikmiş amortismanlara
bakarak görebilirsiniz.
•
Endüstriyel mutfak ekipmanlarının tamiri çok pahalıdır.
Fırınlar, buzdolabı motorları, havalandırma (baca) motoru kontrol edilmelidir.
Sağlam ve çalışır durumda mı devralıyorsunuz, yoksa devir sonrasında epey bir
servis parası mı ödeyeceksiniz? Vereceğiniz fiyatı bu etkilemelidir. (Rehin
fonu burada da kullanabilirsiniz)
•
Restoran/dükkan devirlerinde fiziksel varlıklar kadar
dijital varlıklar da önemlidir. Restorana ait Google Haritalar yorumları,
Yemeksepeti/Getir puanları ve Instagram hesaplarının devrini de almayı
unutmayın. Bu hesaplar ve şifreler de “demirbaş” olarak görülmelidir.
•
Mevcut sahibi (arkadaşınız) neden satıyor? “Yoruldum,
sektör değiştireceğim” diyebilir ama gerçek neden farklı olabilir. Örneğin;
koku ve gürültü şikayeti nedeniyle tahliye davası olabilir. Bina kentsel
dönüşüme girecek olabilir. Yan tarafa ünlü bir restoran gelecek olabilir. Cadde
tek yöne dönüyor olabilir. Metro inşaatı başlayacağı için bir yıl boyunca sokak
kapanacak olabilir. Mafya dadanmış olabilir. Tüm bunları araştırmalısınız.
Deviri aceleye getirmezseniz, bunlarla ilgili haberler zaten kendiliğinden
kulağınıza gelir. Devralma sözleşmesi imzalamadan önce 1 ay boyunca sık sık
restorana gitmenizde, etrafla görüşmenizde fayda var. Kulağınız delik olsun.
•
Restoranın resmi evraklarında eksik varsa, devraldıktan
sonra dükkan mühürlenebilir. Belki de arkadaşınız bu yüzden devretmek istiyor
olabilir ve bu sıkıntılı durumu gizliyor olabilir. Aşağıdakileri araştırın.
o
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı kime ait? Devredilebiliyor
mu, yoksa sıfırdan mı çıkarılacak? Sıfırdan çıkacaksa bina şartları (baca,
yangın merdiveni vb.) buna uygun mu?
o
Alkol satıyor ama gerçekten alkol ruhsatı var mı? Alkol
ruhsatı almak ve devretmek çok zordur (camiye, okula yakınlık vb.). Mevcut
ruhsatın geçerliliğini belediyeden teyit etmelisiniz.
o
Restoranın kış bahçesi, tenteli alanı veya dış masaları
belediyenin planına uygun mu? “Yıllardır böyle, bir şey olmaz” denilen
yerler için belediyeden yıkım kararı çıkmış olabilir.
•
Devir alındığında, işletmenin geçmişe dönük vergi ve SGK
borçlarından (belli şartlarda) yeni işletmeci de sorumlu tutulabilir. Devralacağınız
kişiden resmi kurumlara karşı borcu olmadığını gösteren belgeleri isteyin.
•
Kasaba, manava veya toptancıya “açık hesap” borç var mı?
Tedarikçilerle konuşup “içeride ne kadar bakiye var?” diye sormalısınız.
Borç yoksa bile devraldıktan sonra ortaya çıkacak alacaklılara borçları
arkadaşınızın ödeyeceğine dair teminat almalısınız. En doğrusu da (daha önce
belirttiğim gibi) yapacağınız ödemenin bir kısmını (örneğin %50) bir süreliğine
(örneğin 3 ay) rehin tutmaktır. Bu tip alacaklılar çıktığında, borç gerçekse,
bizzat rehin tuttuğunuz bu paradan ödemektir. Elbette bunu belli bir anlaşma ve
uzlaşma ile yapmalısınız.
Bu dediklerimi yapmadan restoranı alırsanız, başınıza
büyük bir bela alma ihtimaliniz çok yüksektir. Sermayenizi kediye yüklemek
istemiyorsanız satın almadan önce yeterli araştırmayı mutlaka yapmalısınız. Satıcının
(restoranı devredecek kişinin) dönemine ait masrafları ve onun döneminden
dolayı sizin döneminize tahakkuk edecek masraf ve zararları onun üstleneceğini
belirten bir sözleşme hazırlamalı ve imzalatmalısınız. Aksi taktirde başınız
yanabilir.
Şimdi rolleri değiştirelim, restoranı satın siz olun ve
alıcı da arkadaşınız. Uyanık bir alıcı, restoran işletmeciliğinden bıkmış olan
arkadaşını haftalar süren pazarlıklar sırasında; “orası böyle, şurası şöyle,
işletmesi zor, kar etmesi zor” diyerek restoranı kelepirden ucuza
devralabilir. Bir bakmışsınız bütün sermayenizi ve bin bir emeğinizi koyarak
belli bir noktaya getirdiğiniz restoranınızı yok pahasına arkadaşınıza devretmişsinizdir.
Böyle olmasını istemiyorsanız restoranınızın tüm varlıklarını siz kendiniz
listeleyin ve fiyatlayın. Tüm defolarını da (kira durumunu, kıdem
tazminatlarını, piyasaya borçları, izinsiz durumlarını…vb) tüm ayrıntılarıyla
listeleyin. Restoran nasıl işletilirse, nasıl bir yatırım yapılırsa hangi ciro
ve karlılıklara çıkacağını da hesaplayın. Şimdi arkadaşınıza fiyatınızla
birlikte teklif edin. Tüm artı ve eksileri ile birlikte potansiyelini de sizden
gerçekçi bir şekilde öğrensin. İncelemelerinde farklı bir şey bulmazsa size de
fiyatınıza da güvenir ve istediğiniz parayı vermeye razı olur. Elbette
restoranınızı tek bir kişiye teklif etmeyin. Birkaç kişiye daha teklif edin ki,
istediğiniz değerden fazla indirim yapmadan satabilin.
Gördüğünüz gibi esnaf dükkanının devri bile epey bir
sorgulama, denetim, dikkat, strateji ve sözleşme gerektiren bir süreçtir. Şirket
el değiştirmeleri ise bir esnafın dükkanını başka esnafa devretmesinden biraz
daha çetrefilli bir süreçtir.
*********
Şirket birleşme ve satın alma işlemleri (Mergers and
Acquisitions, M&A), hem satıcı hem de alıcı için stratejik, finansal ve
hukuki açıdan oldukça karmaşık ve uzun soluklu bir süreçtir. Bu süreç
genellikle 6 ay ile 1 yıl arasında sürer, ancak duruma göre uzayabilir.
(Elbette bu sürenin kısaldığı durumlar da vardır. Bunlara yazının ilerleyen
bölümlerinde değineceğim.)
Büyük işletmelerde satış ve satın alma süreçleri doğru yönetilemezse
satan düşük fiyata satabilir, alan yüksek fiyata alabilir veya sorunlu bir
şirketi almış olabilir. Yani sonuç hüsran olabilir.
Her iki tarafı da düşünerek kazan-kazan anlayışına
uygun şirket hissesi devri nasıl olabiliri burada dilim döndüğünce anlatmak
istiyorum.
Şirketini satmaya karar veren bir patron için bu süreç,
hayatının en büyük satışı olabilir. Genellikle şirket sahipleri bu süreci “bir
alıcı bulup pazarlık etmek” zannederler. Oysa başarılı bir şirket satışı, şirketi
pazarlamaya başlamadan en az 1-2 yıl önce başlayan stratejik bir
hazırlık süreci ile başlar. Yani şirketinizi satmayı veya şirketinize ortak
almayı düşünüyorsanız en az 1 yıllık hazırlık yapmanız gerekir.
Şirketinizi Satışa Hazırlamak
Şirketini satmak veya ortak almak isteyen bir patronun,
şirketin değerini maksimize etmek ve süreci sorunsuz yönetmek için 1-2 yıl
öncesinden atması gereken adımlar şunlardır:
1)
Mali verilerinizi yakından takip edin. En önemli mali
verileriniz olan Bilanço ve Gelir Tablosu (P&L) okumayı öğrenin. Şirket
değeri bu iki tabloya bakılarak belirlenir. Zaten her çeyrek dönem sonunda
devlete verdiğiniz Geçici Vergisi Beyannamesi ve yıl sonunda devlete
verdiğinizi Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile güncel bilanço ve gelir
tablolarınızı sürekli deklare
ediyorsunuz. Bu tablolara bakmayı ve bu tablolardaki satırların neyi ifade
ettiğini öğrenmelisiniz. Finansal okur yazarlığınızı geliştirmenin çok
faydasını göreceksiniz.
a)
Bilançonuzu şeffaf ve uluslararası standartlara uygun
hale getirin.
b)
Borçlarınızı azaltmaya çalışın.
c)
Özsermayenizi (ki şirketinizin “defter değeridir” aynı
zamanda) yüksek tutmaya çalışın.
d)
Stoklarınızı şişirmeyin, düzenli ve taze tutun. Karma
karışık ve bayat stok devralmayı kimse istemez. Elbette stoklarınızın doğruluğu
için her 3 ayda bir envanter kontrolü yapın.
e)
Nakit akışınızı iyileştirmeye çalışın.
f)
FAVÖK (EBITDA) odaklı olun. Unutmayın; şirketinizi ciro
üzerinden değil, yarattığı operasyonel nakit (FAVÖK) üzerinden satacaksınız.
Gereksiz giderleri kısarak kârlılığı artırın.
2)
Şirketi işler kötüyken değil, grafikler yukarıyı
gösterirken satmak en yüksek değeri getirir. Nakde sıkıştığınızda satmaya
çalışırsanız “ölücü” alıcılarla karşılaşırsınız. Hangi sene satmayı
düşünüyorsanız önceki 2 sene boyunca güzel bir büyüme yakalamanızda fayda var. Dolayısıyla
hazırlık döneminde şirketinizin büyümesine ve karlılığına odaklanın.
3)
Alıcılar bugünü değil, geleceği satın
alırlar. Şirketin önümüzdeki 3-5 yılda nasıl büyüyeceğine dair gerçekçi ama
heyecan verici bir iş planı hazırlayın. Bu plan biraz bütçe hazırlamaya benzer.
Nasıl ki 2023 yılında gelirleriniz ürün kalemleriniz başında ay ay ne olacağı
hedefliyorsanız, nasıl ki hedeflediğiniz brüt kara göre satılan malın
maliyetinin ne olması gerektiğini hedefliyorsanız, nasıl ki hedeflediğiniz
faaliyet karına göre satış-pazarlama-dağıtım, AgGe ve yönetim giderlerinizin ne
olmasını gerektiğini hedefliyorsanız, bunun aynısını sonraki 3-5 yıl için de
yapmalısınız. Elbette önceki yılların verilerine (gerçekleşmelerine), içinde
bulunduğunuz sektörün ve pazarın büyüme ivmesine, şirketinizin mevcut
potansiyeline ve yeni yatırım ve istihdamlarla oluşacak potansiyeline göre
önünüzdeki 3-5 yılı planlamalı ve rakamlara dökmelisiniz. Eğer bu planınız
mantığa uygunsa yatırımcılar (alıcılar) için makul karşılanacaktır. Hele hele orta
vadede (3-5 yıl) faaliyet karı beklentileriniz yüksekse alıcıların iştahı
kabaracaktır.
4)
Şirketinizin vizyonunu, misyonunu, değerlerini ve
konumlandırmasını yazın. SWOT analizini yapın. Zayıflıklarınızı gidermeye,
risklerinizi azaltmaya çalışın. Neden özelsiniz? Ürününüz mü eşsiz, dağıtım
ağınız mı çok güçlü, yoksa teknolojiniz mi? Bu “benzersiz satış teklifini”
netleştirin. Kurumsal itibarınızı ve marka bilinirliğinizi artıracak
faaliyetlerde bulunun. Şirketinizi hızla kurumsallaştırın. Tüm bunlar
şirketinizi daha parlak ve potansiyelli gösterir.
5)
Şirketinizi şahsi malınız olmaktan çıkarın, onun tüzel
bir kişiliği var. Şirketinizle alakalı olmayan şeyleri yapmaktan vaz geçin.
a)
Gider olsun diye şirketinizin üzerine yaptığınızı
evinizi, arsanızı, arabanızı şirketin içinden çıkarın ve üzerinize alın.
Aslında şirketin faaliyetlerine ait olmayan ve faaliyetlerinde kullanılmayan
her türlü gayrimenkulü ve demirbaşı ya üzerinize alın, ya da satın. (Bunu nasıl
yapabileceğinizi makalenin sonundaki notlarda bulabilirsiniz.) Ev harcamaları,
çocukların okul taksitleri ve benzeri özel harcamalarınız şirket kasasından
ödeniyorsa bunları derhal ayırın.
b)
Şirkette çalışmamasına rağmen eşinizi, kardeşinizi veya
başka bir tanıdığınızı SGK’lı yaptıysanız buna son verin. Şirketinize yakın
akrabalarınızı doluşturduysanız onların bazılarıyla vedalaşın.
c)
Gayri resmi işlemleri, kayıt dışı işlemleri bırakın.
Alıcılar şirketinizi incelediğinde halının altına süpürülmüş tozları mutlaka
bulurlar. Bu nedenle temizliği siz yapmalısınız. Eğer “açıktan” yapılan
işlemler, elden ödenen maaşlar veya faturasız satışlar varsa bunları satıştan
en az 2 yıl önce kayıt altına alıp sistemi yasallaştırın. Hiçbir kurumsal alıcı
(özellikle yabancı), “gri” muhasebesi olan bir şirkete gerçek değerini vermez.
d)
Bir alıcının en büyük kâbusu şudur: ”Şirketi
satın alacağım, patron gidecek ve işler duracak.” Alıcılara şirketinizin
siz yokken de başarılı şekilde çalışmaya devam edebileceğini kanıtlamak
zorundasınız. Buna kurumsallaşma deniyor. Siz tatildeyken şirket tıkır
tıkır işliyor mu? Eğer her şeye siz karar veriyorsanız, her çeki siz
imzalıyorsanız, şirket satılamaz veya değeri düşer. Yetkilerinizi devrettiğiniz
profesyonel bir yönetim kadrosu kurun. İş yapış şekillerinin kişilerin
hafızasında değil, yazılı prosedürlerde ve ERP sistemlerinde kayıtlı olmasını
sağlayın.
6)
Satış niyetinizi, satış hazırlıklarınızı ve hatta satış sürecini
çalışanlarınızdan, müşterilerinizden ve rakiplerinizden son ana kadar saklayın.
“Şirket satılıyor” dedikodusu; personelin iş aramasına,
rakiplerin müşterilerinizi ve çalışanlarınızı çalmasına neden olabilir. Satış
sürecini mümkün olan en dar kadroyla (çekirdek ekip) yönetin.
a)
Çalışanlara ne zaman ve nasıl açıklama yapılacağını
profesyonelce planlayın. Aslında “kapanış günü” imzası atılana kadar kimseye
duyurmamak doğrudur ama en azından satış sözleşmesi imzalanasıya kadar kimseye
duyurmayın.
7)
Satıştan elde edilecek gelirin vergilendirilmesi konusunu
önceden çalışın. (Satıştan elde edilecek gelirin vergisi nasıl minimize
edilebilir?) Türkiye'de anonim şirket hisselerini 2 yıldan fazla elde
tuttuktan sonra satarsanız KDV ve Gelir Vergisinden (aşağıdaki şartlarda)
muafiyetler vardır. Şirketinizin türü ve hisselerin sizdeki yaşı bu noktada
kritiktir. Limited şirketlere bu hak tanınmamıştır. Bu yüzden şirketinizi
limited’den anonim’e döndürmenizde fayda vardır. Limited şirket ortağı,
şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından sermaye hissesi oranında şahsen ve
tüm malvarlığıyla sorumludur. Üstelik hisse devrinde bu sorumluluk devreden ve
devralan için müteselsildir, yani hisseyi devrettikten yıllar sonra bile vergi
dairesi kapınızı çalabilir. Anonim şirkette ortağın böyle bir sorumluluğu
yoktur (yönetim kurulu üyeliği ayrı konu).
a)
Hisse senedi fiilen bastırılmış veya geçici ilmühaber
çıkarılmış olmalıdır.
b)
İlmühaber çıkarılmışsa, ilmühaberin iktisap tarihi hisse
senedinin iktisap tarihi sayılır.
c)
Kâğıt bastırılmamışsa, şirket A.Ş. olsa bile istisna
yoktur. Kazanç değer artış kazancı olarak tam vergiye tabidir. Türkiye'de en
sık ve en pahalıya patlayan atlama budur: Patron limitedden anonime döner, iki
yıl bekler, satar. Ama ilmühaber çıkarmadığı için istisnadan yararlanamaz.
8)
Son olarak, patron kendisine şu soruyu dürüstçe
sormalıdır: ”Şirketim benim çocuğum gibi mi, yoksa bir yatırım aracı
mı?”
a)
Şirketi sattıktan sonra ne yapacaksınız?
b)
Alıcı, şirketin adını değiştirirse veya küçülmeye giderse
buna dayanabilecek misiniz?
c)
Genellikle satıştan sonra 1-2 yıl maaşlı profesyonel
yönetici olarak kalmanız istenebilir. Kendi kurduğunuz şirkette “emir alan”
konumunda çalışmaya hazır mısınız?
d)
Şirketini satmak isteyen patron; duygusallığı bir kenara
bırakmalı, şirketi bir ürün gibi paketlemeli, şeffaflaştırmalı ve profesyonel
destek alarak masaya oturmalıdır.
9)
Şirketinizi hazırlamakta zorlanıyorsanız ya yavrulayın (Kısmi
Bölünme) ya da mitozlayın (Tam Bölünme).
a)
Kısmi Bölünmede içinizden bir şirket daha çıkarmış
olursunuz. Satışa söz konusu olacak tüm “resmi” aktif ve pasifleri bu yeni yavru
şirkete aktarın. Sorunlu olan hiçbir şeyi aktarmayın. Bu aktarımı yaparken
özsermayesinin olabildiğince yüksek olmasına dikkat edin. (Firma isminizden
(markanızdan) yararlanmaya devam etmek istiyorsanız limited şirketiyseniz aynı
adla anonim şirketi kurabilirsiniz.) Elbette yavru şirkette gayri resmi hiçbir
faaliyette bulunmayın. Her şey usulüne göre olsun. Yavru şirketi en az 3 yıl
başarıyla işletin. Bu sayede yavru şirketin değeri eskisine göre daha yüksek
olacaktır ve satılması da daha kolay olacaktır. Ana şirketi bir amaçla
kullanmaya devam edebilirsiniz veya zamanla kapatabilirsiniz. (Bazı firmalar
tüm sorunlu aktif ve pasifleri yavru şirkete aktarır ve böylece ana şirketi
satışa hazırlamış olur.) (Daha ayrıntılı bilgi için makalenin sonundaki notlara
bakın.)
b)
Tam Bölünme, bir şirketin mal varlığını (aktif ve
pasiflerini) bölerek iki veya daha fazla yeni şirkete devretmesi ve bunun
sonucunda bölünen şirketin sona ermesi işlemidir. Birden fazla alanda faaliyet
gösteren şirketler yönetimi kolaylaştırmak için tam bölünmeye gider. Genellikle
farklı iş kollarını ayırmak, riskleri yönetmek veya gelecekteki işlemlere
hazırlanmak amacıyla yapılır. En önemli avantajı, yasal şartlara uyulması
halinde vergisel açıdan önemli kolaylıklar (Kurumlar Vergisi, KDV, Tapu Harcı
istisnaları) sağlamasıdır.
c)
Bir başka yöntem de yeni bir şirket kurup, kurduğunuz bu
şirkete aktiflerinizi satmak olabilir ki, bu hem pahalı hem de çok vergi
doğuran bir yöntem olabilir. Ama satışa hazır bir şirket sahibi olmuş
olursunuz.
10)
Şirketi hazırladığınıza inanıyorsanız bir Check Up
yaptırmaya ne dersiniz? Bir M&A danışmanı tutup şirketinizi detaylı
inceletebilir ve satış fiyatınızın ne olması gerektiğini öğrenebilirsiniz.
Tüm hazırlıklarınızı yaptınız, artık şirketinizi satmaya
hazırsınız? Uygun alıcıları nereden bulacaksınız? Sosyal paydaşlarınıza
duyurmadan şirketinizi satılığa çıkardığınızı müstakbel alıcılara nasıl
duyuracaksınız?
Şirketinizi Pazarlamak
Şirket sahibi olarak alıcılarla doğrudan siz iletişime
geçerseniz, “zor durumda olduğunuz” veya “hevesli olduğunuz” algısı oluşabilir
ve pazarlık gücünüz düşer. Ayrıca kimliğinizi gizlemek imkansız hale gelir.
Satışa hazırlık sürecini tek başınıza yapsanız da
şirketinizi pazarlama sürecini tek başınıza yönetmeye çalışmayın. “Ben çok iyi
pazarlıkçıyım” demek ile şirket satmak aynı şey değildir. M&A danışmanı
ve M&A avukatı tutun (ticaret avukatı değil, özellikle şirket
birleşme ve devralmalarında uzmanlaşmış bir avukat bulun). Şirketinizi onlarla
birlikte pazarlayın ve alıcılarla onlarla birlikte görüşün, hatta alıcılarla
görüşmeyi tamamen onlara bırakın.
·
Bu profesyonellerin ücreti, şirketinize katacakları
değerin yanında devede kulak kalır.
·
Pazarlıklar sırasında onlar “kötü polis” olabilirler ve
bazı konularda, onlara dayanarak alıcıya “hayır” diyebilirsiniz. Alıcı denetim
yapmadan önce, siz kendi kendinizi denetleyin. M&A danışmanınız ve
avukatınızla birlikte şirketin röntgenini çekin. Hukuki, finansal ve vergisel
riskleri (eksik lisanslar, tapu sorunları, işçi davaları) önceden tespit edin
ve bunları satış masasına oturmadan çözün.
Şirketiniz orta veya büyük ölçekli ise, kurumsal
finansman şirketleri veya yatırım bankaları ile çalışmalısınız. M&A
danışmanlığı yapan bu kurumların elinde halihazırda şirket arayan
yatırımcıların (Private Equity fonları vb.) listeleri bulunur. Şirketiniz daha
küçük ölçekli (KOBİ) ise, emlakçı mantığıyla çalışan ama şirket satışında
uzmanlaşmış brokerlar etkili olabilir.
Not: Tamamen mi çıkmak istiyorsunuz (100% satış), yoksa
stratejik bir ortakla büyümek mi (azınlık veya %50-%50)? Bu karar, alıcı
listesini (Finansal Yatırımcı vs. Stratejik Yatırımcı) tamamen değiştirir.
Şu andan itibaren sizin göreviniz şirketi yönetmeye her
zamankinden daha fazla odaklanmaktır. Pazarlama ve satış görüşmeleri süreci
6-12 ay sürebilir. Bu sürede cirolar düşerse, alıcılar fiyatı kırar veya
masadan kalkar. Siz işi yönetin ve kârlılığı koruyun. Danışmanınız alıcıları
bulsun, elesin ve sadece ciddi olanları gizlilik sözleşmesiyle karşınıza
getirsin.
Her parası olan doğru alıcı değildir. Alıcılar genellikle
üç ana gruba ayrılır. Danışmanınızla oturup şu grupları hedefleyen bir “Long
List” (Uzun Liste) oluşturun:
·
Stratejik Alıcılar (Rakipler ve Sektör Oyuncuları): Sizin pazar payınızı,
teknolojinizi veya müşteri listenizi isteyen rakiplerinizdir. Genelde en yüksek
fiyatı bunlar verir çünkü satın alma sonucunda sinerji yaratırlar. Ancak
gizlilik açısından en riskli grup da budur.
·
Finansal Alıcılar (Yatırım Fonları / Private Equity): Şirketinizi alıp,
büyütüp 5-7 yıl sonra satmayı hedefleyen fonlardır. Nakit akışına (EBITDA)
bakarlar. Yönetimin işin başında kalmasını isteyebilirler.
·
Tedarik Zinciri Alıcıları (Dikey Entegrasyon): Müşterileriniz
veya tedarikçileriniz. İşinizi kendi bünyelerine katarak maliyet avantajı
sağlamak isteyebilirler.
Potansiyel alıcıları belirlediyseniz onlara meraklandırıcı
bir mail (teaser) göndermelisiniz. Şirketin ismini, konumunu ve sahibini
gizleyen, sadece finansal büyüklüğü, sektörü ve büyüme potansiyelini anlatan bir
metin içermelidir bu mail. Bu metinde alıcıların iştahını kabartmalısınız ama firmanızı
gizlemelisiniz. Elbette bu metni gönderme işini M&A danışmanınız yapmalıdır.
Mail başlığı örneği: “Marmara Bölgesi'nde faaliyet gösteren, gıda
ambalajı üreticisi, 400–600 milyon TL ciro bandında, FAVÖK marjı %15 üzerinde.”
Mail gönderimine ek olarak M&A danışmanınız,
belirlediğiniz stratejik alıcıların CEO'larına veya İş Geliştirme
direktörlerine gizlice ulaşabilir ve “sektörünüzde satılık, kârlı bir
firma var, ilgilenir misiniz?” diye sorabilir. Siz de sektörde
güvendiğiniz, ağzı sıkı avukatlar, mali müşavirler ve danışmanlar aracılığıyla “kulağı
delik” yatırımcılara haber uçurabilirsiniz. Elbette onlar da firma kimliğini
gizli tutmalıdırlar.
Bazen almaya çalışmak da alınmayla sonuçlanabilir. Bu çok
yaşanmıştır. Rakibinizi almaya niyetlenirseniz, belki de onlar size güzel bir
teklifte bulunabilirler. Neden olmasın, denemeye değer.
Bir anekdot; şirketini satma niyeti olmayan bir müşteri büyük bir
firmadan gelen cazip bir teklifi sektörel bir buluşmada dedikodu mahiyetinde
rakibine söyleyince, rakibi “ben daha fazlasını veririm, bana sat”
demişti. Yani bir talibiniz çıkarsa, başka talipler de sıraya girebilir.
Pazarlama faaliyetlerinizi yaptınız ve 2-3 yatırımcı daha
fazla bilgilenmek için geri dönüş yaptı. Bu aşamada M&A danışmanınız onlara
Gizlilik Sözleşmesi (Non-Disclosure Agreement, NDA) göndermelidir. Bu
sözleşmeyi imzalarlarsa ilgili firmanın kimliğine ve detaylı bilgilerine
ulaşabileceklerini bilmelidirler. Gizlilik Sözleşmesi satıcı ile alıcı arasında
olmalıdır ama hala firmanızın kimliğini gizlemek istiyorsanız danışmanınızla alıcı
arasında da olabilir.
Onlara göndereceğiniz bu sözleşme; şirketinizi
satılabilir olduğunu gizlemeyi, pazarlık sürecinde edinilecek bilgileri
başkalarıyla paylaşmamayı garanti altına almaya çalışır. Sizinle ilgilenen rakiplerinizin
ticari ve finansal verilerinizi öğrenip aleyhinize kullanmasını engeller. Bu
sözleşmeyi imzalandıktan sonra firmanızı ifşa etmeniz doğru olacaktır. Elbette
bu sözleşme “kesin alıma” dair bir garanti vermez ve alıcı sonradan edindiği
bilgiler ışığında alımdan vazgeçebilir.
Her “ilgileniyorum” diyen alıcıya Gizlilik Sözleşmesi
göndermeyin. İlgilenenler hakkında aşağıdaki soruların cevaplarını araştırın.
Cevaplar olumluysa Gizlilik Sözleşmesi gönderin.
·
Satın alma için gerekli fonları var mı? Alıcının parası
hazır mı, yoksa kredi mi arıyor? Ödeme gücü var mı? (finansal yeterlilik)
·
Alıcı gerçekten almak mı istiyor yoksa şirketin sırlarını
öğrenip rakip mi olacak? (niyet)
·
Daha önce benzer bir şirket satın almışlar mı? (deneyim),
·
Hızlı karar verebilecek bir mekanizmaları var mı? (süre)
Gizlilik Sözleşmesi (NDA), taraflar arasında paylaşılan
finansal ve ticari bilgilerin gizli kalmasını ve yalnızca olası işlem
değerlendirme amacıyla kullanılmasını güvence altına alır. Gizli bilginin ne
olduğu açıkça tanımlanır; kamuya açık olan veya yasal zorunlulukla açıklanan
bilgiler kapsam dışı bırakılır. Bilgilerin sadece “bilmesi gereken” sınırlı
kişilerle paylaşılmasına izin verilir ve süreç sona ererse iade ya da imhası
öngörülür. Genellikle 2–5 yıl gibi bir gizlilik süresi belirlenir ve ihlal
halinde tazmin ve ihtiyati tedbir gibi yaptırımlar düzenlenir. Ayrıca sağlanan
bilgilerin doğruluğuna garanti verilmediği ve NDA’nın taraflar arasında
ortaklık veya teklif zorunluluğu yaratmadığı açıkça belirtilir.
Gizlilik Sözleşmesi imzalandıktan sonra şirketin ismi
açıklanır ve alıcı adayına detaylı Bilgilendirme Sunumu (Information
Memorandum) yapılır veya gönderilir.
Bilgilendirme Sunumu şirketi bütün yönleriyle tanıtan
kapsamlı bir dokümandır. Amaç, alıcı adayının şirketin faaliyetlerini, finansal
durumunu, risklerini ve potansiyelini yeterince anlayarak teklif verme kararını
şekillendirmesini sağlamaktır. Bu belge genellikle bir pazarlama dokümanı ile
teknik rapor arasında dengeli bir tonda hazırlanır; yani hem şirketin güçlü
yönlerini doğru biçimde ortaya koyar hem de yanıltıcı olmayacak ölçüde gerçekçi
ve desteklenebilir bilgiler içerir.
İçerikte genellikle şirketin tarihçesi, organizasyon
yapısı, iş modeli ve gelir yaratma mantığı detaylı şekilde anlatılır. Ürün ve
hizmet portföyü, hedef müşteri grupları, pazarın büyüklüğü ve rekabet
dinamikleri açıklanır; şirketin pazardaki konumuna dair net bir çerçeve
çizilir. Operasyonel yapı, üretim süreçleri, tedarik zinciri, insan kaynağı ve
teknolojik altyapı gibi başlıklar da yer alır. Finansal tabloların özetleri,
kârlılık göstergeleri, büyüme trendleri ve mümkünse gelecek yıllara ilişkin projeksiyonlar
paylaşılır. Bunun yanında, önemli sözleşmeler, hukuki yükümlülükler, lisans ve
izinler, vergi durumu, borçluluk seviyesi ve olası risk unsurlarına da
değinilir.
Bilgi Muhtırası olarak da bilinen bu sunum, alıcının
şirketi bir bütün olarak değerlendirmesine imkân tanıyan bir “ilk ayrıntılı
resim” niteliğindedir; ancak nihai karar için yapılan detaylı finansal, hukuki
ve ticari incelemenin (Due Diligence) yerini tutmaz. Bu nedenle çoğu zaman
dokümanın başında verilen bilgilerin bağlayıcı olmadığına dair bir sorumluluk
sınırlaması da bulunur. Doğru kurgulanmış bir Bilgilendirme Sunumu, hem alıcı
için sağlıklı bir değerlendirme zemini yaratır hem de satıcının şirketini
profesyonel ve güvenilir bir şekilde sunmasına yardımcı olur.
Not: Tek bir alıcıyla görüşmek, fiyatı düşürür. İdeal
senaryo, aynı anda 2-3 ciddi alıcıyla görüşüp, bir ihale ortamı yaratarak
fiyatı yukarı çekmektir. “Şu an ilgilenen başka yatırımcılar da var”
cümlesi, süreci hızlandıran en güçlü kozdur.
Bilgilendirme Sunumu sonrasında alıcı henüz detaylı
inceleme (Due Diligence) yapmayacak ama “Kabaca ne kadar eder?”
sorusuna yanıt arayacaktır. Bunun için son 3 yılın vergi levhası, özet
gelir tablosu, bilançosu ve genel borç durumu gibi bilgileri de talep edebilir.
Bu aşamada alıcının ilgisi devam ediyorsa satıcıya fiyat aralığı (bir
nevi teklif) vermesi doğru olacaktır. Buna “bağlayıcı olmayan gösterge teklif”
(Non-Binding Indicative Offer / NBIO) denir.Elbette bu aşamada satıcı da
şirketinin değerini alıcıya bildirebilir. (Her iki tarafın şirkete biçtiği
değerin pazarlık payı içermesi gerektiğini söylememe gerek yok sanırım) Eğer
alıcı “100 Birim”, satıcı “500 Birim” diyorsa süreç burada nezaketle
sonlandırılır. Aradaki fark %20-30 ise sürece devam edilir.
Alıcı tarafından fiyat aralığının verileceği, buna
mukabil olarak da Satıcı’nın şirketine biçtiği değeri söyleyeceği aşamaya
şirketlerin patronları da katılmalıdır. Patronlar arası ilk görüşme bu
olmalıdır. Satıcı firmanın patronu bu toplantıda şirketin vizyonunu, hayalini,
geçmişini anlatmalıdır. Güven uyandırmalı, gelecek vadetmelidir.
Tarafların şirkete biçtikleri değer yakınsa ve
pazarlıklarla uzlaşma sağlanabilecek gibi görünüyorsa artık taraflar süreci
daha resmî ve yapılandırılmış bir aşamaya taşımak için Niyet Mektubu (Letter
of Intent - LoI) imzalamalıdır. Elbette alıcı adaylarından bu safhaya geçmek
isteyenler arasından sizin için en doğrusuyla Niyet Mektubu imzalamanız
gerekir. Diğerleriyle flört etmeyi durdurmanız da gerekir.
Niyet Mektubu, tarafların üzerinde anlaştığı temel ticari
çerçeveyi ve sonraki adımların nasıl ilerleyeceğini özetleyen, çoğu hükmü
bağlayıcı olmayan fakat güçlü bir mutabakat ifadesi taşıyan bir dokümandır. Bir
anlamda, “eğer nihai anlaşmaya varırsak bunu şu şartlar ve prensipler
çerçevesinde yapacağız” demektir.
Niyet Mektubu ile birlikte flört evresi bitmiş,
nişanlılık evresine geçilmiş demektir. Yani pazarlama evresi bitti, satış
evresi başladı.
Şirketinizin Satış Sürecini Yönetmek
Niyet Mektubu’nda genellikle işlem yapısına dair ana
konular yer alır: Şirketin ne kadarının, hangi değerleme veya fiyat aralığıyla,
nasıl bir ödeme planı ve kapanış şartlarıyla devredileceği anlatılır. Due Diligence
sürecinin kapsamı, süresi ve bu süreçte bilgi paylaşımının nasıl yapılacağı
açıklanır. Rekabet yaratmamak amacıyla satıcının belirli bir süre başka
alıcılarla görüşmeme taahhüdü (exclusivity), gizlilik yükümlülüklerinin devamı,
tarafların süreç boyunca katlanacağı masrafların kime ait olacağı ve
uyuşmazlıkların nasıl yönetileceği gibi hükümler de çoğu zaman bu metinde yer
alır. Niyet Mektubu’nun önemli bir özelliği, fiyat ve diğer ticari maddeler
bağlayıcı olmasa bile; gizlilik, münhasırlık ve iyi niyetle yürütme gibi bazı
hükümlerin genellikle bağlayıcı olarak düzenlenmesidir.
Bu aşama, tarafların niyetinin ciddi olduğunu ve artık
detaylı inceleme ile sözleşme müzakerelerine geçileceğini gösteren kritik bir
dönemeçtir. Ancak Niyet Mektubu nihai satış sözleşmesinin yerine geçmez;
aksine, onun için bir yol haritası oluşturur. İyi hazırlanmış bir Niyet Mektubu,
ileride doğabilecek yanlış anlamaları azaltır, müzakereleri hızlandırır ve hem
alıcı hem satıcı açısından sürecin daha öngörülebilir bir zeminde ilerlemesini
sağlar.
Niyet Mektubu temel olarak fiyatı, gizliliği ve
münhasırlığı içerir. Bu mektubu imzalamasıyla alıcı; “Şirketinizi, borçsuz
ve nakitsiz (Cash-free/Debt-free) bazda, incelemelerim olumlu çıkarsa şu fiyata
(veya şu FAVÖK çarpanına) almaya niyetliyim” demiş olur. Ayrıca; “Ben
şimdi avukatlara ve denetçilere para harcayacağım. Önümüzdeki 3 ay boyunca
şirketi başkasına satmayacağına veya başkasıyla görüşmeyeceğine söz ver”
demiş olur. Genellikle fiyat bağlayıcı değildir (incelemeye göre değişebilir),
ancak gizlilik ve münhasırlık maddeleri bağlayıcıdır.
Fiyat Mekanizması: Kapanış Hesapları mı, Kilitli Kasa mı?
Yukarıdaki cümleyi bir daha okuyun: “Şirketinizi,
borçsuz ve nakitsiz bazda, incelemelerim olumlu çıkarsa şu fiyata almaya
niyetliyim.” Kulağa masum geliyor, değil mi? Oysa bu cümlenin içinde satıcı
için tüm sürecin belki de en pahalı kararı gizlidir. Çünkü “borçsuz ve
nakitsiz” demek, fiyatın kapanış günündeki borca ve işletme
sermayesine göre yeniden hesaplanacağı anlamına gelir. Peki bu hesabı kim
yapacak? Alıcı. Ne zaman yapacak? Siz şirketten çıktıktan, paranızı aldıktan ve
pazarlık gücünüzü tamamen kaybettikten sonra.
Dünyada bu işin iki yolu vardır. Türkiye’de neredeyse
herkes birincisini kullanır; çünkü ikincisini bilmez.
1. Kapanış Hesapları Yöntemi (Completion Accounts)
Fiyat imza gününde belirlenir ama kesin değildir. Kapanış
gününde şirketin nakdi, finansal borcu ve net işletme sermayesi yeniden
ölçülür; anlaşılan referans değerlerden sapma varsa fiyat aşağı veya yukarı
revize edilir. Hesabı kapanıştan sonra alıcı yapar, size bir rapor gönderir,
siz itiraz edersiniz, anlaşamazsanız bağımsız uzmana gidersiniz.
Yani satış, kapanış günü bitmez. Aylarca sürer. Üstelik
bu aylarda şirket artık alıcının elindedir, defterler alıcının
muhasebecisindedir ve siz dışarıdan itiraz etmeye çalışırsınız.
2. Kilitli Kasa Yöntemi (Locked Box)
Fiyat, geçmiş bir tarihli bilanço üzerinden (örneğin 31
Aralık) kesin olarak belirlenir ve bir daha değişmez. O tarihten sonra şirketin
kârı da zararı da alıcıya aittir. Buna karşılık satıcı, o tarihten sonra
şirketten değer çıkaramaz: temettü alamaz, kendine olağandışı ödeme yapamaz,
şirketin parasıyla şahsi işini göremez. Buna kaçak (leakage) denir ve
sözleşmede tek tek yasaklanır.
Kapanış günü ne olur? Hiçbir şey. Para yatar, hisse
devredilir, iş biter. Kapanış hesabı yoktur, düzeltme raporu yoktur, itiraz
yoktur, bağımsız uzman yoktur.
İki Yöntemin Karşılaştırması
|
Kapanış Hesapları |
Kilitli Kasa |
|
|
Fiyat ne zaman kesinleşir? |
Kapanıştan aylar sonra |
İmzadan önce |
|
Kapanışta düzeltme |
Var |
Yok |
|
Hesabı kim yapar? |
Alıcı |
Kimse, hesap yok |
|
Ekonomik sahiplik |
Kapanış günü |
Kilitli kasa tarihi |
|
Aradaki dönemin kârı kimin? |
Satıcının |
Alıcının |
|
Satıcı kapanışa kadar |
Evet |
Hayır (izin verilenler hariç) |
|
İhtilaf ihtimali |
Yüksek |
Çok düşük |
|
Kimin lehine? |
Alıcının |
Satıcının |
|
Ön şartı nedir? |
Yok |
Güvenilir, |
Türkiye’de neden hep birincisi kullanılıyor?
İki sebebi var. Birincisi, alıcı tarafın
danışmanları genellikle bu yöntemi önerir; çünkü hem alıcının lehinedir hem de
onların işini garantiler. İkincisi ise daha can sıkıcı: satıcının
bilançosuna güvenilmemesidir.
Kilitli Kasa, geçmiş tarihli bir bilançoya tam güven
gerektirir. Bilançonuz bağımsız denetimden geçmemişse, stok sayımınız
kayıtlarla tutmuyorsa, kasanız şişkinse veya gayri resmi işlemleriniz varsa
alıcı gayet haklı olarak “ben bu bilançoya fiyat bağlamam” der ve
kapanış hesabında ısrar eder.
Yani şu ortaya çıkıyor: Kilitli Kasa’yı isteyebilmek,
bilançonuzun sağlam olmasına bağlıdır. Makalenin başında “satıştan 1-2
yıl önce hazırlığa başlayın” derken kastettiğim şeylerden biri de tam
olarak budur. Temiz bir bilanço sadece fiyatı yükseltmez; fiyatı korumanızı da
sağlar. Halının altını süpürmenin bedelini burada, kapanış hesabı masasında
ödersiniz.
Kilitli Kasa bedava değildir, şartlarını bilin
•
Kasa kilitlendikten sonra şirketten para çekemezsiniz. Kâr payı yok, olağandışı ödeme yok,
şirket kartıyla şahsi harcama hiç yok. Bunların hepsi “kaçak” sayılır ve
fiyattan düşülür.
•
Aradaki dönemin kârı alıcıya gider. Fiyatı 31 Aralık’ta sabitlediniz
ama parayı belki 1 Ekim’de alacaksınız. O dokuz ay boyunca şirketi siz
yönetiyor olsanız da kârı alıcının sayılır. Bunun karşılığında satıcı, bu süre
için bir bekleme bedeli (ticking fee) talep eder: “Fiyatı sabitliyorum ama
parayı geç alıyorum; aradaki süre için bana yıllık şu oranda ek ödeme
yapacaksın.” Bunu istemeyi unutmayın; unutursanız dokuz aylık kârınızı hediye
etmiş olursunuz. Türkiye’de faiz ve enflasyon seviyeleri düşünüldüğünde bu
kalem hiç de küçük değildir.
•
İzin verilen kaçakları (permitted leakage) baştan
listeletin.
Maaşınız, huzur hakkınız, önceden kararlaştırılmış temettünüz, kira
ödemeleriniz… Bu liste sözleşmede ne kadar geniş olursa o kadar rahat
edersiniz. Listede olmayan her ödeme, kapanışta karşınıza fatura olarak çıkar.
Ne yapmalısınız?
Bu tartışmayı sözleşme aşamasında değil, Niyet Mektubu
aşamasında yapın. Çünkü LoI’deki “borçsuz ve nakitsiz” ifadesini imzaladığınız
an, Kapanış Hesapları yöntemini fiilen kabul etmiş olursunuz; sonradan geri
dönmek çok zorlaşır. Avukatınız SPA’de bunu değiştirmeye kalktığında alıcı
haklı olarak “ama biz niyet mektubunda anlaşmıştık” der.
•
Önce Kilitli Kasa’yı deneyin. Niyet Mektubuna şu cümleyi
koydurmaya çalışın: “Fiyat, [tarih] tarihli bilanço esas alınarak Kilitli
Kasa yöntemiyle sabitlenecek; kapanışta ayrıca bir işletme sermayesi veya net
borç düzeltmesi yapılmayacaktır.”
•
Kabul etmezse pazarlık edin. “Peki, kapanış hesabı
yapalım ama düzeltme çift yönlü olsun (aleyhime de lehime de işlesin), kıdem
tazminatları net borca girmesin ve şu kalemler kapsam dışı kalsın.”
•
Hiç kabul etmezse en azından kilidi vurun. Neyin, nasıl
ve hangi muhasebe standardına göre (IFRS mi, TMS mi) ölçüleceğini referans
tablolarla birlikte sözleşmeye yazdırın. Bu makalenin ilerleyen bölümlerinde ve
sonundaki notlarda bunun reçetesini bulacaksınız.
Ve şunu bilin: Alıcı Kilitli Kasa’ya ısrarla “hayır”
diyorsa bunun tek bir anlamı vardır. Kapanış hesaplarından bir şeyler çıkarmayı
planlıyordur.
Not: Bundan sonraki bölümlerde anlatacağım her şey (dijital
veri odası, detaylı inceleme, referans mali tablolar, net finansal durum, net
işletme sermayesi, kapanış hesapları düzeltmesi ve makalenin sonundaki “salam
dilimi” taktikleri) aslında Kapanış Hesapları yönteminin yarattığı sorunlardır.
Kilitli Kasa ile satarsanız bunların büyük kısmı hayatınızdan çıkar. Yine de
dikkatle okuyun; çünkü Türkiye’de büyük ihtimalle karşınıza Kapanış Hesapları
çıkacak.
Niyet mektubu imzalandıktan sonra satıcı, şirketin tüm
belgelerini dijital bir ortama (Virtual Data Room) yükler. Bunlar; şirketin ana
sözleşmesi, tüm faturalar, personel listeleri, sözleşmeler, tapular, davalar ve
benzeri dosyalardır. Nelerin yükleneceğinin listesini alıcı taraf verir.
Elbette bu istekler şirketin değerini anlamaya yönelik dosyaları içermelidir.
Amacı dışındaki bilgiler yüklenmemelidir. Bu yükleme işlemi 1-2 ay sürebilir. Alıcının
danışmanlarına (avukat, mali müşavir) bu odaya erişim şifresi verilir.
Veri Odasına yüklenen belgelerin tutarlı ve eksiksiz
olması şarttır. Detaylı İnceleme sırasında alıcının keşfedeceği “gizlenmiş” bir
problem (vergi cezası, kayıtsız çalışan, davalık konular vb.), güveni tamamen
yok eder. Varsa tüm problemleri en başta siz söyleyin ve çözüm önerisi sunun.
Alıcı bir sorunu kendisi bulursa bunu fiyatı düşürmek için koz olarak kullanır;
siz söylerseniz bu “yönetilebilir bir risk” olur.
Dijital ortama yüklenen dosyalar alıcının danışmanları
tarafından detaylıca incelenir. Sonrasında Detaylı İnceleme (Due
Diligence) başlar. Alıcı; finansal, hukuksal, vergisel ve operasyonel olarak
şirketinizi “röntgen” cihazına sokacaktır. Yani alıcı tarafın profesyonel
ekipleri sahaya iner, firmaya girer. Alıcının uzmanları sürekli sorar: “Bu
arsa kimin?”, “Bu borç neden bilançoda yok?”, “Bu davayı kaybetme
ihtimaliniz nedir?”. Patronlar bu aşamada geri planda durmalıdır.
Detaylarda boğulmak yerine, süreci danışmanlarına yönettirmeli ve sadece çıkan
büyük sorunlarda devreye girmelidirler.
Genellikle 4-8 hafta sürer.
Alıcının danışmanları tarafından hazırlanan Due Diligence
raporu çıktıktan sonra alıcı patron, satıcı patronun karşısına elinde bir karne
ile gider. “Senin şirketin çok güzel ama incelemede 10 milyon TL vergi
riski, 5 milyon TL de kıdem tazminatı yükü çıktı. Teklif ettiğim fiyattan
bunları düşüyorum” diyebilir. Buna karşılık satıcı; “O riskler
gerçekleşmez, fiyatı düşürme ama sözleşmeye madde koyalım, eğer ceza gelirse
ben öderim” diyebilir. Yani taraflar pazarlık yapmaya başlarlar.
Pazarlık nihayete erdiğinde fiyat da belirlenmiş olur.
Fiyatın belirlendiği tarihte aşağıdakiler de kayda alınır. Bu kalemler referans
niteliğindedir. Sonraki aşamalarda özellikle kapanış günü hesaplarında sık sık
başvurulacaktır.
·
Mizan
·
Bilanço
·
Gelir Tablosu (P&L)
·
FAVÖK Değeri
·
Özkaynakların Değeri
·
Stokların Değeri
·
Net Finansal Durum
·
Net İşletme Sermayesi
o
Ticari NİS
o
Diğer NİS
Elbette fiyata nelerin dahil olduğu, fiyatı nelerin
değiştirebileceği de taraflarca belirlenmiş olmalıdır.
·
Fiyata çalışanların kıdem tazminatlarının dahil olduğunu
mutlaka garanti altına alın. Yoksa devri teslim sonrasında (kapanış günü
sonrasında) sizden kıdem tazminatları yükümlülüğünü talep edebilirler.
·
Aynı şekilde çalışanların kullanmadıkları tatil
izinlerinin ederinin de fiyata dahil olduğunu garanti altına alın. Yoksa
ileride bu ücretleri de isterler sizden. (Gerçi işletmenin devamlılığı esası
gereği bu tip bir talepte bulunmamaları gerekir.)
·
Satıcı taraf olarak FAVÖK ve Özsermaye’deki iyileşmelerin
fiyatı artırması gerektiği maddesi koydurmanızı öneririm.
·
Fiyatın tamamının satıcıya mı verileceği, yoksa bir
kısmını şirket içindeki borçların (kredilerin) ödenmesi için kesilip
kesilmeyeceği karara bağlanmalıdır.
·
Bilançonun duran tarafında bulunan ama Alıcı tarafından
istenmeyen bazı gayrimenkullerin (örneğin; arsalar, binalar) şirket içinden
nasıl çıkarılıp Satıcı’ya devredileceği de karara bağlanmış olmalıdır.
·
Hedef stok değeri de tespit edilmelidir. Alıcının fiyatı
verdiği tarihteki stok değeriyle şirketi devralmak isteme hakkı vardır.
·
Ayrıca ödeme vadesi, ödeme taksitleri, sözleşme tarihi,
hisse devir tarihi (kapanış günü) gibi konularda da anlaşılmış olması gerekir.
Not: Neden bunları konuşmuş ve kabul ettirmiş olmanız
gerekir. Çünkü; fiyat karşılıklı uzlaşma ile belirlendikten sonra sözleşmenin
imzalanmasına kadar epey bir zaman geçecek, hatta imzalandıktan sonra devri
teslim gününe (kapanış gününe) kadar da epey zaman geçecek. Bu süreçte şirketi
siz yöneteceksiniz ve yukarıdaki mali verilerde değişiklikler olacak. Bu mali
verilerdeki olumsuz değişiklikleri size fatura etmek isteyeceklerdir
(olumsuzları ise dikkate almak istemeyeceklerdir). Yani anlaştığınız fiyattan kırpıntı
(iskonto) yapmak isteyeceklerdir. Böyle bir taleple karşılaşmak istemiyorsanız
hem fiyatın belirlendiği tarihte, hem de sözleşmede bu taleplerin önünü
kesmeniz gerekir.
Daha önce de belirttiğim gibi fiyat genellikle “Borçsuz
ve Nakitsiz” (Cash-free, Debt-free) prensibiyle belirlenir, ancak kapanış
günündeki “İşletme Sermayesi” hesaplaması son dakikada büyük kavgalara
neden olabilir. Alıcı, şirketi devraldığında kasada işi döndürecek kadar stok
ve alacak olmasını ister. Stokları eritip nakde dönmek veya borçları ödemeyi
geciktirip kasada para tutmak gibi “kurnazlıklar” kapanış hesaplarında
karşınıza “Fiyat İndirimi” olarak çıkar. “Normalleştirilmiş İşletme Sermayesi”
hedefinde mutabık kalın. (Yani fiyatın belirlendiği tarihteki mali tabloları
tutturmaya çalışın.)
Fiyat belirlendiğine göre, referans mali tabloların
fotoğrafı çekildiğine göre, fiyatı nelerin değiştirip değiştirmeyeceği
belirlendiğine göre artık tarafların hukukçuları Hisse Alım Sözleşmesini
(Share Purchase Agreement, SPA) yazmaya başlayabilir.
Hisse Alım Sözleşmesi, tüm M&A sürecinin “anayasasıdır”.
Niyet mektubuyla başlayan, Due Diligence (detaylı inceleme) ile devam eden
sürecin nihai ve bağlayıcı sonucudur.
İyi bir SPA, sadece hissenin kaç paraya satıldığını yazan
bir kağıt parçası değil, gelecekte çıkabilecek her türlü kavgayı bugünden çözen
bir risk dağıtım mekanizmasıdır.
Hazırlanan SPA’in uluslararası muhasebe standartlarına
(IFRS) ve/veya ulusal muhasebe standartlarına (TMS) aykırı olmaması gerekir. Bir
yabancı firma sizi satın alacaksa IFRS esas alınmalıdır. Yerli bir firma sizi
satın alacaksa TMS esas alınmalıdır.
Uluslararası M&A pratiğinde: Firma Değeri (Enterprise
Value), FAVÖK (EBITDA), Net Borç (Net Debt), Net İşletme Sermayesi (NWC),
Kapanış Hesapları (Completion Accounts) kavramlarının referans dili IFRS’tir.
Alıcı yabancıysa IFRS “varsayılan yorum zemini” olur, TMS ancak yerel raporlama
aracıdır. İleride yaşanacak uyuşmazlıklarda hakem, uzman ya da bağımsız denetçi
refleks olarak IFRS açısından düşünür.
TMS ile IFRS arasında teoride fark yoktur ama uygulamada
bazı farklar vardır. Özellikle Net İşletme Sermayesi ile Net Finansal Durum
(Net Borç) kapsamına nelerin girip girmeyeceğine dair farklılıklar gösterirler.
Örneğin; IFRS kıdem karşılıklarını, tatil izni karşılıklarını, son dönem geçici
kurumlar vergisini, müşterilerden alınan avansları borç olarak görmez ve
bunları işletmenin doğal faaliyetlerinden doğan giderler olarak görüp net borca
yazmazken TMS bunları net borca yazar. Bu fark, kapanışta satıcının cebinden
milyonlar çıkmasına neden olabilir.
Sözleşmenin neleri içermesi gerektiği ve hangi muhasebe
standardına (IFRS/TMS) dayanarak hazırlanması gerektiği konusunda ısrarcı olun.
Sağlam, adil ve profesyonel bir SPA’nın sahip olması
gereken temel mimari ve kritik maddeler:
·
Fiyat sabit bir rakam olsa bile, hesaplama yöntemi net
olmalıdır. Fiyat, imza anında belirlenir ama “Kapanış” tarihindeki (hisselerin
fiilen devredildiği gün) nakit, borç ve işletme sermayesi durumuna göre yukarı
veya aşağı revize edilir. Şirket satışlarında standart formül
şöyledir: Cebinize Girecek Para = Firma Değeri (EV) - Net Finansal Borç ± Net
İşletme Sermayesi. Sözleşmede Kapanış Hesapları (Closing Accounts) nasıl
yapılacak, çok iyi tanımlamalıdır.
·
Taraflar geçmiş bir tarihli bilançoda (örneğin 31 Aralık)
anlaşır. O tarihten sonra şirketten dışarı (satıcıya) para çıkışı yasaklanır.
Fiyat sabittir, kapanışta değişmez (Locked Box). Satıcı için daha güvenlidir,
alıcı için risklidir.
·
Eğer fiyatın bir kısmı performansa bağlıysa, bu
performansın (Ciro mu? FAVÖK mü? Net Kâr mı?) nasıl hesaplanacağı matematiksel
formüllerle sözleşmeye eklenmelidir. Çünkü 31 Aralık tarihinde belirlenen
fiyattan sonra kapanış gününe kadar (belki 6 ay, belki bir yıl) şirket satıcıya
ait olacaktır. Bu süreçte şirket iyiye de gidebilir, kötüye de. Bu değişimin
kime fatura edileceği, yani iyiye gidiyorsa anlaşılan fiyata eklenecek mi,
kötüye gidiyorsa anlaşılan fiyattan düşülecek mi, sözleşmede açıkça
yazmalıdır.
·
Değerleme yapılırken ve ödeme planı oluşturulurken döviz
kurlarının oynaklığına karşı “kur sabitleme” veya “döviz bazlı ödeme”
mekanizmalarının nasıl kurgulanacağı (özellikle kapanış ile imza arasındaki
sürede) bir madde olarak eklenmelidir.
Sözleşmede satıcının beyanları ve taahhütleri vardır. “Vergi
borcum yoktur”, “Gizli bir davam yoktur”, “Fikri mülkiyet hakları
tamdır”, “Çevresel atık sorunum yoktur” gibi yüzlerce madde
sıralanır. Eğer kapanıştan 1 yıl sonra şirketin aslında vergi kaçırdığı ortaya
çıkarsa, alıcı bu maddelere dayanarak parasını geri ister. Geçmişten gelen
riskler (örneğin devam eden bir vergi davası) için sorumluluğun kimde kalacağı
netleştirilmelidir.
Not: Türkiye'de patron, şirketin banka kredilerine ve çoğu
tedarikçi sözleşmesine şahsen kefildir. Hisse devri bu kefaletleri otomatik
olarak kaldırmaz. Yani şirketi sattınız, parayı aldınız, ama şirket iki yıl
sonra krediyi ödemezse banka size gelir. Kapanış ön şartlarına, satıcının ve
aile bireylerinin şirket adına verdiği tüm şahsi kefalet, teminat mektubu ve
ipoteklerin kaldırılmasını veya alıcının kefaletiyle değiştirilmesini yazdırın.
Bu şart yerine gelmeden kapanışa gitmeyin. Kefaletiniz duruyorsa, şirketi
satmış değil, sadece yönetimini devretmiş olursunuz.
Alıcı, satıcının zamanında aksedecek masrafları ve
ziyanları karşılamak için satıcıya ödeyeceği paranın bir kısmını (örneğin
%10'unu) 1-2 yıl süreyle bloke bir hesapta (buna rehin fon veya güvenli hesap
diyebiliriz) tutmak isteyebilir. Sözleşmede bu sürenin ve miktarın makul
olmasına dikkat edin.
Rehin Fonu Pratikte Nasıl Kurulur?
“Paranın %10’unu bloke bir hesapta tutalım” demek
kolaydır. Bankaya gidince iş değişir. Çünkü Türk hukukunda Anglosakson
anlamıyla bir “emanetçi” (escrow agent) kurumu yoktur; bankalarımız da parayı
tutup “şart gerçekleşmiş mi” diye değerlendirmeye pek istekli değildir.
Pratikte üç yol kullanılır:
•
Üçlü protokollü rehinli mevduat hesabı. Alıcı, satıcı ve bankanın imzaladığı
bir protokolle para bir hesapta rehinli tutulur. En yaygın yöntem budur.
Bankanın tek şartı vardır: serbest bırakma koşulu mekanik olmalıdır.
Banka hakem değildir; “tarafların ortak yazılı talimatı” veya “kesinleşmiş
mahkeme/tahkim kararı” gibi tartışmasız bir tetikleyici ister. Sözleşmeye “alıcı
makul bulursa serbest bırakılır” yazdırırsanız banka bu işe hiç girmez; girse
bile paranız orada çürür.
•
Banka teminat mektubu. Satıcı için en iyi yol budur ve nedense en az
önerilenidir. Parayı tam olarak alırsınız, karşılığında alıcı lehine bir
teminat mektubu verirsiniz. Para cebinizdedir; riskiniz mektubun tazmin
edilmesidir. Maliyeti komisyondur ve bu komisyon, paranızın iki yıl bloke
kalmasından çoğu zaman ucuzdur. Alıcı kabul ederse ilk tercihiniz bu olsun.
•
Yurt dışı emanet hesabı. Alıcı yabancıysa gündeme gelir. Daha
kurumsaldır ama sermaye hareketi ve vergi boyutunu mali müşavirinize önceden
hesaplatın.
Hangi yolu seçerseniz seçin, sözleşmeye şunları yazdırın:
•
Serbest bırakma otomatik olsun. “Süre sonunda alıcının onayıyla iade
edilir” değil; “sürenin sonunda usulüne uygun bir talep iletilmemişse bakiye
kendiliğinden satıcıya ödenir” olsun. Aradaki fark, paranızı alıp
alamamanızdır.
•
Kısmi serbest bırakma koydurun. Örneğin fonun yarısı 12. ayın
sonunda, kalanı 24. ayın sonunda çözülsün. Paranın tamamının en uzun vadeye
kilitlenmesine razı olmayın.
•
Nemayı kim alacak, yazsın. Hesapta biriken faiz veya nemanın
kime ait olacağı mutlaka belirtilsin. Türkiye’deki faiz seviyelerinde bu, iki
yılda ciddi bir tutardır ve yazılmazsa alıcı sahiplenir. Doğrusu satıcıya ait
olmasıdır.
•
Para birimini seçin. Uzun süre TL’de bloke duran para erir. Döviz cinsinden
veya en azından faiz işleyen bir enstrümanda tutulmasını isteyin.
•
Süreyi sınırlayın. Vergi konuları için daha uzun süre talep edilebilir ama
ticari konular için makul olan 18-24 aydır. Fonun tamamını en uzun vadeye
kilitletmeyin; vergi riski için ayrı ve daha küçük bir dilim ayırın.
•
Talep eşiği koydurun. Fondan kesinti yapılabilmesi için asgari bir tutar şartı
olsun. Aksi halde alıcı, incir çekirdeğini doldurmayacak kalemleri toplayıp
fona el atar.
Not: Rehin fonundaki para henüz elinize geçmemiş olsa da,
hisse devri anında elde edilmiş kazanç sayılıp vergisini peşin ödemeniz
gerekebilir. Yani almadığınız paranın vergisini ödersiniz; sonra fondan kesinti
olursa fazla ödediğiniz vergiyi geri almak apayrı bir dert olur. Bu ihtimali
mali müşavirinize sözleşme imzalanmadan önce sordurun.
Alıcı şirketi aldıktan sonra, satıcının parayı alıp hemen
yan sokağa aynı işi yapan yeni bir şirket kurmasını istemez. Sözleşme rekabet
yasağı maddesiyle bunu da garanti altına alır. Satıcıya (genellikle Türk
Ticaret Kanunu ve Rekabet Hukuku sınırları dahilinde, örn: 3-5 yıl) aynı
sektörde iş yapma yasağı getirilir. Sözleşme ile satıcının, eski şirketteki
kilit personeli veya müşterileri yeni işine transfer etmesi yasaklanır.
Sözleşme imzalandı ancak Rekabet Kurumu izni 3 ay sonra
gelecek. Bu 3 ayda şirket nasıl yönetilecek? Satıcı, şirketi “basiretli bir
tacir” gibi yönetmeye devam etmelidir. Alıcının haberi olmadan büyük yatırımlar
yapamaz, kredi çekemez veya kilit personel işe alamaz/çıkaramaz. Bu dönemin
kuralları “Olağan İş Akışı” maddeleriyle belirlenir.
Sözleşmede olağan üstü durumlar “mücbir sebepler”
maddesiyle yer almalıdır. Çok nadir kullanılan ama alıcı için “acil çıkış
kapısı” olan maddedir. İmza ile Kapanış arasında; savaş çıkması, fabrikanın
yanması veya pandeminin patlaması gibi şirketin değerini kökten değiştirecek
bir olay olursa, alıcının “Ben vazgeçtim” deme hakkıdır.
Satıcı, hisseyi devrettikten sonra şirketin yönetiminde
tam söz sahibi olamayabilir. “Yönetim yetkisini devrettiğiniz bir şirkette,
performans hedefini tutturmak zorlaşabilir. Bu nedenle performansa dayalı ek
ödemeler (Earn-out) maddelerinde, yönetime müdahale haklarınızı veya bütçe onay
yetkilerinizi sözleşmeye ekletin.
Tanımlar, sözleşmenin başında yer alır. “İş Günü”, “FAVÖK”,
“Bilgi” gibi kelimelerin ne anlama geldiği burada netleştirilmelidir.
Anlaşmazlıkların çoğu tanım hatalarından çıkar.
Sözleşmenin gövdesi kadar ekleri de önemlidir. Satıcı “davam
yok” der ama ekler kısmına “şu şu davalar hariç” diyerek
mevcut riskleri şeffafça listeler. Bu liste satıcıyı ileride tazminat ödemekten
kurtarır.
Uyuşmazlık durumunda hangi ülkenin hukuku geçerli olacak?
İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) mi, Londra mı, yoksa Türk Mahkemeleri mi?
(Yabancı yatırımcı varsa genellikle Tahkim tercih edilir).
SPA, tarafların birbirine güvenmediği varsayımı üzerine
kurulur ki sonunda güvenle iş yapılabilsin. “Biz sözümüze güveniyoruz,
kısa bir sözleşme yapalım” yaklaşımı, şirket alım satımlarında
yapılacak en büyük hatadır.
Tarafların içine sinen ve haklarını koruyan bir
sözleşmeye sahip olduğunuza inanıyorsanız imzanızı atın. Şüpheleriniz varsa,
birkaç danışmandan ve avukattan daha görüş alarak revizyonlar isteyebilirsiniz.
Zaten karşı tarafla uzlaşarak tadil protokolleri yaparak da SPA’yı
güncelleyebilir ve güçlendirebilirsiniz de.
İmza atıldı diye şirket devredilmiş sayılmaz. Sözleşmede “İmza”
(Signing) ve “Kapanış” (Closing) arasında gerçekleşmesi gereken şartlar
sıralanmalıdır:
·
Resmi İzinler: Rekabet Kurumu izni veya sektör spesifik izinlerin
(EPDK, BDDK vb.) alınması.
- Banka Onayları: Şirketin kredileri varsa, bankalardan “Kontrol Değişikliği”
(Change of Control) onayı alınması.
- Boşaltma İşleri: Satıcının şahsi arabasının şirket üzerinden çıkarılması veya
şirketle ilgisi olmayan bir gayrimenkulün ayrıştırılması.
Şirketler belirli bir ciro büyüklüğünün üzerindeyse,
satış için Rekabet Kurumu'ndan izin alınması gerekir. Bu süreçte sözleşme
imzalanır ama hisse devri yapılmaz. İzin çıkana kadar (1-3 ay) beklenir.
Yalnız Kapanış Günü ile birlikte
satış tamama ermez. Şirketin içine giren Alıcı, kapanış günü hesaplarını
kontrol eder ve farklar bulursa bunu Kapanış Hesapları Düzeltmesi
altında raporlar ve Satıcı’ya sunar. Bu tip bir rapor tahmin edebileceğiniz
gibi “size fazla ödemişiz lütfen bize bu kadar iade edin” der, “size
az ödemişiz lütfen bu kadar daha alın” demez. Bu yüzden bu raporu çok iyi
inceleyin ve kesintinin (iade talebinin) nereden geldiğini doğru anlayın. Belki
de haklı nedenle değil de, yanlış hesaplamayla ya da bilerek kalem oynatmayla
sizden bu farkı talep ediyor olabilirler.
SPA sözleşmelerinde tarafların
anlaştığı firma fiyatı sözleşme tarihindeki aşağıdaki kalemlere endekslenir.
Yani Alıcının verdiği fiyatta aşağıdakilerin değeri sabitlenmiş olur.
·
Net Finansal Durum
·
Net İşletme Sermayesi
Kapanış gününde yukarıdakilerin
değerlerinde artma veya azalma varsa, bu fark anlaşılan firma satış fiyatından
düşülür veya fiyata eklenir. Kapanış hesaplarında ve revizyon raporunda sıkça
duyacağınız bu kavramları iyice araştırın ve anlayın. Çünkü bu kavramlar
üzerinden size ödenecek fiyattan kesintiler olabilir.
- Net Finansal Durum (NFD): Genellikle “Net Borç” (Net Debt) olarak da bilinen
bu kavram, bir şirketin finansal sağlığının önemli bir göstergesidir.
Şirketin toplam finansal borçları ile elindeki nakit varlıklar arasındaki
farkı ifade eder. (IFRS ve TMS’ye göre farklı kalemleri içerir.)
- NFD Formülü: Kısa Vadeli Mali Borçlar + Uzun Vadeli Mali Borçlar
– Nakit ve Nakit Benzerleri (Bazen formüle kısa vadeli likit finansal
yatırımlar da nakit tarafına eklenir.)
- NFD’ye nelerin dahil edilip edilmeyeceğini sözleşme
sırasında netleştirmenizi tavsiye ederim. Aksi taktirde Alıcı NFD’ye pek
çok şeyi ekleyerek yükseltir ve bu borç yükünü şirket değerinden
(fiyattan) düşürmek ister. Böyle nahoş bir durumla karşılaşmamak için
önleminizi alın.
- Net Finansal Durum (NFD) ile ilgili diğer kavramlar:
Tahmini NFD, Önerilen Nihai NFD, Düzeltilmiş Nihai
NFD, Nihai NFD, Raporlanan NFD.
- NFD ve Türevlerine Dair Örnek Hesaplama: A Şirketi, B Şirketini 100 Milyon TL + NFD
karşılığında alıyor. B Şirketi diyor ki: “tahminimize göre kapanışta 10
milyon borç, 2 milyon nakitimiz olacak.” Yani Tahmini NFD = 8 Milyon
Borç. Bu durumda Alıcı kapanış gününde 100 Milyon - 8 Milyon = 92 Milyon
TL ödeme yapar. Kapanış gününden sonra Alıcı şirketin içine girer,
defterleri inceler ve der ki: “Siz 8 milyon borç var sandınız ama
aslında 12 milyon borcunuz varmış.” Buna Önerilen Nihai NFD denir.
Eğer Satıcı bunu kabul ederse (veya hakem heyeti Alıcıyı haklı bulursa),
Satıcı aradaki 4 milyon TL farkı Alıcıya geri ödemek zorundadır.
- Net İşletme Sermayesi (NİS): En temel tanımıyla, bir şirketin kısa vadeli
yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra elinde kalan ve günlük
operasyonlarını (hammadde alımı, maaş ödemesi vb.) sürdürmek için
kullandığı likiditedir. NİS ikiye ayrılır;
- Ticari NİS: Sadece Ticari Alacaklar, Stoklar ve
Ticari Borçları kapsar. İşin kalbidir.
- Sözleşme tarihine göre kapanış tarihinde stokların
azalması veya artması şirket değerini (fiyatı) etkilemelidir. Stoklar
azaldıysa fiyattan düşülmeli, arttıysa fiyata eklenmelidir.
- Diğer NİS : İşin ticari olmayan ama operasyonel
olan kısmıdır. Ödenmemiş vergiler, personele borçlar, peşin ödenmiş
giderler, KDV alacakları vb.
- NİS Formülü: Finansal analiz ve şirket satın almalarında
hesaplaması farklılık gösterir.
- Muhasebe/Analiz Açısından Hesaplanması: Tüm dönen
varlıklardan, tüm kısa vadeli yükümlülüklerin çıkarılmasıdır. Formül =
Dönen Varlıklar−Kısa Vadeli Yükümlülükler
- Şirket Satın Alma (M&A) Açısından Hesaplanması:
M&A işlemlerinde “Nakit” ve “Finansal Borçlar” fiyatlamada ayrı bir
kalem (NFD) olarak ele alındığı için NİS hesabından çıkarılır. Geriye
sadece operasyonel kalemler kalır. Formülü= (Ticari Alacaklar +
Stoklar + Diğer Dönen Varlıklar) − (Ticari Borçlar +
Diğer Kısa Vadeli Operasyonel Borçlar)
- Bu hesaplamalara nakit, banka kredileri veya
temettü borçları dahil edilmez.
- Net İşletme Sermayesi (NİS) ile ilgili diğer
kavramlar: Ticari NİS, Diğer NİS, Hedef Ticari/Diğer
NİS, Gerçekleşen Ticari/Diğer NİS, Önerilen Nihai Ticari/Diğer
NİS, Nihai Ticari/Diğer NİS, Düzeltilmiş NIS.
- Örnek NİS Hesaplaması 1: Diyelim ki bir şirketi satın alıyorsunuz. Geçmiş
verilere bakarak dediniz ki; “Bu şirketin normal şartlarda KDV
alacakları ile KDV borçları arasındaki fark 100 birim olmalı”. Buna
Hedef Diğer NİS diyoruz. Şirketi devraldınız ve o günkü bilançoya
baktınız. Gördünüz ki Satıcı, KDV borçlarını ödememiş. Bu yüzden “Diğer
NİS” düşmüş. Yani Gerçekleşen Diğer NİS = 80 TL olmuş. Yani şirketin
içinde olması gerekenden 20 TL daha az işletme sermayesi var. Bu, Alıcı
için bir “açık”tır. Satış fiyatından 20 TL düşülür (veya Satıcı bu farkı
Alıcıya öder).
- Örnek NİS Hesaplaması 2: Taraflar anlaşır: “Kapanışta şirketin kasasında
net 100 birim Diğer NİS olmalı.” Yani Hedef Diğer NİS = 100 TL.
Kapanış günü Şirket devredilir. Alıcı şirketin içine girer. Muhasebe
kayıtlarını inceler ve görür ki; kapanış gününde aslında devlete ödenmemiş
fazladan vergi borcu varmış ve bazı “alacak” görünen kalemler aslında
tahsil edilemezmiş. Alıcı bir belge hazırlar: “İncelemelerime göre
kapanış günündeki gerçek Diğer NİS 80 birimdir.” Buna Önerilen Nihai
NİS diyoruz. Alıcı bu belgeyi Satıcı'ya gönderir. “Tamam, haklısın”
derse, rakam Nihai Diğer NİS olur. Şirket beklenenden daha “fakir”
devredildiği için Satıcı, Alıcıya 20 birim para iadesi yapar.
Alıcıdan gelen Kapanış Hesapları
Düzeltmesi raporunu danışmanlarınızla birlikte incelediniz ve hatalar gördünüz.
Sizden para iadesi değil, tam tersine ek ödeme yapmaları gerektiğine karar
verdiniz (ya da daha az iade etmeniz gerektiğine karar verdiniz). Yapmanız
gereken karşı bir rapor hazırlayarak Alıcı’ya göndermektir. Alıcı karşı
raporunuzu kabul edebilir veya etmeyebilir. Etmediği taktirde sözleşmede yazan bağımsız
uzmana (alıcının veya satıcının çalışmadığı denetim firması olmalıdır) raporlar
havale edilir ve bu bağımsız uzmanın vereceği teknik karara uyulur. Ya da
sözleşme izin veriyorsa tahkime gidilir.
Bağımsız uzmanın veya tahkimin kararına uyulduğu zaman
satış tamamlanmış demektir.
…………………………………………….
Tüm bu şirket satış sürecinin temel basamakları aşağıdaki
gibi özetlenebilir.
İlk basamağın 2 yıl sürdüğünü varsayarsak sonraki 19
basamağın en iyimser ihtimalle 6 ay en kötümser ihtimalle 24 ay süreceğini
varsayabiliriz. Aşağıda bu basamaklar için tahmini süreler verilmiştir. Daha
uzun sürmesi bıkmalara ve gerginliklere yol açacağı için taraflar açısından
hayırlı olmayabilir.
|
Sıra |
Basamak |
Süre |
|
0 |
Satışa hazırlık |
1–2 yıl |
|
1 |
M&A danışmanı ve avukat seçimi |
2–4 hafta |
|
2 |
Değerleme ve fiyat beklentisinin netleşmesi |
2–4 hafta |
|
3 |
Uzun liste ve teaser hazırlığı |
2–4 hafta |
|
4 |
Teaser gönderimi, nabız yoklama |
4–8 hafta |
|
5 |
NDA imzası |
1–2 hafta |
|
6 |
Bilgilendirme Sunumu (IM) |
2–3 hafta |
|
7 |
Bilanço ve Gelir Tablosu paylaşımı |
2–4 hafta |
|
8 |
Bağlayıcı olmayan gösterge teklif |
2–4 hafta |
|
9 |
Patronlar arası ilk görüşme |
— |
|
10 |
Niyet Mektubu (LoI) + münhasırlık |
1–2 hafta |
|
11 |
Veri odası kurulumu |
1–2 ay |
|
12 |
Detaylı İnceleme (DD) |
4–8 hafta |
|
13 |
DD sonrası fiyat pazarlığı |
2–4 hafta |
|
14 |
Referans mali tabloların sabitlenmesi |
— |
|
15 |
SPA müzakeresi |
4–8 hafta |
|
16 |
İmza (Signing) |
— |
|
17 |
Kapanış ön şartları (Rekabet Kurumu, banka onayları, kefalet çözümü) |
1–3 ay |
|
18 |
Kapanış Günü (Closing) |
— |
|
19 |
Kapanış hesapları düzeltmesi ve mutabakat |
2–6 ay |
Şirketini Satacak Patronlara “Altın” Tavsiyeler
·
Şirketiniz Tüzeldir: Şirketi şahsi malınız olmaktan çıkarın. Çünkü alıcı
patronu değil, sürdürülebilir bir organizasyonu satın alır. Bir şirketin gerçek
değeri, sahibine değil, kendi başına ayakta durabilen bir organizasyon
olmasında yatar. Alıcılar, bir kişinin kişisel ilişkilerine veya varlığına
bağlı bir işletme yerine, sistemleri oturmuş, bağımsız bir yapıyı satın almak
ister.
·
Hızı Koruyun: Süreç uzadıkça heyecan kaybolur, piyasa değişir,
dedikodular artar. Mümkün olan en kısa sürede (6-12 ay) işi bitirmeye
odaklanın. Süreç uzadıkça taraflar yorulur, tahammül azalır ve en ufak bir
detay büyük bir krize dönüşebilir. Sürecin uzaması genellikle satıcının
aleyhinedir. Üzerinize düşen görevleri hızlıca yerine getirin. Alıcıyı, makul
bir hızda ilerlemesi için teşvik edin. Duygusal davranmayın, “Bu kadar
incelemeye ne gerek var, bana güvenmiyor musunuz?” gibi tepkiler
vermeyin. Bu profesyonel bir süreçtir. Sabırlı olun ve yapılması gerekenleri
yapın.
·
Devamlılık: İmzalar atılıp para hesaba geçene kadar şirket hala
sizindir. Sanki hiç satılmayacakmış gibi şirketi büyütmeye devam etmeli, ancak
yarın satılacakmış gibi de evrak ve süreç düzenine dikkat etmelisiniz.
·
Çalışanları Yönetin: İmzalar atılana kadar, şirketin satılacağını sadece
çok dar bir “çekirdek kadro” (Genel Müdür ve Mali İşler Müdürü gibi)
bilmelidir. Erken duyulursa şirketin performansı düşer. Satıştan elde edilecek
gelirin belli bir yüzdesinin (örneğin %2-5) kilit personele dağıtılacağının
önceden duyurulması, ekibi gemide tutar.
·
Dürüstlük: Satıcı hiçbir aşamada kötü bir sürprizi (kaybedilen
büyük bir müşteri gibi) saklamamalıdır. Eğer Due Diligence sırasında veya
sonrasında alıcı bunu kendisi bulursa, güven tamamen biter ve anlaşma çöker.
Kendiniz söylerseniz yönetilebilir bir risktir.
·
Kritik Kararlara Dikkat: Niyet Mektubu imzalandıktan sonra
şirket, “olağan iş akışı” dışında büyük kararlar almamalıdır. Örneğin; alıcının
haberi olmadan yüklü kredi çekmeyin. Çok uzun vadeli ve bağlayıcı
tedarik/müşteri sözleşmeleri imzalamayın. Kilit personelleri işten çıkarmayın
veya maaşlarına olağan dışı zamlar yapmayın. Şirket varlıklarını (arsa, makine
vb.) satmayın. Bu tür majör kararlar için mutlaka alıcı ile istişare edin
(genellikle sözleşmelerde bu konuda kısıtlayıcı hükümler bulunur).
·
Arşiv: Alıcıya gönderdiğiniz mailleri, belgeleri ve verileri
mutlaka arşivleyin. Özellikle kapanış gününde ve kapanış hesapları
düzeltmelerinde bu arşive çok ihtiyaç duyacaksınız. Böyle bir arşivin varlığı
karşı tarafın olası finansal ayak oyunlarını da baştan engeller.
·
Uyanık Olun: Alıcının niyeti almak değil istihbarat olabilir. Sizin
müşteri listelerinizi, maliyet yapınızı, iş süreçlerinizi ve tedarikçi
sözleşmelerinizi öğrenmek için “ciddi alıcı” rolü yapıyor olabilir. Hatta sizi
yavaşlatmak veya sizden yönetici çalmak için bile bunu yapıyor olabilir. Bu
niyetle girişmediyse bile satın almaktan vazgeçtiğinde bunları yapmış/yapacak
olabilir.
o
Alıcının niyeti (sizin sektörden çıkmak istediğinizi
bildiği veya başka girişimler için paraya ihtiyacınız olduğunuzu bildiği için)
düşük fiyata şirketinizi almayı hedefliyor olabilir. Sürecin başında yüksek
fiyat verip sizi bağlar (“münhasırlık” alır, yani başkasıyla görüştürmez). İmza
aşamasına günler kala, Due Diligence sürecinde bulduğu ufak tefek sorunları
devasa problemler gibi gösterip fiyatı %20-30 aşağı çeker. Psikolojik olarak
yorgun olduğunuz için sizi kabul etmeye zorlar. Bu tipler dikkat edin ve uzak
durun.
o
Uyanık Alıcı, şirket değerinin bir kısmını (örneğin
%40'ını) “gelecekteki performans hedeflerine” bağlar. Satıştan sonra şirketin
yönetimini devralınca, bilerek giderleri artırır veya satışları başka bir grup
şirketine kaydırır. Böylece hedefler tutmaz ve satıcıya kalan parayı ödemez. Bu
tip bir teklife olur vermeyin.
o
Nakit yerine kendi şirketinin hisselerini teklif eder.
Ancak kendi şirketinin değeri şişirilmiştir. Satıcı, değersiz kağıtlarla baş
başa kalır.
·
Cayma Haklarınızı Bilin: Satış işlemlerinin doğası gereği
sözleşmeyi imzalama aşamasına gelesiye kadarki adımların her birinde Alıcı
taraf indirim talebinde bulunabilir. Satıcı bu indirim taleplerini kabul ederse
görüşmeler devam eder. Satıcı indirimi kabul ettiği an, önceki teklifi geçersiz
kılmıştır. Elbette Satıcı'nın “Ben 100 birim için masaya oturdum, 80 birimi
kabul etmiyorum, satmıyorum” deme hakkı sonuna kadar saklıdır ve bu durum
tazminat doğurmaz. Bu söylem haklı neden olarak görülür. Ama sebepsiz yere
satmaktan vazgeçerse Alıcı tazminat davası açabilir veya sözleşmede “sebepsiz
yere masadan kalkan taraf X Dolar öder” gibi bir madde konulduysa bu
ödenir. Hisse Satım Sözleşmesinden (SPA) sonrasında bu alışverişten vazgeçen
taraf karşı tarafa çok ağır bedeller ödemek zorunda kalabilir. Kapanış Gününde
işlem bittiği (para ödendiği ve hisseler devredildiği) için sonrasında
satmaktan/almaktan caymak söz konusu olamaz.
o
Sözleşme imzalanma aşamasına gelesiye kadar şirketinizin
özkaynağı, net finansal durumu ve net işletme sermayesi daha iyi pozisyonlara
geldiyse siz Alıcı’dan fiyatı yükseltmesini isteyebilirsiniz, istemelisiniz de.
Hatta kapanış gününe kadar da iyileşme görülürse fiyatın otomatikman artacağını
sözleşmeye de yazdırmalısınız.
·
Kötü Polis Kullanın: Patronların sürekli masada olduğu, her detayla
ilgilendiği süreçler genellikle ya tıkanır ya da duygusal çatışmalarla bozulur.
Fiyat kırarken veya riskleri tartışırken, patronlar birbirine sert çıkışlar
yapmamalıdır. Bu işi danışmanlara bırakın. Yarın yüz yüze bakıp devir teslim
yapacaksınız, kişisel ilişkilerinizi bozmayın. Bırakın danışmanlarınız göğüs
göğüse çarpışsın. M&A sürecinin en temel kuralı şudur: Patronlar her zaman “İyi
Polis”, Danışmanlar ve Avukatlar ise “Kötü Polis” olmalıdır. Siz onlardan bilgi
alın ve onlara taktikler verin. Alıcı adayıyla ara sıra yemeğe çıkmayı ve
danışmanların kilitlendikleri noktaları dostane bir şekilde çözmeyi de ihmal
etmeyin.
o
Detaylı İnceleme safhasına girmeyin. Veri odasının (Data
Room) yönetimi, binlerce sorunun cevaplanması tamamen profesyonellerin işidir.
Patron bu sürece girerse boğulur ve “işletme körlüğü” ile agresifleşebilir (“Neden
bunu soruyorlar, bize güvenmiyorlar mı?” gibi).
o
Sözleşme hazırlama aşamalarına girmeyin. Sözleşmenin
%90'ı hukuki ve tekniktir (Tazminat tavanları, süreler, beyanlar). Bunları
avukatlar tartışır. Patronlar sadece “Ticari Konular Listesi” masaya geldiğinde
devreye girer.
o
Sert pazarlıkları, can sıkıcı detayları, hukuki koruma
maddelerini avukatlar ve danışmanlar tartışır. Taraflar birbirini üzer,
gerilir. Tam ipler kopacakken patronlar devreye girer: “Tamam arkadaşlar,
avukatlarımız işini yapıyor ama biz büyük resme odaklanalım, aradaki şu küçük
farkı bölüşelim ve işimize bakalım” diyerek arabulucu olurlar veya iki
patron bir akşam yemeğinde veya özel bir toplantıda bir araya gelir. “Avukatları
boş verelim, gel seninle şurada el sıkışalım” diyerek düğümü çözerler.
o
Patron bir “Kraliyet Ailesi Mensubu” gibi davranmalıdır.
Nadir görünmeli, sadece stratejik anlarda konuşmalı, detaylara girmemeli, son
sözü söylemek için beklemelidir. Sürekli “CC”de olan, her maili yanıtlayan,
avukatların işine karışan bir patron, hem kendi değerini düşürür hem de süreci
yönetilemez hale getirir.
Not: Şirket satışında hisselerini devredene vergi doğar. Hisse
satışı, genellikle bir menkul kıymet devri olduğu için fatura düzenlenmez.
Hisse devrini gösteren bir sözleşme veya devir belgesi düzenlenir. Hisselerin
satışından elde edilen kazanç, hisseleri satan şahıs için “değer artış kazancı”
olarak değerlendirilir ve gelir vergisine tabidir. Vergi oranı, elde edilen
kazancın miktarına ve gelir vergisi tarifesine göre belirlenir.
Buraya kadar anlattığım satış süreci işlemleri sizin için
fazla yorucu ve karmaşık geldiyse, hele hele şirketinizi satışa
hazırlayamadıysanız sizin için en iyisi “varlık satışı” modeli olabilir.
Şirketin sahip olduğu varlıkların (makine, demirbaş, gayrimenkul, marka, stok
vb.) alıcıya teklif edilmesi durumunda Detaylı İnceleme süreçleri başta olmak
üzere pek çok konu hızlı ve basitçe geçilir. Üstelik satış sözleşmesiyle
birlikte alıcı şirketin başına geçer, kapanış günü ve hesapları beklenmez.
Burada aktiflerin satışı söz konusu olduğu için ve de aktif satışı, genellikle
bir mal veya hizmet satışı olarak kabul edildiği için fatura düzenlenmesi
gerekir. Satılan varlıkların niteliğine göre uygun KDV oranıyla fatura kesilir.
Faturanın kesildiği ay KDV ödemesi yüksek çıkacağı gibi ilgili çeyreğin Geçici
Kurumlar Vergisi de yüksek çıkacaktır.
·
Bir yöntem de tasfiye olabilir. Bu yöntemde şirketin
faaliyetlerine son verilerek varlıkları alıcıya satılır ve borçlar ödenir. Tasfiye
sürecinde varlık satışları yapılırken fatura düzenlenmesi gerekir.
*********
Buraya kadar satıcı gözünden baktık ve firmasını satmak
isteyen patronlara yol gösterdik. Şimdi alıcı rolüne bürünelim. Yani gözümüze
kestirdiğimiz bir şirketi alacaksak ne yapmalıyız, buna bakalım.
Bir şirketi satın almak, sıfırdan şirket kurmaktan daha
hızlı bir büyüme yöntemidir; ancak aynı zamanda içinde büyük mayınlar
barındıran bir arazide yürümeye benzer. “Gözüne kestirmek” yetmez, avı doğru
analiz etmek ve doğru hamleyi yapmak gerekir.
Satın alma iştahı olan bir patronun (alıcının) izlemesi
gereken stratejik yol haritası şudur:
1)
Heyecana kapılıp “İmparatorluk Kurma” tuzağına düşmeyin.
Satın alma kararını rasyonel bir zemine oturtun:
a)
1+1=3 edecek mi? Rakibi alıp pazar payını mı
artırıyorsunuz (yatay büyüme), yoksa tedarikçinizi alıp maliyeti mi
düşürüyorsunuz (dikey büyüme) veya yabancı ülkedeki temsilci bayinizi alıp
etkililiğinizi ve karlılığınızı mı artırmaya çalışıyorsunuz?
b)
Şirketi sadece cirosu için mi alıyorsunuz, yoksa
geliştirdikleri özel bir teknoloji veya sahip oldukları müthiş mühendis ekibi veya
pazar potansiyeli için mi?
c)
O şirkete vereceğiniz parayla aynı teknolojiyi veya
müşteri ağını sıfırdan siz kurabilir misiniz? Kurabilirseniz ne kadar sürer? Kaça
mal olur? Satın almak size zaman ve para kazandırıyor mu?
2)
Eğer satın alma teklifini siz götürecekseniz kapıyı
çalmadan önce dersinize çalışın. Satıcıya niyetinizi belli etmeden, dışarıdan
bilgi toplayın. Eğer karşı taraf size satış teklif ediyorsa ilk görüşme
öncesinde araştırma yapın.
a)
Şirketin ortaklık yapısı nasıl? Halka açık verilerini ve kredi
notlarını inceleyin.
b)
Müşterileri ne diyor? Tedarikçilerine ödemeleri düzgün
yapıyor mu? Sosyal medya ve şikayet sitelerindeki yorumlar size şirketin
operasyonel kalitesi hakkında ipucu verir.
c)
LinkedIn üzerinden şirketten ayrılmış eski çalışanları
bulun. Onlarla sohbet etmek, şirketin “toksik” bir kültürü olup olmadığını veya
içerideki gizli sorunları anlamanın en iyi yoludur.
3)
Patron olarak doğrudan arayıp “Seni satın almak
istiyorum” derseniz, satıcının egosunu okşarsınız ama fiyatı da
otomatikman yükseltirsiniz. Bir M&A danışmanı veya yatırım bankacısı
aracılığıyla, isminizi gizli tutarak yaklaşmak daha profesyoneldir. “Sektörde
ilgilenen bir yatırımcı var” yaklaşımı nabız yoklamayı kolaylaştırır.
a)
Direkt “satın alma” yerine, önce “iş birliği” veya “ortaklık”
teklifiyle kapıyı aralamak, satıcının savunma mekanizmalarını düşürür.
4)
Satıcı masaya oturmaya ikna olduysa, hukuki süreci
başlatın.
a)
Masaya oturmadan önce, firmanın satışa çıkarıldığını
başkalarına duyurmayacağınıza, alacağınız bilgileri (özellikle satın
almazsanız) başkalarıyla paylaşmayacağınıza, çalışanları ayartmayacağınıza, edineceğiniz
yöntemleri rakip olarak kullanmayacağınıza dair güven vermek amacıyla Gizlilik
Sözleşmesi (NDA) önerin.
b)
Kabaca bir fiyat aralığı belirleyin. Bu bağlayıcı olmayan
fiyat teklifiniz olacaktır. “Yaptığım incelemeler sonucunda her şey doğru
çıkarsa, şu aralıkta bir fiyat öderim” diyerek Niyet Mektubu (LoI)
verin. Bu mektuba mutlaka ”münhasırlık” maddesi koyun. Yani; “Ben
seni incelerken (örneğin 3 ay boyunca) başkasıyla görüşemezsin.”
5)
Detaylı inceleme (Due Diligence, DD) aşamasına geçin. Burası “kuyunun
dibini görme” aşamasıdır. Alıcı olarak en acımasız olmanız gereken yerdir.
Profesyonel ekiplerinizi (mali müşavir, avukat, teknik ekip) şirkete sokun. Detaylı
İnceleme sürecinde bulduğunuz her bir hata (risk), pazarlık masasında fiyatı
düşürmek için bir kozdur. ”Vergi riskin varmış, fiyatı %10
düşürüyorum” diyebilmelisiniz.
a)
Finansal DD: Gelirler gerçek mi? Kârlılık gerçek mi?
Sürdürülebilir mi? FAVÖK (EBITDA) doğru hesaplanmış mı? Cironun %50'si tek bir
müşteriden mi geliyor? O müşteri giderse şirket batar mı?
b)
Hukuki DD: Davalar var mı, sözleşmeler neler, lisanslar tam
mı? Şirkete açılmış veya açılması muhtemel davalar var mı? Fikri mülkiyet
hakları (marka, patent, yazılım kodları) gerçekten şirkete mi ait?
c)
Vergisel DD: Geçmişten gelen vergi riski var mı?
d)
Operasyonel/Teknik DD: Makineler eski mi? Yazılım kodları güncel mi?
6)
Bir şirketi satın aldığınızda, aslında insanları satın
alırsınız. Kilit personel sizinle çalışmaya devam etmeyi tercih ederse
istediğiniz hedeflere ulaşabilirsiniz, aksi takdirde başarı gecikebilir.
a)
Satış sözleşmesine, kilit çalışanların (genel müdür,
satış müdürü ve diğer kritik pozisyondakiler) en az 1-2 yıl kalmasını garanti
eden maddeler veya teşvik primleri ekleyin.
b)
Sözleşme ile Satıcı’nın rakip firma kurmasını bir
süreliğine engellemiş olabilirsiniz ama asıl tehlike size bıraktığı kilit
çalışanları ayartıp kendisine transfer etmesidir. Bunu da engelleyecek maddeler
koymalısınız sözleşmeye.
c)
Sizin şirket kültürünüzle onlarınki uyuşuyor mu?
(Örneğin; siz çok disiplinli, kurumsal bir yapıysanız; satın aldığınız şirket
esnek, “startup” ruhlu ise çatışma çıkar). Aldığınız şirketin kültürünü
bastırmadan, zaman içinde sizin kültürünüze adapte olmasını sağlayın. Hızlı
adaptasyon istifalara neden olabilir.
7)
Asla “bu şirketi ne pahasına olursa olsun alacağım”
diye düşünmeyin. İyi bir pazarlık vazgeçme iradesi ister. Masadan kalkabilme
gücünüz olsun.
a)
Geleceği satın almayın. Satıcı “Gelecek yıl ciromuz
2 katına çıkacak, fiyatı buna göre ver” der. Siz ise “Bugünkü
değerini öderim, gelecek performansı ben yaratacağım” demelisiniz.
b)
Fiyat konusunda anlaşamıyorsanız; “Tamam, istediğin
fiyatı veririm ama yarısını şimdi, diğer yarısını da seneye hedefleri
tutturursan öderim” deyin. Bu sizi korur.
c)
Şirketin geçmişi çok kirli (borçlar, davalar) ise,
hisselerini almak yerine sadece “markasını, müşterilerini ve makinelerini”
(Varlık Devri) alarak şirketin kabuğunu (ve borçlarını) satıcıda bırakmayı
teklif edebilirsiniz. Bu tip bir satın alma daha kısa sürer ve daha risksizdir.
8)
İmzalar atıldıktan sonra iş bitmez, aslında yeni başlar.
Çoğu satın alma, kötü entegrasyon yüzünden başarısız olur.
a)
İlk 100 Gün Planı: Şirketi devraldığınız ilk gün ne yapacaksınız?
Müşterilere ne mesaj verilecek? Çalışanlara ne söylenecek? Kaos çıkmaması için
bu plan imza atılmadan önce hazır olmalıdır.
b)
Hızlı Kararlar: Belirsizlik çalışanları korkutur. Kimin kalacağı,
kimin gideceği, organizasyon şeması hızlıca netleştirilmelidir.
Alıcı patron için anahtar kelime “şüphecilik”
olmalıdır. Her veriyi sorgulayın, riskleri kuruşu kuruşuna hesaplayın ve
duygusal değil, matematiksel karar verin. Satıcı, şirketi olduğundan daha
değerli göstermek veya riskleri gizlemek isteyebilir. Örneğin;
- Satış sürecinden hemen önce giderleri (bakım, onarım, pazarlama)
kısarak kârı yapay olarak yüksek göstermek.
- Gelecek yılın satışlarını erkene çekip ciroyu şişirmek.
- Tahsil edilemeyen alacakları bilançoda “sağlam” gibi tutmak.
- Bazı kefaletler veya teminatları bilançoda göstermemek.
- Çalışanların kıdem tazminatı yükünü veya ödenmemiş fazla mesaileri
gizlemek.
- En büyük müşterinin sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildiği halde, bunu
alıcıya söylemeyip sanki her şey yolundaymış gibi davranmak.
- Depoda duran, modası geçmiş veya bozuk ürünleri tam değerinden varlık
olarak göstermek.
*********
İdeal bir satış süreci, her iki tarafın da masadan memnun
kalktığı ve şirketin sürekliliğinin sağlandığı süreçtir.
·
Satıcı, şirketin eksilerini (dava riskleri, kaybedilen
müşteriler) en başta “Benim şöyle bir sorunum var” diyerek masaya
koymalıdır. Bu güven yaratır. Alıcı bu riski fiyatlar ama masadan kalkmaz.
·
Sadece geçmişe değil, geleceğe odaklanılmalıdır. Tarafsız
değerleme uzmanları kullanılarak duygusal değil, matematiksel bir değer
bulunmalıdır.
·
Satıcı, satıştan sonra belirli bir süre (1-3 yıl)
danışman veya yönetici olarak kalmalıdır. Ona yapılacak performansa dayalı
ödemeler, manipülasyona kapalı, net ve ölçülebilir kriterlere (örneğin sadece
Ciro değil, Brüt Kâr, FAVÖK gibi) bağlanmalıdır.
·
Satış bedelinin %10-15'i bir “rehin fon” hesabında (güvence
hesabı) 1-2 yıl tutulmalıdır. Eğer satıcının beyan etmediği bir vergi cezası
veya dava çıkarsa, para buradan ödenir. Çıkmazsa para satıcıya geçer. Bu,
alıcıyı korur ve satıcıyı dürüst olmaya zorlar.
·
Kazan-kazan sadece para değildir. Alıcı, şirketin
kültürünü, çalışanlarını “yutmak” yerine “entegre etmeye” çalışmalıdır.
Çalışanların haklarının korunduğu bir devir, şirketin verimliliğini düşürmez.
Birleşme ve satın almalarda en iyi koruma, profesyonel
danışmanlık (hukuk büroları ve finansal danışmanlar) almak ve “çok iyi
görünen tekliflere” şüpheyle yaklaşmaktır. Güven iyidir ama kontrol şarttır.
Şirket satışı ve satın almasına dair her iki tarafın da
yaklaşımının nasıl olması gerektiğine dair uzun bir makale oldu. Önerilerimi
dinlerseniz başarılı bir “şirket alışverişi” yapacağınıza eminim.
Not 1: Bir patron şirketine ait taşınır ve taşınmaz malları
dilediği gibi şahsına alamaz. Bu işlem, patronların en sık yanılgıya düştüğü
konulardan biridir. Hukuken şirket, sahibinden tamamen bağımsız, ayrı bir
kişiliktir. Dolayısıyla, şirketin malını patronun üzerine alması, hukuken “üçüncü
bir kişiye mal satmak” ile aynı prosedüre tabidir. Bu işlem kesinlikle vergiye
tabi bir satıştır. “Kendi şirketim, bedelsiz devredeyim” deme şansınız yoktur.
Vergi dairesi açısından bu işlem, herhangi bir müşteriye yapılan satıştan
farksızdır. Şirket sahibi bu varlıkları üzerine almak istiyorsa, şirket
kendisine fatura kesmek zorundadır. Faturadaki tutar, o varlığın piyasadaki
gerçek değeri (Emsal Bedel) neyse o olmalıdır. Örneğin şirket aktifinde 100.000
TL görünen bir dairenin piyasa değeri 5 Milyon TL ise, şirket sahibine 5 Milyon
TL üzerinden fatura kesmelidir. Düşük bedelle fatura kesilirse, devlet “Örtülü
Kazanç Dağıtımı” (Transfer Fiyatlandırması) soruşturması açar ve aradaki farkın
vergisini cezalı olarak ister.
a)
Şirket, şirket sahibine bir varlık sattığında bu satışı
yaptığında iki temel vergi yükümlülüğü doğar:
a.
Kurumlar Vergisi: Şirket, varlığın “Kayıtlı Değeri”
(Defter Değeri) ile “Satış Fiyatı” arasındaki fark üzerinden kâr eder. Bu kâr
%25 Kurumlar Vergisine tabidir. Eğer taşınmaz (bina/arsa) şirketin aktifinde 2
tam yıldan (730 gün) fazla süredir duruyorsa, satıştan doğan kârın %50'si
Kurumlar Vergisinden istisna edilebilir (KVK Madde 5/1-e) (bu makalenin
yazıldığı tarihte %50 idi, sonradan değişebilir, kontrol edin). Bu istisnadan
yararlanabilmek için satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen 5 yıl
içinde özel bir fon hesabında tutulması ve bu sürede fon hesabından çekilmemesi
veya kar dağıtımı yapılmaması gerekir. Ancak bu istisna son yasal
düzenlemelerle (Temmuz 2023) sınırlandırılmıştır ve nakit girişi/sermayeye
ekleme şartları vardır. Ortağa satışta bu istisnayı kullanmak risklidir, vergi
dairesi bunu “işletmeden çekiş” olarak yorumlayıp istisnayı reddedebilir.
b.
KDV: Binek otomobillerde genellikle %1 veya %20 KDV
uygulanır (aracın girişindeki KDV indirim hakkına ve statüsüne göre değişir).
Ticari araçlarda %20'dir. Gayrimenkullerde genel oran %20'dir. Taşınmaz 2
yıldan fazla süredir aktifte ise KDV Kanunu 17/4-r maddesi uyarınca KDV'den
istisna olabilir (Yine de ortağa satışta bu istisnanın uygulanması
tartışmalıdır ve dikkatli olunmalıdır).
b)
Gayrimenkullerde satış bedeli üzerinden alıcı ve satıcı
ayrı ayrı %2 olmak üzere toplam %4 tapu harcı ödenir. (Şirket sahibi hem alıcı
hem satıcı tarafında olduğu için toplam %4 cebinden çıkar). Otomobillerde
sadece noter satış masrafı ödenir.
c)
Patron şirketinden satın aldığı varlıklar için şirkete
para ödemelidir. Eğer patron, “Şirketin bana borcu var (huzur hakkı, kâr payı
vs.), oradan düşelim” derse veya parayı ödemezse; bu işlem “Kâr Dağıtımı”
(Temettü) sayılır. Bu durumda şirket sahibinin elde ettiği bu değer üzerinden
%10 Stopaj ödenir (bu oran sık sık değişir, kontrol edin). Ayrıca şahıs bu
tutarı Yıllık Gelir Vergisi beyannamesinde beyan edip artan oranlı Gelir
Vergisi ödemek zorunda kalabilir.
d)
Şirketin türü ister limited, ister anonim, ister şahıs
şirketi olsun. Şirketin içinden şirketin sahibine devredilecek her türlü şirket
malı için bu yazdığım kurallar geçerlidir. Şirket ve ortak arasında kalın bir
duvar vardır. Varlık transferi en maliyetli olan yapıdır.
a.
Şahıs firmasında işletme ve şahıs hukuken aynı kişidir.
Ancak vergi kanunları açısından “işletme envanterine kayıtlı” bir malın “özel
mal varlığına” çekilmesi (işletmeden çekiş) vergiye tabidir. Şahıs işletmesi
kapanmadığı sürece, malı üzerinize almak için kendinize fatura kesmeniz gerekir
(Fatura bedeli üzerinden KDV ve Gelir Vergisi doğar). İşletme kapatılırsa
(Tasfiye), eldeki mallar emsal bedelle değerlenip vergilendirildikten sonra
şahsın şahsi malvarlığına geçer.
e)
Eğer şirketin ticari faaliyeti bitmişse, şirketi Tasfiye
sürecine sokmak bir alternatiftir. Tasfiye sonunda kalan mallar (Tasfiye
Bakiyesi) ortaklara dağıtılır. Ancak burada da malların değeri üzerinden KDV ve
vergi hesaplanır. Tasfiye sonu dağıtılan değer, ortağa verilmiş “Kâr Payı”
sayılacağı için Stopaj ve Gelir Vergisi doğar.
f)
Genellikle iş adamları bu vergileri ödemek yerine,
varlıkları şirkette tutmaya devam ederler veya şirketi satacaklarsa, satış
öncesi varlıkları dışarı çıkarmak yerine, şirketi “varlıklarıyla birlikte”
satıp fiyatı buna göre belirlemeyi (veya bölünme işlemi ile varlıkları ayırıp
yeni bir şirkete koymayı) tercih ederler.
Not 2: Kısmi Bölünmeye dair ek bilgiler:
a)
Bu yöntemde süreç genel olarak şöyledir: Mevcut şirket
(OldCo), devredilecek aktif ve pasifleri (fabrika, arsa, bina, makineler,
ilgili borçlar, hatta ilgili çalışanlar) belirler. Yeni bir şirket (NewCo)
kurulur. OldCo, belirlediği aktif ve pasifleri, NewCo'ya ayni sermaye olarak
koyar. NewCo, bu ayni sermaye karşılığında çıkardığı hisseleri, OldCo'nun
ortağına (yani size) verir. OldCo, NewCo'da hissedar olmaz. OldCo'nun
sermayesi, devredilen değerlerle orantılı olarak azaltılabilir veya bazı kısmi
bölünme türlerinde azaltılmayabilir.
b)
Varlıkların devri, devir sözleşmeleri ile yapılır. Devir,
devralan şirkete kayıtlı değerleri üzerinden ve ayni sermaye olarak
konulmalıdır. Yani taşınmazlar bilançodaki değerleri ile yeni şirketin
sermayesine eklenmelidir. Piyasa değeri üzerinden devir yapılırsa vergi doğar.
c)
Limited şirketiniz, KVK Madde 19/3-b ve ilgili diğer
mevzuattaki şartlara (özellikle kayıtlı değer üzerinden devir ve hisselerin
doğrudan ortaklara verilmesi) harfiyen uyarak simetrik kısmi bölünme yaparsa,
taşınmazlarının tamamını yeni kuracağı şirkete devrederken Kurumlar Vergisi,
KDV, Damga Vergisi ve Tapu Harcı ödemez. (Güncelleme Notu: 1 Ocak 2024'ten
itibaren taşınmazlar kısmi bölünme kapsamından çıkarılmıştır. Bugün kısmi
bölünme yoluyla vergisiz devredilebilecek olanlar: en az iki tam yıl elde
tutulan iştirak hisseleri ile üretim veya hizmet işletmelerinin bir bütün
halinde devri. Fabrikanızı bölünmeyle vergisiz taşımayı planlıyorsanız, bu yol
artık kapalıdır.)
d)
Çalışanların iş sözleşmeleri, devir sözleşmeleri ile yeni
şirkete devredilebilir. Ancak bu devir, çalışanların rızası ve haklarının
korunması ile yapılmalıdır (İş Kanunu, 6.madde). Çalışanların kıdem
tazminatları, devirden dolayı ödenmek zorunda değildir, ancak çalışanların
talep etmesi durumunda ödenmesi gerekebilir. Çalışanların SGK bildirimleri yeni
şirket üzerinden yapılmalıdır.
e)
Bölünme sonucunda devralan şirketten (yeni kurulan
şirket) alınan hisseler, bölünen şirkete (mevcut Ltd. Şti.) değil, doğrudan
bölünen şirketin ortaklarına, mevcut hisseleri oranında verilmelidir.
Not 3: Eğer alan ve satan firmaların ciroları belli bir
büyüklüğün üzerindeyse sözleşme imzalandıktan sonra, hisse devrinden (kapanış
gününden) önce taraflardan biri Rekabet Kurumuna bildirim yapmalıdır. Taraflar
sözleşmeyi imzalar, ancak sözleşmeye “Rekabet Kurulu izninin alınması”
maddesini bir “Kapanış Ön Şartı” olarak eklerler. Kanun ve Tebliğ’e göre
bildirim, işlem hukuki geçerlilik kazanmadan önce yapılmalıdır. Yani; hisse
devri ticaret siciline tescil edilmeden, hisse defterine işlenmeden veya
malvarlığı fiilen devredilmeden önce Rekabet Kurulu'ndan izin alınmış
olmalıdır. Kurul izni çıkana kadar işlem askıda kalır.
a)
İzne tabi bir devralma işlemi için Rekabet Kurumu'na
bildirimde bulunulmaması durumunda alıcı tarafa, bir önceki mali yıl sonunda
oluşan Türkiye cirosunun binde biri (%0,1) oranında idari para cezası verilir.
Bu ceza, işlemin piyasaya zarar verip vermediğine bakılmaksızın, sırf “kurallara
uyulmadığı” için kesilir. Kurul, işlemi sanki yeni bildirilmiş gibi mercek
altına alır ve incelemeye başlar. Eğer Kurul inceleme sonucunda “Bildirim
yapsalardı ben buna zaten izin verirdim” derse; sadece yukarıdaki binde
birlik cezayı ödersiniz ve işlem hukuken geçerli hale gelir. Eğer Kurul, “Bu
işlem piyasada tekel yaratıyor veya rekabeti önemli ölçüde azaltıyor”
derse, işler çok daha kötüleşir. Rekabeti ihlal ettikleri için cironun %10'una
varan çok daha ağır bir ceza kesilebilir. Kurul, birleşme veya devralmayı
geçersiz sayar. Devredilen hisselerin veya varlıkların eski sahiplerine iade
edilmesine karar verir. Kurul, bu ayrışma işlemi için kesin süreler ve şartlar
koyar (Örneğin: “6 ay içinde o şirketi geri satacaksın”). Bu durum şirketler
için tam bir ticari kabustur. “Kırılan yumurtayı tekrar bütün haline getirmek”
gibidir. Sadece şirketler değil, bu ihlalde (bildirim yapmama kararında) etkisi
olan yönetim kurulu üyeleri veya genel müdür gibi yöneticiler de şahsi olarak
cezalandırılabilir. Şirkete verilen cezanın %5’ine kadar şahsi para cezası
uygulanabilir. Rekabet Kurulu kararı olmaksızın yapılan işlem, Borçlar Hukuku
ve Ticaret Hukuku açısından da “askıda” veya “geçersiz” sayılabilir. Bu durum,
ileride hissedarlar arası uyuşmazlıklarda veya üçüncü kişilerle yapılan
sözleşmelerde hukuki zafiyet yaratır. Özet: Bildirim yapmayı unutmak veya
bilinçli olarak yapmamak; en iyi ihtimalle cironun binde biri oranında cezaya,
en kötü ihtimalle ise satın alınan şirketin zorla elden çıkarılmasına ve devasa
cezalara yol açar.
b)
Bildirim zamanında yapılırsa ve Rekabet Kurulu bu satışa
izin vermezse taraflar arasındaki sözleşme (Hisse Devir Sözleşmesi)
geçerliliğini yitirir, kapanış yapılmaz, hisseler veya varlıklar alıcıya
devredilemez, Ticaret Sicili'ne tescil yapılamaz. Onay çıkmaması durumunda
finansal bir yaptırım olup olmayacağı, tarafların yaptığı sözleşmeye bağlıdır.
Büyük satın almalarda genellikle “Tersine Cayma Bedeli” maddesi bulunur. Eğer
alıcı (örneğin dev bir şirket), rekabet risklerini bilerek bu işe girdiyse ve
izin çıkmazsa, satıcıya vakit kaybettirdiği için yüklü bir tazminat ödemeyi
taahhüt etmiş olabilir. Rekabet Kurumu genellikle doğrudan “Hayır” demez. Önce
işlemin rekabeti bozacağını düşünürse işlemi Nihai İncelemeye alır. Bu aşamada
taraflardan rekabeti koruyacak çözümler (taahhütler) bekler. Örneğin: “Bu
şirketi alabilirsin ama şu fabrikasını başkasına satmalısın” (Elden Çıkarma
Taahhüdü) der. Eğer onay çıkmadıysa; ya taraflar bu fedakarlığı yapmayı
reddetmiştir ya da sundukları çözümler Kurulu ikna etmemiştir. Eğer taraflar “Biz
Kurul'un kararını tanımıyoruz” diyerek devir işlemini fiilen
gerçekleştirirse her iki tarafa da cirolarının %10'una varan idari para cezası
kesilir. Ayrıca Kurul, işlemi geçersiz sayar ve birleşen şirketlerin tekrar
ayrılmasını, hisselerin eski sahiplerine iade edilmesini emreder. Taraflar,
Rekabet Kurulu'nun verdiği ret kararının haksız olduğunu düşünüyorlarsa İdare
Mahkemelerine dava açarak kararın iptalini isteyebilirler. Ancak mahkeme süreci
yıllar sürebileceği için, ticari hayatın hızı gereği genelde anlaşma o zamana
kadar çoktan bozulmuş olur.
Not 4: Firma değeri üzerine yazdığım yazıları aşağıdaki
linklerden okuyabilirsiniz.
http://muratsaylan.blogspot.com/2022/07/hissemi-kaca-satsam.html
http://muratsaylan.blogspot.com/2022/02/ebitda-carpan.html
http://muratsaylan.blogspot.com/2010/07/firma-degeri-marka-degeri-nedir-bunun.html
Not 5: 22 Aralık tarihli Dünya Gazetesi haberine göre; bu yılın
aralık ayı başı itibariyle (ilk 11 ayda), dünyada yaklaşık 3.5 trilyon dolar
değerinde birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. Türkiye’de ise değeri
açıklanan 209 devirin işlem hacmi 5.3 milyar dolar seviyesindeymiş. (https://www.dunya.com/ekonomi/2022de-209-sirket-el-degistirdi-haberi-678550)
Elbette bu veriler “dev” firmalara ait veriler. 2022 yılında esnaf
dükkanlarından tutun KOBİ’lere ve oradan da büyük işletmelere kadar binlerce
işletme el değiştirmiş olmalı ve bu değişimlerde 20-25 milyar dolara kadar bir
ödeme yapılmış olması muhtemeldir. Yani şirket alım satımları iş dünyasının
normal işlerinden biridir.
Not 6: Türkiye'de 2023 ve 2024 yıllarında yüksek enflasyon ve
Enflasyon Muhasebesi uygulamaları devreye girdi. Bilançoların sadece “şeffaf”
olması yetmez; enflasyondan arındırılmış reel büyümenin gösterilmesi gerektiği
vurgulanmalı. Ciro artışının enflasyonun altında kalması durumunda aslında
şirketin küçüldüğü belirtilmeli.
Not 7: Şirket alım/satımlarından uzmanlaşmış danışmanlar (M&A
Danışmanları) genelde gösterdikleri başarıya oranla ödeme almak isterler. Bu
danışmanların temel amacı işlemi kapatmak ve müvekkili için en iyi
fiyatı/şartları almaktır. Gelir modelleri genellikle 3 bileşenden oluşur:
1.
Sabit Aylık Ücret: Danışmanın projeye başladığı andan
itibaren harcadığı zamanı ve maliyeti karşılamak için alınan, genellikle aylık
ödenen ücrettir. Müşterinin ciddiyetini test etmek ve danışmanın “boşa kürek
çekmesini” engellemektir. Genellikle sözleşmelere, ödenen bu sabit ücretlerin,
işlem başarıyla kapanırsa “Başarı Priminden düşüleceği” maddesi konur. Örneğin
aylık 2.000 USD ödersiniz, kapanışta 100.000 USD başarı primi doğarsa, o ana
kadar (mesela 15 ay boyunca) ödediğiniz 30.000 USD düşülür ve 70.000 USD
ödersiniz.
2.
Başarı Primi: Şirket satıldığı veya birleşme
gerçekleştiği zaman ödenen, işlem değerinin yüzdesi (komisyon) üzerinden
hesaplanan tutardır. İşlem olmazsa bu ücret ödenmez. İşlem büyüklüğüne göre %1
ile %5 arasında değişir (Küçük işlemlerde oran yüksek, milyar dolarlık
işlemlerde oran düşüktür). İyi bir sözleşmede “Kademeli Artış” yapısı
kullanılır. Bu, danışmanı şirketi daha pahalıya satmaya motive eder. Örneğin;
şirket 10 Milyon dolara satılırsa: %2 komisyon, 10 Milyon doların üzerindeki
her tutar için: %5 komisyon. Bu yöntemle danışman, fiyatı yukarı çekmek için
canla başla çalışır.
a.
Alıcı taraf M&A danışmanlarının ücretlendirilmesi,
satıcı tarafa göre biraz daha karmaşık ve hassastır. Bunun temel sebebi “Çıkar
Çatışması” riskidir. Satıcı danışmanı fiyatı yükselttikçe hem müşteri hem
kendisi kazanır. Ancak alıcı danışmanı, klasik yöntemle “işlem değeri üzerinden
yüzde” alırsa, müşterisine şirketi daha pahalıya aldırdığında daha fazla para
kazanmış olur. Bu durum, alıcının çıkarına terstir. Bu nedenle alıcı taraf
danışmanlıklarında ya sabit ücret ödenir ya da başarı primi ödenir. Başarı
primi “satıcının istediği fiyattan” veya “alıcının ödeyebileceği maksimum
fiyattan” ne kadar düşüm yaptırtabilirse danışman, bu düşüş miktarının belli
bir oranını komisyon olarak alır. Bazı durumlarda danışmana aylık cüzi ücretler
ödenir ve bu ücretlerin toplamı işlem tamamlandığı zaman ödenecek sabit
ücretten veya başarı priminden düşülür.
3.
Taban Ücret: Danışmanlar bazen, “İşlem değeri ne
olursa olsun, benim alacağım başarı primi X dolardan az olamaz” diyerek
kendilerini garantiye alırlar.
4.
Tuttuğunuz M&A danışmanının alıcı tarafla önceden
irtibatının olmadığına, satış sürecinde alıcı tarafından ayartılmadığına emin
olun. Bazı omurgasız danışmanlar alıcı tarafın ajanı haline gelebilir ve
fiyatın düşmesi için dolaplar çevirebilir.
Not 8: Bazı alıcılar çok deneyimlidir ve bu deneyimlerini
fiyatı aşağı çekmek için bir silah olarak kullanırlar. Kurnaz alıcılar, niyet
mektubundan kapanış masasına gelene kadar fiyatı “salam dilimler gibi” ince
ince doğrayarak düşürmeye çalışırlar. Süreç şöyle işler: Satış fiyatına dair
referans Bilanço ve Gelir Tablosunu edindikten sonra, Dijital Veri Odasına
(Data Room) yüklenen belgeleri ve Detaylı İncelemede (Due Diligence) buldukları
en ufak hataları bile aleyhinize kullanıp fiyat kırarlar. İstemeden de olsa
bunu kabul ettiniz diyelim; bu sefer sözleşme aşamasında yine bir şeyleri
bahane edip fiyatı düşürürler. Siz “yeter ki işlem tamama ersin, çok
yorulduk” diye bunu da kabul edersiniz. Ancak bitmez! Sözleşme ile Kapanış
Günü arasındaki sürede “Net İşletme Sermayesi” ve “Net Borç” hesaplamalarında
hokus pokus (finansal manipülasyon) yaparak veya stokların bayatladığını iddia
ederek “kesintili” ödeme yapacaklarını söylerler. Hatta kapanıştan sonra,
içeride kalan paranızı (Güvence Hesabı / Rehin Fon) iade etmemek için “Kapanış
Hesapları Düzeltmesi” adı altında paranın bir kısmını geri isteyebilirler. (Tüm
bu kurnazlıkları alıcının aklına kendi M&A danışmanları ve avukatları da
sokmuş olabilir.) Sonuçta güzelim şirketinizi yok pahasına satmış olursunuz. Bu
ayak oyunlarına karşı ne yapabilirsiniz? İşte reçeteniz:
a)
Arşiv Tutun ve Referansı Kilitleyin: Alıcıya verdiğiniz her mali tabloyu ve revizyonlarını
tarihli olarak arşivleyin. Fiyatın hangi tarihli ve hangi içerikteki bilançoya
dayandığını en baştan yazılı olarak netleştirin. Alıcı bir sorun bulup “Fiyat
kıralım” dediğinde; “Biz fiyatı belirlerken bu riski zaten masaya koymuştuk ve
fiyata yansıtmıştık (priced-in)” diyebilin.
b) Birikmiş Kıdem Tazminatlarına Dikkat Edin: Detaylı İnceleme aşamasından sonra Alıcı bir fiyat verir
ve pazarlıklar sonunda orta yolda buluşulur. Belirlenen nihai fiyata
çalışanların devri de dahil olduğu için siz çalışanların kıdem tazminatlarının
da alıcıya geçtiğini zannedersiniz. Ama alıcı sözleşmeye (ki sayfalarcadır ve
en küçük puntoyla yazılırlar) kıdem tazminatlarının net borca dahil olacağını
ekletmiş olabilir. Bu durumda kapanış hesapları düzeltmesinde size bu “fatura”
edilir, yani şirket değerinden düşülür. Eğer siz pazarlık aşamasında alıcıya “kıdem
tazminatlarını borçtan düşmeyelim, sen bana vereceğin Şirket Değeri teklifini
ona göre ayarla” derseniz ve sözleşmeye “bu fiyat kıdem tazminatları
yükü düşülmüş fiyattır” benzeri bir madde ekletirseniz kapanış hesaplarında
sürpriz yaşamazsınız. Kıdem tazminatını “Net
Borç” olarak kabul ederseniz, fiyattan düşülür. En iyisi fiyatın içine
yedirmektir. Alternatif çözüm: Kıdem tazminatlarını “İşletme Sermayesi”
kalemi olarak sınıflandırmayı başarırsanız, sadece “ortalama seviyeden sapmalar”
fiyata etki eder.
c) Stoklara Dikkat Edin:
Kapanış gününde sözleşme tarihindeki stok değerinden daha az stok varsa Alıcı
bu farkı fiyattan düşmek isteyecektir ama artış varsa fiyata eklemek
istemeyecektir. Bu uyanıklığa karşı sözleşmeye ve kapanış hesaplarına dikkat
edin. Alıcı “stok eksikse fiyatı düşerim” diyorsa, siz de “stok
fazlaysa fiyatı artıracaksın” maddesini mutlaka sözleşmeye koydurmalısınız.
Buna teknik olarak “çift yönlü düzeltme” denir. Eğer alıcı sadece aşağı yönlü
düzeltme istiyorsa, bu kötü niyet göstergesidir.
d) Kilitli Kasa (Locked Box) Yöntemini Zorlayın: Şirket satış işlemlerinde satış fiyatının imza
aşamasında (veya geçmiş belirli bir bilanço tarihinde) sabitlendiği bir
fiyatlama mekanizmasıdır. Bu yöntemde, kapanış günü geldiğinde fiyatta herhangi
bir “kapanış hesabı düzeltmesi” yapılmaz; yani fiyat baştan bellidir. Şirketin
ticari riskleri ve getirisi, belirlenen “kilitli kasa tarihi”nden itibaren
satıcıdan alıcıya geçmiş sayılır. Kapanış tarihindeki işletme sermayesi
tartışmalarını ve hesap oyunlarını bitirmek için sözleşmeye; “Fiyat, 31
Aralık tarihli bilançoya göre sabitlenmiştir. O tarihten sonra şirketten
ortaklara nakit çıkışı olmadığı sürece, kapanışta ayrıca bir işletme sermayesi
veya borç ayarlaması yapılmayacaktır” maddesini koydurmaya çalışın. Bu
yöntemle Alıcı ve Satıcı ne ödeyeceğini/alacağını kesin olarak bilir. Kapanış
sonrası uzun süren finansal mutabakat süreçlerini (closing adjustments) ortadan
kaldırır. Bu, kapanış sürprizlerini sıfırlar. Not: Bu yöntem kullanılırsa
Satıcı şirketten artık para (kar payı, temettü) alamaz.
e) Sözleşmeye Odaklanın:
Sözleşmeler sıkıcıdır. Okuması da anlaması da zordur. Ama goller de buradan
yenir. Sözleşmedeki tanımlara ve hesaplamalara iyi odaklanın ve anlamaya
çalışın. İyi bir sözleşme avukatınız olması yetmez, onun gözünden kaçabilir.
Sadece sözleşme üzerine kamp yapın. Örneğin bir hafta sonu M&A
danışmanınız, avukatınız, mali müşaviriniz, muhasebeciniz ve finansçınız ile
otele kapanın, sözleşmeyi duvara yansıtın ve didik dik edin. Lehinize ve
aleyhiniz olabilecek maddeleri tespit edin ve çıkarınıza göre nasıl düzenleneceğini
tespit edin.
f)
Ufak Hesapları Engelleyin: Sözleşmeye “1.000 Doların altındaki hatalar için
talepte bulunamazsın. Bu küçük değerli hataların toplamı 100.000 Doları
geçmezse benden tek kuruş isteyemezsin” minvalinde bir madde koydurun. Böylece
alıcı, incir çekirdeğini doldurmayacak hataları birleştirip fiyattan kesinti
yapamaz.
g) Sorumluluk Süresini Kısıtlayın: Şirketi sattıktan 5 yıl sonra bile karşınıza bir fatura
çıkmasını istemiyorsanız, sözleşmeye “Vergi konuları ve dolandırıcılık hariç
olmak üzere, diğer ticari konularda bana kapanıştan en geç 18-24 ay sonrasına
kadar talep iletebilirsin, sonrasında sorumluluğum biter” maddesini
ekletin.
h)
Satışı İptal Edin: Baktınız ki, firmanız çok ucuza gidecek, hukuki ve cezai
sonuçlarını da gözeterek satıştan vaz geçin. Alıcıya her an “bu şartlar bana
uymaz, satmıyorum” diyebilme gücünüzü hissettirin. Fiyatı korumanın en iyi
yolu, alıcının sizi kaybetmekten korkmasıdır.
Not 9: Bu makalemi yazmama neden olan müşterim 2023 ortalarında
bana firma değeri hesaplaması yaptırdı ve alıcı adayına sunulmak üzere hem
Türkiye potansiyeli için rapor hem de firmasının sürdürülebilir büyüme planını hazırlattı.
Alıcı adayı (aynı zamanda müşterimin tedarikçisi) 2024 yılının başında şirketle
ilgilendiklerini belirttiler. Bunun üzerine benim hazırladığım Bilgilendirme
Sunumunu ve şirketin son 3 yıldaki temel mali verilerini (bilanço ve gelir
tablosu) onlarla paylaştık. Tedarikçisi ilgisini daha da artırınca 2024 Temmuz
ayında müşterim uzman bir M&A danışmanı ile çalışmaya başladı. Eylül ayında
alıcı adayıyla Niyet Mektubu imzaladı. Niyet Mektubunda fiyat aralığı da vardı.
2024 Aralık ayında Dijital Veri Odası açıldı. İki ay boyunca alıcı tarafının
M&A danışmanlık firması ile hukuk bürosunun talep ettiği verileri ve
belgeleri bu veri odasına yükledik. 2024 yılı Aralık ayı sonu bilanço ve gelir
tablosu “referans noktası” kabul edildi. 2025 yılının Şubat ayında Detaylı
İnceleme başladı. Alıcının danışmanları veri odasına yüklediğimiz bilgilerin
doğruluğunu bizzat firma içinde kontrol ettiler. Bu sırada görülen eksiklere
istinaden teklif ettikleri fiyatta iskonto talep ettiler. Satıcı (müşterim) kabul
etti. Alıcı Mayıs ayında sözleşmeyi (SPA) gönderdi. Müşterimin M&A
danışmanı ve avukatı sözleşmede bazı ufak değişiklikler talep ettiler ve
Haziran ayının sonunda sözleşme imzalandı. İmza sırasında bir miktar ödeme de
yaptılar. Sözleşmeye göre şirketi 1 Ekim 2025’de devralacaklardı. Yani 1 Ekim Kapanış
Günü idi. Bu 3 aylık süreçte sözleşme Rekabet Kurumu’na gönderildi ve onay
alındı. Kapanış gününde alıcı fiyatın geri kalanını havale etti. Ama satış
henüz bitmemişti çünkü sözleşmeye göre alıcı satışa dair son bir hesap daha
yapacaktı. Alıcı kapanış günündeki bilanço ve gelir tablosunu “referans noktası”ndaki
bilanço ve gelir tablosu ile karşılaştırarak 2 Aralık 2025 tarihinde “Kapanış Hesapları
Düzeltme Raporunu” satıcıya gönderdi. Bu rapora göre 11 aylık süreçte net
işletme sermayesinde ve net finansal durumda (net borç) olumsuz değişimler vardı
ve sözleşmeye göre bu olumsuzluklar fiyattan düşülmeliydi. Bu sebeple satıcıdan
(müşterimden) bir miktar iade istediler. Müşterim bu rapora itirazda bulundu.
Şimdi alıcının itirazı cevaplaması bekleniyor. (Bu satıştaki her ilerlemede bu
maddeyi güncelliyorum.)
Not 10: Müşterimin şirketini satış sürecinde hem kendisine, hem
M&A danışmanına, hem de avukatlarına yardımcı oldum. Pazarlık tüyoları
verdim. Dijital Veri Odasına yüklenmesi gereken belgelerin hazırlanmasında
bizzat görev aldım. Detaylı İncelemenin bazı bölümlerinde de cevaplayıcı olarak
yer aldım. SPA sözleşmesini okudum ve yönetici özeti çıkardım. M&A
danışmanlarıyla ve avukatlarıyla yapılan bazı toplantılara katıldım. Kapanış
Hesapları Düzeltme Raporuna verilecek cevabı hazırlayan ekibin içinde oldum. Bu
sayede şirket alım satımına dair bilgilerim daha da gelişti ve edindiğim her
yeni bilgide bu makalemi güncelledim.
Bu makalemi okuyan bir patron firmalarından birini satmak için benden danışmanlık istedi. 3 ay önce anlaştık. Şu anda Örtülü Pazarlama (teaser) aşamasındayız. Yakında uygun adaylarla görüşmelere başlayacağız. Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim.
YanıtlaSilBugün bir aday ile NDA imzaladık. Hadi hayırlısı.
YanıtlaSil